6 Kasım 2009

TRT 6 yeni bir sektör doğurdu

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/287320091106120337130.jpg
TRT 6’nın yayın hayatına başlaması sonrasında Kürtçe çeviri ve dublaj alanında hizmet etmek amacıyla her geçen gün yeni bir firma adım atıyor.

Özel sektörden ulusal yayın olarak ilk adımı Gaziantep merkezli Dünya TV atıyor. Bu adımın ilk olması beraberinde diğer medya guruplarının da Kürtçe yayına adım atabileceklerinin işaretini de şimdiden veriyor. Özel sektörün attığı adımın akabinde yeni bir ihtiyacın ortaya çıkacağını iddia eden ASR Medya, şimdiden alt yapısını Kürtçe Haber ve Kürtçe Reklam alanlarına hizmet vermek için hazırlıklarını tamamlamış.

ASR Medya Kürtçe Çeviri ve Dublajın yanı sıra talep olması halinde başlangıçta İstanbul merkezli ham görüntülü Kürtçe Haber servisi de yapabiliyor. Firma Kürtçe Reklam ve Kürtçe Haber hizmeti de vererek farklılığını ortaya koyarken bu güne kadar alışılmışın dışında bir konsept geliştirerek sektöre farklı bir açılımda bulunuyor.

Sektöre hızlı giren ASR Medya, Kürtçe televizyonculuk başta olmak üzere çeviri, dublaj ve Kürtçe haber dahil, program yapımlarına kadar tüm hizmetleri sunacak uzman kadrosuyla iddialı olduğunu açıkladı. ASR Medya Yapım, sektörün tüm ihtiyaçlarını tek elden yönetebilme kabiliyetine sahip olduğunu belirttiği yazılı açıklamasında kendisini şöyle tanıtıyor:

“2009 yılında profesyonel kadrosuyla, eğitimli çalışanlarıyla sektördeki yerini emin adımlarla almaya başlayan ASR Medya sektöre profesyonel bakış açısı, uzman kadro ve doğru partnerler ile, doğru stratejileri kullanarak hedef kitlesine en kısa yoldan ulaşarak en önemli partneriniz olacaktır. Kürtçe Çeviri, Kürtçe Dublaj, Kürtçe Haber, Kürtçe TV Reklam ve tanıtım filmi prodüksiyonlarından radyo reklamlarına, üç boyutlu animasyonlara, masaüstü yayıncılık hizmetlerinden interaktif medyaya, web tasarımlarına kadar çok geniş bir uygulama alanı olan ASR MEDYA, A dan Z ye her konuda ve her platformda sizi temsil edecek ürünler sunmaktadır”
www.ekovizyon.com

2,46 metrelik 'dev' Sultan'ın sitemi

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/122620090917100717203.jpg
2.46 cm'lik boyuyla Dünyanın en uzun insanı olma ünvanını geçtiğimiz günlerde Guinnes'te tescilleyen ve rekorlar kitabına girmeyi başaran Mardin Derikli Sultan Kösen, kısmeti konusunda şunları söyledi.

Atatürk Havalimanında hayranlarının yoğun ilgisiyle karşılaşan Sultan, bol bol fotoğraf çektirdi.

'Dünyanın En Uzun Adamı' olması yanında 'Dünyanın En büyük Elli ve Ayaklı Adamı' unvanlarına da sahip olan Sultan, Türkiye'nin tanıtımı için birçok ülkeyi gezdiğini, bu ülkelerde Türkiye'yi anlattığını ve bir bakıma Türkiye'nin turizm elçiliğini üstlendiğini ancak şimdiye kadar başta Kültür ve Turizm Bakanı olmak üzere devlet büyüklerinin kendisini aramamasına sitem ederek, 'Devlet bana sahip çıksın' dedi.

3 ayda bir aldığı sakat maaşıyla geçindiğini söyleyen Kösen, devlet büyüklerinden iş de istedi. Rekorlar kitabına girdikten sonra kısmetinin açılmadığını belirten Sultan, "Nerede bulursam kapıp getireceğim" diyerek evlenmek istemesine esprili yorum getirdi.

Yunanistan'a da gitmek istediğini belirten Sultan, Yunan bayrağını eline alarak Yunanca, 'Merhaba' diyerek dostluk mesajları verdi.

En büyük sıkıntılarından biri bedenine uygun kıyafet bulamamak olan ve bu nedenle kıyafetlerini diktirmek zorunda kalan Kösem, havalimanında cüssesine uygun araç problemi de yaşadı.

Kendisini almaya gelen son model otomobile binemeyen Kösen, gelen bir minibüse sığabildi. Sultan'ı çevrede şaşkın gözlerle izleyen havalimanındaki vatandaşlar ise ilginç yorumlar yaptılar.

Bir vatandaş, minibüse binen Sultan için, "Şoför inşallah fazla bagaj parası olmaz" yorumunu yaptı
www.haber7.com

Bebekler hangi dilde ağlar?

http://medya.zaman.com.tr/2009/11/06/bebek1.jpg
Almanya'da yapılan bir araştırma bebeklerin, annelerinin anadiline uygun şekilde ağladığını ortaya koydu.

Alman "Die Welt" gazetesinin internet sayfasında çıkan habere göre, Würzburg Üniversitesi Kliniği Konuşma Öncesi Dil Gelişimi ve Gelişim Bozukluğu Merkezi Başkanı Kathleen Wermke ve ekibi, embriyonların ana rahminde, annenin konuştuğu dilin farklı vurgularını hafızasına kaydettiğini ve doğduktan sonra da ağlama sırasında o dilin "melodi örneğini" kullandığını tespit etti.

Araştırma sonuçlarını "Current Biology" adlı dergide yayımlayan Wermke, araştırma için 3 ila 5 günlük 60 Alman ve Fransız bebeğinin izlendiğini belirterek, bu bebeklerin ağlamaları sırasında hazırlanan frekans spektrumunda farklı vurgulamalar tespit ettiklerini söyledi.

Almancada kelimelerin vurgusunun son hecelere doğru azaldığına, Fransızca da ise arttığına işaret eden Wermke, buna paralel olarak Alman bebeklerinin yüksek tonlarda ağlamaya başlayıp ağlamalarını yavaşlattığını, buna karşılık Fransız bebeklerin yavaş yavaş ağlamaya başlayarak seslerini gittikçe yükselttiğini kaydetti.

Kuru ağaçtan hayat bulan sanatsal eserler

http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac24.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac22.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac23.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac2.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac3.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac4.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac1.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac6.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac7.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac8.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac9.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac10.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac11.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac12.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac13.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac14.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac15.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac16.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac17.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac18.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac19.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac20.jpg
http://medya.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-11-06-agac/img/agac21.jpg

http://www.zaman.com.tr/multimedya

Yağışlar Mardinli Çiftçilerin Yüzünü Güldürdü

Mardin'de yağmur bereketi çiftçinin yüzünü güldürdü.

