7 Mart 2010

Altmış Yıldır Kumaşa baskı yapıyor

http://www.habermardin.com/News_Picture%5C3947215641043424.JPG
Mardin’de altmış yıldan beri babasından miras kalan kumaşa baskı sanatını sürdüren Nasra Çilli (85) baskı sanatını sürdürecek kimsenin yetişmemesinden üzüntü duyduğunu söyledi.

Türkiye ve Dünya’daki birçok kilisene ayin perdesi baskısı yaptığını belirten Nasra Çilli, babasından kendisine miras kalan armut ağacından yapılmış kalıplarla altmış yıldan beri baskı sanatını sürdürdüğünü ifade etti. Gelir getirici boyutu olmadığı için yakınlarından kimsenin baskı sanatını öğrenmek ve sürdürmek istemediğini söyleyen Nasra Çilli “Ben baskı sanatını babamdan öğrendim. O vefat ettikten sonra miras bıraktığı armut ağacından baskı kalıplarıyla, kök boya kullanarak kiliselere ayin, evlere pencere perdesi baskısı yaparak geçimimi sağladım. Bugüne kadar Türkiye’de ve Dünya’da bulunan çok sayıda kilisenin ayin perdesinde benim emeğim ve göz nurum var. En büyük üzüntüm ben öldükten sonra bu sanatı devam ettirecek birinin olmamasıdır.” Dedi.

ATATÜRK BABAMI ANKARA’YA DAVET ETTİ.

Babası İshak Çilli’nin Mustafa Kemal Atatürk, Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü’nün portrelerini baskı yaparak kendilerine hediye gönderdiğini, Mustafa Kemal Atatürk’ün de babasına teşekkür belgesi gönderdiğini söyleyen Nasra Çilli “ Babam dayanıklı ağaçlardan basma kalıplarını kendi yapardı. Kök boyayı da kendisi hazırlardı. O zaman şartlar daha zordu. Babam Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını çok seviyordu. Atatürk, Fevzi Çakmak ve İnönü’nün portrelerini baskı yöntemi ile yapıp onlara hediye gönderdi. Atatürk de babama teşekkür belgesi gönderdi ve babamı Ankara’ya davet etti. Babam gitmedi ama sonra gitmediğine pişman oldu.” Şeklinde konuştu

TURİZME DESTEK VERİYORUM

Mardin’i çok sevdiğini söyleyen Nasra Çilli sözlerini şöyle sürdürdü. “geçmiş yıllarda çok yokluklar,sıkıntılar yaşadık. Ama hiçbir zaman başka yere gitmeyi düşünmedik. Doğup büyüdüğüm Mardin’i çok seviyorum.Mardin’e gelen çok sayıda turist evime geliyor, çalışmalarımı yerinde izliyor. Evim baskı müzesi gibi. Kapılarımızı hiç kimseye kapatmıyoruz. Mardin’e gelen yerli ve yabancı turistlere kapımız her saatte açıktır. Gelenlere dilim döndüğünce sanatım ve Mardin hakkında bilgi veriyorum. Mardin’in turizmine hizmet etmek beni mutlu ediyor.”
MARDİN’İN PİCASSO’SU

Nasra Çilli okuma-yazmasının bulunmadığını, baskıda ruhani liderler ile etkilendiği hayvan figürlerini kullandığını belirtti. Çilli ”Kiliselere hazırladığım ayin perdelerine ruhani lider portrelerini yapıyorum. Divan,masa örtüleri ve pencere perdelerinde ise bitki ve hayvan figürlerini işliyorum. Yabancı bir ressam gelmişti, Picasso gibi resim yaptığımı söyledi. Picasso’nun tabloları çok pahalıymış, kendisi de çok ünlü.Yaptığım baskıların ünlü bir ressamın resimlerine benzetilmesi beni mutlu etti” şeklinde konuştu.

Cüneyt Yüksel, 8 Mart Dünya Çalışan Kadınlar gününü kutladı

Ak parti Mardin Milletvekili, Yrd. Doç. Dr. Cüneyt Yüksel; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayınladı.
http://www.habermardin.com/News_Picture%5C6491825739550694.JPG
AK Parti Mardin Milletvekili Cüneyt Yüksel Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında kadınların toplumsal ve siyasal hayata etkin katılımının, gelişmişliğin, çağdaşlığın ve muasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın önemli göstergelerinden bir olduğunu vurguladı.

