9 Mart 2009

Reklam verenleri kutluyorum...

Bir okuyucu olarak, bugün Mardinlife.com sitesini ziyaret ettiğimde üst kısmında 2 tane banerli siyasi parti reklâmıyla karşılaştım. Başka bir ziyaretçiye bu siyasi parti reklâmları sıkıcı ve itici gelebilse de nedense benim çok hoşuma gitti.
http://img147.imageshack.us/img147/4701/pp01cover20lettertm2.gif
Ve o iki reklâmı tıklayıp ziyaret ettim. O reklâmlar sayesinde ilgili adaylarla ilgili çok şey öğrendim.
Benim gözümde bir site veya gazetenin değeri aldığı reklâmlarla ölçülür. Yanlış anlaşılmasın bir yayın organı reklâm alamıyorsa değersizdir demiyorum. Bir yayın eğer reklâm alıyorsa ziyaretçinin gözünde ciddi bir yayın olarak algılanır. Bu aynı şekilde reklâm verenler içinde geçerlidir. Eğer bir firma veya şirket ya da parti eğer reklâm veriyorsa okuyucunun gözünde kalitelidir. Yoksa sıradan bir kuruluştan hiçbir farkı yoktur. O sebeple İşadamlarımız Mardin kamuoyu için canla başla görev yapan yayın organlarına daima reklâm vererek destek olmaları gerekir. Verdikleri reklâmları da hiçbir zaman bir minnet borcu olarak görmemeleri gerekir. Hiçbir şirket reklâm vermek için illaki yayın organından teklif beklememesi gerekir. Çünkü yayıncılıkta bir sanattır. Ve çoğu gazeteci bu işi aşkla ve şevkle yapmaktadır. Gazetecilik yapmak isteyen hiç kimse bu işi para kazanmak için yapmaz holding medyaları haricinde.

Bence reklâm, yayınını sürekli devam eden bir site veya gazete için olmazsa olmazlarındandır. Çünkü reklâm olmazsa o site veya gazete bürosunun kirasını hangi parayla ödeyecek? Çalışan muhabirlerin maaş ve sigortalarını neyle ödeyecek? Gün geçtikçe eskiyen ve aşağı yukarı en az 2 yılda bir yenilenmesi gereken teknolojik cihazları (bilgisayar, kamera, fotoğraf makinesi vs.) hangi parayla yenileyecek? Bir gazete veya dergi elinde birikmiş para olsa da reklâm almazsa kaç ay yayınını sürdürebilecek?

İstanbul da mardinlife.com u her ziyaret ettiğimde haberleri heyecanla okuyorum. Her okuduğum haberde muhabirin o gün haber peşinde koşarken yaşadığı yorgunluğu satırlardan okuyorum. Muhabirin yaşadığı stresi haberdeki resimden izliyorum. Eğer haberi yapan Nezir Güneş ise o an Nezir Güneş oluyorum. Soğuk bir kış gününde yağmura rağmen haber peşinde koşuyorum. Bazen akşam saat 10 ‘a kadar büroda haberi yetiştirmeye çalışıyorum. Ya da geç saatlere kadar Matbaada oluyorum. Bir başka gün Mardin’in merdiven basamaklı sokaklarında yokuş yukarı gece vakti yürüye yürüye eve ulaşıyorum. Gece saat 11 de tam yemeğe oturacak iken bir telefon sesi. Arayan İstanbul dan Mehmet AYAZ, (www.surgucum.com) Sürgücünün sorunları anlatıyor. Her okuduğum haberle beraber mutlaka o haberi yapan muhabirin yaşadıklarını aynen yaşıyorum. Bazen Nezir GÜNEŞ, Bazen Şehmuz EDİZ, Bazen Kadir ÜRÜNDÜ, Bazen Selahattin EROL, Bazen de Ekrem ARSLAN oluyorum. İşte her okuyucu okuduğu haberi o gözle okuması gerekir. Hiçbir haber kolay bir şekilde alınmıyor. Eğer haberin peşinde koşmazsan haberden haberin bile olmuyor. İş habere gitmekle de olmuyor o haberi ivedilikle almak yazmak vs…

O sebeple her okuyucu bir haberi okurken benim yaşadığım duygularla haberlere bakmalı. Haberi okurken muhabirin o haberi yaparken çektiği sıkıntıların bilinciyle haberi okumalı. Hiçbir haber veya gazete internet gibi bir tıklamayla okunduğu gibi hazırlanmıyor. Yayıncılığın bin bir türlü zorlukları var. Yerel basının yükünü hafifletmenin tek yolu reklâm vermektir. Reklâm verilerek basının ayakta durması sağlanabilir. Ancak Reklâm vererek basının yaptığı kutsal göreve ve fedakârlığa teşekkür edilir. Bütün bu zorlukların bilinciyle yerel basınımıza destek olan REKLAM VERENLERİ KUTLUYORUM.

Mehmet AYAZ
Kaynak: Mardinlife.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlama biçimi kutucuğundan Adı/Url 'yi seçerek, isminizi ve dilerseniz mail veya site adresinizi yazıp yorumunuzu gönderin. Yorumunuz Editör onayından geçerse yayınlanacaktır. Küfür, Hakaret, İftira ve SİYASİ içerikli yorumlar ve Adı Soyadı belirtilmeyen yorumlar yayınlanmıyacaktır. www.surgucum.com