14 Mart 2007

AĞRISIZ BEL VE SIRT (Uz.Dr. Eser Cemil ALPTEKİN)

-----------------------------------------------------------------------

AĞRISIZ VE VE SIRT Yazısının başlangıcı...>>>

80'lerde bel fıtığı çekenlerin yüzde 46'sı ameliyat ediliyordu. Ama fizik tedavi ve hayatın bir parçası haline getirilen egzersizlerle bu oran yüzde 3'lere düştü
'Çalışınca' geçen ağrı
Bel fıtığı teşhisi konulmuş hastaların fizikoterapi ve rehabilitasyonla iyileşme olasılıkları yüzde 98 civarında. Bu tedavi cevap vermezse yapılacak tek şey ameliyat. Kendisine başvuran 100 hastadan ancak iki ya da üçünde gerçekten ameliyata gerek olduğunu söyleyen Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı Dr. Eser Alptekin, bel fıtığıyla ilgili sorularımızı yanıtladı. Dr. Alptekin'e göre bel fıtığında ameliyat, eğer hastada bel fıtığı nedeniyle fiziksel kusur meydana gelmişse, hasta idrarını kontrol edemiyorsa ve felç öncesi belirtiler yaşanıyorsa yapılır.

Eser Alptekin kimdir?
1945 yılında doğdu. İlkokul ve ortaokulu Bayburt'ta okudu. 1972 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. 1977-1984 yılları arasında İstanbul Çapa Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği'nde ihtisasını tamamladı. İstanbul Belediyesi Çevre ve Sağlık Komisyonluğu Başkanlığı yaptı. Türkiye Sağlık Vakfı'nın kuruculuğunu üstlendi. 18 yıldan beri bel ve boyun fıtığıyla ilgili çalışmalar yürüten Eser Alptekin, kurucusu olduğu Alptekin Kliniği'nin başhekimi olarak hizmet veriyor.

Fizik tedavinin bel fıtığında etkisi nedir?
Öncelikle doktor hastada ne gibi kayıplar oluştuğunu belirler ve bu kayıpların yerine konulması için rehabilitasyon dediğimiz programın uygulanmasına başlanır. Ne yazık ki Avrupa ve Amerika'da bel ve boyun fıtığı tedavisinin en önemli bölümünü oluşturan fizik tedavi, ülkemizde çok fazla ciddiye alınmıyor. Oysa rehabilitasyonla birlikte fizikoterapi de tedavi aşamasında önemli bir yer tutuyor. Fizikoterapinin bu işte uzman kişiler tarafından uygulanması çok önemli. Ülkemizde cihazları alan herkes fizikoterapi yaptığını söylüyor, ancak bu durum çok yanlış sonuçlar doğurabilir.
Peki nedir fizikoterapi?
Halk arasında çok yanlış bir kanı var. Birçok kişi fizikoterapiyi kanserde kullanılan şua tedavisi ile karıştırıyor. Halkımızın şunu iyice bilmesi gerekiyor ki fizikoterapi şua tedavisi değildir. Fizikoterapide uygulanan, ultrasonla o bölgedeki kanlanma sağlamaktır. Ses dalgalarıyla yayılan ısı, vücut içinde aşağılara kadar iner ve bölgede kanlanma meydana gelir. Ayrıca uygulanan lazer terapi ile hastada bağışıklık sistemi aktive edilir ve vücudun savunma mekanizması daha çok devreye girer. Kanlanma artınca da sinirlere tekrar hayat gelir ve canlanma olur. Ayrıca kimyasal değişiklikler de olur ve bölgedeki adele spazmları çözülür.
Uzmanlık önemli
Bu tedaviyle birlikte ilaç tedavisi de uygulanır. Fizikoterapide önemli olan, tedavinin bilimsel olarak konusunda uzman bir fizikoterapist tarafından uygulanması. Türkiye'de beyin cerrahları bile fizikoterapi yapıyor. Oysa fizikoterapi üzerine eğitim almamış bir kişi beyin cerrahi dahi olsa bu konuda çalışma yapmamalı.
Rehabilitasyon nedir?
Öncelikle doktorun hastayı değerlendirmesi gerekir. Çünkü hastanın kalp, metabolizla, akciğer, böbrek, tansiyon problemleri olabilir. Rehabilitasyon tedavisi bu tür problemi olan hastalarda farklı uygulanır. Bir rehabilitasyon uzmanınca hastaya uygulanan özel hareketlerdir. Özetle egzersiz programı diyebiliriz. Bu tedavi de diğerlerinde olduğu gibi bir uzman tarafından uygulanmalı. Yanlış hareketler hastayı iyileştirmek yerine çok daha kötü durumlara düşürebilir. Hastaya ev ödevi
Hasta rehabilitasyon uzmanı denetiminde tedavisini belirli bir noktaya kadar tamamladıktan sonra yine uzmanın verdiği hareketleri evinde de yapmaya devam eder. Hatta bu hareketler bir yaşam tarzı haline getirilmeli, tıpkı diş fırçalamak gibi bir alışkanlık olmalı ve ömür boyu yapılmalıdır. Rehabilitasyon geleceğin tıbbında birçok alanda var olacak bir tedavi şeklidir. Ancak Türkiye'de rehabilitasyona bilimsel ve tedavi anlamında ciddi bir biçimde yer verilmiyor. Rehabilitasyon ve fizikoterapinin bel fıtığı hastalarının tedavisindeki başarı oranı nedir?
Yüzde 100 belki bir parça abartılı olur ama bel fıtığı hastaları fizikoterapi ve rehabilitasyon ile yüzde 97-98 oranında iyileşir diyebilirim.
Rehabilitasyon ve fizikoterapide başarı şansı bu kadar yüksekken, kimler mutlaka ameliyat olmak zorunda?
Tüm dünyada 1980'li yıllarda bel fıtığı teşhisi konulan hastaların yaklaşık yüzde 46'sı ameliyat edilirdi. Ama zaman içinde ameliyat komplikasyonlarının çok olduğu ortaya çıkınca cerrahi yönteme başvurma oranı yüzde 3'lere kadar düştü.
Küreselleşme bütün konularda olduğu gibi sağlıkta da olmalı. Bunun için de doğruları sağlıkta en üst seviyede tutmak, yanlışları da aza indirgemek gerekiyor.
Maalesef bugün tüm dünyada sağlığın her bölümünde ekonomik manipülasyonlar yapılmaktadır. En ciddi Amerikan tıp dergisinde bile yazılmış 32 makaleden bilimsel kurumların çalışması sonucu 30 tanesinin belli amaçlar doğrultusunda çarpıtıldığı yine kendi bilimsel kurulları tarafından yapılan araştırmalarla belirlenmiştir.