Yüksel’in mesajında şu ifadelere yer verdi: “Ülkemizde 1926 Medeni Kanunu ile birlikte sosyal hayatta sağlanan kadın - erkek eşitliği, daha sonrasında 1930 lu yıllarda seçme ve seçilme hakkı ile birlikte Türk Kadınının önünde siyasi haklar bakımından hiçbir engel bulunmamaktadır. Ülkemizde kadınlarımız siyasi haklarını pek çok Avrupa ülkesinden önce kazanmıştır. Hükümetimiz kadınlarımızın eşit şartlarda sosyal, ekonomik ve siyasal hayatta yer almalarını sağlamak için gerekli hukuki düzenlemeleri yapmıştır ve yapmaya devam edecektir. Kadınların çalışma hayatında eşit imkân ve fırsatlarla yer alması, siyasete katılması ve eğitim imkânlarının arttırılması bizim çağdaşlaşma anlayışımızın temelinde vardır. Dünya’nın her yerindeki kadından ayrı bir yere koyacağımız Türk kadını ise Türk aile ve toplum yapısının en önemli mihenk taşı olup nice fedakarlıklar ortaya koymuştur. Kurtuluş Savaşı’nda gerek cephede gerekse cephe arkasında yaptıklarıyla bu Cumhuriyetin kurulmasında çok büyük emeği geçen Türk kadınına minnetlerimizi tekrar sunuyoruz. Ülkemizde de artık kadınlarımız hem Kamu sektöründe hem de özel sektörde önemli misyonlar üstlenmiştir. Özellikle son dönemde hükümetimiz de kadınları siyasi hayatta görmek için birçok çaba göstermiştir. AK Parti hükümeti kadınların yönetime katılmasını istemekte ve bununla ilgili çalışmalar yapmaktadır. Kadınlarımızın sadece aile hayatında değil, iş hayatında, toplum hayatında, sosyal hayatta, siyasette, sporda daha sayamadığım pek çok alanda kritik noktalarda da etkin görevler üstlendiklerini gururla görmekteyiz. Gelecek neslin, Türk gençliğinin bizim annelerimizin elinde şekilleneceğini tekrar vurguluyor; bu duygu ve düşüncelerimle kadınlarımızın “8 Mart Dünya Kadınlar Günü”nü kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

Kızıltepe Belediyespor Şampiyon Oldu

Mardin 1.Amatör liginde sezonun bitmesine iki hafta kala Kızıltepe Belediye spor matematiksel olarak Şampiyonluğunu ilan etti.
http://www.kiziltepeajansi.com/upload/beled1.jpg
Mardin amatör liginde sezon başından beri liderliğini devam ettiren Kızıltepe Belediye spor bugün karşılaştığı Nusaybin Gençlerbirliği sporu 4-0 yenerek, ligin bitimine iki hafta kala şampiyonluğu ilan ederek, 3.lige terfi maçlarına gitmeye hak kazandı.

Kızıltepe Belediye spor ile amansız bir şampiyonluk yarışına giren Kızıltepe’nin bir diğer takımı Kızıltepe Eğitim Gençlik spor ise bugün karşılaştığı Şenyurt belediy spor’a 2-0 yenilerek Kızıltepe Belediyespor'un 8 Puan gerisinde kalarak şampiyonluk umutlarını bir sonraki sezona erteledi.

Kızıltepe Şehir stadında saat 13.00 te Nusaybin Gençlerbirliği sporu ile karşılaşan Kızıltepe Belediye spor rakbini net bir skor ile 4-0 yenerek şampiyonluğunu ilan ederek, önümüzdeki sezon Kızıltepe’yi 3. ligde temsil etmek için terfi maçlarına gitmeyi hak ederken, terfi maçları sonucu başarılı olmamsı durumunda önümüzdeki sezon yeni oluşturulacak olan GAL liginde oynayacak.