Son iki yıldır bölgede yaşanan kuraklığın ardından gelen sonbahar yağmurları çiftçilere rahat bir nefes aldırdı. Mardin Tarım İl Müdürü Hasan Cebi, "Mardin ovasında yaklaşık bir milyon 600 bin dönüm ekili arazi bulunmaktadır. Son yağmurlar ekinlere can suyu oldu. İnşallah böyle devam eder. Geçen yıl bu dönemlerde üzüntülü olan çiftçi bu yıl sevinç içindedir." dedi.
Ziraat Odası Başkanı Malik Özkan da bu yıl yağışların zamanında ve yeterince yağdığını söyledi. Özkan, "Yağmur çiftçinin yüzünü bir nebze olsun güldürdü. Geçen yıl aynı dönemde ekili alanlar kurumuştu." şeklinde konuştu.

Mardin’e 24 Derslikli Lise Müjdesi

AK Parti Mardin Milletvekili Halit Demir’in, sitemize gönderdiği açıklamasında Milli Piyango’nun Mardin’e 24 derslikli bir lise binasının yaptıracağı müjdesini verdi.

AK Parti Mardin Milletvekili Halit Demir’in, sitemize gönderdiği açıklamasında Milli Piyango’nun Mardin’e 24 derslikli bir lise binasının yaptıracağı müjdesini verdi.

AK Parti Mardin Milletvekili Halit Demir’in Özel Kalem Müdiresi Zeynep Baban aracılığı ile sitemize gönderdiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Mardin'de eğitim alanında yaşanan derslik sıkıntısının giderilmesi noktasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile olduğu gibi mevcut bakanımız Sayın Nimet Çubukçu ile de defalarca görüşmüş, her iki bakanımızla da yapılan görüşmelerde Mardin’deki dersli açığına dikkat çekerek yeni okulların yapılması yönünde taleplerde bulunmuştur.

Yapılan temasların yanında, Kızıltepe kaymakamlığı ve Mardin Valiliği’nin de resmi yazılarıyla desteklenen talepler doğrultusunda; Dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile 2008 Temmuz ayında yapılan görüşmeler olumlu neticelenmiş ve Milletvekilimiz, Sayın bakan Unakıtan'ın himaye ve destekleriyle Milli Piyango İdaresi Genel Müdürülüğü’nden Kızıltepe’ye kurum adına bir lise yapılması talebinde bulunmuştur.

Kurum yetkililerince değerlendirilen ancak daha önceden Mardin’de Milli Piyango İdaresi tarafından bir lise’nin yapıldığını, kurum tarafından alınan karar gereğince “Aynı il’de ikinci bir okul yapılamaz” yönünde alınmış bir prensip kararı olmasının hatırlatılası üzerine Sayın Milletvekilimiz Halit Demir, Kurum tarafından alınan prensip kararının bir kereliğine Kızıltepe'deki mevcut aciliyet durumu ve Mevcut 70 kişilik dersliklerin yoğunluğundan eğitim kalitesini olumsuz etkilendiği gerekçesi öne sürülerek yeniden Bakan Unakıtan ve kurum yetkilileriyle tekrar ve ısrarla görüşerek, Milli Piyango İdaresi tarafından; Kırşehir iline yapılması kararlaştırılan 24 derslikli lise’nin yeri Kızıltepe ilçesi leyhine yeniden düzenlenerek yeniden karar altına alınmasına vesile olmuştur.

Alınmış olan karara rağmen geçen zaman zarfında İilçedeki çarpık yapılaşmadan sebep okulun yapılabileceği yer temini konusunda sıkıntılar yaşanmış ancak son olarak İlçe kaymakamlığımız ve Mardin Valimiz Sayın Hasan Duruer’in konunun önemine binaen ısrarlı çalışmaları neticesinde okulun inşa edileceği yer tespit edilmiştir.

Böylece Milli piyango İdaresi tarafından ilk defa bir ilde ikinci bir lise yapımı konusunda gerekli protokoller, milletvekili arkadaşlarımız Cüneyt Yüksel, Gönül Bekin şahkulubey, Sayın Valimiz Hasan Duruer, Belediye Başkanımız Av.Beşir Ayanoğlu ve Milli Piyango İdaresi yetkililerinin hazır bulunduğu törende imzalanmıştır.

24 Derslik, 300 öğrencilik potansiyele sahip tam donanımlı bir Pansiyon ve Spor alanlarıyla birlikte ilçemize yapılacak olan Lise ile ilgili diğer teknik başlıklar siz değerli basın mensubu arkadaşlarımızla daha sonra paylaşılacaktır.

Eğitimin önemini bilen ve bu hedefle aşındıracak kapı bırakmayan Milletvekilimiz Mehmet Halit Demir, Mardin’in eğitim seviyesinin yükseltilmesi yolunda derslik açığının önemli bir sorun olarak ortada durduğunu, Bu sorunu önce derslik sayısı açığını ve bu paralelde öğretmen açığını da mümkün olabildiği kadar en alt kademeye çekebilmek için çalışmalarını sürdürmektedir.

Yeni yapılacak lisenin ilimizin gençlerine ve geleceğine hayırlar getirmesini temenni eden hepinize saygılar sunarız.”

Mardin’de 150 bin öğrenciye göz taraması

Türkiye genelinde 11 milyon öğrenciyi göz taramasından geçiren Türkiye Optik ve Optometrik Meslekler Derneği ve Göz Sağlığını Koruma ve Görme Engellilere Hizmet Dernekleri Mardin’de 150 bin öğrenciyi göz muayenesi yaparken McDonald's Çocuk Vakfı da 15 bin öğrenci de göz taraması yapacak.

Türkiye genelinde 11 milyon öğrenciyi göz taramasından geçiren Türkiye Optik ve Optometrik Meslekler Derneği ve Göz Sağlığını Koruma ve Görme Engellilere Hizmet Dernekleri Mardin’de 150 bin öğrenciyi göz muayenesi yaparken McDonald's Çocuk Vakfı da 15 bin öğrenci de göz taraması yapacak.

Mardin Optisyenler Derneği işbirliği ile yaklaşık bir aydır Mardin merkez ve ilçelerinde bulunan bütün okullarda bulunan öğrenciler 4 uzman ve 4 göz teknisyeni tarafından taramadan gerçekleştirildi.

Türkiye Optik ve Optometrik Meslekler Derneği Başkanı Abdullah Aydın, Göz Sağlığını Koruma ve Görme Engellilere Hizmet Derneği Başkanı Bahattin Taşkın, Mardin Optisyenler Derneği Başkanı Şeyhmus Bağış ve yardımcısı Şahin Çırık Sakarya Ayçan Çaltekin İlköğretim okulunda düzenlenen göz muayenesi taramasına katıldı.

