12 Haziran 2009

Eğitim-Bir-Sen’den yılsonu değerlendirmesi

Eğitim-Bir-Sen Mardin İl Temsilcisi Hasan Ekinci eğitim ve öğretim sezonunun kapanması ile ilgili olarak yaptığı açıklamada daha iyi bir gelecek için eğitimin ve eğitimcilerin sorunlarının ivedi bir şekilde çözülmesi gerektiğini söyledi.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifehekinci.jpg
Ekinci, yaptığı yazılı açıklamada 2008-2009 eğitim-öğretim yılında, 10 milyon 710 bini ilköğretim, 3 milyon 837 bini ortaöğretim olmak üzere toplam 14 milyon 547 bin öğrencinin karnelerini alarak yaklaşık üç aylık tatil dönemine girmesiyle birlikte sona erdiğini söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın çeşitli kademelerinde görev yapan yönetici ve personel ile birlikte 800 bin civarında eğitim çalışanının bulunduğunu hatırlatan Ekinci, “Eğitim sistemimizin örgün ve yaygın eğitim kurumları değerlendirildiğinde ise, yaklaşık 20 milyon öğrenci ve 1 milyona yakın eğitim çalışanı mevcuttur. Bu rakamlara bakınca dev bir örgüt karşımıza çıkmaktadır. Bu kadar büyük bir örgüte sahip eğitim camiamızın sorunları da büyüktür. Ancak, ne yazık ki, biriken sorunlar çözülemeden bunlara yenileri eklenmekte; onlarca sorun çözüme kavuşturulmadan bir sonraki döneme devrolmaktadır. Bu sorunların biran önce çözülmesi, eğitim çalışanlarının daha verimli olabilmesi bakımından bir zorunluluktur. Eğitimde yaşanan sorunları ana başlıklar halinde şöyle ele almak mümkündür: Eğitime ayrılan kaynağın yetersizliği, bölgelerarası öğretmen açığında farklılıkların bulunması, okulların ödenek ve hizmetli ihtiyacı, öğrenme ortamlarının yetersiz oluşu, eğitimin ezberci ve sınavda soru çözmeye endeksli oluşu; öğretmenlerin özlük haklarının yetersizliği, öğretmen açığı, sözleşmeli öğretmenlik.”dedi.

Sorunsuz Bir Eğitim İçin Yeni Anayasa İstiyoruz

Sorunsuz bir eğitim için öncelikle, bireyi merkeze alan, demokratik, insan haklarına saygılı yeni bir anayasa ve mesleki saygınlık sağlayan bir kamu personel sistemi gerektiğini ifade eden Ekinci, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Yeni anayasada eğitim hakkı; ‘fırsat ve imkân eşitliği’, ‘hayat boyu öğrenme’ ve ‘din eğitimi ve öğretimi’ konuları sorun olmaktan çıkarılacak şekilde düzenlenmeli; eğitim ve öğrenim hakkı konusunda bireylerin her dönem ve her yöne doğru tercih değişikliği yapmalarına imkân veren bir kurguyu içererek eğitimde imkân ve fırsat eşitliğinin fiilî olarak gerçekleşmesi sağlanmalıdır. En temel insan haklarından biri olan kadınların eğitim ve çalışma hayatına katılması, ülkemizde 21. yüzyıla yakışmayan uygulamalarla engellenmektedir. Kadınlar açısından gerek çalışma hayatında gerekse eğitim ve öğretimde yaşanan olumsuzluklar; inanç hürriyetinin, eğitimde fırsat eşitliğinin, bilimsel düşüncenin birileri tarafından sözlüklerde yer verilen soyut birer ifade olarak görüldüğünü göstermektedir. İnancının gereğini; düşüncesi ve yaşayışı yanında giyimine yansıtan kızlarımızın özgürlüklerinin okul kapılarında son bulması, milletimizin hak etmediği bir utanç resmidir.”

Bundan daha kötüsü, ülkemiz, üniversite kapılarından çevrilen başörtülü kızlara inat, ‘Haydi Kızlar Okula’ kampanyalarının düzenlendiği bir ülke olarak tarihe geçtiğini dikkat çeken Ekinci, eğitimde yaşanan sorunları ise şu şekilde sıraladı:

“Girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği ülkelerinde bile başörtülüler milletvekili olarak parlamentoya girerken, ülkemizde hala çalışma hayatı ve eğitimde kadınlara yönelik ayrımcılık yapılıyor olmasının mantıklı bir izahı olamaz. Bu utançtan biran evvel kurtulmamız için çağdışı yasaklara son verilmelidir.

