5 Haziran 2009

WiFi noktalarına güvenmeyin, önleminizi alın

http://medya.zaman.com.tr/2009/06/05/kredikarti-kilit-guvenlik.jpg
Herkese açık PC ya da WiFi noktası kullanırken güvenliğinizi nasıl sağlayabileceğinizi açıklıyoruz.

Son yıllarda hayatımıza iyice yerleşen ve gerçek hayatta gerçekleştirilen birçok aktivitenin kendi üzerinden yapılabilmesine imkan sağlayan internet, her geçen gün biraz daha hayati bir önem kazanıyor.

İnternete girmek için bir bilgisayar, cep telefonu veya benzeri cihazlara sahip olmak yeterli. Ancak bilindiği gibi bazı durumlarda kullanıcılar kendi bilgisayarları yerine bir başka bilgisayarı (mesela internet kafelerde bulunan bilgisayarları) ya da herhangi bir yerde bulunan WiFi noktalarını internete bağlanmak için kullanabiliyor.

Fakat halka açık olan bu tür bilgisayar ve WiFi noktaları konusunda kullanıcıların bir hayli dikkatli olması gerekiyor. Kullanıcıların bu tür bilgisayarlarda ya da WiFi noktalarında kişisel bilgilerini bırakması, üçüncü kişilerin bu kullanıcılara ait şifre ya da diğer benzeri önemli bilgilere erişebilmesine imkan tanıyabiliyor.

Bu galerili makalemizde WiFi noktalarını ya da halka açık bilgisayarları kullanırken neler yapmanız gerektiğini inceleyeceğiz. Böylece üçüncü kişilerin banka ya da diğer şifrelerinize ulaşmasının önüne geçebilme şansına sahip olacaksınız.

'Beni hatırla' özelliğini asla kullanmayın

Ne yaparsanız yapın, ama asla e-posta ya da benzeri hesaplarınıza girerken 'Beni hatırla' veya 'Şifremi Sakla' gibi fonksiyonları kullanmayın. Çünkü halka açık olan bu bilgisayarları sizin ardınızdan başkaları da kullanacaktır ve şifrenizi otomatiğe bağlamanız durumunda sizden sonra bu bilgisayarı kullanacak olan kullanıcılar, şifrelerinizi ve önemli bilgilerinizi kolayca ele geçirebilir. Bu nedenle bu özellikleri asla kullanmayarak hesabınıza girmeniz ve bilgisayarı kapatmadan önce hesabınızdan mutlak suretle çıkış yapmanız (log-out) gerekiyor.

Kişisel bilgilerinizi tutmayın

Halka açık bilgisayarları hemen herkes kullanabildiğinden, size ait kişisel bilgilerin bu bilgisayarlarda bulunmaması güvenliğiniz açısından son derece önemlidir. Özellikle bu tür bilgisayarları kullanırken banka hesaplarınıza kesinlikle girmemenizi öneriyoruz. Bunun yerine hesabınıza kendi kişisel bilgisayarınızdan erişmeniz her zaman için riski en aza indirecektir. Unutmayın, halka açık olan bu bilgisayarlara yüklenen herhangi bir keylogger yazılımı ile klavyede tuşladığınız hemen her kelime ve cümle üçüncü kişilerin eline kolayca geçebilir.

Web geçmişinizi silin

Halka açık bilgisayarları terk etmeden önce kullandığınız web tarayıcının web geçmişini silmenizde fayda vardır. Böylece sizden sonra bu bilgisayarı kullanacak olan herhangi bir kişinin hangi web sitelerini ziyaret ettiğinizi öğrenmesinin önüne geçilebilir.

Etrafınızı kolaçan edin

İnternet kafe ve benzeri yerlerde bilgisayar kullanırken, üçüncü kişilerin de gözü önünde olduğunuzu asla unutmayın. Bu nedenle monitörünüzde görüntülenen ya da klavyenize tıkladığınız tuşların başkaları tarafından izlenebileceğini aklınızdan çıkarmamanızda sonsuz fayda var.

Güvenlik duvarı kullanın

Halka açık olan bilgisayarlarla ilgili önemli uyarılarımızdan sonra şimdi de WiFi noktalarını ele alacağız.

WiFi noktalarından birçok kişi simültane yani aynı anda internete bağlandığından dolayı, bu tip durumlarda da gerekli güvenlik önlemlerini almanız gerekiyor. Kendi kişisel bilgisayarınızı kullanıyor olsanız da, kullandığınız internet bağlantısı halka açık olduğundan, bir takım tedbirleri almanız, sizi güvenlik risklerine karşı da koruyacaktır.

Öncelikle bilgisayarınızda mutlak suretle Firewall yani güvenlik duvarının bulunması gerekiyor (Zone Alarm ve Comodo Internet Security gibi). Bunun yanı sıra bilgisayarınızda kurulu bulunan Windows'un en güncel halde bulunması da oldukça önemli. Örneğin Windows XP kullanıyorsanız, Service Pack 3(SP3)'ü de sisteminize kurmalısınız.

WiFi'ınızı kapatın

WiFi'yı kullanmadığınız durumlarda WiFi'yınızı mutlaka kapalı konumda bulundurmanız gerekiyor. Bunun dışında güvenmediğiniz hiçbir ağa da asla bağlanmayın. Bugün pazara sürülen birçok taşınabilir bilgisayarlarda üzerinde bulunan anahtar sayesinde WiFi bağlantısı kolayca açılıp kapatılabiliyor.

Önemli dosyalarınızı şifreleyin

Eğer WiFi üzerinden herhangi bir yere önem derecesi yüksek olan herhangi bir dosya gönderiyorsanız, bu dosyaları şifrelemeniz güvenliğiniz için oldukça önemli bir adım olacaktır (TrueCrypt gibi).

SSL'in önemi

Eğer WiFi üzerinden banka hesabınıza erişmek zorunda kaldıysanız, gireceğiniz web sitesinin SSL kullanıp kullanmadığına dikkat etmelisiniz. Bunu anlamak için ise adres çubuğuna bakmanız ve ilgili adresin başında 'https://' ibaresini görmeniz yeterli.

Kaynak: www.chip.com.tr

İşinizi kaybedince yapmanız gereken 10 madde

http://medya.zaman.com.tr/2009/06/05/is1.jpg
İşinizi kaybetmeyi, kendinizi yeniden keşfetmek için elinize geçen bir fırsat gibi görebilirsiniz. İşinizi kaybettiğinizde ilk bir ay şüphesiz korku, endişe ve tahammülsüzlük gibi duygularla boğuşacaksınız.

Kendinizi gözden geçirmenin önemi, tanıdığınız kişilerin iş ilişkileri ve hatta her zaman denemek istediğiniz hobilerinize başlama konusunda ilgili uzmanların görüşlerini dinleyebilirsiniz.

Readers and Digest dergisinde yer alan haberde, "İlk 30 Gün: Kolayca Değişiklik Yapma Rehberiniz" isimli kitabın yazarı Ariane de Bonvoisin, işinizi kaybetmeyle başa çıkmanız için bazı tavsiyeleri sizlerle paylaşıyor:

1. Bir sonraki adımınızı hesaplamak için kendinize biraz zaman verin. Bu birkaç saat değil, haftalar anlamına geliyor. İşten çıkınca biraz şaşıracaksınız. Ancak, bununla başa çıkmak için biraz bekleyin. Hazır olduğunuzda, opsiyonlarınızı açık tutun. Bu her zaman denemek istediğiniz yeni bir sahayı keşfetmek için iyi bir zamanlama olabilir.

2. Bir sonraki işiniz geçici olabilir. İster tam, ister yarı zamanlı olsun, işinizi sevin. Her deneyim değerlidir ve bunun nerede yol göstereceğini bilemezsiniz. Kalıcı olarak yeni bir pozisyon bulana kadar, bütçenize nakit akışı sağlamak için serbest ya da yarı zamanlı bir işte çalışabilirsiniz.

3. İş değil, şirketleri araştırın, başvuru şeklinizi değiştirin. Misyonu ve değerleri olan şirketler bulun. İş verenler, şirket için tutkusu olan adaylarla daha çok ilgileniyorlar. Özgeçmişinizin ve kapak yazınızın tek olmadığını hatırlayın. Tek bir pozisyon için rekabet eden çok fazla insan bulunuyor. Özgeçmişinizde ve sosyal ağ sayfalarınızda, yeni yetenekler ve kendinizi pazarlama yolları bulmalısınız. Çeşitli sosyal paylaşım sitelerindeki profiliniz sizi aranan kişi haline getirmeli, ayrıca kendiniz için Google'a da bakmayı unutmayın.

4. Belki bir tatile gidebilirsiniz. Son çalıştığınız yerde, muhtemelen tatil için zamanınız yoktu. Farklı bakış açıları elde etmek için işsizlik size bir şans olarak verilmiş olabilir. Boş zamanlarda kitap okuyun, uyuyun, daha önce yapmadığınız şeyleri yapın. İşe girince bu zamanları özleyeceksiniz.

5. Halen varken sağlık sigortanızı kullanın. Check up'tan geçin, dişhekimine gidin. Rüyalarınızın işini bulmak için bol enerjiye ihtiyacınız olacak. Yemeklerinizi güzelce yiyin, spor yapın.

6. İş kaybının yol açtığı iyi şeylerin de farkına varın. Bunları bir kağıda yazın. Sonunda, muhtemelen iş kaybının iyi bir şey olduğu ortaya çıkacak.

7. İş kaybınızı yeniden tartışmayın, bunun için birini ya da bir şeyleri sorumlu tutmayın, bunu karşınızdakini bıktırana kadar herkese anlatmayın. Suçlamak, asla başarıya ulaştırmaz. Her başarılı insan bazı dönemlerde işini kaybedebilir. Utanmak, gurur meselesi yapmak yerine, yaşamınızdaki bu değişiklik sizi daha güçlü yapmalı.

8. Her zaman olanları pozitif tasarlayın ve hep olumlu şeyler düşünün. İyimser insanlar, her zaman bu değişikliği diğerlerinden daha iyi kullanır.

9. İşsizliğe tahammül etmek daha çok acı verebilir. Bazen, niçin çıkarıldığını bilirsin, bazen ise bilemezsin. Bunu anlamak için vaktini harcama. Hissettiğin herşey için olgun davran. Gerçek ve hayal arasındaki farkı gör (gerçek işini kaybettin, hayal asla başka bir iş bulamayacaksın). İç sesine bir dakika kulak ve ne dediğini dinle. En iyi fikirler yeterince sakinleştiğinde ortaya çıkacaktır.

10. İş aramak şimdiki yeni işiniz. Yeni bir iş bulmak düşündüğünüzden daha uzun sürebilir. Birçok insanın yeni bir iş bulması 6 ay veya daha fazla sürebiliyor. Siz bu süreyi daha az olarak düşünün. Bazı işler piyasadan kalkabilir, asla geri gelmez ve bu gerçekle yüzleşebilirsiniz. Bu sizin cesaretinizi kırmasın. Hatta en kötü ekonomide bile, iyi insanlar için her zaman iş olduğunu hatırlayın.

İş aramanın 5 sırrı

İş ararken size yol göstermek için pratik, faydalı bazı tavsiyeler:

1. İş ilişkisi kurduğunuz tüm kişileri bir yere not edin ve dağınık olan tüm kartvizitlerinizi bir araya getirin. Hepsine e-posta gönderin. Asla bilemezsiniz. Bazı şeyler bir fikri harekete geçirebilir.

2. İnternette, iş bulma sitelerine adınızı, e-postanızı ve iletişim bilgilerinizi yazın.

3. Statü ve maaşınıza bakmadan işsizlik avantajlarını kontrol edin. İş için gerekli nitelikleri olmayan birçok insan işe kabul edilebiliyor.

4. Patronunuza ve meslektaşlarınıza kendileriyle çalışmaktan çok hoşlandığınızı belirten teşekkür notu gönderin. Bu şekilde başka boş pozisyonlar için akılda kalan ilk isim olabilirsiniz.

5. Ne için iş aradığınızı, niyetinizin ne olduğunu yazın, listenizi oluşturun. Bunu her gün okuyun. Niyet çok güçlü bir enerjidir.
www.zaman.com.tr

Kızıltepe'ye Kopya Affı

Milli Eğitim Bakanlığı, Geçen Yıl "Organize Kopya" Çekilen Mardin'in Kızıltepe İlçesinde Bir Daha Merkezi Sistemle Ortaöğretim Kurumları Sınavı (Oks) Yapılmaması Kararından Vazgeçti.
http://www.tunceliemek.com.tr/resim/%C3%B6ss(4).jpg
Milli Eğitim Bakanlığı, geçen yıl “Organize Kopya” çekilen Mardin’in Kızıltepe ilçesinde bir daha merkezi sistemle Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS) yapılmaması kararından vazgeçti.
MEB, 6, 7 ve 13 Haziran’da yapılacak olan Seviye Belirleme Sınavları’nı (SBS) Kızıltepe’deki okul ve merkezlerde de yapmaya devam edecek. Yetkililer, Hürriyet’e şu bilgileri verdiler: “Olaya ilişkin başlatılan incelemede, olayın yaşandığı günlerde adı geçen 33 öğrenciden sadece altısının kopyaya karıştığı tespit edildi. Bu öğrenciler de velilerinin yardımıyla kopya çekmişler. Sınavları zaten iptal edildi. Kopyanın gerçekleştiği ilk zamanlar Kızıltepe’de bir daha sınav yapılmamasını düşünmüştük. Ancak öğrencilerin il merkezine taşınması ve orada sınav yapılması gibi işlemler daha zor olacağından bu kararımızdan vazgeçtik.”
www.mardinlife.com

Bisiklet Yarışması Renkli Görüntülere sahne oldu

Mardin Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği Tarafından Düzenlenen Bisiklet Yarışması Renkli Görüntülere Sahne Oldu.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifebisiklet.jpg
Mardin Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği tarafından düzenlenen bisiklet yarışması renkli görüntülere sahne oldu.
Bisiklet yarışması için hükümet konağı karayolları parkı önünden start verildi. 4 kilometrelik bisiklet turuna 12-15 yaş arası çeşitli okullardan 400 öğrenci katıldı.

Emniyet Müdürü Serdar Meriç, bu yıl ikincisi düzenlenen bisiklet yarışmasının gençleri birbirleri ile kaynaştırdığını belirterek, bu tür etkinleri yarışma değil bir festival görünümü kazandığını söyledi.