Bir aydır Mardin merkez ve ilçelerinde bulunan bütün okulları göz taramasından geçirdiklerini belirten Göz Sağlığını Koruma ve Görme Engellilere Hizmet Derneği başkanı Bahattin Taşkın, Edirne’den Ardahan’a kadar 62 il 690 ilçede 11 milyonu öğrenci olmak üzere toplam 17 milyon kişi Türkiye Optik ve Optometrik Derneği desteği ile göz taramasından geçirdiklerini söyledi. 2009-2010 yılında ise 10 ilde 3 milyon öğrenciyi kapsayan geniş bir göz tarama kapsamına alındığını ifade eden Taşkın, “Bu çalışmaları ülke genelinde yaymaya çalışıyoruz. Mardin’de yapılan göz taramaları kapsamında birçok öğrencimizin göz hastalıkları tespit edildi. İlk müdahalemizi yaptık. Önümüzdeki günlerde gözlük ihtiyacı olan öğrencilerde gözlükleri dağıtılacak.”dedi.

AYDIN:“EĞİTİM BAŞARISIZLIĞI VE TRAFİZ KAZALARININ ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN GÖZ TARAMASI YAPIYORUZ”

Türkiye Optik ve Optometrik Meslekler Derneği başkanı Abdullah Aydın, Türkiye genelinde milyonlarca öğrenciyi göz taramasından geçirdiklerini söyledi. Aydın” Mardin’de bir ay içinde 150 bin öğrenci göz muayenesi yapıldı. Türkiye genelinde hizmetleri yaygınlaştırarak sürdürüyoruz. Amaç burada ilköğretim çocukları eğitimdeki başarısızlığın ve trafik kazaların Türkiye’deki çokluğu tamamen reflasyon ve görme bozukluluğundan kaynaklanıyor. Bunu önlemek içinde Türkiye Optisyenler ve Optometrik Meslekler Derneği olarak ülke genelinde böyle bir çalışma başlattık.”dedi.
Mardin’deki taramalar esnasında eksi 18 miyop hastası olan öğrencilerle karşılaştıklarını dikkat çeken Aydın, öğrencinin başarılı olabilmesi için ailelere de büyük görev düştüğünü ve öğrencileri muhakkak periyodik ir şekilde göz taramasından geçirmeleri gerektiğini ifade etti.

Mardin’deki göz taramasına öncülük eden Mardin Optisyenler Derneği başkanı Şeyhmuş Bağış ise il genelinde yapılan göz taramasında 150 bin öğrenciden 30 bininde reflaksyon kusurunun tespit edildiğini söyledi. Buradaki Optisyenler Birliği olarak tüm çocukların görme bozukluluklarını gidermek için çalışacaklarını anlatan Bağış, “Hayatında hiç gözlük kullanmadığı halde gözlük numarası çok yüksek olan binlerce çocuk tespit ettik. Bu çocuklara gözlük temin etmek için derneğimiz çalışmalarını sürdürüyor. Önümüzdeki yıldan itibaren göz taramasını daha kapsamlı yapmaya amaçlıyoruz.”şeklinde konuştu.

MCDONALD ÇOCUK VAKFI DA GÖZ TARAMASI YAPIYOR

Bu arada Mcdonald’s Çocuk Vakfı tarafından GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Mardin valiliği işbirliği ile Mardin’de 15 bin öğrenciyi kapsayan göz taraması muayenesine Kabala beldesinde start verdi. McDonald's Çocuk Vakfı’nın GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı koordinasyonu ve Mardin Valiliği işbirliği ile uyguladığı ‘Sağlıklı Göz ve Eğitimde Başarı Projesi’, göz hastalıklarını tespit edip tedavisini sağlamayı, göz hastalıkları nedeni ile eğitimden yeteri kadar yararlanamayan ve sosyal güvencesi olmayan öğrencilerin başarı seviyesini artırmayı amaçlıyor. Ekim ayında başlayan projeyle öğretim dönemi sonuna kadar 15 bin Mardinli çocuğun göz taramasının tamamlanması hedefleniyor.

Projenin tanıtımı amacı ile Mardin Kabala 100.Yıl İlköğretim Okulu’nda yapılan törene Mardin Vali Yardımcısı Ferhat Özen, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkan Yardımcısı Muharrem Filiz ve McDonald’s Çocuk Vakfı Başkanı Hakan Serim katıldı
www.mardinlife.com

SunExspress, Mardin Semalarında...

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından Mardin'e direkt seferler başlatan SunExspress, ilk seferini İstanbul Mardin, Mardin İstanbul karşılıklı olarak gerçekleştirdi.

Akşam Saatlerinde Mardin Hava alanına inen SunExspress’e ait ilk seferi gerçekleştiren uçak tam doluluk oranı ve taşıdığı yolcularla birlikte Saat 17. 25 sularında Mardin Hava alanına indi.

Mardin ile İstanbul Sabiha Gökçen arasındaki ilk aktarmasız uçuş SunExpress’le başladı.

Türkiye’nin en yaygın bölgesel uçuş ağına sahip özel havayolu şirketi SunExpress 2009-2010 kış tarifesi kapsamında İstanbul Sabiha Gökçen ile Mardin arasında aktarmasız uçuşlarına başladı.

Mardin'e ilk uçuşunu yapan SunExpress Hava Yolları'na ait 160 kişilik uçağın yolcuları, karanfillerle karşılandı. 5 Kasım Perşembe günü saat 15:10’da kalkan ilk uçak Mardin’e inişinde SunExpress bölge müdürü Şeyhmus Özkan ve hava alanı yöneticileri tarafından karşılandı. İstanbul Sabiha Gökçn’den Mardin’e direkt sefer düzenleyen ilk havayolu şirketi olan SunExpress’in uçuşları Perşembe ve Pazar günleri karşılıklı olarak gerçekleştirilecek. SunExpress Hava Yolu Bölge Müdürü Şeyhmus Özkan, İstanbul'dan Mardin'e ilk direk uçuşu yapmanın mutluluğu içinde olduklarını söyledi. İlk kez kendi firmaları tarafından Mardin'den İstanbul'a ve İstanbul'dan Mardin'e uçuş yaptıklarını belirten Özkan, "Mardin'e yaptığımız bu ilk uçuş, hem Mardin halkı için hem de bölge halkı için büyük bir önem arz etmektedir. Mardin gibi dünyada yıldızı parlamaya başlayan ve dünya kenti olmaya aday bir şehre ilk kez İstanbul'dan direkt uçuş yapmak bize nasip oldu. İstanbul'dan Mardin'e olan seferlerin arttırılması için çalışmalarımıza devam ediyor."dedi.

