27 Ocak 2010

Kızıltepeli kadınlar, İstanbul'a 'hayat çöreği' gönderiyor

Çocuklarının karnını doyurmak için Kızıltepe Destek Kadın Çevre Kültür İşletme Kooperatifi'ni kuran kadınlar, dokudukları yün ürünleri ve Mardin'de özel günlerde pişirilen 'hayat çöreği'ni İstanbul'a gönderip satıyor. Tandır ekmeği konusunda uzmanlaşan kadınlar, ekmeği pişirip paketleyecekleri bir tandır evi de kurmuşlar.
http://medya.zaman.com.tr/2010/01/25/corek.jpg
Kızıltepeli 17 kadın; ortak noktaları yalnız ve kederli olmaları. Birinin eşi bir gece evden götürülmüş ve bir daha dönmemiş, birininki siyasi suçtan hüküm giymiş, bir diğeri eve kuma getirmek istemiş, ötekinin kızı kına gecesinin sabahı töre cinayetine kurban gitmiş. Çocuklarının karnını doyurmak için Kızıltepe Destek Kadın Çevre Kültür İşletme Kooperatifi'ni kuran kadınlar, bardak ve tencere altlığı, hamak, kırlent hatta cep telefonu kılıfı dokuyorlar. Kök boyayla yünden dokunan ürünler, İstanbul'da Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı'nın 'Nahıl' Mağazası'nda satılıyor. Tandır ekmeği konusunda da zamanla profesyonelleşen kooperatif, kadınların ekmeği pişirip paketleyecekleri bir tandır evi kurmuş. Sabah sekizde işbaşı yapan hanımlar Mardinlilere kahvaltı ekmeği yetiştiriyor. Kooperatifin faaliyetleri Kızıltepe Kaymakamlığı ve Belediye Başkanlığı tarafından da destekleniyor. Belediye yemek ihalesini kadınlara verince kaymakamlık fırın ve ocak yardımında bulunmuş.

Geçmişleriyle ilgili bildiğimiz bu. Zorluklarla geçen yıllar üzerine uzun uzun konuşabilirdik; ama bunu ne onlar istedi ne de biz. Bir köşede oturup ağlayan kadınlara benzemiyorlar zaten. Bakılıp büyütülmesi, büyük şehirlerde okutulması gereken çocukları var, kapısını bacasını onarmaları gereken evleri, ödenmesi gereken kiraları var. Peki, nasıl oluyor bütün bunlar, bu kadınlar hayata nasıl tutunuyor? İstanbul'a göndermek üzere taş fırınlarda pişirdikleri 'hayat çörekleri' onları ayakta tutuyor desek...

Baştan başlayalım en iyisi ve iki yıl önce bir kooperatif kurarak Kızıltepeli kadınları meslek sahibi yapan Fasla Alp'e kulak verelim: "Ailem Fransa'ya iltica edince ben Kızıltepe'de iki dönem belediye başkanlığı yapan teyzem Cihan Sincar'ın yanında kaldım. İlçedeki mağdur kadınlar ona gelip sorunlarını anlatıyorlardı. O zaman anladım ki, erkekler öldürülüyor, hapse giriyor, evi terk ediyor ve hayatın yükü kadınların omuzuna biniyor. Kooperatifi kurma fikri, işte bu kadınlara yardım etme isteğinden doğdu."

Kızıltepe Destek Kadın Çevre Kültür İşletme Kooperatifi'ni el yordamıyla kuran kadınlar, en iyi bildikleri, en yakınlarında duran işlere sarılmışlar ilk önce; yöreye has dokuma ve tandır ekmeği... 'Hazır'a ulaşmanın bu kadar kolay ve ucuz olmadığı yıllarda her üç evden birinde tıkırdayan tezgâhlar, kooperatifin girişimiyle canlanmış ve böylelikle 'tevn' adı verilen dokuma unutulmaktan kurtulmuş. Çalışan kızlar talep olursa daha fazla üretmeye hazır.