Yarışmada kimin kazandığının önemli olmadığını ifade eden Meriç, "Önemli olan gençler arasında dayanışma ve kardeşlik bağlarının kurulmasıdır. Hükümet Konağı önünde başlatılan ve Devlet Hastanesi'ne kadar devam bisiklet turu büyük bir heyacanla sona erdi. 4 kilometrelik bisiklet yarışına katılan gençler arasında yapılan çekiliş sonunda bir kişiye televizyon, iki kişiye elektronik İngilizce-Türkçe sözlük ve on kişiye MP3 çalar verildi. Gençlerimizin bir araya gelerek kaynaşmasını ve dayanışma içine girmelerini istiyoruz. Toplum destekli polislik faaliyetleri kapsamında arkadaşlarımız mahalle ve köylerde vatandaşlarımızla bir araya gelerek çeşitli etkinlikler yaptı. İlçelerden öğrenci gruplarının, kentin tarihi mekanlarını gezmelerini ve polisle kaynaşmalarını sağladık. Şimdi de 12-15 yaş gurubundan oluşan 400 dolayında gencimizi bisiklet sürüşünde bir araya getirdik." dedi.
www.mardinlife.com

Öğrenciler Resim ve El İş Sergisi Açtı

Midyat ilçesinde Ali İhsan Kalmaz İlköğretim Okulu öğrencileri yılsonu etkinlikleri kapsamında resim ve el işi sergisi açtı. Sergi 4 gün açık kalacak.
http://www.haberler.com/haber-resimleri/383/midyat-ta-ogrenciler-resim-ve-el-is-sergisi-a-1686383_o.jpg
Tarihi kent müzesinde düzenlenen sergiye Kaymakam Mustafa Yılmaz, Garnizon Komutanı İhsan Tavazar, Belediye Başkanı Şehmus Nasıroğlu, Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, daire amirleri, okul müdürleri ve öğrenci velileri katıldı.

Açılış öncesi sergi öğretmeni Ayşe Bal yapılan çalışma ile ilgili bilgi verdi. Açılıştan sonra sergiyi dolaşan Kaymakam Mustafa Yılmaz, öğrencilerin yapmış olduğu çalışmaları çok beğendiğini kaydetti.
www.mardinlife.com

Rehberler Mardin'i Turistlere Yanlış Tanıtıyor

İnanç ve Kültür Turizmi Kapsamında Son Yıllarda Önemli Bir Ziyaretçi Potansiyeline Sahip Mardin'de Şehrin Tarihini Bilen Rehber Sıkıntısı Yaşanıyor.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifeturist.jpg
İnanç ve kültür turizmi kapsamında son yıllarda önemli bir ziyaretçi potansiyeline sahip Mardin'de şehrin tarihini bilen rehber sıkıntısı yaşanıyor.
Rehberlerin çoğunluğunun cami ve medreselerin tarihini ve isimlerini turistlere yanlış anlattıkları belirtildi.

Şehidiye Camii'ni Ulu Cami, Zinciriye Medresesi'ni ise Kasimiye Medresesi olarak tanıtan rehberlerin, ayrıca ücret ödememek için turistleri müzeye bile götürmedikleri iddia edildi.

Cam filmi ile meraklı gözlerden kurtulun

Mardin Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Mehmet Fidan, son yıllarda turizm alanında önemli gelişmeler görüldüğünü ifade ederek, tarihi kenti iyi tanıtacak rehber sıkıntısı yaşadıklarını söyledi.

Ortalama her yıl Mardin'e 700 ile 900 bin arasında yerli ve yabancı turistin geldiğini kaydeden Fidan, "Maalesef turistlerle gelen bazı rehberlerin, 7 bin yıllık tarihi geçmişi bulunan Mardin'i yanlış tanıttıklarını görüyoruz. Özelikle tur operatörleri ile gelen ve turizm rehberi sertifikası olmayan rehberler, turistlere Mardin'i gezdirirken Şehidiye Camii'ni Ulu Cami, Zinciriye Medresesi'ni de Kasımiye Medresesi olarak tanıtıyor. Bir diğer önemli husus ise kente gelen yerli ve yabancı turistlerin Mardin'in tarihini öğrenmek için müzeyi gezmek istemelerine rağmen rehberler sırf ücret ödememek için turistleri müzeyi gezdirmiyor." diye konuştu.

Bu yıl yaşanan turist bolluğu karşısında yüzü gülen esnaflar da rehberlerden şikâyetçi. Mardin'e gelen turistlerin çarşı ve pazarlara götürülmediğinden şikâyet eden esnaflar, rehberlerden biraz daha duyarlı olmalarını bekliyor.

Son yıllarda artan turist sayısı karşısında işlerinin açıldığını belirten antika satıcısı Tacettin Toparlı, "Bizim işimiz yazın turistlere antika satmak. Ancak rehberler, turistleri Mardin'de iyi gezdirmiyor. Birkaç tarihi mekânı gezdirdikten sonra şehirden ayrılıyorlar. Mardin, önemli el sanatları yanında antika değerleriyle de meşhur bir kentimiz. Bu yıl kendimizi buna hazırladık. Birçok siparişler aldık. Ürettiğimiz el sanatlarını satmak zorundayız. Rehberlerden, turistleri gezdirirken serbest bırakmalarını istiyoruz." şeklinde konuştu.
www.mardinlife.com

Sıcakları Yenmenin Yolu

Mardin Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Oktay Baygun, aşırı sıcak havalarda öğle arası en az iki saat uyku molası verilmesi gerektiğini söyledi.
http://www.haberler.com/haber-resimleri/050/sicaklari-yenmenin-yolu_o.jpg
Hava sıcaklığıyla birlikte nemin de arttığını ifade eden Baygun, "Gün ortasında güneş ışınları çok dik gelir ve özellikle dış ortamda çalışan insanlar için sorun oluşturuyor. Eğer mümkünse öğle tatilinde siesta yani, öğle uykusundan yararlanmakta fayda var. Vücut, sıcakta yorulduğu için bu küçük dinlenme molası vücudun kendini yenilemesine destek olur." dedi.

Aç kalmadan 7 kilo verebilirsiniz! Tıklayın öğrenin!

Sıcak havalarda yeterince su ve mineral almak şartıyla vücudun kayıplarının karşılanması gerektiğini vurgulayan Dr. Baygun, şu tavsiyelerde bulundu: "Aşırı sıcaktan korumak için klimalı ortamlarda ve hava akımı iyi olan mekanlarda oturmalı. Bol ve açık renk giysiler tercih edilmeli ve sıvı kaybına karşı dikkatli olunmalı. Özellikle diyabet dolaşım sistemi hastalığı, anemi yani kansızlık, alkol bağımlılığı ve tiroit hastalığı olanlar için sıcaklar çok daha zordur. Astım ve tansiyon hastaları kötü etkileniyor. Bu tip rahatsızlığı olanlar, öğle saatlerinde ve sıcağın en yoğun olduğu dönemlerde dışarı çıkmaktan kaçınmalı. Sıcak sendromları, hava sıcaklığı 32 derecenin, nem oranı da yüzde 60'ın üzerindeyse ortaya çıkar. Çocuklar ve yaşlılar sıcaklardan daha fazla etkilenir. Özellikle bebekler için sıcaklar çok tehlikeli. Çünkü kendilerini ifade edemezler. Bu nedenle sıcak havalarda güneş ışınlarından korunmanın en etkili yolu Akdeniz ülkelerinde yapıldığı gibi öğle arası Siesta yani öğle uykusu ile sıcaktan korunabilir."

Kayalıpınar Köyünde, Örnek Bahçecilik Rol Modeliyle Çilek Yetiştirilecek

Midyat ilçesi Kayalıpınar köyünde, Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi ile 30 sera yapıldı.
http://www.haberler.com/haber-resimleri/338/kayalipinar-koyunde-ornek-bahcecilik-rol-mode-1685338_o.jpg
1993 yılında teröristlerin döşediği mayına çarpan minibüste 23 kişinin hayatını kaybetmesinden sonra batıya göç eden Kayalıpınar köylüleri, Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi'nin hayata geçirilmesiyle doğdukları topraklara tekrar döndü.

Cam filmi ile meraklı gözlerden kurtulun

Bir süre işsizlikle boğuşan köylüler, kurdukları seralardan verim elde edince bu işe yöneldi. Çiftçiler, Mardin Valiliği ve İl Tarım Müdürlüğü katkılarıyla örnek bahçe rol modeline hazırlanıyor.

Midyat İlçe Tarım Müdürü Süleyman Kaya, köyde yapılan çalışmaları yerinde inceledi. Teknik heyet ile köye giden Süleyman Kaya'ya köy muhtarı Hüseyin Ağırman eşlik etti.

Midyat'ta örnek bahçecilik rol modeli ile bir ilke imza atıldığını ifade eden Süleyman Kaya, çilek üretiminde plastik, saman, kuru ot ile örtülme sistemi uygulandığını belirtti.

Kaya, "Bu model ile köylülerimizin çilek yetiştirmeyi başarması hedeflenmektedir. Başarı sağlandığı takdirde kendi pazarlarını kurabilecek duruma gelecekler." dedi.

Köyde 4 dönüm araziye çilek ve domates diktiklerini kaydeden Hüseyin Ağırman, müdürlük tarafından görevlendirilen ziraat mühendisinin verdiği bilgiler doğrultusunda bu yıl ilk defa çilek üreteceklerini kaydetti.
www.mardinlife.com

Köylü Kızlar Köylerine Lise Yapılması için İmza Kampanyası Başlattı

Kızıltepe ilçesine 45 kilometre uzaklıktaki Arıklı köyünde 8 yıllık ilköğretim okulunu tamamlayan kız öğrenciler köylerine lise istiyor.
http://www.haberler.com/haber-resimleri/224/koylu-kizlar-koylerine-lise-yapilmasi-icin-im-1685224_o.jpg
Arıklı köyündeki öğrenciler, hem lise hem de bir sağlık ocağı yaptırılması için imza kampanyası başlattı.
Arıklı Köyü İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencilerinden Zini Ünal, Enise Ektiren ve Sultan Yiğit'in sağlık ve eğitim konusunda başlattıkları imza kampanyasına köy halkı da destek veriyor.

Göbek ve basenlerden doğal yollarla kurtulun

Öğrencilerden Zini Ünal, "Okulumuz her yıl yaklaşık 100 öğrenci mezun veriyor ama bunların ancak 10-15'i liseye gidebiliyor. Biz kız öğrenciler olarak eğitim hayatımızın sadece 8 yılla sınırlı kalmasını istemiyoruz. Birçok arkadaşımızın gelecekle ilgili güzel hayalleri var. Bu hayalleri gerçekleştirebilmek için lisenin önemli olduğunu biliyoruz. Ancak bize en yakın lise 45 kilometre uzaklıktadır. Biz okuyup ideallerimizi gerçekleştirmek istiyoruz." şeklinde konuştu.
www.mardinlife.com

Nusaybinli Ethem Şahin, Milli Takım Diyarbakır Bölge Karmasına Seçildi

Birçok futbol kulübüne sporcu gönderme başarısını gösteren Nusaybin Fenerbahçe Futbol Okulu, Milli Takıma da futbolcu göndermenin sevincini yaşıyor.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Diyarbakır şubesi tarafından U 14 Türkiye Milli Futbol takımı için yapılan seçmelerde, Nusaybinli Ethem Şahin, Milli Takım Diyarbakır bölge karmasına seçildi.
Mardin'de Milli Takım seçmelerine katıldıklarını belirten Antrenör İdris Oğuz, Ethem Şahin'in Diyarbakır seçmelerine gönderildiğini belirterek, burada yapılan seçmelerde de öğrencilerinin Diyarbakır karmasına seçildiğini bildirdi.

Milli Takıma seçildiği için büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Ethem Şahin, Mardin'i en güzel şekilde temsil edeceğini aktardı.

Fenerbahçe Futbol Okulunun 5 yıldır Nusaybin'de hizmet verdiğini belirten okul kurucusu Şahin Mertoğlu da, öğrencilerinin U 14 Milli Takım Diyarbakır karmasına seçilmesinden dolayı mutlu olduklarını söyledi.

Vali Duruer'den Vatandaşlara 'Çevreye Duyarlı Olun' Mesajı

Mardin Valisi Hasan Duruer, Vatandaşlardan, Tarihi Kentin Çevre Temizliğine Duyarlı Olmalarını İstedi.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifevduruer.jpg
Mardin Valisi Hasan Duruer, vatandaşlardan, tarihi kentin çevre temizliğine duyarlı olmalarını istedi.
Vali Duruer, Dünya Çevre Günü nedeniyle yayınladığı mesajda, doğanın insanlara sunduğu kaliteli yaşama karşılık, bilerek veya bilmeyerek insanların verdiği zararın geri dönüşümü, dünyayı ve üzerindeki canlıları tehdit ettiğini vurguladı.

Çevreye verilen zararı en aza indirgeme sorumluluğunun insanlara ait olduğunu ifade eden Vali Duruer, bunu yerine getirmenin en kolay ve ekonomik yönteminin ise ağaç dikerek, doğanın kendisini onarmasına katkı sağlamak olduğuna dikkat çekti.

Duruer, mesajında şunları kaydetti: "Hızlı nüfus artışı, plansız sanayileşme ve kentleşme, dünyanın akciğeri olan ormanların yok edilmesi gibi faktörler önemli çevre sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Bunun sonucu olarak da, kirlenen hava, su, toprak ve diğer doğal ortam canlılar için zararlı olabilecek boyutlara ulaşmıştır. Çevre sorunlarının aşılmasında devlete olduğu kadar, bireylere de önemli sorumluluklar düşmektedir. Etkilerini her gün yakından hissettiğimiz çevre sorunlarına herkesin ilgi göstermesi ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi, insanlık ve yurttaşlık görevidir. Unutmayalım ki, yaşadığımız çevreyi kirletmek; yaşadığımız çevreyi tüketmek ve yok etmek anlamına gelmektedir. Çocuklarımıza, en büyük miras olan, yeşil ve güzel bir çevre bırakmak zorundayız."
www.mardinlife.com

Miniklerin Şenlik Coşkusu

Açık havada yapılan şenlikte halk oyunları, rontlar, dans gösterileri, skeçler, geleneksel yarışmalar, şiir dinletileri ve mezuniyet kutlaması yapıldı.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifesenlik.jpg
Mardin TOKİ İlköğretim Okulu anasınıfları yılsonu şenliği büyük bir coşku içerisinde gerçekleştirildi. Açık havada yapılan şenlikte halk oyunları, rontlar, dans gösterileri, skeçler, geleneksel yarışmalar, şiir dinletileri ve mezuniyet kutlaması yapıldı.

