8 Ocak 2010

SAZAN

http://www.solhan.net/images/sections/azizgulmus.jpg
Köy meydanında bütün köylüleri etrafına toplayan bölgenin bölük komutanı Yüzbaşı, köylülere “nasihatla” beraber ince tehditlerde de bulunuyordu:
--“Bu köye teröristler geliyor ve siz onlara yardımlarda bulunuyorsunuz. Haberimizin olmadığını sanmayın sakın. İçinizde bize bilgi getiren devletinin ve milletinin yanında olan dürüst insanlar var. Ancak, teröristlere kucağını açan, onlara her türlü yardımı yapıp, sizleri de kurbanlık koyunlar gibi bıçak altına atanlar da var. Sizlere özellikle söylüyorum kendinizi kurban etmeyin! Kurbanlık koyun olmayın!”

Bu konuşmaları dinleyen Xalê Mısto komutanın kurbanlık hayvan aradığını sanıp yarım yamalak Türkçesi ile hemen atılır :
--“Qomtanım Mehemed ê Hemo’nın dermaleleri qurbana pır baştır” der.

Komutan bu köylünün kendilerini “yardım ve yataklık yapmaya zorlayan’ın ismini verdiğini” sanıp askerlere:
--“Hemen bulun bu adamı ve getirin !” dedikten kısa bir süre sonra Mehmed ê Hemo yaka-paça tutularak getirilir. Zavallı adam tüm çabalarına rağmen derdini anlatamayınca elleri ve gözleri bağlanarak arabaya bindirilir.

Askerler gittikten sonra köylüler Xalê Mısto’nun başına toplanarak onu azarlamaya başlarlar. Xalê Mısto işin vahametini anlamamış olacak ki kendisini azarlayan köylülere:
-- Lawo mın jı Mehemed ê Hemo ra müşteri dit. Her Eskereki heywanek bıkıre yên dewlemend bıve, ma qey mın xerabi kır hela… hella…. (Ben Mehmed'e iyilik ettim. Her asker bir hayvanını satın alırsa, köşeyi dönüp zengin olur halla... halla....)

***
Bazen ya bilmediğimizden, yada boş bulunup sazanlık yaptığımız anlar oluyor. Bazen de adam yerine konmamız için miskal-i zerre kadar konuyu bilmeden, anlamadan balıklama atladığımız sığ sularda çırpınır dururuz.

Abdurrahman ağabeyimiz de tam bir sazandı. 12 Eylül öncesi gruplar arasındaki siyasi tartışmalarda hiçbir teorik birikimi olmamasına ve savunduğu şeylerin hiç de grubun savunduğu tezler olmamasına rağmen her fraksiyonla olur olmaz anlarda tartışıyordu. Bu durum grup arkadaşları olan bizleri bazen zor duruma düşürüyordu. Hele ona: ”Sen bilmiyorsun” ya da “Yanlış şeyler söylüyorsun” demek her delikanlının karı değildi. Çünkü asabi bir kişiliği vardı. Ancak alttan alarak onu tartışmalardan uzak tutmak gerekiyordu. Bunun için de müdahale ederek::
--“Abi sen çok bildiğin için karıştırıyorsun” dediğimizde kızmazdı. Hatta “Çok bildiğini” söylediğimiz zaman sevinip, böbürlendiği de olurdu.
***
Adam köyünden gezmek ve alışveriş için Diyarbakır şehir merkezinde dolaşırken korkunç sıkışmıştı. Doğruca Ulu Camii tuvaletine giderek şansına boş kabin bulup kendini oraya zor attı...

Tam oturmuştu ki yan kabinden bir ses: "merhaba" dedi.

Adam şaşkın: "Merhabaaa ser çava qurban" diye cevap verdi.

Ses devam etti: "Nasılsın?"

İlk defa başına böyle bir şey geliyordu...

Yine şaşkın şaşkın yanıtladı: "Way Sağ oleseeen. sen nasılsan bavê mın?"

Ses sordu: "Ne yapıyorsun?"

Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordu. Düşündü ve yanıtladı:
"Ma abdesxanede ne edılır qurban? senın yaptıxıni yapiyam"

Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.
"Hayatım, telefonu kapatıyorum. Yandaki tuvalette bir geri zekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım..."

Aziz GÜLMÜŞ
azizgulmus@gmail.com


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlama biçimi kutucuğundan Adı/Url 'yi seçerek, isminizi ve dilerseniz mail veya site adresinizi yazıp yorumunuzu gönderin. Yorumunuz Editör onayından geçerse yayınlanacaktır. Küfür, Hakaret, İftira ve SİYASİ içerikli yorumlar ve Adı Soyadı belirtilmeyen yorumlar yayınlanmıyacaktır. www.surgucum.com