Mardin'in geçen yıllardan bu yana mutlu bir gününü daha yaşadığını söyleyen Havaalanı Müdürü Vedat Sayın ise, turizm merkezi halin gelen Mardin’e THY, Anadolu Jet ve Pegasus’tan sonra SunExpress’in de tarihi kente sefer koymasının sevinci içerisinde olduğunu söyledi. Sayın Havaalanın önce akşam inişlerine hazır hale getirildiğini daha sonra ise SunExpress’in akşam saatlerinde uçak seferi koyduğunu hatırlatan Sayın, “Mardin’e haftada daha önce 17 sefer düzenlemekteydi. SunExpress’le birlikte bu sayı 19’a çıktı. Vatandaş yoğun bir ilgi gösterdi. Mardin, turizm açısından dünya gündemini meşgul etmeye başlayan bir kent. Bu özelliğinden dolayı Mardin’e olan yoğun ilgi gün geçtikçe devam ediyor."şeklinde konuştu.

SunExpress’in iç hat bilet fiyatları her şey dahil 49’TL’den başlıyor. Yolcular biletlerini SunExpress’in www.sunexpress.com adresindeki internet sitesinden ve 444 0 797 numaralı çağrı merkezinden satın alabiliyor.

Kadir ÜRÜNDÜ

5 Kasım 2009

Yaz Sezonunu Erken Açan Pegasus’dan,Biletlerini Erken Alanlar Kazanıyor...

http://www.flypgs.com/Downloader.aspx?t=mpbanner&id=103
Pegasus Havayolları; 2010 iç hatlar yaz tarifesi biletlerini 33.99 TL’den başlayan fiyatlarla satışa açtı…

Pegasus Havayolları 2010 iç hatlar yaz tarifesini de dış hatlar yaz tarifesinin ardından satışa açtı. 28 Mart- 30 Ekim 2010 tarihleri arasında geçerli olacak yaz sezonu iç hat biletlerinde herşey dahil 33,99 TL’den başlayan fiyatlarla satılıyor.

Kampanya devi Pegasus, tüm uçuşlarında en ekonomik fiyatlarla uçurmaya devam ediyor. Uçmanın kolay yolu Pegasus, geçtiğimiz ay 49.99 Euro’dan başlayan fiyatlarla satışa açtığı dış hatlar yaz tarifesinin ardından, 2010 iç hatlar yaz tarifesini de 4 Kasım 2009 itibari ile satışa açtı. 28 Mart - 30 Ekim 2010 tarihleri arasında tüm iç hatlarda gerçekleşecek uçuşlarda Pegasus misafirleri 33,99 TL’den başlayan fiyatlarla uçma fırsatı bulacaklar.

Misafirlerine her zaman en ekonomik uçuş fırsatlarını sunan Pegasus Havayolları, Adana, Ankara, Antalya, Bodrum, Dalaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kayseri, Konya, Malatya, Mardin, Samsun, Trabzon ve Van karşılıklı uçuşlarında geçerli olacak 2010 yaz tarifesi için biletlerini erken alan Pegasus misafirleri, biletlerini erkenden alıp, ekonomik seyahat etme fırsatını yakalıyor.
Müthiş Pegasus yaz biletleri 33.99 TL’den başlayan fiyatlarla www.flypgs.com ‘da.

500 bin cep telefonu hattı kapatılacak

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/425920081009082258580.jpg
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 500 bin cep telefonu abonesine şok bir uyarı yaptı. 10 Kasım tarihine kadar kimlik ispatlayıcı belgelerle GSM operatörüne bildirim yapmayan SIM kartlar kapatılacak.

7 gün açık kalacak hatlar, beyan yapılmadığı takdirde 17 Kasım 2009'da susacak.

Elektronik Haberleşme Kanunu'nun geçici 5. maddesinde yapılan değişiklikle Turkcell, Vodafone ve Avea abonelerinin eksik bilgi ve belgelerini belirleyip kendileriyle irtibat kurarak giderme yoluna gitti.

Halen devam eden çalışmalar çerçevesinde adresten, vatandaşlık numarasına kadar bütün bilgiler SIM kartla eşleştiriliyor. Ancak geçen sürede cep telefonu operatörlerince tespit edilen, bilgi ve belgelerinde eksiklik ve yanlışlıkları bulunan 500 bin civarında aboneye 10 Kasım 2009 tarihine kadar süre verildi.

Bu zamana kadar bilgilerini yenilemeyen cep numaraları 17 Kasım 2009 tarihinde görüşmelere kapatılacak.

BTK, konuyla ilgili olarak, 'Abonelik Kayıtlarının Güncellenmesi ve Son Kullanıcıların Aboneliğinin Gerçekleştirilmesi İşlemlerine İlişkin Usul ve Esaslar' kapsamında cep kullanıcılarına uyarı yaptı.

GSM hizmeti sunan işletmeciler nezdindeki bilgi ve belgelerinde eksiklik ve yanlışlıkları bulunan abonelerin, 10 Kasım 2009 tarihine kadar kimliklerini ispatlayıcı belgelerle birlikte ilgili işletmeciye başvurmaları gerektiğine dikkat çekti.

ÖNCE UYARI SONRA KAPAMA

Güncellenmesi sağlanamayan hatların, işletmeci tarafından haberleşme şebekesi ile bağlantısının kesileceği yönünde uyarı yapılacağına vurgu yapan kurum, "Bu tarihten itibaren yedi gün süresince gelen aramalara açık tutulmasını müteakip, haberleşme şebekesi ile bağlantısı kesilecektir." uyarısında bulundu.

Haberleşme şebekesi ile bağlantısı kesilen hatlar, kimlik bilgilerindeki eksiklikler tamamlandıktan sonra tekrar görüşmeye açılacak.

BAŞKALARININ HATTINI KULLANANLAR DA DİKKAT

Kanun gereğince bir kereye mahsus olarak başkası adına kayıtlı olan hattı kullananlara da imkân tanındı. Bu aboneler, kendilerinin kullanmakta oldukları hatları, 10 Kasım 2009 tarihine kadar, hiçbir vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüğe tabi olmaksızın, kendi üzerlerine kaydettirebilmek için ilgili GSM operatörüyle abonelik sözleşmesi yapacak.

Söz konusu hatlardaki eski abonelerinin borçlarına taahhütnamenin imzalandığı tarihten itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi içinde itiraz hakları bulunacak.

Konuya ilişkin bilgilendirme, Türk Telekomünikasyon AŞ ile GSM mobil telefon hizmeti sunan işletmeciler tarafından internet sayfası, çağrı merkezi, bayiler, kısa mesaj gibi kanallarla gerçekleştiriliyor. Abonelerin vatandaşlık numaraları dahil bilgilerinin güncellenmesi hususunda işletmeciler ile irtibat halinde bulunmaları gerekiyor.
www.haber7.com

Türkiye sulama kanalı ile 11 milyar dolar tasarruf eder

Mardinli işadamı Mehmet Timuroğlu, Türkiye'ye 11 milyar dolarlık katkı sağlayacak bilimsel sulama projelerini anlattı.
http://www.karacabeyblog.com/wp-content/uploads/2008/06/damlama-sulama.jpg
Tarımda bilimsel sulama sistemlerine geçerek Türkiye’nin 11 milyar dolar tasarruf edebileceğine dikkat çeken Girişimci–İşadamı Mehmet Timurağaoğlu “Örneğin Damla Sulama Sistemi verimliliği en az yüzde 50 arttırıyor, maliyetler azaltıyor, erozyonu önlüyor ve bitkilerin gelişimine katkı sunuyor” dedi.