Mardin TOKİ İlköğretim Okulu bahçesinde yapılan şenliğe öğrenci veli ve sitede oturan yüzlerce vatandaş büyük ilgi gösterdi. Saat dört sıralarında hareketli müziklerle başlatılan şenlik gece geç saatlere kadar devam etti.

Hareketli müziklerle başlatılan kutlamalarda müzikler eşliğinde saatlerce sahnede oynayan okul öğrencilerinin mutluluğu görülmeye değerdi.

Tamamını anasınıfı öğrencilerinin hazırladığı şenlik kapsamında çeşitli halk oyunları, rontlar, skeçler, şiirler, dans gösterileri ve geleneksel yarışmalar yapıldı. Öğrenci yakınları etkinliğin tamamını profesyonel kameramanları aratmayacak bir şekilde kamera çekimleriyle kayda aldılar. İstiklal Marşıyla başlayan şenlikte açılış konuşmasını Okul Müdürü Murat Bağış yaptı.

Yılın yorgunluğu böylesine etkinliklerle atılır…

Okul Müdürü Murat Bağış açılış konuşmasında şunları söyledi: “Eğitim Öğretim Yılının sonuna yaklaştığımız bugünlerde herkesi farklı bir telaş, bir heyecan sarar. Yıl boyunca hummalı bir çalışma içerisinde olan öğrencilerimizin yorgunlukları bugünlerde düzenlenen etkinliklerle atılmaya çalışılır. Geziler, eğlenceler, yarışmalar, müsabakalar ve benzeri etkinliklerin bugün burada bir başkasını yapıyoruz. Okulumuzun çiçekleri olarak adlandırdığım ve beni kendi küçüklüğüme, o güzelim yıllarıma götüren minik anasınıfı öğrencilerimizin hazırlamış olduğu yılsonu şenliği büyük bir merak ve heyecanla izleyeceğiz.

Ben mikrofonu elime alınca pek bırakmak bilmem. Ama benden sonra sahneye çıkacak olanlar bu birbirinden yakışıklı ve birbirinden güzel minik bey ve bayanlar olunca iş değişir tabi.”

Murat Bağış konuşmasını şu cümlelerle bitirdi. “Henüz ikinci yılında olan okulumuzun her açıdan kuruluşunda ve donanımında bizden ilgilerini, desteklerini, yakınlıklarını, dostlukları esirgemeyen herkese teşekkür ediyor ve bundan böyle okulumuzun Mardin’e yeni bir soluk getireceğini temenni ediyorum.”

Konuşmanın ardından birbirinden güzel etkinlikler izleyicilerin yoğun alkışları ve ilgileri eşliğinde sırayla sahnelendi.
http://www.mardinlife.com/haberler/yazimaraclari/my_documents/my_pictures/826_%C5%9EENL%C4%B0K.JPG
Geleneksel yarışmalar büyük ilgi gördü…

Şenlik kapsamında hazırlanan ve anasınıfı öğrencileri arasında düzenlenen yumurta yarışı, çuval yarışı, sandalye kapmaca gibi geleneksel yarışlar izleyicilerden büyük bir ilgi gördü. Bu yarışmalar neticesinde dereceye giren bütün öğrencilere çeşitli ödüller verildi.
http://www.mardinlife.com/haberler/yazimaraclari/my_documents/my_pictures/%C5%9EENL%C4%B0K_1.JPG
Minik öğrencilerin kepli mezuniyet kutlaması…

Program sonunda minik öğrenciler kendileri için hazırlanan kepleri havaya fırlattılar ve konfetiler eşliğinde mezuniyet kutlaması yaptılar.
www.mardinlife.com

Öğrencilerden Türk'e ziyaret

Atak Koleji Öğrencileri Kızıltepe Belediye Başkanı Ferhan Türk'ü makamında ziyaret etti.
http://www.haberler.com/haber-resimleri/449/ozel-safiye-besir-atak-koleji-nin-ogrencileri-1686449_o.jpg
Mardin'in ilk ve tek özel okulu olan Özel Safiye Beşir Atak Koleji'nin öğrencileri yerel yönetimlerin nasıl işlediğini öğrenmek için Kızıltepe Belediyesi'ni ziyaret etti.
Kızıltepe Belediye Başkanı Ferhan Türk ve Belediye Başkan Yardımcısı Şerife Alp'ı makamlarında ziyaret eden öğrenciler hazırladıkları soruları iletti. Sohbet esnasında bir öğrenci, Belediye Başkanı Ferhan Türk'e, 'Kızıltepe'nin su sorunu hala devam ediyor mu?' diye sordu. Başkan Türk de, su ile ilgili sorunlarının bulunduğunu ama bunların kendilerinden kaynaklanmadığını anlattı. Kolej öğrencileri daha sonra belediye binasında çalışan üniteleri gezerek nasıl işlendiğini izledi.
K.Ü
www.mardinlife.com

4 Haziran 2009

'Bilge'deki Sebepler Üzerine...

http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifebesirbuyuk.jpg
Bilge Köyü’ne dışarıdan bakan kişiler açısından, yaşanan olaylar maalesef yavaş yavaş sıcaklığını yitirmeye başladı. İnsanlar artık normal günlük hayatlarını sürdürme çabası içerisine girdiler. Evlerine, işyerlerine, bürolarına ve piknik yerlerine geçmişte kalmış bir olay düşüncesiyle artık tekrar gitmeye başladılar.

Aslında “geçmişin normalleşmesi” veya unutulması adaptasyonu insanların doğasında var olan bir süreçtir ve bu süreç dediğimiz gibi büyük bir kesim tarafından işletilmeye başlandı bile. Bu bahsettiğimiz kitle hayatlarını normal (bağımsız) bir şekilde sürdüren toplumdur. Ayrıca iki kesim daha vardır ki, bunların ilki, rantları nedeniyle bu konunun biran önce kapanmasını isterler. İkincisi de kendi dava ve çıkarları için sürekli gündemde tutulmasını sağlamaya çalışırlar. Bu saydıklarımız Bilge Köyü ile bağlantılı fakat dış etkenlerin yaşama müdahale biçimleridir.

Ama şimdilik asıl kazanın kaynadığı yer ise Bilge Köyü’dür. İbretli ve bir o kadar da insanı kendi bedeninden rahatsız edebilecek kadar kötü bir olayı kendi varlığında yaşayan Bilge Köyü’dür. Bu vahşetten sonra hayatta kalabilenler için yaşam çizgisi devam ediyor. Eskiden yeşilliklerle bürünmüş olan bu çizgi, şimdi ateşten örülmüş ve çıkılması zor bir yolun çizgisi haline geldi.

Bilge Köyü’nde yaşananlar belki kan davasıdır, belki toprak kavgası, belki de bölgemizi türlü türlü karışıklıklara sokmak isteyen ve kurtulmasını da istemeyen iç ve dış kuvvetlerdir. Bunu bilemiyoruz. Ama kesin olan bir şey vardır ki o da, ölen 44 kişi ve hayat zinciri kırılan onlarca çocuk.

Bizler halk nezdinde küçük bir araştırma yapıp, kişilere tek tek bu olayın sebebini sorduk.

İşte aldığımız cevaplar;

· On beş- yirmi yıl öncesine dayanan hısımlık kavgası ve İstimlak sonucu elde edilmiş topraklar üzerinde yapılan rant oyunları.

· Olması mümkün olmaz diye nitelendirdiğimiz faili meçhul ölümlerin, olayların ve suikastların Ergenekon adı altında sürekli gündemde halkla içi içe dile getirilmesi

· Yine aynı şekilde, çoğumuzun adını bile bilmediğimiz silahların ve bombaların bu sayede artık çocuklarımızın bile dilinde dolandığı

· Koruculuk sistemindeki hassas noktaların dışına çıkabilen bazı kesimlerin, amacına uygun olmayan davranışlarda bulunabilmesi. Bunu da yapılan incelemeler sonucunda, korucuların yaklaşık otuz bin suça karışmış olmalarından anlıyoruz.

· Korucuların diğer köylülere karşı ellerinde bulunan silah ve konumu kendi çıkarları için kullanma çabalarında bulunmaları

· Mafya, terör ve devlet üçlemesi çatıları altında dizi ya da sinema versiyonlarının gelir elde etme amacı çerçevesinde, en çok izlenen kanallar tarafından geniş kitlelere sürekli izletilmesi. Bu sayede terör ve adam öldürme vakalarının insanlara artık normalmiş gibi gözükmesi.

· Kırsal kesimlerde öğrencilere verilen eğitim sistemi her yönden farklı olmalıydı. Öğrencilere dersler dışında ahlaki davranışların ne şekilde olması gerektiği ve saygı sevgi gibi konuları aşılayabilecek kapasitede tecrübeli olan öğretmenlerin köylere yeterince koşullandırılmaması.

· Herhangi bir sorunla karşı karşıya kalındığında, hakkını verme ya da bedelini ödettirme konularını mevcut bulunan devlet hukuku dâhilinde değil de, ezelden beridir hükümlülüğünü sürdüren ağalık sistemi sayesinde “kendi sorunlarını kendisi çözme” çabalarının bir sonucu olarak nitelendirilmesi.

· Mardin’iyle, Şırnak’ıyla, Diyarbakır’ıyla, Hakkâri ve Batman’ıyla, her yönüyle bereket kokan bu topraklarda yaşayan halkımız yıllardır rahat yüzü görmedi. İç ve dış odaklar, hep rant peşinde gidenler, kendi emelleri doğrultusunda bir karış menfaat için öldürdüler. Yine aynı şekilde Bilge Köyü’nde yaşanan bu vahim olay iç ve dış odakların hazırlamış olduğu bir tezgâh olarak ta anıldı.

· Köylerimize atanan imamların kanaat önderi konumunda olması sebebiyle, sahip oldukları bilgi birikimlerini, barış gücü vasıflarını taşıyarak halkla bütünleştirememeleri ve en önemlisi İslam dininin o rahatlatıcı yaptırımlarını en güzel bir ifade ile insanlara aktarabilecek konumda olması gerekirken yeterince hassas davranamamaları.

· Bu vahşeti yapanlar insanlığını ve vicdanını kaybeden hasta ruhlu insanlardır. Bizlerde kalkıp bunu örf ve geleneklere ya da namus davasına yorumladığımız zaman büyük bir yanlışa mahal vermiş oluruz.

İnsan diye nitelendirdiğimiz bir takım kişiler kötü emellerin hepsini, farkına varmadan kendi aralarında iş bölümü yapar gibi paylaşırlar. Hatta öylesine güzel paylaşırlar ki kendilerince en doğru olanı yaptıklarını zannederler ve dünya hayatında pişmanlıkta hissetmezler.

Allah Ayet-i Kerime’sinde “Kim Rahman’ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. O şeytan dostu kimse, an sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, ne kötü arkadaşmışsın! Der.” (Zuhruf süresi 36,37,38)
www.mardinlife.com

Numan Kurtulmuş Mardin'e geliyor

SP Mardin il Başkanı Mehmet Timurağaoğlu, son günlerin gündem konusu olan Mayın Temizleme ihaleleriyle ilgili yazılı bir açıklamada bulundu. Timurağaoğlu, Konuyla ilgili pazar günü bir miting düzenleyeceklerini de açıkladı.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifesp.jpg
Saadet Partisi (SP) Mardin İl Başkanı Mehmet Timurağaoğlu son gülerde spekülasyonlara neden olan Mayınların Temizlenmesi ile ilgili yazılı bir açıklamada bulundu. 7 Haziran Pazar Günü Saat 17: 00'da Mardin Cumhuriyet Meydanında bir miting düzenleyeceklerini de belirten Mehmet Timurağaoğlu, Mitinge SP Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kutulmuş'un da Mitingde halka hitap edeceğini dile getiridi. Bütün Mardinlileri yapılacak mitinge davet eden Timurağaoğlu'nun konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi.

"Biz mayınların temizlenmesine karşı değiliz. Zaten onların konulmaları yanlıştı. Yöre halkı olarak hepimizin akrabalarının yarısı suriyede kalmıştır. Benim iki amcam suriye’de buna örnektir. Devlet ücret mukabilinde mayınları temizlesin hiçbir sakıncası yoktur.Saadet partisi il başkanlığı olarak tesbit ve önerilerimizi tüm halkımızla paylaşmak istedik:
1-Silahlı kuvvetler temizlesin.
Şayet yapamıyorum diyorsa,
2-Hükümet de ücretini ödeyemiyorum demekten vaz geçsin.
3-Ücret karşılığından şirketler temizlesin.
( Örnek: Nusaybin de açılacak yeni sınır kapısının yerini Alman firması mayınlardan temizleyerek o bölgeyi valiliğe teslim etti.)
Sayın başbakan buraları kimseye peşkeş çekmediklerini söylüyor;
Eğer hilekarlık yoksa ücret mükabilinde versin. Yok eğer 49 yıllığına işletmesini verecekse yöre halkına hakarettir ve bu bir züldür. Bunu asla kabul etmeyiz.
Israrla 49 yıllığına kiraya verecekse bu tehlikenin çıban başıdır.
Sayın başbakanım bu vebalin altından kalkamazsınız.
Yöre halkı olarak lütfen evime yabancıları almayın diyoruz.
Meclisteki vekillerden ricamız bu sinsi oyunu bozmalarıdır. Yoksa
Bu kara lekeyi ömür boyu taşıyamazsınız der saygılarımı sunarım."
Kadir ÜRÜNDÜ
http://www.mardinlife.com/haberler/yazimaraclari/my_documents/my_pictures/632_numan.jpg

Mayınlı araziler yasa tasarısı kabul edildi

TBMM Genel Kurulunda, Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesini öngören kanun tasarısının yeniden görüşülen 2. maddesi üzerinde AK Parti'nin verdiği önerge kabul edildi.
http://images.superonline.com/haber/2009/05/24/30361.jpg
Buna göre, mayın temizleme işini, Maliye Bakanlığı değil, Milli Savunma Bakanlığı yaptıracak; bu usulle gerçekleşmezse, Maliye Bakanlığı devreye girecek ve hizmet satın alarak yaptıracak.

