28 Temmuz 2009

Demir: "Kürtler Ne İstiyor Değil, Kürtlerden Ne İsteniyor"


Seçim bölgesi Mardin’de incelemelerde bulunan AK Parti Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir, Kızıltepe ilçesinde DTP’li belediye Başkanı Ferhan Türk’ü makamında ziyaret etti.

Seçim bölgesi Mardin’de incelemelerde bulunan Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir, Kızıltepe ilçesinde DTP’li belediye Başkanı Ferhan Türk’ü makamında ziyaret etti. Ziyaret sırasında son günlerin gündem konusu olan Kürt sorunu ile ilgili ilginç bir çıkışta bulunarak yeni bir tartışma konusunu da ortaya atan AKP’li Demir, “Kürt sorunu söylemi, Kürtlerin Türkiye’de sorunmuş gibi algılanmasına sebep oluyor.”dedi.

29 Mart Yerel seçimlerinde seçilerek Kızıltepe Belediye Başkanı olan Ferhan Türk’e nezaket ziyaretinde bulunarak belediyenin çalışmalarıyla ilgili bilgi alan Ak Parti Mardin Milletvekili Mehmet Halit Demir, ziyaret sırasında partisinin Kürt Açılımıyla ilgili şahsi görüşünü ilginç bir çıkışla değerlendirdi.

Son günlerde Kürt Açılımıyla başta Başbakan Erdoğan’ın önemli adımlar attığını dikkat çeken ilgili sorununun çözümü noktasında atılan adımlarda çok önemli noktalara gelindiğini anlattı.

“KÜRTLER 80 YILDIR AMELİYAT MASASINDA SAMİMİYET TESTİNDEN GEÇİRİLİYOR!”

29 Mart seçimlerinden sonra Türkiye’de önemli sorunların masaya yatırıldığını söyleyen milletvekili Demir, “Kürt sorunuyla ilgili bir takım çözümlemeler üretilmeye çalışılıyor. Bana göre bu bölgenin sıkıntılarını Kürt sorunu olarak tanımlamak bir haksızlıktır. Bu sıkıntıları tanımlama getirilmek isteniyorsa eğer o tanım şu şekilde getirilebilir, bu ülkenin değişimi, yükselişi noktasında Kürtlerin yaşam koşulları nasıl olmalı? Bunu bu şekilde değerlendirmek lazım. Bu konuyla ilgili oluşan kamuoyunda olaya Kürt sorunu tanımı, sanki bu ülkede yaşayan Kürtlerin bir sorunmuş gibi algılanmasına vesile oluyor. Bu yanlış bir tanımlamadır. Bu tanım ‘Kürtler ne istiyor’ şeklinde bir soruyu da ortaya çıkarmış oluyor. Olaya Kürtler ne istiyor noktasından değil de, Kürtlerden ne isteniyor noktasından yaklaşmak lazım. Kürtler bu ülkede bugüne kadar 80 yıldır her türlü samimiyet testinden geçirilmiş durumda. Bu halk ilgili Güvenlik Siyasal, sosyal ve diğer kültürel testlerden geçirildi. Bu halk 80 yıldır bulunduğu ameliyat masasından kalmak istiyor. Bu halkın samimiyetini ölçmekten öte bu meseleye Kürtlerin buradaki yaşam kalitesinin nasıl olması gerektiği noktasında; güvenlik, siyasal ve sosyal birimlerin güven testlerine kendilerini tutmaları gerekmektedir.”şeklinde konuştu.