Güneydoğu Anadolu Ligi anlamına gelen GAL ligi bölge illerini kapsayan takımlardan oluşacak ve burada başarılı olan takımlar 3. lige yükselecekler.
Kadir ÜRÜNDÜ

Kültür ve Turizm Bakanından Mardin’e Sürpriz Ziyaret

Mardin’e sürpriz bir ziyarette bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, tarihi 700 yıllık Kasımiye Medresesinde incelemelerde bulundu.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifegunayy.jpg
Mardin’e sürpriz bir ziyarette bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, tarihi 700 yıllık Kasımiye Medresesinde incelemelerde bulundu.

Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, Vali Hasan Duruer, Belediye Başkanı Mehmet Beşir Ayanoğlu, İl Başkanı Lokman Sinanoğlu tarafından Mardin girişinde karşılanan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, ilk olarak Kasımiye Medresesini ziyaret etti. 2005 yılından beri restorasyon çalışmaları başlayan ve birçok müteahhitin el değiştirmesine rağmen bir türlü bitirilemeyen medrese hakkında Vali Duruer’den bilgi alan Bakan Günay, medresenin çevre düzenlemesi dahil bütün eksikliklerinin bitirilmesi için en kısa sürede bitirilmesi talimatını verdi.

Medrese çıkışında basın mensuplarının sorularını cevaplayan Bakan Günay, “Mardin hızla gelişiyor. Her gelişimde yeni bir gelişme ile karşı karşıyayım. Bu gelişim toplumun yer kesiminde de kendisini gösteriyor. Bizde bakanlık olarak şiddetle bunu destekliyoruz. Anadolu’da Mardin turizm açısından büyük bir çekim merkezi olacaktır. Mardin’de turizm açısından yapılan gelişmeler diğer iller içinde bir örnek gösteriyor. Urfa’da, Diyarbakır’da Gaziantep’de bu potansiyeli ayağa kalkındırmanın ne kadar yararlı olduğu bir iş kapısı bir gelir kapısı ve aynı zamanda tarihe sahiplenme bilinci kendisini hissettiriyor. Öteki illerde bunu önlerine koyup güzel bir şekilde orada da uygulamaları için çalışmaları lazım. “dedi.

Türkiye’deki kıyı turizminin yanında kültür turizminin geliştirmek için çalıştıklarını dikkat çeken Bakan Günay, bu çerçevede özgün mimari yapısı ve aynı zamanda önemli tarihi eserler olan Mardin’i n kültür turizmi açısından önemli bir varış noktası olacağını söyledi.

Bakan Günay, bütün gayretleri ile Mardin’i hak ettiği yere getirmek için çalıştıklarını ifade ederek Mardin’in önümüzdeki günlerde çok daha fazla ilgi çekip dünya gündemindeki yerini koruyacağına inandığını sözlerine ekledi.

Medrese çıkışında Mardin Valisi Hasan Duruer, Bakan Günay’a Mardin’i tanıtıcı bir kitap hediye etti. Kasımiye Medresesinden sonra Bakan Günay ve beraberindekiler kenteki tarihi mekânları gezdi. Programında olmamasına rağmen Mardin’e gelen Bakan Günay’ın daha sonra Diyarbakır’a geçti.
Nezir Güneş

Midyat'ta T'li sarı taksi dönemi

Midyat ilçesinde Ticari (T) plakası alan ve sarıya boyanan 30 taksici için tören düzenlendi.
http://img.haberler.com/haber/937/midyat-kaymakami-akkaya-taksici-esnafimiz-1938937_o.jpg
Midyat otogarında başlayan törene Kaymakamı Fatih Akkaya, Belediye Başkan Yardımcısı M. Tevfik Baysal, Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı M. Zeki Ayyıldız, Emniyet Müdürü Özer Tanrıverdi, Müftü Abdurrahim İnanç, Ziraat Odası Başkanı M. Beşir Evsen, taksiciler ve vatandaşlar katıldı. Törende konuşan Kaymakam Akkaya, taksici esnafının bir kent için çok önemli olduğunu belirtti. Akkaya, "Güneydoğu'nun en güzel ilçesi, kültür ve inanç merkezinin yanında tarihi ve turistik özellikleri ile bilinen medeniyetin beşiği Midyat'ımızda taksici esnafımız ilçemizin aynası olacaklardır. Bugün resmi olarak hizmete sunduğumuz bu ilk ticari ve sarı taksiler, ilçede yaşayan halkımıza ve ilçemize gelen misafirlere hizmet verecek. Midyat'ta yakışan bir anlayış sergileyeceklerini umuyoruz. "dedi.