Su kaynakları azaldı, imdada bilimsel sulama sistemleri yetişti. Dünyanın en verimli topraklarını içinde barındıran Mezopotamya’da sulama sorunu çiftçinin en büyük kâbusu olmaya devam ediyor… Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde tarlalarda kuyu açarak bu soruna çözüm üretmeye çalışan çiftçi, geliştirilen Damla Sulama Sistemi sayesinde nefes almaya çalışıyor. Su kaynaklarının giderek azalmasından tedirgin olan çiftçi, bu sistemle topraklarını daha verimli şekilde sulayabilecek. Hem daha verimli, hem de daha ekonomik yollarla tarlaların sulanmasını sağlayan Damla Sulama Sistemi’yle ilgili çalışmalar yürüten girişimci–işadamı Mehmet Timurağaoğlu, sistemi Mardin’de denediklerini ve çok başarılı sonuçlar aldıklarını belirtti. Damla Sulama Sistemi’nin, fabrikalarda özel olarak üretilmiş damla sulama boruları kullanılarak bitkilerin direk kök bölgesine suyun ve gübrenin damlalar halinde azar azar ve sık sık verilmesini sağladığını belirten Timurağaoğlu, “bu sistem suyu az olan bölgeler için müthiş bir fırsat. Çiftçi bu sistemle verimlilikte en az yüzde 50’lik artış yakalıyor. En önemli özelliği su kaybını ortadan kaldırmak olan Damla Sulama Sistemi, aynı miktar suyla 2 kat daha fazla alanı sulayabiliyor. Ülkemizdeki en önemli sorunlardan biri olan erozyonun önüne de geçen Damla Sulama Sistemi, ürünün gelişimine olumlu katkı sağlıyor” açıklamasında bulundu.
http://www.haber1.com/photos/021120091555090871049_4.jpg
Bilimsel alanda yaptıkları çalışmaların ardından Damla Sulama Sistemi’yle Mardin’de birçok tarlayı salma yöntemiyle suladıklarını belirten girişimci–işadamı Timurağaoğlu, çiftçinin uygulanan sistemden memnun kaldığını belirtti. Su kaynaklarının giderek azaldığına da dikkat çeken ve bu nedenle çiftçinin acilen Damla Sulama Sistemi’ne geçmesi gerektiğini belirten Timurağaoğlu, “tarımda verimliliğin arttırılması, maliyetlerin azaltılması için sistem şart. Geçtiğimiz günlerde bölgemizi ziyaret eden Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’e, Damla Sulama Sistemi’yle ilgili özel bir rapor hazırladık ve bu konuda destek istedik. Çiftçiyi kullandırılan kredilerle ilgili destek istedik. Ortaya çıkan istatistik bilgileri ve çiftçinin sistemden aldığı olumlu sonuçlar herkesi gibi Sayın Bakan’ın da ilgisini çekti. Sistem’in önümüzdeki günlerde Türk tarımında önemli bir değişimi tetiklemesini bekliyoruz” dedi.

TİMURAĞAOĞLU: SULAMA SİSTEMLERİYLE

TÜRKİYE 11 MİLYAR DOLAR TASARRUF EDEBİLİR

Basınçlı sulama sistemlerinin kullanılması ile makro ekonomide önemli katkılar elde edilebileceğini savunan Timurağaoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarımda basınçlı sulama sistemlerini kullanarak ülkemiz enerjiden 0.9 milyar dolar, gübreden 1.25 milyar dolar, ve en önemlisi verimlilik artışından 9.00 milyar dolar kazanarak toplamda 11.115 milyar dolarlık büyüklüğe denk gelen oranda kâr elde edebilir. Olaya nereden bakılırsa bakılsın milli ekonomiye en az 11 milyar dolar katkısı olacak bir sistemin hükümet tarafından ciddi şekilde desteklenmesi gerekmekte”.
http://www.haber1.com/photos/021120091553160879264_4.jpg
DAMLA SULAMANIN AVANTAJLARI NELERDİR?

*Damla sulama ile daha az su ile daha çok alan randımanlı olarak sulanır.

*Meyilli arazilerde erozyona sebebiyet vermeden sulama yapılabilir.

*Bütün arazi sulanmadığı için bitkilerin ve ağaçların aralarında ot çıkışı olmadığı için otlarla yapılan ilaçlı ve mekanik mücadele maliyeti azalır.

*Her yer sulanmadığı için her sulamadan sonra kaymak tabakasını kırmak ve toprağı havalandırmak için toprak işlemesi olayları neredeyse ortadan kalktığı için işçilik ve mazot tasarrufu sağlanır.

*Diğer sulama sistemlerinde bir sezonda gübreler en fazla 3–4 defada verildiği için her defasında fazla miktarda gübre toprağa karıştırılır veya serpilir. Gübrelerin birçoğu bitkiler tarafından alınamadan sulama suyu ile derinlere doğru yıkanır bir kısmı da aralarda çıkan yabancı otlar tarafından alınır. Ayrıca topraklarımızın pH’ı genelde yüksek çıktığı için verilen gübrelerin bir kısmı da toprak kolloidleri tarafından tutulur ve bitkiler tarafından rahatça kullanılamazlar. Damla sulamada ise her sulamada veya iki sulamada bir gübre verildiği için azar azar gübre verilir. Verilen gübreler tüm tarlaya değil de bitki kök bölgesine verildiği için daha az gübre verilir. Kullanılan fosforik, Nitrik ve Sülfürük asit gibi gübrelerle toprağın pH’ını düşürerek genelde topraklarımızda bulunan fakat pH sebebiyle alınamayan Demir, Bakır, Çinko vb. gibi Mikro elementlerin alınımı sağlanır ki bunlarda bitkilerin gelişmesine doping etkisi yapar.

*Sık sık azar azar su verildiği için toprakta SU–HAVA–GÜBRE dengesini kolayca ayarlanır. Topraktaki su durumunu tarla kapasitesinde tutarak fazla su, az su, aşırı gübre vs. gibi streslerden bitkiler korunur.

*Arazideki tüm bitkilere eşit su ve gübre verildiği için tüm bitkiler eşit büyüklükte olur. Düzenli sulama ve gübreleme sebebiyle daha erken ürüne yatar ve hasadı daha erken yapılabilir.