Milli Savunma Bakanlığınca mayın temizleme; Kamu İhale Kanununa tabi olmayan; savunma, güvenlik veya istihbarat alanlarıyla ilişkili olduğuna veya gizlilik içinde yürütülmesi gerektiğine ilgili bakanlıkça karar verilen, mevzuatı uyarınca sözleşmenin yürütülmesinde özel güvenlik önlemleri alınması gereken veya devlet güvenliğine ilişkin temel menfaatlerin korunmasını gerektiren durumlarla ilgili mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Kamu İhale Kanununun istisna hükmüne göre yaptırılacak.

Mayın temizleme bu usulle olmazsa Kamu İhale Kanuna göre Maliye Bakanlığınca hizmet satın alınarak yaptırılacak. Mayından temizlenen alanlardaki Hazine taşınmazların tasarrufu, Maliye Bakanlığına geçecek. Maliye Bakanlığı, ihale komisyonlarının oluşum ve çalışmasına ilişkin usulleri, esasları belirleyecek.

Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma, Maliye, Tarım ve Köyişleri bakanlıkları temsilcilerinden oluşacak ortak komisyon, yapılacak işin muayene ve kabulünün yanı sıra ihale şartnamesini de hazırlayacak. Komisyonların görevleri ve çalışmasına ilişkin usulleri bu komisyonca belirlenecek.

Mayın temizleme bu iki usulle de olmazsa; Devlet İhale ve Kamu İhale kanunlarına tabi olmadan, Hazineye ait ya da Maliye Bakanlığınca idare edilen mayından temizlenecek alanlar ile müstakil kullanılamayan ve bu taşınmazlarla bütünlük oluşturan Hazineye ait diğer taşınmazların, tarımsal faaliyetlerde kullandırılması karşılığında ihale edilecek. Mayın temizleme ihalesi, kullanım süresinden en fazla indirimi teklif edene verilecek.

Temizlenecek mayınlı alanların öncelik sırası, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma, Dışişleri ve Maliye bakanlıklarının mutabakatı ile belirlenecek.

Diyarbakırspor'da kongre kararı

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/212220090426063716670.jpg
1. Lig'i ikinci sırada tamamlayarak, Süper Lig'e yükselen Diyarbakırspor'da, yönetimin hafta sonuna kadar olağanüstü kongre karar alacağı bildirildi.

Abdurrahman Yakut başkanlığındaki kulüp yönetimi ekonomik sıkıntıyı aşması için gerekli desteği bulamaması nedeniyle kongre kararı almayı planlıyor. Yöneticiler, hafta sonuna kadar maddi krizin çözümü yolunda gelişme olmaması durumunda toplanarak, olağanüstü kongreye gitmeyi kararlaştıracak.

Olağanüstü kongre kararının alınması durumunda 15 gün sonra genel kurulun toplanacağı ve çoğunluk sağlanması durumunda kulüp yönetimini seçebileceği belirtildi.

-TARAFTAR ENDİŞELİ

Öte yandan, 3 yıl aradan sonra takımlarının Turkcell Süper Lig'e yükselme başarısı göstermesinin sevincini yaşayan taraftarları takımdaki belirsizlik endişelendiriyor. Takımın Süper Lig'de kalıcı olmasını ve bunun için iyi bir kadro oluşturulmasını isteyen taraftarlar, ''Biz bu beklenti içerisindeyken takımda yönetim sorunu yaşanıyor. En kısa sürede bu sıkıntının giderilmesini ve iyi oyuncuların transfer edilmesini istiyoruz. Bunun için yetkililerin gerekli çabayı göstermesini istiyoruz'' dediler.

Sıcaklarda rahat uyku çekmenin yolu

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/799220090519082109532.jpg
Yaz aylarında, özellikle sıcak ve rutubetli günlerde uyku uyumak neredeyse imkansız. Ancak yine de daha rahat bir uyku için alabileceğiniz bazı önlemler var. İşte onlar:

Havadar yerde uyuyun.

Özellikle yaşlıların, kalp, tansiyon, ciğer hastalıkları olanların, kilolu kişilerin vücutlarını tam destekleyen, vücudun ağırlık noktalarına özel destek sağlayan rahat şiltelerde yatmak uyku kaltesini artırır.

En az giysiler, ayakkabılar kadar kullanılan yastıkları da dikkatle seçmek gerekir: Boyunun doğal eğriliğini destekleyen ama çenemizin öne doğru bükülmesine neden olmayan yastıklarda yatmak yerinde olur.

Çarşaf, yastık kılıfı ve pikenizin pamuklu olmasına dikkat edin.

Yaz aylarında gece yenen yemekler sorun olabilir. Herşeyden önce son öğün ile yatma saati arasına en az 3 saat koymak, midenin boşalmasına ve yatınca nefes almak ve kalp üstünde basınç olmasını azaltmak açısından gereklidir.

Akşam yemeklerinde yağlı, kızartmalı, baharatlı/ acılı/ekşili yemeklerden özellikle kaçınmalısınız. Kahve başta olmak üzere bütün kafeinli içecekler (kolalar ve enerji içecekleri dahil) uykuya dalmayı güçleştirip, kalitesini bozar.
(Bugün)

Saçı besleyen 10 yiyecek

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/47256.jpg
Eğer gerekli besinleri almıyorsanız, istediğiniz kadar en iddalı saç bakım malzemesi kullanın. Saç sağlığında önemli olan bakımdan ziyade, nasıl beslendiğinizdir" Peki bu beslenme nasıl olmalı?

Şampuan ve saç kremi ne yazık ki özlediğiniz sağlıklı saçlara kavuşmada tek başına yeterli değil. Sağlıklı ve ışıldayan saçlara sahip olmak için, banyodan çıkıp mutfağa yönelmelisiniz. Amerikalı ünlü diyetiysen Dawn Jackson Blatner, konuyla ilgili “Saçınız her ay yarım santim ila 1 santim arasında uzuyor ve uzayan saç ve tırnaklarımızın, hatta yeni oluşan derimizin kaynağı beslendiğimiz yiyeceklerdir. Eğer sağlıklı bir diyetteyseniz, bütün vücudunuzda, içinde ve dışında, daha sağlıklı ve güçlü hücreler oluşacaktır” diyor...

Dengeli diyet ŞART

Sağlıklı bir saç ve güzel bir dış görünüm için en iyi şeyin çeşitliliğe özen göstermek olduğunu belirten Dyt. Dawn Jackson Blatner ëëYağsız proteinleri, tahılları, sebze ve meyveleri, düşük yağlı süt ürünlerini, yağlı balık ürünlerini (somon gibi) ve baklagilleri içeren dengeli ve genel bir diyet, sağlıklı saçlara sahip olma konusunda size yardım edecektir” diyor.

Saç kaybı yapabilir

Eğer son çıkan diyetlerden biriyle hızlı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız ise bu karnınızın aç kalması dışında sağlıklı saçlar için de size yardımcı olmayacaktır. Düşük kalorili diyetlerde genelde sağlıklı saçlar için çok önemli olan A vitamini, çinko, Omega-3 yağı gibi besleyiciler çok azdır. Saçınızın sağlıksızlaşması ve donuklaşmasına ek olarak bu diyetler, saç kaybına bile neden olabilirler."

Hızlı kilo hızlı sorun

“Kilo verdirici diyetler saçın seyrini etkileyebilir” diyen Dyt. Blatner “Kısa bir zaman içinde hatırı sayılır bir biçimde kilo vermek, normal saç ritmini etkileyebilir. 2-3 ay içinde saçınızın dökülmesinde büyük bir artış olduğunu fark edebilirsiniz. Ama bu, geniş kapsamlı ve dolgun bir diyetle üstesinden gelebileceğiniz, geçici bir problemdir” dedi.

Somon, süt, havuç

Blatner, "Eğer doğuştan hassas ve seyrek saçlara sahipseniz, saçlarınız bir halat kadar sert olmayacak, ancak içinde geliştirici birçok protein ve demir barındıran iyi dengelenmiş bir diyet, onları potansiyellerin en üst seviyesine çıkarabilir" uyarısını yapıyor. Diyetisyen Blatner saçın hızlı uzaması veya güçlenmesi amacıyla piyasaya sürülen destek diyet ürünlerine de dikkat edilmeli, bu ürünler geri epebildiğini ve saçların hızlı süreçlere çok yatkın olmadığını belirtiyor.

Saçı besleyen 10 yiyecek

Blatner, sağlıklı bir saç diyetinin kaynağı olması gereken 10 yiyeceği sofralardan eksik etmemek gerektiğini ve saçını sevenin mutfağa girmesi gerektiğinin de altını ısrarla çiziyor...

İşte o yiyecekler: Somon, koyu yeşil sebzeler, fasulye, fındık, tavuk, yumurta, tahıllar, istridye, düşük yağlı süt ürünleri, havuç...
(Bugün)

Öğrencinin kitap okuyacak zamanı yok

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/671320090430010119502.jpg
Lise öğrencileri arasında teknolojik ürünlerin kullanımı çok yaygın. Cep telefonunu günlük yaşamlarında önemli bir ihtiyaç olarak gören gençler, 'kitap okumaya zaman bulamamaktan' şikayetçi!

Figen Atalay'ın haberi

Lise öğrencileri arasında teknolojik ürünlerin kullanımı çok yaygın. Cep telefonunu günlük yaşamlarında önemli bir ihtiyaç olarak gören gençler, gün içinde önemli bir zaman dilimini, teknolojik aygıtların kullanımıyla geçiriyorlar. Bu yüzden de kitap okumaya hemen hiç zaman kalmıyor!

Özel MEF Okulları Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi’nce “Lise öğrencilerinin yeni teknoloji ürünleri kullanım alışkanlıkları ile değer sistemleri üzerine bir çalışma’’ gerçekleştirildi. Bu çalışma, İstanbul’da 14-18 yaş arasında bulunan 533 lise öğrencisiyle yapıldı.

Çalışmada katılımcılara, yaşamlarında zorunlu bir kısıtlama durumu söz konusu olsa, nelerden vazgeçebilecekleri soruldu. Bu soruya yanıt veren gençlerin yüzde 52.2’si cep telefonundan, yüzde 36.8’i kitaplarından, yüzde 57.6’sı giysilerinden, yüzde 45’i bilgisayarından, yüzde 45’i müzikçalarından asla vazgeçemeyeceğini belirtti.

Gençlerin yüzde 41.3’ü, “Bilgisayar ve oyuna dalıp yemeği ve insanlarla konuşmayı unutmak” sorusunu “hiçbir zaman” olarak yanıtladı. Ancak, “ara sıra” (yüzde 25.3) ve “bazen” (yüzde 18.4) yanıtlarının toplam yüzdesine bakıldığında yüzde 58.7’lik bir oranın ara sıra da olsa bilgisayar nedeniyle bunları unuttuğu sonucu çıkıyor. “Cep telefonu kullanamadığında gergin hissetmek” konusuyla ilgili soruya verilen “biraz” (yüzde 29.1) ve “çok” (yüzde 23.4) yanıtları, gençlerin, yaşamlarında cep telefonu olmadan kendilerini oldukça gergin hissedebileceklerini gösteriyor.

(Cumhuriyet)

3 Haziran 2009

Güneş gözlüğü alırken bunlara dikkat edin

http://medya.zaman.com.tr/2009/05/30/gozluk.jpg
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Selçuklu Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şansal Gedik, güneş gözlüğünde ideal cam renklerinin yeşil, gri ve kahverengi olduğunu söyledi.

Doç. Dr. Gedik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, güneş gözlüklerinin özellikle yaz aylarında birçok kişi tarafından kullanılması gerektiğini belirtti.

Uygun olmayan kalitede, yeterli ultraviyole (UV) koruması olmayan camlar ile kişinin güneş gözlüğünden fayda değil, zarar görebileceğini anlatan Gedik, ''güneş gözlüğü kullanımının verdiği öz güven ile güneşe daha fazla bakan ancak uygun gözlük kullanmayan kişinin retinasına ulaşan zararlı ışınların miktarı da artacaktır'' diye konuştu.

Gedik, güneş gözlüğünün mutlaka yetkili bir firmadan alınması ve sertifikasının ise kontrol edilerek UV filtreli olduğunun kesinleştirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

''Güneş gözlüğü seçerken görünümden ziyade gözlüğün fonksiyonu ön planda tutulmalı. Çerçevenin yeterli genişlikte olmasına, göze mümkün olduğunca yakın durmasına dikkat edilmeli. Bunun yanı sıra göz etrafını örten, yan ve üst siperliği olan çerçeveler tercih edilmeli. Uzak görme keskinliği normal olan bir kişide güneş gözlüğünü taktığı zaman görme düzeyinde azalma olmamalı. Camların homojen renkte olmasına ve lokal renk değişikliği olmamasına özen gösterilmeli.''

Gözlük camı kaplamalarının UV ışınlarını absorbe (emme) derecelerinin tiplerine ve renklerine göre değiştiğini anlatan Gedik, daha koyu renkli camlı güneş gözlüklerinin UV ışınlarını daha fazla kırdığının doğru olmadığını söyledi.

Gedik, çok koyu renkli camların renklerin seçilmesini bozabileceğini, kontrastın bozulmasıyla da görme keskinliğini azaltabileceğini kaydederek, ''yeşil, gri ve kahverengi, güneş gözlüğü için en ideal cam renkleridir. Öte yandan ayna kaplamalar antirefle kaplamaların tersine çok yansıtıcıdırlar. Su ve kar gibi ortamlarda görülen aşırı parlamaları önlerler. Görüntü kalitesinde bir farklılık oluşturmaz'' dedi.

Gedik, güneş gözlüklerinin, göz sağlığı için önemli koruyucu ürünler olarak değerlendirilmesi ve kullanmadan önce mutlaka uzman göz hekiminin önerilerinin alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
www.zaman.com.tr

Hayatımızı kolaylaştıran 10 cihaz

http://medya.zaman.com.tr/2009/06/03/cihaz.jpg
Portatif elektronik cihazlar, hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu. Cep telefonlarının yanında dijital organizer, GPS alıcıları ve dijital kameralar artık herkes için lüks olmaktan çıktı ve standart cihazlar haline geldi.