Midyat Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı M. Zeki Ayyıldız, kendilerine yer tahsisinde büyük kolaylık sağlayan Belediye yetkililerine teşekkür etti. Ayyıldız, "Turizm şehri olan ilçenin estetiğine değer katacaktır. Çalışan şoförlerin kılık-kıyafet, davranış ve kullandıkları araçların bakımı ile Midyat'a örnek olacaktır. Taksici şoförlerimize İngilizce kursu vererek Midyat'a yakışır bir hizmet vereceklerdir. İngilizce kurumsuzu en kıssa sürede açarak en az 100 kelimede olsa öğrenmelerini sağlayacağız." dedi.

Belediye Başkan Yardımcısı M. Tevfik Baysal, taksicilerin zor şartlarda, zaman sınırı tanımayan bir anlayışla halka hizmet veren ağır işçiler olduğunu ifade etti.

Müftü Abdurrahim İnanç'ın 'kazasız ve bereketli kazançlar' dileğiyle dua ettiği törende kurban kesildi. Törenden sonra taksiciler ilçede bir konvoy yaparak şehir turu attılar.

Kadınlar Gününe 4 dilli kutlama

8 MART Dünya Kadınlar günü nedeniyle Midyat İlçesi'nde düzenlenen etkinlekte kadınlar, Türkçe, Kürtçe. Süryanice ve Mihellemice dövizler taşıyarak seslerini duyurmaya çalıştı.
http://www.dha.com.tr/images/2010_03_07/291095df-2010_03_07_m.jpg
8 MART Dünya Kadınlar günü nedeniyle Mardin'in Midyat İlçesi'nde düzenlenen etkinlekte kadınlar, Türkçe, Kürtçe. Süryanice ve Mihellemice dövizler taşıyarak seslerini duyurmaya çalıştı.

Midyat'ta Eğitim-Sen, Süryani Kültür derneği, Mıhellemi Dinlerarası Diyaloğ Derneği'nin düzenlediği kadınlar günü etkinliğine yaklaşık 800 kadın katılırken, renkli görüntülere sahne oldu.

İlçede kortej oluşturup yürüyen kadınlar, Türkçe, Kürtçe, Süryanice ve Mihellemice, 'Kadınlar savaş istemiyor', 'Biz kimsenin namusu değiliz', 'Analar barıştan yanadır', "Yaşasın kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi', 'Cinsiyetimi değil kim olduğumu sor', "Ne 3 çocuk ne 3 eş mücadelede birleş', 'Bağır herkes duysun erkek şiddeti dursun' yazılı dövizler taşıdı.

Süryani asıllı Diba Gabriel, Süryanice yaptığı konuşmada, kadınlar gününün özelde Mezopotamya genelde de bütün dünya kadınlarının özgürlüğüne vesile olmasını dilediğini söyledi.

Günün anlam ve önemi ile ilgili yapılan konuşmaların ardından Grup Umut'un seslendirdiği şarkılar eşliğinde kadınlar ve erkekler birlikte halay çekti.

‘Kadından Kadına Köprü-Bıttım Projesi’ kitap oldu

Mardinli kadınların sosyo-ekonomik gelişimine katkıda bulunulması ve geleneksel bıttım sabununun uluslararası standartlarda üretilmesi temeline dayanan “Kadından Kadına Köprü – Bıttım Projesi”, üçüncü yılında fotoğraf sanatçısı Haluk Uygur’un objektifinden kültürel bir esere dönüştü.
http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2010/03/07/fft16_mf540841.Jpeg
Mardinli kadınların emeklerini yansıtan ve tarihi Mardin şehrini Bıttım Projesi’yle hikayeleştiren Bıttım Kitabı, projenin destekleyicisi ve profesyonel hijyen ürün/sistemleri lideri Diversey tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde tanıtıldı.
Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Haluk Uygur’un objektifinden yansımalarla hayat bulan Bıttım Kitabı, geleneksel el sanatlarının tüm zenginliğiyle yaşatıldığı Mardin’i farklı bir bakış açısıyla anlatıyor. Kitap, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı’nın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Şanlıurfa’da düzenlediği etkinlikte tanıtılırken, Diversey yetkilileri tarafından etkinliği ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a da takdim edildi.