"HALKILARI AYAKTA TUTABİLMEK İÇİN SİSTEMLERİ HALKA UYARLAMALIYIZ"

Meseleye mantıklı bir çözümün getirilebilmesi için diyalog yolunun herkes tarafından açık tutulması gerektiğini de savunan Milletvekili Mehmet Halit Demir, Türkiye’de diyalog yolunu kapatanların her zaman kaybettiğine dikkat çekerek, bir birimizi görmezden gelerek olaylara çözüm getirme gibi bir durumumuz olamaz, bunu yaptığımız taktirde bugüne kadar yaşanan acılara yenilerinin ekleneceğini dile getirerek, “Birbirimizi görmezden gelerek, bu ülkenin toplumsal birlikteliğini bütünlüğünü ve halkların kardeşliğini konusunda yaşanan eksiklikler devam eder, çatışma ortamı devam eder bu da bu ülkenin kardeşliğini tüketeceği gibi bu ülkenin zenginliklerini de tüketir. Dolayısıyla diyalog kapılarının açık tutulması gerekiyor. Mesele eğer bu halkın yaşam koşullarının nasıl daha iyi olabileceği üzerine yoğunlaşılacak ise bunun için her kesin cesaretle oturup kendi görüşünü açıkça ortaya koymalı. Bu halkın yaşam kalitesinin nasıl artırılması üzerine her türlü yöntem ama her türlü yöntem sonuna kadar konuşulmalı. Hiç kimse kimsenin önünü tıkamamalıdır. Sayın başbakanımız bu meselenin çözüm çerçevesini çizdi. Çerçeve şu: bu ülkenin birliğini, beraberliğini, halkların kardeşliğini daha iyi noktalara elbirliğiyle nasıl taşırız. Bu güne kadar dünyanın birçok ülkesinde değişik sistem ve idare şekilleri denendi. Bizim ülkemizin Cumhuriyet sistemi kullanılıyor, Cumhuriyetimizin niteliklerini arttırabiliriz, Burada amaç sistemi ayakta tutmak değil de halkları ayakta tutmaksa amaç, o zaman sistemler halklar için kullanılmalıdır. Dolayısıyla sıkıntıları aşmamız için diyalog kapısını açık tutmamız, gerekiyor. Bu ülkede hiçbir halk başka bir halkı yok etme anlayışı üzerine geleceğini kurgulayamaz, kurgulamamalıdır, buna da hiçbir halkın hakkı yoktur. Bu ülke hepimizin, hiçbir halk başka bir halkı sindirme ve yok etme üzerine kendi geleceğini tayın edemez.”şeklinde konuştu.

DTP’li belediyenin toplumsal gelişimine katkıda bulunması için yerel hizmetler anlamında bir adım daha ileriye giderek belediye bünyesinde kültür birimi açılması teklifinde bulundu. Açılacak kültür biriminde; bugüne kadar unutulan Kürt dilinin yazılı bir şekilde kurslar düzenlenerek daha sıklıkla kullanılacağını; halkın kültürü, edebiyatı, müziği ve sinemasıyla ilgili araştırmaları çok faal bir şekilde yapmasına vesile olacağını söyledi.

Belediye’nin yaptığı çalışmalarla ilgili bilgi veren DTP’li belediye başkanı Ferhan Türk, Milletvekili Mehmet Halit Demir’in ziyaretinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ferhan Türk, “Sayın Milletvekilim, Kızıltepe halkı adına; sizlerden öncelikle siyasi çözüm noktasında daha sonra da hizmet sunumumuz noktasında halkımızın size verdiği temsiliyet görevini bu halkın hassasiyetleri doğrultusunda kullanmanızı istiyor ve bekiliyoruz” dedi.
www.mardinlife.com

1 yorum:

  1. Mazlum-Der'in bir kampanyası var.
    "http://www.andimizkaldirilsin.com/yorumlar.asp?bolum=yorum" Siteye girdiğiniz zaman, yorumcular kısmında;
    bazı yorumcular diyorlarki, andımızın kaldırılmasını isteyen Türk olamaz. Veya değişik şekillerde az da olsa andın iyi olduğuna inanan yorumcular var. Her şeyden önce arı bir Türkün bu anda karşı çıkması lazım. Bu ülkede sadece Türkler yaşamıyor ki Değişik kavimler var. Sen her gün onların varlığını Türk varlığına armağan ediyorsun Bu nasıl bir egoistlik (bencillik) Asil bir Türk, özünü kayb etmemiş bir Türk, inançlı bir Türk, despot olmayan bir Türk, Fransız ihtilalı ile başlayan milliyetçilik hastalığına yakalanmayan bir Türk, insanlığı iyi okuyan bir Türk, demokrat olan bir Türk, Kendisi nasıl güzel şartlarda yaşamak isteyip ve başkalarının da kendisi gibi bir insan olduğunu düşünüp ona da bu güzel yaşama hakkının olduğunun bilincinde olan bir Türk, bütün insanlık ademden çoğalıp özünün bir olduğuna inanan bir Türk, kısacası insanlık normlarına saygılı olan bir Türk, bu hataya nasıl düşebilir? Kesinlikle yukarıda özellikleri sıralandığı Türk şahsiyetler böyle bir andı kabul etmezler. Şahsiyetli bir Türk bunu kabul etmediğine göre, öbür etnik kökene sahip olan vatandaş, bunu ne akılla, ne mantıkla, ne hevesle, ne iştahla, ne gururla destekler? Bu andı destekleyen yorumcu arkadaşlara diyorum ki, sizi yetiştiren zihniyet bölücü bir zihniyettir. Zayıf yerinizden giriyorlar, egonuzu okşamaya çalışıyorlar, öbür taraftan basiretinizi kör ediyorlar. Çünkü asabiyet, basiret körlüğüdür. Kör olan önünü görür mü? Kör köre yol gösterirse ikisi de çukura düşmez mi? Gene bu andı savunan bir Türk’e şunu diyeyim; Bulgaristan böyle bir andı “Varlığım Bulgarların varlığına armağan olsun, ne mutlu Bulgarım diyene” her gün Türk çocuklarına okutulsa, Türk olan oradaki vatandaş kendisini nasıl hisseder? Empati yapın lütfen. Empati yaparsanız, o perde gözünüzün önünde kalkar ve bir asil Türk gibi düşünmeye başlarsınız. Ama illaki herkesin varlığı benim varlığıma armağan olsun deseniz, sadece siyah görürsünüz demektir, öbür renklerden mahrum kalırsınız. Karanlıkta gezmek; işte örneği seksen küsür yıldır görülüyor. Bu ülkenin bunca güzelliklerine, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarına rağmen, ne ekvatorda ne kutuplarda olmasına rağmen, her üç tarafı denizle çevrili olmasına rağmen birbirimizi yiyiyoruz. Genç Türkiye, milliyetçiliği Fransa ihtilalıyla ithal etti. Kürt’lerde Genç Türkiye’den öğrendi. Eğer baba Türkiye asabiyetten vaz geçerse, terbiyecisi olduğu Kürtler çoktan vaz geçer. Baba çocuklarına iyi bir terbiye vermedi, tarlasının bakımını yapmadı, üstüne üstlük tarlaya diken tohumlarını ekti. Tabiidir ki, bu dikenler ayağa da batar, gözede batar, vücudun her tarafına da batar. Şunu da ekleyeyim: annemin bir ineği vardı. Kıç tarafından keneler ve daha değişik parazitler vardı. Annem o keneleri hayvancağızdan temizlerken, hayvan, biraz sonra rahat olacağını bilmediği için anneme tekme atıyordu. Zavvalı hayvan vampir parazitlere alışmıştı. Hayvanı parazitlerden kurtarmak zordu.
    Herkesin empati yapıp ona göre karar vermesi dileğiyle.

    YanıtlaSil

Yorumlama biçimi kutucuğundan Adı/Url 'yi seçerek, isminizi ve dilerseniz mail veya site adresinizi yazıp yorumunuzu gönderin. Yorumunuz Editör onayından geçerse yayınlanacaktır. Küfür, Hakaret, İftira ve SİYASİ içerikli yorumlar ve Adı Soyadı belirtilmeyen yorumlar yayınlanmıyacaktır. www.surgucum.com