Howstuffworks sitesinde yer alan habere göre, hayatımız için gerekli olan 10 cihaz açıklanıyor:

1. BlackBerry: Bazı insanlar BlackBerry'lerin ofisten dışarı rahatça çıkmanıza, ailenizle ya da arkadaşlarınızla vakit geçirmenize imkan tanıdığına inanıyor.

2. Akıllı telefonlar: Uzmanlaşmış, cep boyutundaki cihaz işlerinizi tamamlamaya yardım etmek için tasarlandı. Akıllı telefon sayesinde telefon görüşmelerinizi yapabilir, takvim ve adres defterinizi yanınızda taşıyabilir, müzik çalabilir, yönünüzü bulabilir, fotoğraf çekebiliir, maillerinizi kontrol edebilir ve bunun gibi birçok şey yapabilirsiniz.

3. Taşınabilir media merkezleri: Bu sistem ile uçakta bile olsanız televizyon şovları ya da film izleyebilir, müzik dinleyebilir ve dijital fotoğraflarınızı görebilirsiniz.

4. Dijital kameralar: Bundan yaklaşık 10 yıl önce, yaptığınız işin sonucunu görmeden önce filminizin banyo edilmesini beklemek zorundaydınız. Dijital çağda, çekin ve izleyin. Fotoğraflarınızı e-maille arkadaşlarınıza göndermek, web sitenizde yayınlamak ya da kendi ayarlarınızı yapmak isterseniz dijital fotoğrafçılık emrinizdedir.

5. İpod'lar: 2001 yılında Apple, duyulmamış 5 GB'lık depolama kapasatesiyle MP3 çalar olan iPodları piyasaya çıkardı. iPod ile şarkı dinleyebilir, film izleyebilir, oyun oynayabilir, fotoğraflarınıza slayt şeklinde bakabilir ve istediğiniz türdeki herhangi bir dosyayı saklayabilirsiniz.

6. GPS alıcıları: Bir GPS alıcısı, uydu sinyallerini kullanarak dünya üzerindeki bir yerin kesin olarak yerini saptıyor. Pusuladan sonra navigasyondaki en büyük icat olan GPS alıcısı, size nerede olduğunuzu, nerede bulunduğunuzu, nereye gittiğinizi ve orada ne kadar kaldığınızı söylüyor.

7. Uydu radyosu: Uydu üzerinden yapılan radyo yayınlarını alabilen Sirius ve XM markalı cihazlarda, yüzden fazla müzik, haber, spor ve eğlence kanalı bulunuyor. Artık birçok yeni araba modelinde uydu radyosu fabrikada yerleştiriliyor.

8. Gürültüyü azaltan kulaklıklar: Ortamdaki gürültüyü iptal etmesini sağlayan kulaklık, gürültüyü tamamen ortadan kaldırıp, sıfırlayamıyor. Ancak, örneğin uçak içindeki uğultuyu radikal şekilde azaltıyor, böylece uzun uçuşlarda uğultudan kafanın şişmesini ve dolaylı yorgunluğu azaltıyor. Müzik dinlemek şart değil, içine pil takılıyor ve aktif hale getirilerek bir nevi kulak tıkacı gibi kullanılabiliyor.

9. Akıllı saatler: Teknolojideki trend daha küçük cihazlara bağlanabilirlik özelliği sağlamak. Teknolojik gelişmelerde bir sonraki adım akıllı saatler. Yeni kol saatlerinden haber, hava durumu, spor, hisse senetleri, burçlar, anlık mesaj ve e-postaya erişim özellikleri bulunuyor.

10. Yeni nesil cep telefonları: Herkes için imkansız olan yeni cep telefonlarının özelliklerine ancak birçok teknoloji hayranı ve ay başını nasıl getireceğini düşünmeyen insanlar sahip olabiliyor.
Zaman Online

Kendi küçük, gücü büyük tehdit: Virüsler

http://medya.zaman.com.tr/2009/06/03/virus.jpg
Son derece küçük olan ve ancak elektron mikroskobuyla görülen bu yaratıklar ne hayvan, ne bitki, ne de bakteri grubuna girer.

Hatta canlı mı cansız mı oldukları bile tartışma konusu olmuştur. Kimi araştırmacılar virüsleri, kendi başlarına yaşamayı başarabilmiş genetik şifreler (DNA veya RNA parçaları] olarak tanımlar. Virüsler oldukça zorlu koşullara uyum sağlayabilen ve başka hücreler üzerinden yaşamlarını sürdüren organizmalar olarak tanımlanabilir.

Virüslerin kendi başlarına enerji üretmeleri ve protein yapmaları mümkün değildir. Yaşamsal tüm işlevleri için konakçı bir hücreye ihtiyaç duyarlar. Hücre içerisine girerek o hücrenin enerjisinden yaralanır, o hücrenin ribozomlarını kullanarak protein yapar ve çoğalırlar. Hatta girdikleri hücrenin içine kendi genetik şifrelerini yerleştirerek ömür boyu o canlıda kalabilirler. Örneğin, dudakta uçuğa sebep olan herpes virüsleri yüzdeki bir sinir köküne yerleşir. Sinir hücrelerine giren virüsler, kendi genetik şifrelerini hücrenin DNA'sına yapıştırır. Bünye zayıfladıkça virüsler güçlenir, çoğalır ve dudağımızda uçuk çıkmasına sebep olur. Virüsler üç ana kısımdan oluşur: Genetik şifre, kapsül ve zarf. Genetik şifre DNA veya RNA şeklinde olur. Virüsün kapsülünü proteinlerden oluşur. En dışta bulunan zarf ise protein ve yağlardan oluşur. Virüsler önce hücrelere tutunur. Hücre duvarına yapışan virüs içeri alınır. Hücrenin içinde kapsül açılır ve virüsün genetik şifresi dışarı çıkar. Virüsün genetik şifresinin emirleri doğrultusunda, hücrenin malzemeleri kullanılarak virüs parçacıkları yapılır. 8u parçacıklar birleşerek yeni virüsleri oluşturur. Virüsler çoğaldıktan sonra hücreyi öldürür ve o hücreyi terk ederler. Bazı virüsler hücreleri terk ederken hücrenin genetik yapısının bir kısmını da beraberlerinde götürebilirler. Genetik yapılarında, hayvan ve insandan gelen şifreleri taşıyan karma virüsler, bu değişim sayesinde sadece hayvanları etkilemekle kalmaz insanlarda da hastalığa yol açmaya başlayabilir.

Bağışıklık sistemimiz virüslerle olanca gücüyle savaşır ve yeni saldırılara karşı vücudumuzu savunur. Bir virüsün saldırısından sonra bağışıklık sistemi artık bu virüsü tanır, virüsün dış kabuğunda yer alan bazı proteinlerin yapılarını "hafızasına kaydeden" bağışıklık sistemi, aynı virüs bir daha vücuda girdiğinde derhal harekete geçer. Bu sayede, önceden hazırlıklı olan bağışıklık sistemi kolaylıkla savaşı kazanır. Tabii virüslerin de kendilerine özgü hayatta kalma yolları vardır. Virüsler, bağışıklık hücreleri tarafından kolaylıkla tanınmalarına, bu sayede de çabukça yok edilmelerine yol açan kapsüllerini değiştirebilirler. Kapsüllerindeki protein I erdeki bir tek aminoasitin bile değişmesi yeni bir virüsün oluşması için yeterlidir. Kapsüllerdeki protein yapısını değiştiren, yani farklı bir kılığa bürünen virüs vücuda girdiğinde tanınmaz ve sanki ilk defa vücuda girmiş gibi yeni bir hastalığa yol açar. Gribe neden olan influenza virüsünün belirli aralıklarla salgınlara yol açmasının sebebi de işte budur. Kapsülündeki H veya N proteinlerini değiştirmek suretiyle yeni bir yapıya kavuşan influenza virüsü çok tehlikeli hastalıklara ve dünya çapında salgınlara yol açabilir.

İnfluenza Virüsünün Yapısı

İnfluenza virüsleri, Orthomyxoviridae denilen bir aileye mensup, 80-120 nm çapında RNA virüslerdir, influenza virüsünün genetik kodu tek zincir içeren 7-8 RNA parçasından oluşur. Bu RNA parçaları, yaklaşık 700 aminoasit içeren 10 farklı proteini kodlar, yani bu proteinlerin yapılması için gerekli bilgiyi gönderir. Üç büyük RNA parçası PB1, PB2 ve PA olarak adlandırılan proteinleri kodlar. Bu proteinler RNA'nın çoğalmasından (replikasyonul ve genetik şifreyi kopyalamasından (transkripsiyonu) sorumludur. Diğer RNA parçaları, virüsün kapsülünde yer alan HA (hemagluti-nin) ve NA (nöraminidaz] proteinleri için gerekli bilgiyi taşır. Virüs kapsülünün iç kısmında matriks proteinleri olarak adlandırılan MI ve M2 proteinleri yer alır. Virüse şeklini veren Mİ proteinidir. Ayrıca RNA molekülüne bağlanarak genetik maddeyi korur. M2 proteini ise virüsün kapsülünün açılıp genetik maddenin dışarıya çıkmasını sağlar. Bu protein virüsün genetik yapısının çoğalmasına yardımcı olur. İnfluenza virüslerinde NS1, NS2, BM2 ve NB olarak adlandırılan başka proteinlerde bulunur, influenza virüsleri bu proteinlerin yapılarındaki farklılıklara bağlı olarak A, B ve C diye üç gruba ayrılır. İnfluenza A virüslerinde genetik madde sekiz bölümden oluşur, insanlar, domuzlar ve atlarda, deniz memelilerinde ve kuşlarda salgın hastalığa yol açar. İnfluenza A virusları HA ve NA yüzey proteinlerine göre alt tiplere ayrılır. İnfluenza virüslerinin on altı HA ve dokuz NA alt tipi vardır. Son yıllarda görülen kuş gribinin H5N1, domuz gribinin ise Hl Nl olduğu tespit edilmiştir, influenza B virüslerinde de genetik madde sekiz bölümden oluşur ve sadece insanlarda hastalık oluşturur. İnfluenza C virüslerinde ise genetik madde yedi bölümden oluşur. İnsanlarda ve domuzlarda hastalığa yol açar.

Virüslerin Değişimi ve İnsanları Tehdit Eden Yeni Virüsler

Genetik yapısını sürekli değiştirebilen virüsler insanlık için hayli büyük bir tehlike oluşturuyor. Hatta bazı araştırmacılara göre virüsler, insan ırkını en çok tehdit eden unsur. Hayvan veya bitki sınıfına girmeyen bu yaratıklar belki de son derece zeki canlılar. Bu küçük yaratıklar, hücreye saldırıp, onun tüm kaynaklarını kullanıyor, isterse hücreyi öldürüyor, isterse onun genetik yapısına girip bir ömür onunla birlikte yaşıyor. Sürekli maske değiştiren virüsler çeşitli aralıklarla, hiç beklenmedik zamanlarda, dünyanın çok farklı yerlerinde çirkin yüzlerini gösterip kitlesel ölümlere yol açabiliyor. Hızlı değişim nedeniyle birçok virüs türüne karşı ömür boyu etkili, tek bir aşı geliştiril emiyor. Değişen yeni virüsler sadece bulaşıcı hastalıklara yol açmakla da kalmıyor. Birkaç ay önce yayımlanan bir çalışmada polyoma virüs denilen bir virüs türünün cilt kanserine yol açtığı gösterildi. Polyoma virüs ailesine mensup olan JC, BK, Kİ veWU virüslerinin hiçbiri kansere yol açmıyor. Ancak yeni bulunan Merkel celi potyomavirüs (MCV] hücrelerin içine girdiğinde onları ölümsüz hale getirerek kansere yol açıyor.

Virüslerdeki değişimin kaynağı, nasıl ve neden olduğu tam olarak bilinmiyor. Kimi araştırmacılar yeni virüslerin, bilimsel çalışmaların sonucunda değişime uğrayan virüslerin laboratuar dışına sızmasından kaynaklandığını düşünüyor. Kimileriyle, bu yeni virüslerin biyolojik silah olarak geliştirilmiş olduğu kanısında. Hatta bu yeni virüslerin uzaydan geldiğini düşünenler dahi var. Kökeni ne olursa olsun, yeni virüsler insanların başına oldukça büyük sorunlar açacak gibi görünüyor.

SARS

İlk olarak Nisan 2003'te salgınlara yol açan SARS virüsü, esas olarak bir koronavirüs. Koronovirüsler soğuk algınlığına yol açan virüslerin yaklaşık üçte birini oluşturur. Genellikle hafif bir üst solunum yolu iltihabına yol açan bu virüsler 2003 yılında genetik yapılarını değiştirerek ağır alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açtı. SARS aniden başlayıp, ilk olarak üst solunum yollarını tutar. Hastalık hızla ilerleyip akciğerlere iner ve ölüme yol açabilir. Bu virüsün genetik yapısını nasıl değiştirebildiği henüz bilinmiyor. Hastalığın aniden ortaya çıkması ve virüsün hayvanlarda görülen benzer virüslerden çok farklı bir genetik yapıya sahip olması, farklı bir ortamda hatta yeryüzünden uzakta değişim geçirmiş olabileceğini düşündürüyor. Bazı araştırmacılar, SARS virüsünün meteorlar yoluyla uzaydan gelmiş olduğunu savunuyor.

Kuş Gribi

İnfluenza virüslerinin yol açtığı ve esas olarak kümes hayvanlarını etkileyen bu gribal hastalık 1997 yılında aniden değişime uğradı. influenza A'nın H5N1 tipi olan kuş gribi virüsünün genetik yapısında meydana gelen değişim, bu virüsü ölümcül hale getirdi. Eskiden zararsız kabul edilen kuş gribi virüsü, bu tarihten sonra insanlarda ölümcül seyreden gribal enfeksiyonlara yol açmaya başladı. Virüsteki bu değişiklik kendi kendine (mutasyon-la) olmuş olabileceği gibi, tavuk veya domuz gibi ara konakçılarda da gerçekleşmiş olabilir. Diğer bir olasılık da ara konakçılardan insana bulaşan virüslerin, insan vücudunda değişime uğrayarak salgınlara yol açması. Virüsün ölümcül hale gelmesi, PB2 geninde ve bazı yüzey proteinlerindeki değişime bağlanıyor. Bu değişimler sayesinde virüs, hem saldırganlaştı hem de insanları etkilemeye başladı. PB2 proteinin 627'inci sırasındaki glutamik asit adlı aminoasidin yerine, lisin (Lys) adlı bir aminoasidin geçmesiyle virüs insandan insana geçme özelliğini büyük ölçüde kazanabildi.