Asuman'ın dramına bir yenisi eklendi

Bilge Köyü'nde 44 kişinin katledilmesinin ardından eşi saldırganların ailesinden olduğu için hamileyken ayrılan 22 yaşındaki Asuman Çelebi'nin ölü doğum yaptı.
http://images.ihlassondakika.com/www.ihlassondakika.com(44793).jpg
Mazığdağ'ın Bilge Köyü'nde 4 Mayıs 2009 akşamı nişanevine yapılan silahlı saldırıda 44 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıya uğrayan ailenin kızı olan ve saldıryı gerçekleştiridği gerekçesiyle bazı kardeşleri tutuklanan Şükrü Çelebi ile evli olan 1 çocuk annesi ve o tarihte 3 aylık hamile olan 22 yaşındaki Asuman Çelebi'nin köyü terk eden eşi ile gitmeyip baba evinde kalmayı tercih etti. Asuman Çelebi, 1.5 yaşındaki oğlu Kadir Çelebi'yi de daha güvenlik bir yere giden babası Şükrü Çelebi ile gönderip, köyde yakınlarıyla yaşamaya başladı. Asuman Çelebi, o dönem gazetecilere yaptığı açıklamada, "Babam benden küçük oğlum Kadir'i babasına teslim edip yanlarına gelmemi istedi. Kadir'e berşiy olursa bizden bilirler dedi. Bende oğlumu babası ile gönderdim" demişti.

Bilge Köyü'nde yaşayan Asuman Çelebi, geçen Pazar günü karnındaki bebeğinin hiç bir hareket etmediğini fakedince yakınların tarafından Mardin Kadın Doğum Hastanesİ'ne götürüldü. Burada yapılan muayenede kız bebeğin ölü olduğu tespit edilerek sezaryanla anne karnından alındı. Bebekte yapılan ilk incelemede herhangi bir darp ve zehirlenme izini rastlanılmadı. Anne Çelebi, 4 saat hastanede kontrol altında tutulduktan sonre serbest bırakıldı. Sezaryan ile alınan ölü bebek teslim edildiği aile tarafından Bilge Köyü Mazarlığı'nda toprağa verildi.

Bebeğin ölümü şüpheli bulunması üzerine Sağlık Bakanlığı ve polis olayla ilgili soruşturma başlattı.

Sunexpressin Mardin Uçuşları Bugün Başladı

http://www.habermardin.com/News_Picture%5C4820428143970496.bmp
SunExpress'in İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Mardin'e karşılıklı direkt uçuşları bugün başlıyor. Bugün başlayacak olan Seferler, 5 Kasımdan itibaren Mardin’e perşembe ve pazar günleri yapılacak. Yetkililerden yapılan açıklamaya göre SunExpress’in , İstanbul'un Anadolu yakasından Mardin'e direkt sefer düzenleyen ilk hava yolu şirketi olurken, Sabiha Gökçen çıkışlı iç hat uçuş noktalarının sayısı da 17'ye yükseleceği bildirildi.

SunExpress'in İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Mardin'e gerçekleştireceği uçuş tarifesine göre, perşembe ve pazar günleri İstanbul'dan saat 15.10'da kalkacak uçak, saat 17.00'de Mardin'e ulaşacak. Mardin'den aynı günler saat 17.30'da hareket edecek uçak, saat 19.25'te İstanbul'a varacağı belirtildi.
www.habermardin.com

Tırnak yemeyi önlemenin 5 yolu

http://medya.zaman.com.tr/2009/11/02/tirnak.jpg
Tırnaklarınızı yiyorsanız, muhtemelen bu alışkanlığınıza çocukluk döneminde başlamışınızdır.

Ergenlik dönemindeki çocukların yaklaşık yarısı tırnaklarını yediklerini belirten uzmanlar, bunların dörtte üçünün bu alışkanlıklarını 35 yaşına kadar sürdürdüklerine de dikkat çekiyorlar.

Bunun gibi asabi alışkanlıkların, endişe, stres ve sıkıntı anında ortaya çıkan bilinçdışı davranışlar olduğunu söyleyen uzmanlar, tırnak yeme alışkanlığını "onikofaji" olarak isimlendiriyorlar. Tırnak yemek, sosyal açıdan da kabul edilebilir bir davranış değildir. Ayrıca, pürüzlü, yenen tırnakların çekici görünmediğini belirten araştırmacılar, bazı insanlar tırnaklarını çok kötü yediklerini, parmaklarını kanattıklarını ya da tırnaklarını kemire kemire yok denecek kadar az bıraktıklarını ifade ediyorlar. Tırnak yemenin sağlığı da olumsuz etkilediğini vurgulayan uzmanlar, tırnaklarınızı yediğinizde, ağzınız ile parmaklarınız arasında ileri geri bakteri taşıdığınızı ve eğer şeytan tırnağınızı yerseniz, tırnağınızın kenarında enfeksiyon gelişebileceğini açıklıyorlar.

Peki bu zararlı alışkanlıktan nasıl kurtulacaksınız? HowStuffWorks isimli sitede yer alan habere göre, tırnak yemeyi önlemenin 5 yolu bulunuyor:

1. Tırnaklarınızın temiz ve bakımlı olmasına özen gösterin: Bazı tırnak yiyenler için, bu saplantılı bir durum halini almıştır. Tırnaklarınızı temiz ve bakımlı tutmalısınız. Manikür kitlerinde genellikle tırnak kesme makası, bir törpü, küçük bir makas ve kütikül itici ya da manikür kürdanı bulunuyor. Evinizde ya da çantanızda küçük bir manikür kiti bulunursa, kırılan tırnaklarınızı ya da şeytan tırnaklarınızı yemeden düzeltebilirsiniz. Haftada bir kez manikür yapmaya çalışın. Gerekliyse tırnaklarınızı keserek başlayın. Zeytinyağlı ya da losyon eklediğiniz ılık suda tırnaklarınızı birkaç dakika bekletin. Tırnaklarınızdaki ölü deriyi yavaşça geriye itin. Ellerinizi kurulayın ve losyon ya da kütikül kremi sürün.

2. Caydırıcı kullanın: Eczanelerde tırnak bakımı ürünlerine bakarsanız, tırnak yemeyi bıraktıran kremleri, yağları ya da tırnak cilalarını görebilirsiniz. Bu ürünlerden birçoğu aynı zamanda başparmak emmeyi bıraktırmak için de kullanılıyor. Bu ürünlerin içerisindeki kırmızı biber özü gibi maddelerden dolayı ürünlerin tadı acıdır. Bazı insanlar evde kendi hazırladığı saf karabiber gibi caydırıcı solüsyonları kullanıyor. Ancak bunlar kolayca yıkanabiliyor, ticari ürünler ise daha uzun süre etki gösteriyor.

3. Kendinize oyalanacak alışkanlık bulun: Tırnak yeme alışkanlığınızı unutmak için tüm enerjinizi başka alışkanlıklara harcayın. Bazı insanlar için, bu ellerini meşgul tutmak anlamına geliyor. Basit bir stres topunu avuç içinde sıkabilirsiniz. Bu size yardımcı olur. Tırnaklarınızı yemek istediğiniz zaman, stres topunu elinize alın ve sıkmaya başlayın. Ya da ellerinizi meşgul etmek için boyama, dikiş dikme, örgü örme, çizim yapma ya da dantel yapma gibi el işleriyle uğraşabilirsiniz.