Kasılmalara dikkat

Ameliyat, eğer hastada bel fıtığı nedeniyle fiziksel kusur meydana gelmişse, hasta artık idrarını kontrol edemez hale gelmişse ve felç öncesi belirtiler yaşanıyorsa yapılır. Bu belirtilerin en önemlisi de kasılmalardır. Hastalara öncelikle fizikoterapi ve rehabilitasyon uygulanmalı bu tedaviyle başarı elde edilemiyorsa cerrahi yöntemlere başvurulmalıdır. Şöyle özetleyebilirim: Bana yılda 100 hasta geliyorsa bunlardan ancak iki veya üçünün ameliyata ihtiyacı oluyor.
Cerrahi müdahale sonrası yine de rehabilitasyon veya fizikoterapi gerekir mi?
Yine Türkiye'deki en büyük eksiklik budur. Malesef çok ciddi operasyon yapılan yerlerde dahi rehabilitasyon konusu fizikoterapi rehabilitasyon uzmanlarına değil fizyoterapistlere bırakılmaktadır. Bu da hastalar için büyük sorunlar doğurmaktadır. Ameliyat olan hastaların da ciddi rehabilitasyon programlarına katılması gerekiyor. Bu programlar en az 10 en çok 20 seans sürüyor. Hasta uzmanın verdiği hareketleri bir ömür boyu evde yapmaya devam ediyor.
Fizyoterapist ile fizikoterapi ve rehabilitasyon uzmanı arasındaki fark nedir?
Fizyoterapist tıp eğitimi almamıştır, yani doktor değildir. Ama fizikoterapi rehabilitasyon uzmanı hem doktordur hem de tüm bu konu üzerine özel ihtisas yapmıştır.
Tedavi süresi
Fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulanan bel fıtığı hastalarında tedavi süreci ne kadar?
Fizyoterapi ile rehabilitasyon birlikte yapılıyor. Hastanın bu birleştirilmiş tedaviyi 20 veya 25 gün boyunca tekrarlaması gerekiyor. Bu tedavi sürecinde ara verilmesi ise sakıncalı. Seansların her biri de 45 dakika ile 1 saat civarında sürüyor.
Hastanın tedavi süresince ya da sonrasında yapmaması, dikkat etmesi gereken şeyler var mı?
Tedavi aşamasında hastaya tam istirahat veriyoruz. Tedavi sonrasında da hastaya evde yapacağı egzersizleri öğretiyoruz ve kademeli olarak yürüyüş yapmasını öneriyoruz.
Bu yürüyüşler ilk başta 20 dakika ile başlıyor sonra yavaş yavaş artıyor. Yürüyüşlerin de düz yolda yapılmasını istiyoruz. Yokuş çıkıldığında bele binen yük daha fazla oluyor. Ayrıca sabah akşam verilen egzersiz programlarını da uygulamasını istiyoruz.