Domuz Gribi

İnfluenza A'nın H1 Nl tipi olan domuz gribi virüsü, ilk olarak 1930 yılında domuzlarda bulundu. Daha sonra değişim geçirerek insanları da etkileyen H1 Nl virüsler 2009 yılına kadar dünya gençlinde çok az insanı etkiledi ve nadiren ölümcül seyretti. Kuş gribi virüsü, domuz gribi virüsü ve insan influenza virüslerinin bir karışımı olan HİNİ domuz gribi virüsü. Nisan 2009'da ani bir değişim geçirerek saldırgan ve ölümcül bir şekle büründü. Mayıs 2009'da virüsün değişim gösterdiği toplam sekiz genin haritası Cralg Venter Enstitüsü'nde çıkarılarak internette yayımlandı. Haritası çıkartılan genler: Nükleer eksport proteini (NEP), nükleokapsül proteini (NP), matriks proteinleri (MP), polimerazlar, HA ve NA proteinleri. Genetik yapısı ortaya konulan yeni HİM virüsüne karşı aşı geliştirme çalışmalarına hemen başlandı. Birkaç ay içinde hazır olması beklenen aşı sayesinde dünya çapındaki salgınların önlenebileceği düşünülüyor.

Hanta Virüsü

Bunya virüs ailesinden olan hanta virüsü ilk olarak 1950'li yıllarda Kore'de tespit edildi. Hanta virüsü üç RNA parçasından oluşan, küre şeklinde ve 95-1lO nm çapında bir virüs. Ülkemizde ilk olarak 2009 Şubat'ında ortaya çıktı. Ormanda parmağına diken batan bir çiftçinin bir süre sonra parmağı morardı ve şişti. Hasta, iki hafta sonra kas ağrıları, üşüme, yüksek ateş, karın ağrısı, kusma ve bulantı şikâyetiyle yatırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Virüsü kapan kişilerde çok kısa süre içerisinde ciddi akciğer yetmezliği gelişiyor ve hastaların yüzde 75'i hayatını kaybediyor. Bu virüs insanlara farelerden bulaşıyor. Farelerde hastalığa yol açmadığı gibi, henüz insandan insana da geçmiyor. Ancak genetik yapısındaki küçük bir değişimle insandan insana bulaşma ve salgınlara yol açma ihtimali bulunuyor.

Ebola Virüsü

Adını Kongo'daki bir nehirden alan ebola hastalığı ilk olarak 1976 yılında tespit edildi. Hastalığa, fitovirida ailesine mensup olan ebola virüsleri yol açar. İnsan ve maymunlarda hastalığa yol açan virüsü hangi hayvanın taşıdığı bilinmiyor. Virüs vücuda girdikten birkaç gün sonra yüksek ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, karın ağrısı, halsizlik, gözlerde kızarıklık, kanlı kusma ve kanlı ishal başlar. Sonraki birkaç hafta içinde göğüs ağrısı ve ölüm görülür. Ebola virüsü 80 nm çapında ve 970 nm uzunluğundadır, genetik yapısında RNA taşır. Virüs, şiddetli kanamaya yol açarak insanları ve maymunları öldürür. İnsanlarda kan ve idrar örneklerinin elektron mikroskobuyla incelenmesi ile tespit edilir. Maymunlarda hava yoluyla bulaşabilen hastalık, insanlarda sadece kan veya diğer vücut salgılarının temasıyla bulaşır. Kongo'da Aralık 200S'de meydana gelen salgından etkilenen 32 kişinin 15:i ölmüştür. Son olarak Şubat 2009'da Filipinlerde ebola virüsüne rastlandı. Bu virüsün de son yıllarda değişim geçirerek tehlikeli hale gelen virüsler arasında olduğu düşünülüyor.

Kaynak: Bilim ve Teknik

Antalya'ya 1 TL'ye seyahat

http://medya.zaman.com.tr/2009/06/03/kamilkoc.jpg
Kamil Koç Otobüsleri AŞ'nin, 5 büyük şehirden Antalya'ya yapılan karşılıklı seferlerde, belli sayıda bileti, 3 - 15 Haziran tarihleri arasında 1 TL'ye satacağı bildirildi.

Kamil Koç Otobüsleri AŞ'den yapılan yazılı açıklamada, İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir ve Eskişehir kalkışlı Antalya ve Antalya'dan bu noktalara varışlı seferlerde belli sayıda koltuğun, 3-15 Haziran tarihleri arasında 1 TL'ye satılacağı belirtildi.

Kampanyanın, ''Rahat Hat'' olarak adlandırılan VIP araçlar da dahil olmak üzere, Antalya varışlı tüm seferlerde geçerli olacağı kaydedilen açıklamada, ''Yaz aylarında özellikle Türkiye'nin tatil başkenti Antalya yönüne yaşanan büyük yoğunlukta göz önüne alındığında kampanyadan on binlerce kişinin yararlanacağı hesaplanmaktadır'' denildi.
www.zaman.com.tr

İETT'de para ile yolculuk dönemi kapanıyor

http://medya.zaman.com.tr/2009/06/03/iett.jpg
Bilet fiyatlarına yapılan son zammın ardından AKBİL basan otobüs şoförlerinin yolculardan fazla para talep etmesi ve gelen şikayetler üzerine harekete geçen İBB, para ile yolculuk yapma yöntemini kaldırdı. Özel Halk Otobüsleri'ndeki para ödeyerek yolculuğu sağlayan biletçi uygulaması da Temmuz ayı sonu itibariyle kaldırılacak.

Yapılan son zamların ardından İETT şoförlerinin yolculardan 1,50 TL yerine 1,75 lira talep etmeleri tepkilere sebep oldu. Yapılan şikayetler üzerine harekete geçen İBB para ile yolculuk yöntemini sona erdirdi. İBB tarafından konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, yapılan son zamdan sonra AKBİL basan şoförlerin vatandaşlardan fazla para telep ettikleri ve yolcularla tartıştıkları şikayetinin gelmesi üzerine para ile yolculuk döneminin sona erdiği belirtildi. Temmuz ayı sonu itibariyle halk otobüslerinde de biletçi uygulamasının sona ereceği belirtilen açıklamada şu görüşlere yer verildi: "İstanbul'da toplu taşım ücretlerine yapılan ayarlamadan sonra İETT ve Özel Halk Otobüslerinde AKBİL basan şoförlerin fazla para talep ettikleri, yolcularla tartıştıkları şikayetleri gelmektedir.Yeni ayarlamaya göre tam bilet 1,50 TL, indirimli bilet ise 0,85 TL, aktarmalar ise 0,75 TL, öğrenci aktarma ise 0,21 TL'dir belirtilen fiyatların üzerinde ödeme yapılmamalıdır. Yolcularımızın, böyle bir taleple karşılaştıklarında araç plakası veya araç numarasını Toplu Taşım Hizmetleri Müdürlüğü 212 453 78 78 veya Beyaz Masa 153 nolu telefonlara bildirmeleri gerekmektedir. Özel Halk Otobüslerinde biletçi uygulaması ise Temmuz ayı sonu itibariyle tamamen kaldırılıyor. Yapılan görüşmelerde firmaların Temmuz sonuna kadar yeni çalışma sistemine geçmeleri kararlaştırıldı."

Açıklamada temmuz ayı sonu itibariyle tüm toplu taşıma araçlarında AKBİL, 5'i 1 yerde ve İstanbul Kart ile seyahat edilebileceği belirtildi.

(CİHAN)
www.zaman.com.tr

Mardin Ezgileri Çıktı

http://www.mardinnethaber.com/userfiles/image/abdulkerim.jpg
Mardin’in yetiştirdiği sanatçılardan Mardin mahalli Müziğini seven herkesin gönlünde ayrı bir yeri olan Abdülkerim Çuha “ Mardin Ezgileri” çalışmasıyla Mardin müziğine yeniden hayat verdi

Mardin’in yetiştirdiği ünlü sanatçılardan Mardin mahalli Müziğini seven herkesin gönlünde ayrı bir yeri olan Abdülkerim Çuha “ Mardin Ezgileri” çalışmasıyla Mardin müziğine yeniden hayat verdi. Ezgi Müzik Yapım şirketi tarafından hazırlanan kaset 1950’li yıllara ait şarkılardan oluşuyor. Yapımını üstlendikleri kaset hakkında bilgi veren yapımcı Hasan Çuha amaçlarının genç nesilleri geçmişin müziği ile tanıştırmak olduğunu söyledi.

Çuha Şöyle Devam etti: “Mardin’imizin müzik kültürünü gelecek kuşaklara aktarmayı EZGİ MÜZİK olarak görev addettik. Bu çalışmada çok zengin müzik kültürüne sahip olan Mardin’imizin 1950 ile 2009 u buluşturarak Bu güne kadar icra edilmemiş şarkılardan bir demet hazırladık. Mardin’in yeni nesil gençlerine tanıtmak ve yaşatma adına Merhum sanatçı ,büyük üstad Kermo İz zeyid ( Abdulkerim ATASAYAR ) ve arkadaşları Kemancı Hılê ( Abdulhalim KARACAER ) ve Cümbüş ustadı Necet ( Necati ELVEREN ) in Otuz yıl önce kayıt altına aldıkları güzel bir uzun havayı Mardin Beyati Peşrevine montajlayarak canlı bir performans kaydı yaptık. Çok güzel bir çalışma olduğuna inandık sizlerinde aynı şekilde beğeneceğinizi umarız.Kültürümüzü daha iyi bir şekilde geleceğe taşıyabilmek için yapılan bu gayretlerimize destek çıkarak korsan kayıtlara rağbet edilmemesini Halkımızdan istiyoruz” diye konuştu.
Sanatçı Abdülkerim Çuha ise uzun bir aradan sonra kaset çıkarmanın mutluluğunu yaşadığını ifade ederek, şunları kaydetti; “ Uzun bir aradan sonra yeni bir çalışmayla Mardin halkının karşısına çıkmanın heyecanını yaşıyorum. Mardin müzik kültürü o kadar geniş bir yelpazeye sahip ki nerden ve nasıl başlayacağım konusunda bayağı zorlandım. Ancak uzun bir elemeden sonra sizlere çok güzel bir demet hazırladığıma inanıyorum. Bu çalışmamda sizlerin de dikkatini çekeceğini ve beğeneceğinizi umduğum farklı denemeler yaptım. Sizlerden gelecek öneri ve eleştiriler ileriki çalışmalarıma ışık tutacaktır. Ayrıca kardeşim Hasan ile birlikte sizlere çok güzel bir sürpriz hazırladık. Mardin’in yeni nesil gençlerine tanıtmak ve yaşatma adına Merhum sanatçı büyük üstad Kermo İz zeyid( Abdulkerim Atasayar) beyefendinin müzisyen arkadaşları Merhum Hılê (Abdulhalim Karacaer) ve halen İstanbul’da ikamet ekmekte olan değerli abimiz Cümbuşçü Necet (Necati Elveren) ile yaklaşık otuz yıl önce kayıt altına aldıkları çok güzel bir uzun havayı montajlayarak canlı bir performans kaydı yaptık. Büyük sanatçımızın kayıtlarındaki hiç bir şeyin orjinalliğini bozmadan ,fazla sırıtan yerler hariç yapılan konuşmaları bile kesmeden montajladık.
Çok güzel bir çalışma oldu. Bunu hazırlarken o kadar keyif aldık ki geçmişe doğru ( 1960 lı yıllar ) güzel bir yolculuğumuz oldu. Böyle bir değeri sizlere buluşturmanın huzurunu yaşıyorum. Merhum sanatçılarımıza Allah’tan rahmet ve Necet abimize de uzun ömürler diliyorum.Bu canlı performansta bana eşlik eden değerli dostlarım Cümbüşte Semir Ortaç , Kanunda Serkan Ortaç , Bağlamada Kardeşim Hasan Çuha , Darbukada Yasin Tırpan , Tefde İbrahim Samura ve Bendirde Murtaza Tırpan‘a ve bu yapımında emeği geçen herkese özellikle Cizreli Dostum Mahmut Saylığ’a en derin duygularımla teşekkür ederim.” Dedi
Çuha maddi manevi büyük emekler harcanarak yapılan bu çalışmaların bir anlam kazanabilmesi için korsan kayıtlara rağbet edilmemesini istedi. Çuha ayrıca Korsan kayıtlara karşı ciddi bir çalışma içinde olduklarını İl Emniyet Müdürlüğü ve diğer kurumların da bu konunun takipçisi olacaklarını ifade etti.
www.mardinnethaber.com