4. Tırnaklarınızı neden yediğinizi bulun: Öncelikle, niçin tırnak yemeye başladığınızı düşünün. Sadece bir gün buna başlayıp, alışkanlık yapmış olabilir. Bu bazı tırnak yiyenler için doğrudur. Yine de, bunların birçoğu sıkıntı, stres, korku ya da endişe anlarında tırnak yemeye başlamıştır. Belki, siz de okulun ilk günü ya da ailenizden uzak, arkadaşınızın evinde ilk kez gece yatısına kaldığınızda başlamış olabilirsiniz. Eğer ne zaman ve hangi koşullar altında tırnak yemeye başladığınızı bulduysanız, bununla mücadelenin yollarını da bulursunuz. Her zaman stres kaynaklarını ortadan kaldıramayabilirsiniz, ancak o an yapacak başka bir şeyler bulabilirsiniz. İşte sıkıldıysanız, kısa bir yürüyüş yapın ya da bir bardak su almak için yerinizden kalkın. Eğer uçmak sizi endişelendiriyorsa, yanınıza okuyacak kitaplar alın ya da dizüstü bilgisayarınızı yanınıza alıp film izleyin, internete girin. Hissettiklerinizi biriyle konuşmak da yardımcı olabilir.
Zaman Online

Yemek yerken duyularımız nasıl çalışıyor?

http://medya.zaman.com.tr/2009/10/31/yemek.jpg
Koku ve tat alma sorunları hayatımızı geniş ölçüde etkilediği biliniyor. Çünkü bu duyularımız sayesinde hayattan tat alıyoruz, yeme arzumuz doğuyor.

Ancak yediklerimizin tadını alamayınca daha az yemek yeriz.

Ancak, BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, bir şey yediğimizde sadece koku ve tat alma duyularımız değil ayrı ayrı düşündüğümüz tüm duyularımız birlikte çalışıyorlar.

Görme: Kırmızı ya da turuncu renkler, yiyecekleri daha tatlı algılamamıza neden oluyor ve böylece şeker ihtiyacını azaltıyor. Maalesef tuzluluk oranı için herhangi bir renk ilişkisi bulunmuyor. Bu nedenle, burada beyninizin marifetlerini kullanabilirsiniz.

İnançlar: Önceki duyusal bağlar yargılarımızı karartabiliyor. Batılı ülkelerde vanilya, karamel ve çilek kokusu tatlı tadının algılanmasını artırıyor. Ancak, Batılı olmayanlar bu tatlı kokuların bazılarını tanımlayamıyor. Böylece bu kişilerde tat artışı olmuyor.

Koku: Algıladığımız lezzetlerin yüzde 80'inin burnumuzdan geldiğini düşünürüz. Ancak, Oxford Üniversitesi'nden Prof. Dr. Charles Spence, ise bunu "vantrologluk" olarak isimlendiriyor. Bu da duyularımızın hepsinin ağzımızdan geldiği anlamına geliyor.

Tat alma: Dilinizdeki tat alma tomurcukları tatlı, ekşi, tuzlu, acı ve lezzeti seziyor. Fakat, bu süreç sadece tadın diğer duyularla birleşmesiyle oluşuyor.

Dokunma: Yiyeceklerin kıvamını, kalınlığını artırma lezzet yoğunluğunda sapmaya neden oluyor. Bir teoriye göre, kıvam artınca tat molekülleri tat tomurcuklarına ulaşmakta daha fazla zorlanıyor.

Ses: Gıdanın kıtırtısı ve çıtırtısı bizim algılayışımızı etkiliyor. Daha yüksek eğimli sesler çıtırtı sesinin daha çiğ, taze olarak algılanmasını sağlıyor. Hatta, yiyeceğin isminin anlamı bile yiyeceğin nasıl kavranacağı konusunda bir faktör olabiliyor.
Zaman Online

Hafif egzersiz kalpten ölüm riskini azaltıyor

http://medya.zaman.com.tr/2009/11/05/egzersiz.jpg
Bilimsel bir çalışmanın sonuçlarına göre, hafif egzersiz erken yaştaki kalp hastalığı tehlikesini önlüyor.

Daily Express gazetesinde yer alan haberde, araştırmacılar, haftada 3 kez yarım saat süreyle yürüyüş, kürek çekme ya da yavaş ve tempolu koşu gibi aerobik egzersiz yapmanın, kalp hastalarının ölüm riskini yüzde 60 azalttığını buldular.

New Orleans'ta Kardiyoloji Bölümü tarafından yürütülen ve Amerikan Journal of Medicine dergisinde yayınlanan çalışmanın sonuçları, İngiliz Kalp Kurumu tarafından da kabul edildi.

Felç ve kalp krizi gibi dolaşım sorunlarıyla ilişkili durumlardan dolayı her yıl 200 binden fazla ölüm yaşandığını belirten araştırmacılar, Britanya'da 5 erkekten biri ile 7 kadından biri kalp hastalığı nedeniyle hayatını kaybettiğini söylediler.

12 hafta boyunca 30 ya da 40 dakikalık yürüyüş, kürek çekme ya da tempolu ve yavaş koşu gibi egzersizler yapan katılımcılara, beslenme ve yaşam tarzını geliştirmeleri için tavsiyeler verildi.

6 yıldan daha uzun süre izlenen katılımcılarda, egzersiz yapanlarda ölüm oranının yüzde 60 daha az olduğu görüldü. Egzersizin aynı zamanda stres seviyesini azaltmaya yardımcı olduğu belirtildi. İngiliz Kalp Kurumu, çalışmanın kalp hastaları için egzersizin psikolojik ve fiziksel faydalarını bir kez daha gösterdiğini açıkladılar.

Kalp hastası olanların çoğunun kolesterolünü ve kan basıncını düşürmek için ilaçlara başvurduğu da kaydediliyor.