Katsayı Adaletsizliğine Son Verilmeli

Binlerce öğrenciyi mağdur eden haksız, adaletsiz katsayı uygulamasına son verilmelidir. ÖSS’de meslek liselilerin aleyhine uygulanan katsayı engeli nedeniyle söz konusu okulların öğrenci sayısı giderek düşerken, düz liselerin kapasitesi ise sağlıksız şekilde artmaktadır. Bu engel kaldırılmalı, meslek liselerinin teşviki için ilave puanlar verilerek, bu okullar cazip hale getirilmelidir.

Sınav Stresi Öğrencilere Zarar Vermektedir

7 ve 8. sınıflar geçtiğimiz hafta sonu Seviye Belirleme Sınavı’na (SBS) girdiler. Bu hafta sonu ise, Cumartesi günü 6. sınıflar SBS’ye girecek, sonraki gün ise 12. sınıf öğrencileri ÖSS’de ter dökecek.

Bin 103 öğretmen üzerinde yaptığımız ankete göre, öğretmenlerin yüzde 12.4’ü öğrencilerin bu kadar çok sınava tabi tutulmasını kesinlikle doğru bulduğunu, yüzde 15.8’i de doğru bulduğunu belirtiyor. Buna karşılık öğrencilerin bu kadar çok sınava tabi tutulmasını kısmen doğru bulanların oranı yüzde 23.3 olurken, öğretmenlerin yüzde 20.7’si doğru bulmadığını, yüzde 27.8’i ise kesinlikle doğru bulmadığını ifade ediyor.

Öğretmenlerin büyük bir bölümü ise SBS’nin öğrencileri dershanelere yönlendirdiğini savunuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 58.1’i SBS’nin öğrencileri “kesinlikle” dershanelere yönlendirdiğini düşünürken, yüzde 16.6’sı dershanelere yönlendirdiğini, yüzde 14.3’ü kısmen dershanelere yönlendirdiğini dile getiriyor. Öğretmenlerin sadece yüzde 11’i gibi küçük bir bölümü SBS’nin öğrencileri dershanelere yönlendirmediğini ve kesinlikle yönlendirmediğini düşünüyor.

Eğitim-Bir-Sen olarak, öğrencilerin bu yaşta bu kadar çok sınava tabi tutulmasını doğru bulmuyoruz. Çünkü öğrenciler gelecekte stresle mücadele eden ve sosyal yönü olmayan yetişkinler olarak toplumda yer alacaklardır.

Bu kadar çok öğrencinin dershaneye gitmesinin sebeplerinin irdelenmesi gerekir. Bu uygulamanın katsayıları düşürülebilir ya da daha orantılı paylaştırılabilir.

Öğretmen İhtiyacı Karşılanmalıdır

Eğitim fakültelerinden mezun olup atanmayı bekleyen 200 binin üzerinde öğretmen adayı dururken, eğitim kurumlarında 100 binin üzerinde öğretmen ihtiyacı hala varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Bakanlık öğretmen açığını, sözleşmeli, vekil, ücretli öğretmen alımıyla kapatmaya çalışmaktadır. Doktorun, hâkimin, polisin vekili, sözleşmelisi, ücretlisi olmadığı gibi, aidiyet duygusunun en fazla hissedildiği bir meslek olan öğretmenlikte de olamaz ve olmamalıdır. Bu sebeple vekil ve ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmeli, mevcut sözleşmeliler de kadroya geçirilmeli, 100 bini aşan öğretmen ihtiyacı bu şekilde giderilmelidir.

Kariyer Basamakları

2004 yılında yapılan Kariyer Basamaklarında Yükselmeye ilişkin yasal düzenleme sonrasında; 2005 yılında uzman öğretmenlik sınavı yapılmış, sınavı kazanan öğretmenlerin bir kısmı uzman öğretmen olurken, bir kısmı da farklı gerekçelerden ve yanlış uygulamalardan dolayı uzman öğretmen olamamıştır. Anayasa Mahkemesi’nin konuya ilişkin gerekçeli kararını açıklaması ve iptal hükümlerinin, kararın 18/03/2009 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar vermesi nedeniyle, uzman öğretmenlik sınavını kazandığı halde, kontenjan dışında kalarak, mağdur olan ve sayısı on binleri bulan bu öğretmenlere bir an evvel uzman öğretmenlik unvanı verilmesi gerekmektedir.