Tandır ekmeği, sağlıklı hayat furyasıyla yeniden gözde olunca kadınlar da bir iş sahasına daha kavuşmuş. "Buğdayı kendimiz alalım, öğütelim, kendimiz pişirelim istedik." diyen Fasla, Mardin ve civarında marketlere ve restoranlara sattıkları ekmekleri üreten kadınların dramatik hikâyelerine dikkat çekiyor: "Eşi cezaevinde olduğu için on iki çocuğuna bakmak zorunda kalan bir kadınla tanıştık. Mahalleli, ekmeğini pişirmesi için ona veriyor, o da her birinden birer ekmek alarak çocuklarını doyuruyordu. Ona un ve yakacak götürdük ve sadece ekmek değil, para kazanmasını da sağladık."

Yemek işine girmek kooperatifin kurucu üyelerinden Nazan Demirli'nin fikri. Belediye binasının mutfağı, sadece belediye çalışanlarının değil, orada yemek pişiren ve servis yapan yedi hanımın ve onların kalabalık ailelerinin de karnını doyuruyor artık. Ekibin iki bekarından biri olan Sarıgül, hâlâ annesine çamaşır makinesi almış. Doksanlı yıllarda eşi bir faili meçhule kurban giden Gülnaz, kooperatifle tanışmadan önce orlon ipten banyo lifi örüp satıyormuş. Şimdi yemek pişirerek biri üniversiteyi kazanan üç çocuğunu okutuyor. Üzerine kuma getiren eşini evden kovan Hülya ise bu mutfaktan kazandığı parayla beş çocuk büyütüyor.

Boyner, kalp şeklinde çörek istedi

Hayat çöreği, bir diğer deyişle kıliçe... Arife günlerinin vazgeçilmezi bu çörek Süryani düğünlerinde kalp şeklinde pişiriliyor ve birlikte hayat bulsunlar diye gelinle damada paylaştırılıyor. İç içe geçmiş iki kültürün sembollerinden biri olan 'hayat çöreği'ni kendi öğüttükleri esmer unla yoğurup Suriye'den gelen baharatlarla süsleyen Kızıltepeli kadınlar İstanbul'dan ilk talebi almışlar bile. Boyner firmasına 14 Şubat için kalp şeklinde çörek numunesi gönderen kooperatif, UNO ve Komşu Fırın'la da görüşme yapıyor. Her şey yolunda giderse yüzlerce mağdur kadından yedisi daha iş sahibi olacak.

Önceleri kadınlar devlet dairesine gitmeye korkardı

Kızıltepeli kadınlar kendilerine hem maddi hem manevi yönden destek olan Kaymakam Osman Tunç'tan çok memnun. Kooperatif başkanı Fasla Alp; "Projelerimizi anlatmak için Mardin Valiliği'ne gitmiştik, daha biz binadan ayrılmadan kaymakamlıktan aradılar ve Osman Bey'in ertesi gün bizi beklediğini söylediler. Önceleri kadınlar resmi daireye gitmekten korkardı. Şimdi hem valiliğe hem de kaymakamlığa rahatça girip çıkabiliyorlar." diyor. Kaymakam Tunç'un kooperatifi ziyaret edip "Ne istiyorsanız listeye yazın." demesi ve bütün çalışanlara gıda ve giyim yardımında bulunması kadınları çok mutlu etmiş. Fasla, "Neticede biz kâr amacı gütmeyen bir kuruluşuz. Önceliğimiz hiç geliri olmayan kadınlar; ama daha sonra düşük gelirlilerle de ilgileneceğiz." diyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlama biçimi kutucuğundan Adı/Url 'yi seçerek, isminizi ve dilerseniz mail veya site adresinizi yazıp yorumunuzu gönderin. Yorumunuz Editör onayından geçerse yayınlanacaktır. Küfür, Hakaret, İftira ve SİYASİ içerikli yorumlar ve Adı Soyadı belirtilmeyen yorumlar yayınlanmıyacaktır. www.surgucum.com