Zaman Online

2 Kasım 2009

Ramazan ERGİN, TRT 6 Şeş'in Keskesor Programına Konuk Oldu

http://lh3.ggpht.com/_Hjkac1ftqjA/Su9NrATr4yI/AAAAAAAAado/qhf0L8EUbUs/s576/Ramazan%20ERG%C4%B0N%20TRT%206%20%20www.surgucum.com%202.jpg
Başta yazarlar ve akademisyenler olmak üzere tüm kitapseverler tarafından büyük ilgi gören ve tüm çevrelerce büyük tartışma konusu olan, Kanın Gizli Tarihi Reşo Kuri Kitabı'nın yazarı Ramazan ERGİN, 2 Kasım 2009 Pazartesi akşamı Saat 21:00 de TRT 6 (Şeş) televizyonunun banttan yayınlanan Muhammed Dara AKAR'ın hazırlayıp sunduğu Keskesor programının konuğu oldu. Konuklar programda genel anlamda başta Mardin olmak üzere Mezopotamyadaki farklı ırk, din ve mezheplerdeki hoş görü ortamını ve kültürel zenginlikleri tartıştılar. Program da ayrıca Hewlérde kültürel zenginlikler ile ilgili yapılan ropörtajlara da yer verildi. Ramazan ERGİN ise programda yazdığı kitap ile ilgili araştırma sürecini ve kitabında yer alan olaylardan bazı kesitler sundu.
http://lh5.ggpht.com/_Hjkac1ftqjA/Su9NrJBlaYI/AAAAAAAAadk/bFSKbglok4U/s576/Ramazan%20ERG%C4%B0N%20TRT%206%20%20www.surgucum.com%201.jpg
Programı Hazırlayan ve Sunan: Muhammed Dara AKAR
http://lh4.ggpht.com/_Hjkac1ftqjA/Su9NrdHfdKI/AAAAAAAAads/phYDXo0R86Q/s576/Ramazan%20ERG%C4%B0N%20TRT%206%20%20www.surgucum.com%203.jpg
Programın Konukları:
Diyarbakırdan, Ramazan ERGİN Reşo Kuri Kitabının Yazarı
Irak Kürt Bölgesi Hewlér'den, Günlük yayınlanan Hebat Gazetesi yöneticisi Muhammed AHMED

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden Özürlülere Evde İstihdam Projesi


http://www.ibb.gov.tr/sites/sdb/Documents/hhaber/hresim/evde_istihdam1.jpg
İSÖM ALO 153 EVDE ÇAĞRI MERKEZİ ve ÖZÜRLÜLERE İŞ İMKÂNI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Özürlüler Müdürlüğü (İSÖM), özürlülere kendi evlerinde çalışabilme imkânı sunuyor. İSÖM ALO 153 Çağrı Merkezi’nde istihdam edilen tekerlekli sandalyeli Savaş Şimşek ve Arzu Doğan da bu proje kapsamında hiçbir ulaşım engeline takılmadan ve zaman kaybetmeden evlerinden çağrıları karşılayabilmekteler.
http://www.ibb.gov.tr/sites/sdb/Documents/hhaber/hresim/evde_istihdam2.jpg
2007 Temmuz ayında İSÖM tarafından kurulan ALO 153 Çağrı Merkezi’nin amacı; evinden çıkamayan özürlü ve yaşlılara bir telefon kadar yakın olup onların ulaşım ihtiyaçlarını karşılamak. Bu amaçla hayata geçirilen ALO 153 projesi kapsamında uygulanmaya başlanan özürlünün evde istihdamı projesi, özürlülere evde çalışma fırsatı sunuyor.

İşe gitmek için bir saat öncesinde kalkmıyorsunuz

Arzu Doğan, 25 yaşında tekerlekli sandalye ile hayatını devam ettiren özürlülerden yalnızca biri. 2004 yılında geçirdiği trafik kazasında doktorların yaşama şansı %3 dediği halde hayata tutunmayı başarıyor. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Dış Ticaret Bölümü 1. sınıf öğrencisiyken yaşadığı kaza sonucu tekerlekli sandalye ila hayatını devam ettirmek zorunda kalan Arzu Doğan; özürlülerin evde istihdamıyla ilgili olarak düşüncelerini şöyle dile getirdi “İSÖM’de katıldığım, meslek edindirme kurslarına başvurarak, 4 aylık bir çağrı merkezi ve güzel konuşma kursu aldım. Kurstan sonra İSÖM’de çalışmaya başladım. İlk öncesinde evden çalışmaya sıcak bakmamıştım; ancak şimdi çok memnunum; çünkü tekerlekli sandalye ile evden çıkıp asansörü kullanarak işe gitmeniz ve dönmeniz büyük bir zorluk ve zaman kaybı oluyordu. Kahvaltından giyinmenize, işe gitmenize kadar geçen süreç hep ölü zaman olmakta. Şimdi ise sabah hızlı bir kahvaltıdan sonra hemen işinizin başına geçebiliyorsunuz. Bu daha zinde bir şekilde işe başlamınızı sağlıyor. Evde daha erken bir saatte kalkıp, yolda kaybedeceğiniz zamanı kahvaltı ve sporla geçirerek işinizin başına oturmanız veriminizi çok arttırıyor. Aynı şekilde akşamları da işten eve dönerken zaman kaybetmiyorsunuz. Daha fazla kendinize zaman ayırarak gününüzü daha verimli geçirebiliyorsunuz. Ayrıca evinizde anneniniz, babanız, kardeşlerinizle yani sürekli bir sevgi yumağının içinde oluyorsunuz. Bu da sizi çok huzurlu mutlu kılıyor.”
http://www.ibb.gov.tr/sites/sdb/Documents/hhaber/hresim/evde_istihdam5.jpg
Bir Özürlü İçin Evden Çalışmak Hayalden Öte Gibi

Evde çalışmanın rahatlığıyla ve güveniyle bizleri karşılayan Savaş Şimşek hayalden öte diye tanımladığı İSÖM’ün sunduğu bu işin özürlüler için bir özgüven başlangıcı olacağını söyledi. 1994 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu tekerlekli sandalye ile hayatını devam ettiren Şimşek, “yaşadığım onca sıkıntıya rağmen hiçbir zaman hayata küsmedim, bulunmuş olduğum durumu kabullendim. Çalıştım. Çabaladım ve şimdide karşılığını alıyorum diye belirtti.

Sabah 7 de kalktığını ve 1 saat spor yaptığını ondan sonra da mesaisine başladığını söyleyen Şimşek “Özellikle ev dışındayken ailesinin kendisini merak edip kaygılandığını ama bu iş sayesinde ailemin içi daha rahat”, ifadelerini kullandı.


İSÖM’e teşekkür etmeyi ihmal etmeyen Şimşek, özürlülere de şu öneride bulundu: “Özürlüler, hayatı kabullenmeli ve imkânları sonuna kadar zorlamalı bu isteklerle yapılan hamleler elbette boşa çıkmayacaktır.”
http://www.ibb.gov.tr/sites/sdb/Documents/hhaber/hresim/evde_istihdam4.jpg
539 Özürlü İSÖM Sayesinde İş Sahibi Oldu

Alo 153 evdeki istihdam projesiyle özürlüleri her durumda değerlendirmeyi amaçlayan İSÖM İstihdam Bürosu özürlülerin pozisyonlarına ve işin türüne göre en iyi şekilde değerlendirilmesini hedefliyor. Özürlülerin toplumsal adaptasyonunu sağlamak ve iş gücüne katılımını sağlamak amacıyla hizmet veren İsöm İstihdam; 2004 yılından Haziran 2009 tarihine kadar 539 kişiyi özel sektörde istihdam etmiştir.

http://www.ibb.gov.tr/sites/sdb/Documents/hhaber/haber_42.htm