Bu konuyla ilgili olarak 26 ilde 400 öğretmenle yaptığımız araştırmaya katılanların yüzde 61’i mevcut kariyer basamaklarında yükselme uygulamasını yeterli bulmadığını, yüzde 29’u kısmen yeterli bulduğunu, yüzde 10.1’i yeterli bulduğunu belirtmiştir.

Öğretmenlerin yüzde 82.7’si seçme yönteminde yapılan yazılı sınavda genel kültür ve genel yetenek alanlarının yanısıra öğretmenlerin alanlarından da soru sorulması ve kesinlikle sorulması gerektiğini, yüzde 7.3’ü kısmen sorulması gerektiğini, yüzde 10’u ise sorulmaması gerektiğini bildirmiştir.

Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun ortak noktada buluştuğu konulardan biri, kariyer basamaklarında yükselmenin maddi getirisinin yeterli olmadığıdır. ÖKBYU’nun maddi getirisinde iyileştirme yapılmalı ve bu uygulama daha cazip hale getirilmelidir.

Seçme yönteminde yapılan yazılı sınavda içerik yönünden, olası durumlardan en fazla öne çıkan istek ise genel kültür ve genel yetenek alanlarının yanısıra öğretmenlerin kendi alanlarından da soru sorulması gerektiğidir.

Ankette ortaya çıkan önemli sonuçlardan biri de, kariyer basamakları sınavının her yıl veya iki yılda bir yapılmasıdır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin büyük bir kısmına göre, emeklilikte de uzman ve başöğretmenlik ücretleri ödenmeye devam edilmelidir.

Genel İdari Hizmetler ve Yardımcı Hizmetler Sınıfı Çalışanları

Eğitim, öğretim ve bilim hizmet kolunda görev yapan, bugüne kadar sosyal ve ekonomik sorunları çözüme kavuşturulamayan genel idari hizmetler ve yardımcı hizmetler sınıfı çalışanları hakkında yer değiştirmeye ilişkin yeni bir düzenlemeye gidilerek, bunlara ilişkin yeni görev tanımları yapılmalı, başta ücret olmak üzere, sosyal ve özlük haklarına ilişkin iyileştirilmeler yapılmalı; personel yetersizliği gerekçe gösterilerek, memur ve hizmetlilerin eş, sağlık, öğrenim gibi özür durumlarında iller arası ve il içi yer değiştirme talepleri reddedilmemeli ve muvafakat şartına son verilmeli, bu konularda gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır.

Kalkınmada Öncelikli Bölgelerde Çalışanların Çalışma Şartları

Kalkınmada öncelikli yörelerdeki öğretmen ihtiyacının karşılaması amacıyla öğretmenler bu yörelere zorunlu olarak gönderilmesine rağmen açık bir türlü kapatılamamaktadır. Bu açığı kapatmaya yönelik olarak kalkınmada öncelikli yörelere zorunlu hizmet kapsamında gönderilen eğitim çalışanları için teşvik amaçlı, illerin mahrumiyet durumlarına göre ilave özel hizmet tazminatı ödenmeli, bu yörelerde çalışan öğretmenlerin çocuklarına eğitim bursu verilmelidir. Bu tür uygulamalar; hem bölgenin eğitim çalışanı açığının kapatılması hem de bölgenin zorluğuna göre eğitim çalışanının yaşadığı mağduriyetin giderilmesi bakımından zaruridir. Bu konuda gerekli düzenlemelerin bir an evvel yapılması gerekmektedir.