MR şart mı?

Türkiye'de MR çok yaygın olarak kullanılıyor. En ufak bir bel ağrısı şikâyetinde bile hemen MR çektirdiğinden söz edenler var. Bel ve omurilikle ilgili sorunlarda MR'sız teşhis olmuyor mu?
Türkiye'de MR (manyetik rezonans testi) amacının dışında kullanılıyor. Oysa dünyanın büyük merkezlerinde, örneğin Londra'da 12 tane, Paris'te 16 tane, ABD'nin Florida Eyaleti'nde 11 tane, Roma'da sekiz tane, Münih'te 11 tane MR var. İstanbul'da ise yüzlerce MR mevcut.
Oysa MR teşhiste zora düşüldüğü zaman başvurulacak bir görüntüleme cihazıdır. Yani her bel ağrısı olanın MR çektirmesi gerekmiyor. Üstelik MR'ın maliyeti de son derece yüksektir. Ben açıkçası bu kadar sık MR kullanılmasını ticari buluyorum.
Hasta kendisini boş yere MR çektirmekten nasıl koruyabilir?
Hastanın teşhis ve tedavi için bel-boyun fıtığı uzmanı araması ve bu işi bilen bir doktora gitmesi gerekir. Çünkü uzman bir doktor fiziki muayenede bel fıtığını anlayabilir.

Bel ve boyun fıtığı riskini artıran sebepler:
Aşırı kilo, yaşlanma, hamilelik, hareketsiz yaşam ve işini sevmemek. Masa başında çalışanlarda bel fıtığı riski, ağır işlerde çalışanlardan daha yüksek

Fıtık masa başı işleri sever
İstatistiklere göre bel fıtığı hastalarının yüzde 54'ünü masa başı işlerde çalışanlar, yüzde 27'sini endüstri-inşaat sektörü çalışanları, yüzde 18'ini ise şoförler oluştuyor. Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı Dr. Eser Alptekin'e 'bel fıtığı'nın en çok kimleri sevdiğini sorduk.
Bel fıtığı riski taşıyan insanlar kimler?
Kadınlar erkeklere oranla daha riskli bir grubu oluşturuyor. Çünkü kadınların kemik yapısı farklı, kas güçleri az ve hamilelik süreci var. Hamilelik döneminde vücutta adale sisteminde çok büyük değişiklikler oluyor. Eğer kişi iyi bir hamilelik rehabilitasyonu uygulamadıysa, ani kilo alıp verme döneminde çok önemli sorunlar ortaya çıkabilir. Bu zorlanmalara bağlı bel ve kalça kaslarının yapışma yerlerinde ağrılar meydana gelir. Hamilelikte rehabilitasyon programları dünyada yaygın şekilde uygulanmaktır, ne yazık ki Türkiye'de bu programlar çok gelişmiş değil. Hamile kadın, bu belirli egzersizleri yaparak hem bel fıtığını önler hem de rahat doğum için ön hazırlığı yapmış olur. Kişi bunu doktordan öğrenip evde yapabilir. Bazen hamilelikte bu tür ağrılar bel fıtığı ile karıştırılabilir.
Omurga böyle yaşlanıyor

Bel fıtığı oluşumunda yaşın önemi var mı?
Yaşın önemi var. Ama 15 yaşında bel fıtığı olmuş hastalara da rastladım. Disklerin genç yaşlarda yüzde 78'i sıvıdır. Daha sonra yaşın ilerlemesine bağlı olarak tüm vücutta sıvı kaybı oluştuğu gibi disklerde de sıvı kaybı oluşur. Bu sıvı yaşlandıkça azalır ve diskin bozulma ihtimali artar. Aslında son derece normal bir durumdur, çünkü yaşlandıkça vücudumuzun her yerinde su kaybı ve buna bağlı olarak büzülmeler olur. Örneğin yüz ve diğer bölgelerdeki kırışıklıklar da bu su kaybının bir başka göstergesidir.
Disk yaşlanınca tam vazifesini yapamaz hale gelir. Omurlarda kırıklar oluşabilir. Birçok hasta bilmeden omurundaki kırıkla yaşıyor.
Hastanın belindeki fıtıkla ilgili sorunu yoksa, bu rahatsızlığını bilmeden de hayatını geçirebiliyorsa tedaviye gerek var mı?
Evet var. Çünkü bir süre sonra, yani kişi yaşlandıkça belindeki sorun belirgin şekilde kendisini hissettirmeye başlar. Bunun için tedbir alınması gerekir. Kasların kuvvetlendirilmesi ve vücudun yükünü omurlardan alması gerekir.
Aşırı kilolu olmanın da bel fıtığı üzerinde etkisi var mı?
Şişmanlarda fazla kiloyla birlikte bele binen yük artar. Ani kilo alıp verme de bel fıtığında etkilidir. Şişman kişinin bel fıtığı tedavisinde kilo vermesi şarttır. Biz, bel fıtığı nedeniyle başvuran şişman hastaya diyet öneriyoruz. Diyetle birlikte rehabilitasyona da başlıyoruz.
Banka çalışanları, sekreterler