Çalınan laptop anında bulunacak

http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/laptop.jpg
Emniyet Genel Müdürlüğü, son dönemin en popüler hırsızlık unsuru olan Laptoplar için takip sistemini hayata geçiriyor. Yeni uygulama "Laptop Takip Sistemi" ile çalınan bilgisayar anında nokta olarak tespit edilecek.

Her yıl binlerce dizüstü bilgisayar hırsızların hedefi oluyor. Dizüstü bilgisayarların yaygınlaşması hırsızların çalışma sahalarını bu yöne kaydırmalarına neden oldu. Elde hafif, pahada ağır dizüstü bilgisayarların bugüne kadar takibinin yapılmaması da hırsızlara geniş bir pazar olanağı sağlıyordu.

Emniyet Genel Müdürlüğü cep telefonlarının ardından diz üstü bilgisayarlarda yaşanan hırsızlık olaylarını asgariye indirebilmek amacıyla yeni bir çalışma başlattı. "Laptop Takip Sistemi" adı verilen proje ile çalıntı dizüstü bilgisayarlar anında tespit edilebilecek.

-KAYIT ŞARTI VAR-

Laptop Takip Sistemi'ne veri girişi gönüllülük esasına göre yapılacak. Çalındıktan sonra bilgisayarının takip edilmesini isteyen vatandaşlar cihazlarına ait model, seri-no ve yazılım bilgilerini içinde bulunduran MAC numarasınının kaydını gönüllü olarak Emniyet Genel Müdürlüğü'ndeki sisteme yaptıracaklar.

Bilgisayarın çalınmasının ardından takip edilmesi için karakola başvuru yeterli olacak. Emniyet Genel Müdürlüğü'ndeki sistem kaydın alınmasının hemen ardından aktif hale gelecek. Dizüstü bilgisayarın çalındıktan sonra sadece bir kez internete bağlanması halinde hangi IP numarasından bağlandığı tespit edilecek. Sistemin uygulamaya konulmasının ardından çalıntı bilgisayarın satıcısı ve alacısı hakkında "Hırsızlık, hırsızlık malın satışına aracılık etme ve çalıntı mal alma" suçlarından hukuki işlem yapılacak. Emniyet Genel Müdürlüğü Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından teknik takibi yapılacak bilgisayarlar için ayrıca teknik servise gitmeyen ya da internete bağlanmayan çalıntı bilgisayarların ise bulunma ihtimalinin çok zayıf olduğu belirtiliyor.

-ALDIĞINIZ YERDE İNTERNETE BAĞLANIN-

Emniyet kaynakları özellikle ikinci ile bilgisayar alacak vatandaşları çalıntı bilgisayarlara karşı uyardı. Kullanıcıların ikinci el bilgisayarı satın aldıkları bayide internete bağlı halde çalıştırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Dizüstü bilgisayarların genellikle internet amaçlı kullanıldığına dikkat çeken emniyet kaynakları sistemin uygulamaya konulmasının ardından dizüstü bilgisayar hırsızlığının bitme noktasına geleceğini savunuyorlar.
www.zaman.com.tr

Cep telefonundan yayılan radyasyonu azaltan aparat geliştirildi

http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/ym_radyasyon_k.jpg
Bursa Sağlık Fuarı'nda, özellikle konuşma sırasında cep telefonunun yaydığı radyasyonu yüzde 97'ye varan oranda azalttığı belirtilen alaşımlı metalden yapılan ince aparat ilgi gördü.

Bursa Sağlık Fuarı'na katılan bir firmanın satış pazarlama müdürü Fevzi Çakmak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cep telefonlarının yaydığı radyasyonun beyin rahatsızlığı başta olmak üzere birçok hastalığa yol açtığının araştırmalarla kanıtlandığını söyledi.

Yaklaşık 4 yıl önce Finlandiya'da bir firma tarafından cep telefonlarının yaydığı radyasyondan koruyan küçük bir aparat geliştirildiğini ifade eden Çakmak, şöyle konuştu:

''Bu alaşımlı metalden yapılan ince aparat, cep telefonunda bataryanın alt kısmına yerleştiriliyor. Yapıştırılmayan ürünün antene yakın olması gerekiyor. Aparat, konuşma ve taşınması sırasında cep telefonunun yaydığı radyasyonu yüzde 97'ye varan oranda azaltıyor. Azalttığına dair yapılan araştırmalar var. ABD, Rusya ve AB'de yaygın kullanılıyor. Kalite ve güvenlik standartlarına tamamen uygun. Dünyada 4 yıldır kullanılan ürünü ilgili bakanlıklardan aldığımız izinle ithal ediyoruz.''