Yönetici ve Öğretmenlerin Ek Ders Ücreti

16.12.2006 tarihinde Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararında yapılan değişiklikle öğretmenlerin kazanılmış hakları ellerinden alınmış, bu da öğretmenlerin çalışma şevkini kırmıştır. Hafta içi mesai saatleri dışında ve hafta sonlarında zorunlu olarak hizmetiçi eğitim, kurs ve seminerlerine kursiyer olarak katılanlara ek ders ücreti ödenmesi, öğretmenlerin sevkli ve idari izinli olduğu süreler ile resmi ve dini bayram günlerinde ek ders ücretinin kesilmemesi, yönetici olarak görev yapmakta olan öğretmenlerin haftada aylık karşılığı girmek zorunda oldukları ders saati sayısının azaltılması ya da kaldırılması gibi hususlar başta olmak üzere, bu sorunun kökten çözülmesi için ek ders esaslarında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

Tedavi ve Geçici Görev Yollukları

Bulundukları yerleşim biriminde doktor ve donanım yetersizliğinden tedavi olamayan eğitim çalışanları ve birinci derece yakınları, tedavi olmak için çoğu zaman borçlanmak suretiyle, sevk zincirine uyarak çalıştıkları il dışındaki hastanelere gidip gelmektedir. Ancak şimdiye kadar hasta ve hasta yakınlarına, tedavi olduktan sonra ödenek olmadığı gerekçesi ile aylardır tedavi yollukları ödenmemektedir. Görev yollukları da aynı şekilde aylarca geciktirilerek, eğitim çalışanları mağdur edilmektedir. Bakanlığın, eğitim çalışanlarının tedavi giderleri ve geçici görev yolluklarını kolaylıkla ve zamanında almasını sağlayacak gerekli çalışmaları yapması ve alacakları olan 70 milyon TL’nin ödemesi gerekmektedir.

Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme İşlemleri

Öğretmenlerin il içi, il dışı isteğe ve özür durumuna bağlı yer değiştirme işlemlerinde, mevzuattan veya Bakanlığın uygulamalarından dolayı mağduriyetler yaşanmaktadır. Eş durumundan yer değiştirmelerinde il emrine yapılan atamanın uygulamadan kaldırılması, öğretmenlerin isteğe bağlı il içi ve iller arası yer değiştirmede, 31 Temmuz tarihinin esas alınması, sözleşmeli öğretmenlerin eş durumu yer değişikliğinde boş pozisyon uygulamasının olması gibi sorunlar eğitim çalışanları açısından ciddi sıkıntılara yol açmaktadır. Bu sıkıntıların yaşanmaması için öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde söz konusu hususların düzeltilmesi yönünde bir an önce değişiklik yapılmalıdır.

Okullarda Temizlik Sorunu

Eğitim kurumlarında, hizmetli yetersizliğinden dolayı temizlik ve hijyen yeterince sağlanamamaktadır. Okulların birçoğunda hizmetli bulunmamakta, her yıl açılan yüzlerce yeni okula yeterince hizmetli verilememektedir. Bakanlık, okulların temizlik sorununu çözmek için yeterli miktarda hizmetli alımına gitmeli ve bu konuda alınacak başka tedbirler noktasında acil bir çözüm planı geliştirmelidir.”

Tatil, Kitap Okuyarak Değerlendirilmeli

Öğrencilerin üç aylık tatil dönemini, bol bol kitap okuyarak değerlendirmeli konusunda velilere de bazı uyarılarda bulunan Ekinci, “Roman, hikâye, şiir, deneme gibi kitapların eğitimi destekleyici rolü çok büyüktür. Bu sebeple velilerimiz, öğrencilerimizi kitap okumaları için teşvik etmelidir. En güzel karne hediyesi, dünyaca ünlü yazar ve düşünürlerimizden seçilmiş bir kitap setidir. Bu arada, internet, bütün olumlu yönlerine, sunduğu bilgi kaynaklarına rağmen, şiddet, müstehcenlik, kötü alışkanlıklar gibi çok önemli konularda özellikle küçükler açısından büyük bir tehlike arz etmektedir. Öğrencilerimizin, boş zamanlarını, internet başında heba etmeleri önlenmelidir.”diye konuştu.
www.mardinlife.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlama biçimi kutucuğundan Adı/Url 'yi seçerek, isminizi ve dilerseniz mail veya site adresinizi yazıp yorumunuzu gönderin. Yorumunuz Editör onayından geçerse yayınlanacaktır. Küfür, Hakaret, İftira ve SİYASİ içerikli yorumlar ve Adı Soyadı belirtilmeyen yorumlar yayınlanmıyacaktır. Surgucum