Fıtık riski taşıyan meslekler hangileri?
Bel fıtığı olan çalışanların yüzde 54'ünü masa başı iş yapanlar, yüzde 27'sini endüstri-inşaat sektörü, yüzde 18'ini ise şoförler oluşturur. Kırsal kesimden gelip de sosyal ve ekonomik düzeyi orta ve ortanın altında olanlarda da çalışma şartlarından dolayı bel fıtığı olma ihtimali de yüksek. Ayrıca uzun süreler boyunca aynı yerde oturmaya dayalı iş yapanlar, örneğin banka çalışanları ve sekreterler de risk altındadır.
Bel fıtığının psikolojik etkileri var mı?
Psikolojik sorunlar birçok hastalığın nedeni. Bel ve boyun fıtığı da psikolojik etkenlerle artabiliyor. ABD'de yapılan bir araştırma psikolojik etkenlerin bu hastalıkta da ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Araştırma farklı yaş ve meslek grubundan 3 bin çalışan üzerinde yapılmış. Sonuçta işinden memnun olmayan, üstleri ile ilgili sorunlar yaşayan kişilerin daha çok bel ve boyun fıtığına yakalandığı ortaya çıktı. Benim hastalarım arasında gözlemlediğim kadarıyla da monoton işlerde çalışanlarda bel ağrıları daha çok görülüyor.

Bel kayması nedir?
'Bel kayması' zorlama veya büyük bir travma sonucunda omurgayı oluşturan omurlardan birinin diğerinin üzerinde kaymasıyla meydana gelir ve sık sık bel fıtığıyla karıştırılır. Oysa bel kayması omurların yer değiştirmesiyle oluştuğu için yumuşak dokuyla ilgili herhangi bir hasar söz konusu olmaz. Bel kayması genellikle düşme, trafik kazası ve ani hareketler sonucunda meydana gelir. Omur 1-2 milimetreden, 1-2 santimetreye kadar yer değiştirmiş olabilir. Ağrı bel ve ileri aşamalarda bacaklarda hissedilir. Hastaya genellikle ağrı kesici ve korse verilir. Ama kayan omur, omurilik kanalını daraltıp felç riski yarattığı ve kemik yapısında bozulma meydana getirdiği için kimi vakalarda ameliyat yapılması gerekir.
Doğru hareket edin
Bel sorunlarının doğmasında oturma ve ağır yük kaldırmanın etkili olduğu söyleniyor, bu doğru mu?
Gün içinde farkında olarak veya olmayarak en çok yaptığımız hareketlerden biri de dönmek. Dönmek de en az yük kaldırmak kadar bele ağırlık bindiren ve yanlış yapıldığında omurlara ve disklere zarar veren bir hareket. Bu nedenle dönüşlerin ve eğilmenin tüm vücutla birlikte yapılmasında fayda var. Sadece beli kullanarak dönmek yerine ayaklarla birlikte tüm vücudu döndürmek ise bele kesinlikle zarar vermez. Uygun bir dönüş bele fazladan hiçbir yük bindirmez.
Gün içindeki hareketlerin bel fıtığını artırıcı etkisi var mı?
Vücut hareketleri hem bel fıtığının oluşmasında hem de mevcut bel fıtığının iyileşmesi ve artmasında büyük rol oynuyor. Hassas bölge olan disklerin en fazla basıya uğradığı hareketler öne geriye yapılan hareketlerdir. Diske en fazla yük bindiren hareketlerden bir tanesi de dönmelerdir.
Dönmelerde ve özellikle eğilmelerde, üstelik de kişi bir de ağırlık kaldırıyorsa, örneğin elinde alışveriş torbaları varsa, diske çok yükün biner. Ağırlığın dengeli olarak kaldırılması bel sağlığı açısından çok önemlidir. Ağır yük iki ayrı torbaya bölüştürülmeli öyle taşınmalıdır.
Diğer bir önemli nokta ise kaldırma şeklinin vücuda ve yere parelel olarak yapılmasıdır. Bütün gövde ile öne doğru eğilerek değil de dizleri kırarak yere eğilmek ve yükü aynı şekilde dizlere ağırlık verek kaldırmak bel fıtığının önlenmesi açısından çok gereklidir.
Herhangi bir cismi kaldırırken bu işi belinizin değil bacaklarınızın yapmasını sağlayın. Yerden bir kâğıt parçasını kaldırmak için bile bu kural geçerlidir. Kaldırmak istediğiniz cismi vücudunuza yakın tutunuz ve yine dizleri doğrultarak ayağa kalkın. Pencere açmak ya da kapatmak için mobilyaların üzerinden uzanmayın. Çok hafif bile olsa dizlerinizi bükmeden ya da belinizi öne doğru eğerek asla eşya kaldırmayın. İki kişi bir yükü kaldırmayı planladığınızda, takım olarak çalışma yapın. Kimin tam olarak ne zaman ne yapacağı iyi planlanmalı, böylece birisine beklenmedik zamanda fazla yük bindirilmemelidir.