Çakmak, Türkiye'de başlangıçta insanların bu aparatın etkisine fazla inanmadığını ancak daha sonra kullanıcıların memnuniyeti üzerine satışlarının arttığını belirterek, ''Eczane ve telefoncularda 30 liradan satılıyor. Ömür boyu kullanılabiliyor. Fuarda en fazla ilgi gören ürünler arasında yer aldı. Magnetik dalga önleyici olarak satılan bu ürünümüz bütün cep telefonlarına takılabiliyor'' diye konuştu.
www.zaman.com.tr

30 tonluk hayal artık cepte: Bilgisayarlar

http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/foto1.jpg
18 yaşındaki Blaise Pascal 1642 yılında vergi tahsildarı babasının işini kolaylaştıracak, dişliler ve tekerleklerden oluşan mekanik bir hesap makinesi tasarladı.

Kimilerine göre bilgisayarın insan hayatına girişi 5000 yıl önce Rabilliler tarafından keşfedilen ve temel hesaplamalarda kullanılan sayı boncuğu ile başladı. Bugün ise modern hayatın vazgeçilmezi olarak otomobillerden evlere, uçak tasarımından insanların sosyal ilişkilerine ve hatta psikolojik durumlarına kadar her alanda hayatımızdalar.

Kökeni Latince "computus" olan "bilgisayar" sözcüğü 17. yüzyıl ortalarında hesap yapan kişi anlamına geliyordu. 20. yüzyılın ortalarına kadar "hesap yapan insan" anlamını taşımaya devam eden bilgisayar sözcüğü, günümüzde yalnızca hesap değil birçok insan aktivitesinin yerini almak üzere.

İnsanların hesap yaparken kullanabilecekleri bir araç tasarlama ve geliştirme gayretleri çok eski dönemlere dayanıyor. Usturlab gibi mekanik hesap araçları 2000 yıldan fazla bir süredir biliniyor. Elektronik bilgisayarların çağı ise 1940'larda başlıyor. Günümüzde elektronik bilgisayarlar artık modern hayatın vazgeçilmezleri arasında. Otomobillerden evlere, uçakların tasarımından insanların sosyal ilişkilerine ve hatta psikolojik durumlarına kadar her alanda hayatımızdalar.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/foto2.jpg
Pascal'dan Babasına "Vergi Kolaylığı"

Bilgisayar teknolojisindeki gelişmelerin ilk adımları geçmişte vergi toplama, nüfus sayımı gibi amaçlar için kullanılacak araçlara ihtiyaç hissedilmesi ile atılıyor. Örneğin 18 yaşındaki Blaise Pascal 1642 yılında vergi tahsildarı babasının işini kolaylaştıracak, dişliler ve tekerleklerden oluşan mekanik bir hesap makinesi tasarladı. Pascaline olarak adlandırılan bu makine, on tabanına göre işlemlerde başarı ile kullanılıyordu. Tek dezavantajı ise sadece toplama ve çıkarma işlemi yapabiliyor olmasıydı. Diğer yandan o dönemde insanlar, bu makine kullanılırsa kendilerine gerek duyulmayacağı ve işsiz kalacakları korku- puyla mekanik hesap makinesine yeterli ilgiyi göstermedi. Keşfin sahibi Pascal daha sonraları matematik ç ve felsefe alanlarında adını duyurdu. Ancak bilgisayar teknolojisindeki rolü hâlâ hatırlanıyor olmalı ki onun anısına bir bilgisayar diline Pascal ismi verildi, Günümüz bilgisayarlarının babası olarak kabul edilen İngiliz Matematikçi Charles Babbage 1821 yılında işlemlerin sırasının belirlenmesi amacıyla ilk programlanabilir hesaplama düzeneğini tasarladı.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/foto3.jpg
1812 yılında makineler ile matematik arasındaki uyumu fark eden Babbage her ikisinin de basit adımların hatasız tekrarlanması için kullanılabileceğini düşündü. Bu fikirden yola çıkarak "Fark Makinesi'ni (Difference Machine) tasarladı. Lokomotif kadar büyük ve buhar gücüyle çalışan bu makine bir programa sahip olacak ve hesaplamaları yaptıktan sonra sonuçları otomatik olarak yazabilecekti. 1832 yılına kadar bu makine üzerinde çalışan Babbage "Çözümleyici Makine" (Analytical Machine) ismini verdiği, bugünkü bilgisayarın birçok temel öğesini barındıran (sayıların saklanabileceği bir bellek birimi, işlemlerin art arda ve sırasıyla yapılmasını sağlayacak ardışık kontrol özelliği) bir makine daha tasarladı. Bu makine delikli kartlardan gelen komutlar uyarınca tüm aritmetik işlemlerin yapılmasını sağlayacaktı. Ancak her iki makine da maalesef tamamlanamadı. Babbage ile beraber çalışan İngiliz Matematikçi Ada Lovelace, çözümleyici makinenin gelişmesi için çalışsa da asıl geliştirdiği birkaç programla bilgisayar dünyasındaki ilk kadın bilgisayar programcı olarak biliniyor. Bu yüzden de ABD Savunma Birimi için geliştirilen programlama dillerinden birine "Ada" ismi verildi.