Kızıltepe'de Öğrenci Sergisi

http://www.mardinnethaber.com/userfiles/image/sergi.jpg
Mardin'in Kızıltepe ilçesindeki İnkılap İlköğretim Okulu öğrencileri tarafından yıl boyunca hazırlanan resim ve el işi ürünlerinden oluşan sergi törenle açıldı.
Tepebaşı Mahallesi'ndeki İnkılap İlköğretim Okulu öğrencilerinin yıl boyunca emek harcayarak yaptıkları el işlemeleri, hediyelik eşyalar ile farklı resim çalışmalarının yer aldığı sergi, Kızıltepe Belediye Başkanı Ferhan Türk ile Milli Eğitim Müdürü Siraç Atan tarafından törenle açıldı. Okul Müdürü İbrahim Bahçevancı tarafından kapıda karşılanan ve aralarında birçok okulun idarecisi ile öğrenci velilerinin de yer aldığı davetli grubu sergiyi gezdi. Sergide öğrencilerin yıl boyunca hazırladıkları el
işleri, hediyelik eşyalar, resim çalışmaları ile teknoloji tasarım çalışmaları yer aldı. Hazırladıkları çalışmaların sergilendiği standların başında bekleyen ve yaptıkları çalışmaları uygulamalı olarak anlatıp gösteren ebru sanatı ve teknoloji tasarımcısı öğrencilerinin başarısı ziyaretçiler tarafından alkışlandı. Yağlı boya, kara kalem, rölyef (Kabartma), grafiksel portre, ağaç baskı gibi çalışmalarının da içinde bulunduğu çok sayıdaki resim tablosu sergide sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergi
boyunca misafirleri ile ilgilenen ve öğrencilerinin yaptığı çalışmalarla ilgili bilgi veren Okul Müdürü İbrahim Bahçevancı misafirlerine yeni düzenlediği okul bahçesini gezdirerek yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler verdi. Yeni yapılan düzenleme ve ağaçlandırma çalışmasıyla Mardin bölgesinin en düzenli okul bahçelerinden biri olan İnkılap İlköğretim Okulu'nun düzen ve eğitim kalitesinin yanı sıra çok yakında elde edeceği sportif başarılarla da adından sıkça söz ettireceğini belirten 30 yıllık başarılı
eğitimci Bahçevancı şunları söyledi:
"Kızıltepe İnkılap İlköğretim Okulumuz ilçemizde kurulan ilk okullardan biri olma özelliğini taşıyor. Benim de öğrencisi olma ayrıcalığını yaşadığım bu okulun öğrencileri bugün ülkemizin çeşitli yörelerinde oldukça önemli kademelerde başarılı görevler ifa ediyorlar. Hem öğrencisi hem de idarecisi olma gururunu yaşadığım bu okulda geleceğimizin teminatı olan öğrencilerimizi disiplinli, edepli ve başarılı bireyler olarak yetiştiriyoruz. Her biri kendi alanında başarılı olan öğretmen ve idarecilerimizle
okulumuz ve öğrencilerimizi mevcut durumundan her zaman çok daha iyiye taşımanın gayret ve sorumluluğu içerisindeyiz."
Sergiyi çok beğendiğini belirten İlçe Milli Eğitim Müdürü Siraç Atan, "Öğrencilerin hayal gücü çok geniş. Birçok nesne ya da malzeme değişik şekillerde kullanılmış ve ortaya çok başarılı çalışmalar çıkmış. Öğretmenlerimizi, müdürlerimizi ve emeği geçen herkesi kutluyorum" dedi.
Belediye Başkanı Ferhan Türk ise; İnkılap İlköğretim Okulu'nun Kızıltepe halkı için çok ayrı bir yere sahip olduğunu belirterek, "Bugün yapılan bu etkinlikte bir kere daha gördüm ki; bu okulda çok güzel faaliyetler yapılıyor. Geleceğimiz olan öğrencilerimiz için bizim de yapmamız gereken çok şeyler olduğunu biliyorum. Başarılı müdürümüz İbrahim Bahçevancı'nın yeni bir okul oluşturma adına yaptığı bu çalışmaları ilgiyle izliyoruz. Özellikle bahçe düzenlemesinde yapılan çimlendirme ve ağaçlandırma
çalışmalarına hayran kaldım. Kurum olarak da komşu olduğumuz İnkılap İlköğretim Okulu'na yapılması gereken çalışmalarda hiçbir fedakarlıktan kaçınmayacağımızı sizin aracılığınız ile bir kere daha dile getirmek istiyorum" şeklinde konuştu.
Okul bahçesinde öğretmenler tarafından verilen müzik dinletisinin ardından davetliler tarafından kesilen yaş pasta öğrencilere ikram edildi.
www.mardinnethaber.com

Mardin Belediyesi’nden Çevreye Trilyonluk Yatırım

http://www.mardinnethaber.com/userfiles/image/2008/01/jjjjjjj.jpg
Mardin Belediye Başkanı Mehmet Beşir Ayanoğlu’nun Ankara’daki temasları ilk meyvelerini vermeye başladı. Ayanoğlu, Mardin’e Katı Atık Tesisi ile Atık Su Tesisi kuracakları müjdesini verdi.

Yeşilli yolu üzerinde kurulacak Katı Atık Tesislerinde çöpler çevreye zarar vermeden imha edilip ayrıştırılacak, Atık Su Tesislerinde ise pis sular temizlenerek tarıma kazandırılacak.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Finansmanını karşılayacağı projelerle Mardin’in 50 yıllık çöp sorunu halledilerek,tarımsal arazilerin sulanmalarına katkı sağlanacak.Her iki projenin 15 trilyona mal olması bekleniyor.

Mardin Sürdürülebilir Çevre Yönetimi Belediyeler Birliği birlik başkanı ve Üyelerinin seçimi toplantısında konuşan Mardin Belediye Başkanı Av.Mehmet Beşir Ayanoğlu “Göreve gelir gelmez ilk işim Katı Atık Projesiyle ilgilenmek oldu.Ankara’da yaptığım girişimler sonucu Katı Atık Projesi inşaat kısım ihalesinin ivedi bir şekilde bitirilmesi için Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’ndan söz aldım” dedi.

Ayanoğlu, Katı Atık Depolama ve Bertarafı Projesiyle vahşi depolama sisteminden düzenli depolama sistemine geçileceğini ayrıca medeniyetler beşiği olan ilimizin temiz tutulması için Avrupa Normlarına uygun bir tesis yapılacağını ifade etti



Ayanoğlu şunları söyledi: “Bu projeler Mardin için oldukça önemlidir.Şu ana kadar çevre ile ilgili en büyük yatırımı yapıyoruz.Bizlerden desteğini esirgemeyen Çevre ve Orman Bakanı Veysel EROĞLU’na çok teşekkkür ederim.Bu tesisler hem bizlerin hem çocuklarımızın daha temiz daha sağlıklı bir şehirde yaşamını sürdürmemizi sağlayacaktır.Mardin halkına hayırlı olsun.”

Yeşilli Zeytinli Köyü yolu üzerinde yapılması düşünülen Katı Atık Tesisleri’nde çöpler çevreye zarar vermeden imha edilirken, ayrıştırma yöntemiyle de bazı çöplerin geri dönüşümü sağlanacak.Söz konusu çevre dostu projeyle Mardin’in 50 yıllık çöp sorunu halledilmiş olacak.Çevre ve Orman Bakanlığı’nın finansmanını karşılayacağı projenin 7,5 trilyona mal olması bekleniyor.
PİS SULAR TARIMA KAZANDIRILIYOR

Atık Su Tesislerinde pis sular arıtılarak tarıma kazandırılacak.İstasyon yolu üzeri,Güney ve Kuzey bölgelerine kurulacak tesislerden Mezopotamya Ovası ,Yeşilli, Yalımköy,Kabala yolu üzerindeki tarımsal araziler faydalanacak.Suyun optimum kullanımını sağlayacak olan tesislerle hem su
www.mardinnethaber.com

Koruculuk sistemi aşamalı olarak kaldırılmalı

http://www.mardinnethaber.com/userfiles/image/Bedii-Omay.jpg
Artuklu Üniversitesi Rektörü Omay: Koruculuk sisteminin aşamalı şekilde kaldırılması düşünülmeli
Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, koruculuk sisteminin gözden geçirilmesi ve sistemin aşamalı bir şekilde kaldırılmasının düşünülmesi gerektiğini vurguladı.

Mardin Artuklu Üniversitesi, 44 kişinin hayatını kaybettiği Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyündeki katliam hakkında ön değerlendirme raporu hazırladı.

Prof. Dr. Serdar Bedii Omay ve 16 akademisyen ile araştırma görevlilerinin hazırladığı raporda, bunun münferit bir olay olmadığı ve anlık bir cinnet ve intikam duygusundan gerçekleştirilmediği ifade edildi.

Rektör Prof. Dr. Serdar Bedii Omay imzasıyla açıklanan ön raporda, "4 Mayıs akşamı Mazıdağı ilçesi Bilge köyünde 44 insanın öldürüldüğü olayın hem şiddet boyutunun yüksek olması hem de bölgede daha önce gerçekleşen diğer kan davalarıyla benzerlik göstermemesi, bu olayın çok boyutlu bir biçimde ele alınmasını gerektirmekte. Bu münferit bir olay değildir, anlık bir cinnet ve intikam duygusundan dolayı gerçekleştirilmediği açıktır. Toplumu dehşete düşüren bu tür şiddet eylemleri toplum tarafından ilk bakışta reddedilip 'Bunu yapanlar bizden olamazlar' tutumu benimsense de; bu tip şiddet eylemlerinin aynı toplum içinde tekrar yaşanma olasılığı diğer toplumlara nazaran çok daha yüksektir. Bu gerçek, böyle bir olay karşısında ciddi önlemler alınması zorunluluğunu arttırmaktadır." denildi.

Raporda, böyle bir olayın yeniden yaşanmaması için Mardin Artuklu Üniversitesi'nin araştırma yaptığını belirten Omay, "İlk çalışmalar sonucunda hazırladığımız değerlendirme raporu ile "tarihsel, sosyolojik ve psiko-sosyal arka planları" içeren raporlar hazırladık. Raporda olayın sebeplerini araştırdık. Gelenek ve modernite çatışması bölgede 'arada kalmışlık' oluşturmakta, bu durum hem geleneksel hem de modern kurumların yaptırım gücünü aşındırmaktadır. Bu aşınma süreci, bireyin ve toplumun kendisine referans aldığı normlarda da benzer etkiler göstermektedir. Modernleşme adına geleneksel yapının sadece olumsuz yanlarının değerlerinin değil, olumlu yanlarının değerlerinin de hedef alınması gerekir. Kişisel ve toplumsal eylemleri değerlendiren denetleyen bir üstyapının yetersizliği ya da daha önce var olan üstyapının çözülmesi sonrası yerine yeni bir yapının oluşturulamamasıdır." ifadesini kullandı.

Benzer sorunların çözümünde yaşanan yetersiz, yanlı, indirgemeci, cesaretten yoksun girişimlerin yerine sürekliliği olan çözüm üretme iradesinin acilen ortaya konulması gerektiğine inandığını açıklayan ve çözüm önerilerini ortaya koyan Omay, raporda, böyle bir şiddet eyleminin öğrenilebileceği toplumsal rol modellerinin kimler ve neler olduğu bulunarak gerekli önlemlerin alınması gerektiğine işaret etti.

Koruculuk sisteminin gözden geçirilmesi ve bu sistemin aşamalı bir şekilde kaldırılmasının düşünülmesi gerektiğini tavsiye eden Omay, şunları kaydetti: "Koruculuk sistemine yönelik çözüm üretilirken toplumsal yapının son 30 yılda yaşadığı değişim de dikkate alınmalı ve buna uygun olarak bazı sosyal, kültürel ve ekonomik geçiş düzenlemeleri de yapılmalı. Bu düzenlemelerde silahlarını bırakacak olan koruculara güvenliklerinin sağlanacağına dair güvence verilmeli. Bölgede çok hızlı bir şekilde bireysel silahsızlanmaya gidilmeli, yurttaşlara güvenliklerinin devlet tarafından sağlanacağının güvencesi verilmeli. Hukuk ve adalet mekanizmasına olan güvenin arttırılması için sorunların kamu vicdanını rahatlatacak biçimde çözüme kavuşturulması gerekmekte. Bölgede kalıcı huzurun sağlanması için önlemler alınmalı, girişimler başlatılmalı. Köylerde aşiretler aileler arasındaki çatışma ve anlaşmazlıklara yönelik araştırma yapılması, bunların sonucuna göre sosyal politikalar üretilmesi ve uygulanması gerekmekte. Bölgede sağlık, eğitim, konut, sosyal güvenlik, istihdam ve sosyal hizmetler Sosyal hizmetler alanlarında sosyal politikalar geliştirilmeli ve uygulamaya konulmalı."
www.mardinnethaber.com

Mardin'de Bisiklet yarışı

http://www.mardinnethaber.com/userfiles/image/bisiklet.jpg
Mardin Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği tarafından düzenlenen bisiklet yarışması renkli görüntülere sahne oldu.

Bisiklet yarışması için hükümet konağı karayolları parkı önünden start verildi. 4 kilometrelik bisiklet turuna 12-15 yaş arası çeşitli okullardan 400 öğrenci katıldı.

Emniyet Müdürü Serdar Meriç, bu yıl ikincisi düzenlenen bisiklet yarışmasının gençleri birbirleri ile kaynaştırdığını belirterek, bu tür etkinleri yarışma değil bir festival görünümü kazandığını söyledi.

Yarışmada kimin kazandığının önemli olmadığını ifade eden Meriç, "Önemli olan gençler arasında dayanışma ve kardeşlik bağlarının kurulmasıdır. Hükümet Konağı önünde başlatılan ve Devlet Hastanesi'ne kadar devam bisiklet turu büyük bir heyacanla sona erdi. 4 kilometrelik bisiklet yarışına katılan gençler arasında yapılan çekiliş sonunda bir kişiye televizyon, iki kişiye elektronik İngilizce-Türkçe sözlük ve on kişiye MP3 çalar verildi. Gençlerimizin bir araya gelerek kaynaşmasını ve dayanışma içine girmelerini istiyoruz. Toplum destekli polislik faaliyetleri kapsamında arkadaşlarımız mahalle ve köylerde vatandaşlarımızla bir araya gelerek çeşitli etkinlikler yaptı. İlçelerden öğrenci gruplarının, kentin tarihi mekanlarını gezmelerini ve polisle kaynaşmalarını sağladık. Şimdi de 12-15 yaş gurubundan oluşan 400 dolayında gencimizi bisiklet sürüşünde bir araya getirdik." dedi.
www.mardinnethaber.com

Amerika Medyasından Mardin Standına Yoğun İlgi

Chicago’da düzenlenen Türk Festivaline katılan Mardin çadırı Amerikan medyasının yoğun ilgisini çekti.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifebesttv.jpg
Chicago’da düzenlenen Türk Festivaline katılan Mardin çadırı Amerikan medyasının yoğun ilgisini çekti.

Üzerinde sayısı medeniyetin izini taşıyan ve kültürel yapısı ile de son günlerde yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Mardin’e, Amerika medyası da yoğun ilgi gösterdi.

Chicago Türk Başkonsolosluğunun himayesinde ve Türk Amerikan Kültür Birliği (TACA) tarafından bu yıl 7. düzenlenen Türk Festivali Amerika’daki görsel, işitsel ve yazılı medyanın da gündemine oturdu.

Amerika’nın ünlü haber ve belgesel TV’lerinin hem haber hem de hakkında program yaptıkları festivalde en çok Mardin standına yoğun ilgi gördü. Festivaldeki Mardin standını başta CNBC, btv USA ve Fox TV olmak üzere birçok televizyon, gazete ve radyo tarafından tanıtımı yapıldı. Amerika genelinde yayın yapan ulusal btv USA Mardin Çadırında açılan stantların çekimlerini bire bir yaparak Vali Yardımcısı Murat Girgin ile röportaj yaptı.