70 kiloluk bir insanın beline yatarken 20, ayaktayken 120, otururken 140 kilogram yük biniyor. Oturmak rahat görünse de uzun vadede omurlarda dengeleri bozarak sağlık sorunu yaratabilir

Bele kuşak sarma, belini 'çiğnetme', tahta yatakta yatma... En yaygın hastalıklar arasında sayılan bel hastalıkları için uygulanan yöntemler. Bu uygulamaların faydadan çok zarar getirebileceğini söyleyen Dr. Eser Alptekin, bel sağlığıyla ilgili bazı yaygın ancak yanlış uygulamaları anlattı.
Türkiye'de yaygın olarak yapılan bir uygulama. Beli ağrıyan kişinin başka birini sırtına çıkarması ve halk deyişiyle 'çiğnetmesi' zararlı mı?
Kesinlikle son derece zararlı bir uygulamadır. Ağrının nedenini belirlemeden böyle bir uygulama yapmak önemli sorunlar ortaya çıkarabilir. Birisi sırta çıktığı zaman o bölgede kanlanma olur ve ağrı bir süreliğine azalabilir. Ancak birçok durumda yanlış baskı sonucu felç durumu bile oluşabilir.
Peki kuşak sarma?
Bana göre doğru bir uygulama değil. Çünkü insan vücudu kendini hava şartlarına göre ayarlar. Bel için çok soğuk kadar çok sıcak da zararlı. Kuşak zaman içinde bel ve karın kaslarının zayıflamasına da neden olur. Bel fıtığı olan kişilere belirli bir süre kuşak veya korse öneriyoruz. Bunun amacı bölgedeki hareketi azaltmak. Bel iyileştikten ve tedavi tamamlandıktan sonra korseye veya kuşağa gerek kalmıyor.
Bebekleri oturtmak

Bebeklerin oturtulmaması gerektiği, bunun bel fıtığına neden olabileceği doğrultusunda bir inanış var. Doğru mu?
Bebekte omurga kıkırdak halindedir. Bu nedenle çok zayıf olan bu omurlara binen yük zarar verebilir. Özellikle ilk altı ay bebeğin yatar pozisyonda durmasında fayda vardır.
Otomobil kullanırken bel sağlığını korumak için yapılması gereken şeyler var mı?
Arabanızın ön koltuğunu direksiyona doğru yaklaştırın. Böylelikle dizleriniz kalçalarınızdan biraz daha yukarıda duracaktır. Dik oturun ve belinizi bir minderle destekleyin. Arabada uzun süre oturmayın. Her saat başı otomobilden inin ve etrafında birkaç tur atın.
Tahtada yatma efsanesi