Nüfus Sayımı İçin "Delikli Kart" Teknolojisi

1880 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde yapılan nüfus sayımında toplanan verilerin işlenmesi 8 yıl sürdü. Amerikan Nüfus Sayımı Bürosu bir sonraki seçimlerde bu süreyi kısaltmak amacıyla, bilgilerin daha hızlı değerlendirilip kayıt altına alınabilmesi için bir makine geliştirme yarışması düzenledi. Genç Herman Hollerith bilgileri delikli kartlardan okuyan ve sınıflandıran "Tabulating Machine" adını verdiği makineyi geliştirdi. Böylece 1890 yılında yapılan bir sonraki nüfus sayımında Herman Hollerith tarafından tasarlanan bu makine kullanıldı ve bir önceki seçime göre 13 milyon artan nüfusa rağmen tüm veriler 1 yılda işlendi. 1960'lara kadar yaygın olarak kullanılan kartlara "Hollerith kartları" adı verildi. Hollerith bu kartların üretimi için 1896'da Tabulating Machine Company isimli bir firma kurdu. 1924 yılında ise başka bir firmayla, Computing Recording Company (CTR) ile birleşince bu yeni firmaya International Business Machines (IBM) adı verildi.
Alman mühendis Konrad Zuse 1941'de uçaklar ve roketler için "Z makineleri" ya da Z3 olarak adlandırılan, onluk taban yerine ilk defa 1 ve 0 kullanılan ikili sayı tabanına dayalı gerçel sayılar ile işlem yapabilen bir bilgisayar geliştirdi. Hemen ardından 1942 yılında John Atanasoff, ClifFord Berry ile birlikte vakum lambalarına dayalı ilk bilgisayarı tasarlama başarısını gösterdi. ABC (Atanasoff-Berry Computer) programlanabilir olmamasına rağmen, ilk kez yenilenen hafıza kullanması nedeniyle önemliydi. 2. Dünya Savaşında Alman silahlı kuvvetlerinin gizli iletişimlerini çözümlemek üzere Alan Turing tarafından tasarlanan Colossus Bilgisayarı (1944) ise sınırlı programlanabilirliğine rağmen binlerce lamba kullanımının yeterince güvenilir bir sonuç verebileceğini gösterdi.