Vali Yardımcısı Murat Girgin, Mardin’le birçok yönden benzerliği bulunan Chicago’da düzenlenen Türk Festivaline Amerikalıların yanında Amerika medyasının da yoğun ilgi gösterdiğini söyledi. Amerikalılara Türk kültürünü tanıtmak için önemli bir organizasyon olan Chicago Türk festivaline katılarak Mardin’deki el sanatlarını sergilemenin yanında tarihi kentteki hoşgörü ortamını da anlatma imkanı bulduklarını dikkat çekti.

Son yıllarda köklü tarihi ve yöresel değerleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline gelen Mardin'in son üç yıl içinde üçüncü kez Amerika’da tanıtıldığını hatırlatan Girgin, “Son yıllarda turizm alanında önemli gelişmeler yaşanıyor. İlimizin dünya turizm merkezi olması yolunda önemli adımlar atıyoruz. Festival sayesinde Mardin'in tarihi mimarisinin yanında el sanatlarını, yöresel ve tarihi zenginliklerini, folklor ve mutfak yapısını, Amerikalılar başta olmak üzere, yabancı misyon ve medyaya tanıtma imkanı bulduk. Yalpan bu tanıtımlarını semeresini kısa vadeli olmasa da uzun vadede alacağız.”dedi.

Festivalin düzenlenmesinde büyük çaba sarf eden Chicago Başkonsolosu Kenan İpek Uğur ise festival sayesinde Türkiye ve Türkiye kültürünü sadece Chicago’lulara değil medya sayesinde bütün Amerika hatta dünyaya tanıttıklarını söyledi. Festival alanında medya mensuplarına Mardin standını tanıtan Uğur, Amerikan HD 2 televizyonuna Maraş dondurmasının yapılışı hakkında da ayrıca bilgiler verdi.

Tema Şenliklerinde Mardin Damgası…

http://www.mardin.gov.tr/haber/resim/tema09.gif
Tema Şenliklerinde Mardin Damgası… Sakarya Aycan Çaltekin İ.Ö. Okulu Yavru TEMA öğrencileri 23 Nisan 2008 tarihinde TBMM’de düzenlenen 4. Ulusal Yavru TEMA Şenliklerinde Mardin’i başarılı bir biçimde temsil edip “En İyi Sunum Çalışması” almaya hak kazandı. TEMA Vakfı Genel Başkanlığı tarafından, 22-24 Nisan 2009 tarihleri arasında, Konya ilinde düzenlenen Türkiye geneli “5. Yavru TEMA Ulusal Şenlik” programı etkinliklerine davet edilen Mardin Merkez Sakarya Aycan Çaltekin İlköğretim Okulu Yavru TEMA öğrencilerince hazırlanan “Su ve Sulak Alanlardaki Değişikliklerin Tespiti” adı altında yapılan, Mardin-Kızıltepe-Yüceli (Gurs) Köyü sunumu, etkinlikler dahilinde yapılan değerlendirme sonucu “En İyi Sunum Çalışması” olarak seçildi. Yavru TEMA Danışman Öğretmeni Mualla Arpağ ve Yavru TEMA öğrencileri kazandıkları başarıyı Mardin Valisi Hasan Duruer’le paylaştılar. Ekibi makamında ağırlayan Vali Hasan Duruer’e çiçek takdim eden minik öğrenciler daha sonra kazandıkları başarının öyküsünü Vali Duruer’e anlattılar.Kendilerini tebrik eden ve kazandıkları başarıların kendisini çok onurlandırdığını dile getiren Vali Hasan Duruer, “ Bu önemli başarı sizlerin çevre konusunda ne kadar duyarlı olduğunuzu gösteriyor. Sizlerle gurur duyuyorum.” dedi.

Mehmet Masum SÜER’e Başkan Osman BAYDEMİR’den Plaket

http://surgucum.googlepages.com/new_masumbaydemir2.jpg
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ve Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği Başkanı Osman Baydemir, ‘Doğu ve Güneydoğu’ya Farklı Bir Bakış’ adlı çalışmanın projesine çektiği Diyarbakır ve Hasankeyf fotoğraflarıyla destek veren fotoğraf sanatçısı Mehmet Masum SÜER'e plaketini verirken.
http://surgucum.googlepages.com/new_kamil-baydemir.jpg
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ve Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği Başkanı Osman Baydemir, Proje Direktörü Kameel Ahmedy'e plaketini verirken.
http://surgucum.googlepages.com/new_kamil-masum-semra.jpg
Soldan sağa Kameel Ahmedy, Mehmet Masum Süer ve Semra Özbey.
http://surgucum.googlepages.com/newkapak.jpg
Kitabın kapağını Mehmet Masum SÜER'in, Diyarbakır Ulucamii'nin avlusunda çektiği bir fotograf süsledi. Süer'in, kitabın Diyarbakır ve Hasankeyf bölümlerinde de 40 kadar fotografı yer aldı.

DİYARBAKIR- Güneydoğu Anadolu Belediyeler Birliği ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın desteğiyle, bölgenin 15 ilinde iki yıla yakın bir süre sürdürülen bir çalışmanın ürünü olan ‘Doğu ve Güneydoğu’ya Farklı Bir Bakış’ adlı gezi rehberi yayımlandı. Kitabın tanıtımı, 9. Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenen bir resepsiyonla yapıldı.

Gezi rehberi, bölgenin 15 il merkeziyle ilçelerinin tarihi, kültürel, doğal ve turistik değerlerinin tanıtımıyla ilgili olarak ilk defa bu kapsamda geniş çaplı bir yayını oluşturuyor. Bölgenin 15 ilinin ve ilçelerinin tarihi ve kültürel özellikleriyle detaylı olarak tanıtıldığı ve hazırlanmasında 50 kadar bilim adamı, tarih ve turizm uzmanı ve fotoğraf sanatçısının görev aldığı, kapsamlı tanıtım rehberi 676 sayfadan oluşuyor. Kitap Türkçe ve İngilizce dillerinde ayrı ayrı basıldı. Türkçe baskısında Kürtçe isim ve açıklamalar da yer aldı.

Sümerpark Resepsiyon Salonu’nda yapılan kokteyle; DTP Eş Genel Başkanı Ahmet Türk, Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, Batman Milletvekili Bengi Yıldız, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, GABB’a üye belediyelerin başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı. Resepsiyonda Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir tarafından, kitabın hazırlanmasında emeği geçen Proje Koordinatörü Kameel Ahmedy, gazeteci ve fotoğraf sanatçısı Mehmet Masum Süer ile Kürt Enstitüsü’nden Semra Özbey’e teşekkür plaketi verdi.

Kent Üniversitesi’nden Proje Koordinatörü Kameel Ahmady proje hazırlık aşamasını ve projeyi hayata geçirirken nelerle karşılaştıklarını anlattı. Hazırlık aşamasında İngilizce ve Türkçe web sitesi hazırladıklarını, İngiltere’deki kütüphanelerde 16. yüzyılda Mezopotamya’da misyonerlik yapanların günlüklerinden faydalanıldığını ve toplanan bilgilerin her kentin yerel uzmanlarına gönderilerek, eksiklerin tamamlandığını söyledi.

Projede 8 tam zamanlı çalışan profesyonel kişinin yanı sıra 33 yardımcı elemanın çalıştığını söyleyen Ahmady “15 kent, 232 ilçe ve köy ziyaret edildi. 24 bin 300 km yol kat edildi. 5 bin fotoğraf çekildi. Yerel fotoğrafçılardan da fotoğraflar derlendi. Bu fotoğrafların 1300 adedi kullanıldı” dedi. Proje aşamasında gittikleri kentlerde çeşitli zorluklarla da karşılaştıklarını anlatan Ahmady “Çoğu yerde bizleri hazine avcısı ya da arayıcıları olarak tanımlayanlar oldu” dedi.

Kitabın içerik ve boyutu bakımından Türkiye’de bir ilk olduğunu ifade eden Ahmady, kitabın objektif ve şeffaf bilgiler içerdiğini, çok kültürlülükten ve çeşitli azınlıklardan bahsedildiğini söyledi. Bölgede turizmin gelişmesi için merkezi hükümetten yatırım yapılmadığını altını çizen Ahmady şunları söyledi: “Bölgede zengin bir turizm potansiyeli var. Bu potansiyelin açığa çıkması için kalıcı bir barışçıl ortam gerekli. Yapılacak olan yatırımların adil bir biçimde dağıtılması gerekiyor.”

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir dinlerin ve dillerin beşiği, kutsal metinlerin toprakla, kültürle yoğrulup göğe yükseldiği Mezopotamya’nın yerleşik yaşamın da, üniversitenin de, barış antlaşmalarının öncüsü ve mimarı olduğunu söyledi. Baydemir “Elbette bu topraklar barışı da yaşatacak ve yayacaktır” dedi. Turizm potansiyelinin harekete geçirilmesi, farklı medeniyetleri, farklı kültürlerin bir araya gelmesinin barışın en büyük zemini olacağını söyleyen Baydemir şöyle konuştu:

“Niye böyle bir rehber hazırladık? Meraklı gezgine sunabileceği onca zenginliğine rağmen, şimdiye kadar bölgemiz çoğunlukla popüler gezi literatürünün dışında bırakıldı veyahut bilgi yetersizliğinden dolayı hak ettiği yeri alamadı. Bütün bu coğrafyayı yakından bilen bizler, bu rehber kitap ile sadece ilgi çekici tarihi mekânlarımızı tanıtmayı değil, aynı zamanda geleneklerimizi, köklü kozmopolit kültürel yapımızı, zengin dil, inanç,doğa ve kültür mirasımızı da sizinle paylaşmayı arzuladık. Okuyucunun, bölgenin konuksever insanları ve eşsiz arkeolojik sit alanları, Fırat ve Dicle Nehirlerinin hayat verdiği Mezopotamya coğrafyası ve zaman zaman aynı sularla yok olma tehdidiyle karşı karşıya bırakılan zengin kültürel mirasımız hakkında da bilgi sahibi olmasını istedik. Diğer bir ifadeyle, bölgemizin bir diğer yüzüyle tanıştırmak istedik sizi.

Bölgeyi merak ediyorsanız, bu rehber ile heyecan verici bir yolculuğa çıkmaya hazırlanın. Pek çok uygarlığın gelip geçtiği ve iz bıraktığı bu topraklar, kadim tarihini, kimi zaman vakur kaleleriyle kimi zaman mütevazı bir ziyaret yeriyle anlatacaktır size. Onu dinlemeyi bilenlere kucak açar bu kadim topraklar. Konuğumuz olun, hiç şüpheniz olmasın bu topraklar en iyi şekilde ağırlayacaktır sizi. Belediyeler Birliği olarak, henüz potansiyeli tam olarak açığa çıkarılamamış bir sektör olan ve “bacasız sanayi” olarak anılan turizmi harekete geçirerek, bu rehber kitabın aynı zamanda Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin ekonomik açıdan kalkınmasına katkı sunmasını da umut ediyoruz.”

Gezi rehberinin Türkçe ve İngilizce baskılarının tümü, internet üzerinden www.anotherlookateast.org adresinden PDF formatında okunabiliyor veya bilgisayara indirilebiliyor.
Mehmet Masum SÜER KİMDİR
http://surgucum.googlepages.com/masumSer.jpg
1957 yılında, Mardin'in Savur ilçesinin, Kürtçe adıyla Avina, yeni adıyla Sürgücü Beldesin de doğdu. 1980'de Diyarbakır Eğitim Enstitüsü'nün Türkçe bölümünden mezun oldu, daha sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nin Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans tamamladı.

Lise yıllarında, 1974 yılında Ankara'da yayınlanan Başkent adlı aylık bir dergide yazılar yazarak gazeteciliğe başladı. Aynı yıllarda yine Ankara'da yayınlanan Sanat ve İnsan adlı aylık dergide bazı fotoğrafları yayınlandı. Daha sonraki yıllarda aralarında Tercüman, Günaydın, Milliyet, Ekspres (Adana) ve Siyah-Beyaz (Ankara) gazeteleri, Akdeniz Haber Ajansı (Akajans), Türk Haberler Ajansı (THA), Ortadoğu Haber Ajansı (ORHA) ile Ulusal Haber Ajansı(UBA)'nın da bulunduğu bazı basın kuruluşlarının Diyarbakır ve Erzurum bürolarında muhabir, temsilci ve yazar olarak görev yaptı.

1981 yılında Diyarbakır'da "Olay Gazetesi" adında haftalık bir gazeteyi yayınladı, bu gazete aynı zamanda Diyarbakır'da yayınlanan ilk büyük boy ve fotoğraflı gazete oluyordu. Gazeteyi sonra aynı adla dergiye dönüştürdü. Ancak günün ağır siyasi koşulları ve ekonomik sıkıntılar yüzünden bu yayınlar uzun ömürlü olamadı. Gazeteyi kapattıktan sonra öğretmenliğe başladı.

1993 yılına kadar öğretmenliğin yanısıra Milliyet Gazetesi'nin Diyarbakır Bürosu'nda muhabir olarak görev yaptı.

1993 yılı başlarında bir süre Diyarbakır Söz gazetesinin yayın yönetmenliğini yaptı.

Bölgede başlayan yeni süreçle beraber, 1993 yılı ortalarında haberciliği bıraktı.

2005-2007 yılları arasında iki dönem olmak üzere, Diyarbakır'da yayınlanan Güneydoğu Ekspres gazetesinde de sayfa editörlüğünün yanısıra kültür ve sanat konularında bazı yazıları yayımlandı. Bu gazeteden 2006 yılı sonlarında ayrıldı.

SÜER, tarihi ve kültürel konularda yazılar yazıyor. Ayrıca fotoğraf çalışıyor. Tarihî ve kültürel değerleri görüntüleyip belgeliyor.. Uzun bir süredir çalışmalarının bir bölümünü internette açtığı www.hasankeyf.itgo.com ve www.photo.net/photos/diyarbakir adlı sitelerinde de yayınlıyor.

Mehmet Masum SÜER evli ve dört çocuk babası.

www.surgucum.com olarak başarısından dolayı Mehmet Masum SÜERi tebrik eder, başarılarının devamını diliyoruz.