Sert yatak bel fıtığını önler mi? Örneğin bel sorunu yaşayanlara tahta üzerinde ya da yerde yatmaları öneriliyor bu doğru mu?
Bu eski bir uygulamaydı. Zaman içerisinde yapılan araştırmalarla tahtada yatmanın bir fayda sağlamadığı ortaya çıktı. Biz ekonomik durumu iyi olmayan hastalara normal pamuk veya yün bir yatak altına da sunta veya tahta koymalarını öneriyoruz. Ekonomik durumu daha iyi olanlara ise ortopedik yaylı yatakları öneriyoruz. Sadece bel problemi yaşayanların değil, sağlıklı bir belle ağrısız yaşamak isteyenler için de bu tip yatakları öneriyoruz. Ancak bu durum çocuklar için geçerli değil. Çocuk yaşta aşırı sert yataklara yatmaya gerek yoktur.
Bel fıtığı tedavisinde alternatif tıbbın rolü var mı?
Alternatif tıbbın bel fıtığını direkt olarak düzeltmek gibi bir özelliği olduğunu sanmıyorum. Ancak ağrıların hafifletilmesiyle veya vücuttaki stresin azaltılmasıyla ilgili yardımları olabilir.
Birçok kişi zamanının büyük bölümünü işyerinde geçiriyor, bu süre içinde sağlıklı bir bel için yapılacak şeyler var mı?
En önemli şey düzgün bir pozisyonda oturmaktır. Belin destekli şekilde olması gerekir. Bel desteksizken omurlara binen yük maksimuma çıkar. İnsan oturduğu anda bele binen yük iki mislinden fazla artar. 70 kiloluk bir insanda yatarken bele 20 kilo yük biner. Ayaktayken bu yük 120, otururken 140 kilo grama kadar çıkar. Oturuş pozisyonu çok önemlidir. Çalışırken eğik oturmak belki kısa vadede kişiye sorunsuz ve rahat gibi görünebilir ama bu zaman içinde omurlardaki statik dengeleri bozarak büyük sorunlar ortaya çıkarır.
Hangi sporlar bel fıtığını önler?
Karın ve bel kaslarını güçlendiren sporlar bel fıtığının önlenmesi ve tedavisinde etkilidir. Vücudun yükünü bel ve boyundaki omurlar taşır. Bu kasların güçlü olması omurlara binen yükü azaltır. Ama hiç spor yapmamış bir insanın birdenbire hızlı bir tempo ile yüzmeye, koşmaya başlaması vücudun başka yerlerine zarar verebilir. Bel fıtığının hem önlenmesi hem de tedavisi için en yararlı spor yüzmedir. Özellikle serbest stil ve sırtüstü yüzme kasları ahenkli bir şekilde çalıştıracağı için faydalıdır. 40 yaşın üzerindeki kişilere ise ağırlıklı olarak yürüyüşü öneriyoruz. Ağırlık kaldırma ve sert hareketler gerektiren sporlar bel fıtığı olan hastalar için çok sakıncalıdır. Aynı şekilde vücudu eğerek bisiklete binmek de sakınca yaratır.
Hareketli çocuk, şanslı çocuk

Sağlıklı bel için çocukluktan itibaren alınacak önlemler var mı?
Çocukluktan itibaren kemik yapısının gelişmesiyle ilgili beslenmenin, güneş ve egzersizin etkisi büyüktür. Kalsiyum ve demir ağırlıklı iyi bir beslenme kemik yapısının gelişmesi için çok önemlidir. Ayrıca güneşin de kemikler üzerinde olumlu etkisi vardır. Küçük yaştan itibaren yapılan egzersizlerle kuvvetlenen karın ve bel kasları, belin yükünü azaltır, vücudun taşınmasını sadece iskelet sistemine bırakmaz. Çocuğun hareketli olması işte bu açıdan çok önemlidir.

Bacaklarınızın dermanı yoksa, dikkat!


  • Bel fıtığı romatizma ağrısıyla karıştırılıyor.
    Hastanın bel, bacak veya kalçasındaki ağrılar sabah yataktan kalktığı zaman fazlaysa bu ağrının 'romatizmal' olma ihtimali yüksektir. Romatizmal ağrılar sabah şiddetlidir, ancak gün içinde hareketle geçer.
  • Ağrı hareket halindeyken artıyorsa iskelet sistemine aittir. Ağrı haraketsizken de devam ediyorsa iç organlara aittir.
  • Eğer bel çevresindeki ağrı basit ağrı kesiciler alındıktan sonra geçmiyorsa,
  • Ağrı kalçaya ve bacaklara yayılıyorsa,
  • Bacakta ve bel bölgesinde uyuşukluk varsa,
  • Sağ kalça ile sol kalça arasında ya da sağ bacakla sol bacak arasında his farkı varsa,
  • Bacağın belirli yerlerinde 'hissizlik' meydana geliyorsa,
  • Bacaklarda çabuk yorulma hissi meydana geliyorsa ve gücünde zayıflama varsa dikkat! Bel fıtığı olabilir. Mutlaka bir uzmana başvurun.

Menopoz döneminde fıtık riski artıyor. Sağlıklı bel ve boyun için, gençlikte bol kalsiyum ve güneş ışığı alınması gerekiyor

Yaşlılığın ilacı gençlikte!

Kemik erimesi (osteoporoz), 35 yaşından sonra vücudun kemikleri yenileyememesine bağlı bir durum. Menopoz döneminde kadınların korkulu rüyası olan kemik erimesi, bel sağlığını da tehdit ediyor. Bel ve omurga sağlığıyla menopoz ilişkisiyle ilgili sorularımızı fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı Dr. Eser Alptekin yanıtladı.

Kadınlardaki menopoz süreci bel ve boyun fıtığı oluşumunda etkili mi?

Bel ve boyun fıtığı sürecinde menopozon etkisi büyük. Her şeyden önemlisi yaş faktörü var. Kadınlar menopoza girdiklerinde belirli bir yaşın üzerinde oluyorlar. Dolayısıyla kemik ve kas yapısında birtakım güçsüzlüklerin olduğu döneme rastlıyor. Tabii ki hormonal değişikliklerin etkisi de büyük. Kemik erimesi denilen osteoporoz süreci başladığı için tüm kemiklerde de güç kayıpları oluşuyor. Bu da diskin üzerinde negatif etkiler oluşturuyor.

Kemik erimesi nedir?

Kemik erimesi halk arasında kullanılan bir terim. Ancak 'erime' sözüne katılmıyorum. Gereksiz bir paniğe neden oluyor ve gerçekten kemiklerinin eriyip yok olacağını düşündürüyor. Oysa böyle bir durum yok. Tıbbı anlamda tarif edecek olursak 35 yaşından sonra kemiklerin yıkımı, yapımından daha fazla oluyor. Kemikte yoğunluk kaybı meydana geliyor. Kadınlarda menopoz sonrası bu durum ileri derecede artıyor. Hareketsizliğin de bunda etkisi büyük. Osteoporoz her insanın fizyolojisinde yaşanan normal bir süreç. Osteoporoza bağlı olarak kadın ve erkeklerde el bileği ve omur kırıkları ortaya çıkabilir. Osteoporozla birlikte yaşlanmaya bağlı, 75 yaş civarında kalça kırıkları olabilir.

Menopozda mı olur?

Kemik erimesi menopoz sürecinde ve sonrasında ileri derecede artış gösterir. Kemik dokusunun mikromimari yapısının bozulması sonucu, kemik kırılganlığında ve kırığa yatkınlığında artış olur. Bu durum da sadece beli ve boynu değil bütün bir iskelet sistemini içine alan bir hastalıktır. Kemik kırılmaları hastalığın istenmeyen ve en kötü sonucudur.

Kadınlar bunu engellemek için ne yapabilir?

Bu süreç içinde bel hareketlerine dikkat etmek gerekiyor. Eşyaları kaldırırken, özellikle temizlik işleri yaparken beli travmatize edecek pozisyonlara girmemeliler. Düzenli olarak yapılan bel ve karın egzersizleriyle kasları güçlendirmeleri de şart.

Beslenmede nelere dikkat etmeli?

Kemik erimesi süreci, hatta öncesinde kalsiyumlu gıdalara ağırlık verilmesi çok önemlidir. Peynir, süt, yoğurt düzenli olarak beslenmede bulunmalıdır. Ancak bu gıdaları yerken kişinin obezite, hipertansiyon ve kan yağlarının yüksekliği gibi sorunlarının olmaması gerekir. Kahve tüketiminin fazla olması da bunu etkiler. Alkolün de negatif etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Alkol kalsiyumun emilimini azaltıp atılımını artırarak osteoporozun gelişiminde büyük rol oynar. Yaşı 40'ın üzerinde ve doğum yapmış kadınların yüzde 80'inde osteoporoz görülür.

Osteoporozun çeşitleri ve dereceleri var mı?

Osteoporoz yaşlanmaya, menopoza ve hormonal nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir.

İlaçla tedavisi mümkün mü? İlaç tedavisinin de etkisi büyüktür. Ancak son derece pahalıdır. Bu nedenle bizim gibi sosyoekonomik düzeyi düşük ülkelerde kemik erimesini düzenli beslenerek oluşmadan önce engellemek daha ekonomik olur. Osteoporozu engellemek için spor da şarttır. İkinci önemli engelleyici ise güneş ve D vitaminidir. Güneş ışınları ile birleştiğinde kemik üzerinde olumlu etki yaratan D vitamini gerek yiyeceklerle gerekse vitamin olarak kullanılabilir.

Kemik erimesi bel ve boyun fıtığı yapar mı?

Kemikteki kayıplara bağlı olarak kaslardaki disklere binen yük artar. Bel ve boyun ters bir hareket yapıldığı zaman zarar görür.

Kemik erimesi ilaçları bel fıtığını önler mi? Kalsiyumlu ilaçlar doğrudan bel fıtığını önler demek yalnış olur. Kemik yapısına çok yüksek olmamakla beraber katkı sağlar.

Kemik erimesine bağlı fıtıkları önlemek için hangi sporlar yapılır? Bol bol yürüyüş ve karın-bel hareketleri... Uzmanın verdiği egzersizler günü gününe yapılmalıdır. Rehabilitasyonun hedefi sakatlıkların önlemesi, fiziksel kayıpların giderilmesi, hastanın duruşununun düzeltilmesi yönündedir.

Osteoporoz olduğunu nasıl anlarız?

Hastaların yakınmaları, sırt ağrısı, boy kısalması, bel kemiğindeki bozulmalar ve kırıklardır. Osteoporoza bağlı ağrılar sıklıkla görülen ve hareketle artan ağrılardır. Ağrı öksürük ve ıkınmayla da artar.

Boyun fıtığı nedir?

Bel fıtığındaki aynı mekanizma boyun fıtığında da geçerlidir. Boyun omurları arasında diskler vardır. Yastıkçık olarak adlandırdığımız bu disklerde meydana gelen sızmalar sinirlere bası yaparak boyun fıtığını ortaya çıkarır. Oluşmasında ani hareketlerin etkisi büyüktür. Örneğin otomobil çarpmalarında boynun gidip gelmesi halinde kalıcı ve büyük sorunlar ortaya çıkar. Biz buna kamçı manevrası diyoruz. Bu harekette kişi felç bile olabilir.

Boyun fıtığının belirtileri nelerdir?

Bel fıtığında bacaklarda görülen ağrı, kasılma ve hissizlikler boyun fıtığında kollarda görülür. Eldeki sinirde basıya bağlı kas gücü kayıpları olabilir. Kişinin tutma yeteneğinde azalma oluyor. Yine sinirdeki basıya bağlı olarak kolda incelme meydana gelebiliyor. Bu incelme boyun fıtığının ilerlemesi durumunda gözle görülür şekilde olabilir.

Her boyun ağrısı boyun fıtığı belirtisi mi?

Boyun ağrılarında akciğer tümörleri de etkilidir. Hasta boyun ve omuz ağrısıyla geldiği zaman akciğer grafisi çekilmeli. Ayrıca yemek borusu iltihapları ve mide rahatsızlıkları da boyun ağrısı yapar. Sol kolda ağrı varsa kalbi göz ardı etmemek gerekir.

Kol ağrısı boyun fıtığından başka hangi nedenlerle ortaya çıkabilir?

30-40 yaşın üzerindeki hastalarda kalbe mutlaka dikkat etmek gerekiyor. Boyun ve kol ağrısıyla gelen birçok hastada kalp sorunu olduğunu belirledim.

- BİTTİ - www.radikal.com.tr

DR. ESER CEMİL ALPTEKİN'E MUAYENE OLMAK İÇİN

Etiler Fizik Ted. ve Rehabilitasyon Merkezi
Etiler
Nispetiye Mah. Nispetiye Cad.
Ayyıldız iş merkezi Kat: 2
Levent - İstanbul - Türkiye

Tel: (0212) 283 74 74 (Pbx)

Fax: (0212) 268 49 50



2 yorum:

  1. Ben Dursun yigiter hollandada yasiyorum bende 4 seneden beri bel ve boyun fitigi var. Burdaki doktorlar amaliyat olmam gerektigini soylediler. ama ben amaliyat olmak istemiyorum risklerinden korkuyorum. Mumkunse oraya gelip orada lazer tedavisi olmak istiyorum sizce bu mumkun mu, lazerle tedavi edilerbilirmi, ve kac gunde eski sagligima kavusabilirim ? Birde ogrenmekistedim burda ki sagliksigortasi orda gecerlimi ? sigortanin ismi D.S.W Sizden en kisa zamanda cevap bekliyorum ve sizle kontak kurup oraya gelmek istiyorum.
    bu benim emailim emo_fener@hotmail.com

    YanıtlaSil
  2. Bendede bel fıtığı vardı neler denediysem geçmedi. Tam 7 yıl çektim.
    Bir arkadaşım bioenerjiyi önerdi. Daha önce kendi epey bir yer araştırmış. kendisindede boyun fıtığı vardı.
    Sonunda bioenerjiyi denedim. (Aslında hiç inanmam :)
    Bioenerjide Yavuz Şimşek üzerine uzman kişi tanımam.
    Adam Bioenerji uzmanı belimde fıtığım vardı ve neredeyse 7 günde fıtığım yok oldu.
    Allah Yavuz beyden razı olsun mükemmel bir bioenerji uzmanı.
    İzmir de ikamet edip doktorlardan fayda görmeyen herkese tavsiye ederim.
    İnternette ŞimşekBioenerji diye aratırsanız iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
    Ben çok araştırmıştım sonunda çare buldum en azından çare arayanlara bir faydam olsun :)

    YanıtlaSil

Yorumlama biçimi kutucuğundan Adı/Url 'yi seçerek, isminizi ve dilerseniz mail veya site adresinizi yazıp yorumunuzu gönderin. Yorumunuz Editör onayından geçerse yayınlanacaktır. Küfür, Hakaret, İftira ve SİYASİ içerikli yorumlar ve Adı Soyadı belirtilmeyen yorumlar yayınlanmıyacaktır. www.surgucum.com