1939 yılında büyük ölçekte bir hesaplayıcı geliştirme hayalini gerçekleştirmek üzere IBM laboratuarındaki mühendislerle çalışmaya başlayan Howard H. Aiken, 1944 yılında uzunluğu 15,5 metre, yüksekliği 2,4 metre ve ağırlığı 5 ton olan Harvard Mark1'i tamamladı. Son derece gürültülü çalışan Mark1 delikli kartlardaki verileri kullanarak saniyede 3 hesaplama yapabiliyordu. Mark1, IBM 360 serisinin öncüsüydü ve IBM firması da bu seri sayesinde bilgisayar sektörünün devi olacaktı. Bunları o dönem için tahmin etmek zor olsa gerek ki, 1945'te IBM'in başkanı Thomas Watson dünya çapında bilgisayar pazarının sadece 5 bilgisayarla sınırlı kalacağına dair kötümser bir tahminde bulundu.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/foto4.jpg

Savaşla Gelen Devrim: ENIAC

2. Dünya Savaşı sürecinde ordunun daha hızlı bilgisayarlara gereksinim duyması, bilgisayar tarihinde bir devrim yaratan ENIAC'ın (Electronic Numerical Integrator and Calculator) yapılmasına yol açtı. Amerikan Ordusu, top atışlarındaki koordinat hatalarını ve zaman kaybını en aza indirmek için Pensilvanya Üniversitesi Moore Mühendislik Okuluna bir bilgisayar sipariş etti. Bu bilgisayarın ilk deneme çalışmalarını John Mauchly ve J. Presper Eckert 1945 yılında başlatsalar da ENIAC'ın asıl çalışması 1947 yılında gerçekleşti. Bu yeni keşif, devasa boyutta ve 30 ton ağırlığındaydı. Ama matematik problemlerini önceki bilgisayarlara göre 1000 kat daha hızlı çözmekteydi. Dezavantajı ise küçük bir hafızaya sahip olması ve bir programdan diğerine geçerken yaşanan zorluklardı. ENIAC için RAM bellek ve bugünkü çiplerin atası olan vakum lambalarından 18.000 adet kullanıldı. Onluk sayı tabanına dayalı, saniyede 5 bin toplama, 357 çarpma ve 38 bölme yapabilen ilk genel kullanım amaçlı elektronik bilgisayar unvanına sahip ENIAC'ın parçalan Washington'daki Amerikan Ulusal Müzesinde sergileniyor. Bir bilgisayarın hata vermesi durumunda böcek anlamına gelen "bug" ifadesinin, bir böceğin vakum lambalarına yerleşmesi ve dolayısıyla tüplerin ısınması sonucu oluşan kısa devre nedeniyle ENIAC'ın hata verdiği günden itibaren kullanılmaya başlandığı söyleniyor.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/foto5.jpg
ENIAC projesinin başarısından çok etkilenen Macar asıllı Amerikalı matematikçi John Von Neumann, panel-fış sisteminin bilgisayarın çalışması konusundaki yetersizliğinin farkındaydı. Çünkü ENLAC'ta iş yapmak için bellekte saklanan veriler üzerinde yapılacak olan işlemler, altı operatörün elle takıp çıkardığı fişler ve kumanda ettiği düğmeler ile gerçekleşiyordu. Bu nedenle Neumann, Ma- uchly ve Eckert ile verilerle beraber programları da hafızasında tutabilecek EDVAC'ı (Electronic Disc- rete Variable Automatic Computer) geliştirmek için yeni planların hazırlığına başlayarak kendisinin geliştirdiği "bellekte saklı program" fikrini ortaya attı.

Neumann ın 1945 yılında EDVAC üzerine yayımladığı raporundaki bellek yapısı, günümüzde bilgisayar uzmanlarınca Von Neumann Mimarisi olarak, yaygın olarak kullanılan ikinci mimari ise yukarıda adı geçen Harvard Mimarisi olarak anılıyor.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/foto6.jpg

Bilgisayar Halkla Tanışıyor


ENIAC'tan sonra benzer ilkelerle UNIVAC-1 (Universal Automatic Computer) geliştirildi. ENIAC'ın tasarımcıları tarafından 1951'de tamamlanan UNIVAC-1, ABD Sayım Bürosuna satıldı.

1952 ve 1953'te 3, 1954 ve 1955'te 7, 1956'da 15 ve 1958'de de 1 adet üretilip satılmasıyla iş dünyasına giren ilk ticari bilgisayar unvanının da sahibi oldu. UNIVAC'ın en önemli özelliği depolama için delikli kartlar yerine manyetik bantlar kullanılmasıydı.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/foto7.jpg
1952 yılında ABD başkanlık seçimlerinin tahmininde kullanılması amacıyla seçimden aylar önce program hazırlanarak ve daha önceki seçimlerdeki örnekler de dikkate alınarak sonuçlar tahmin edilmeye çalışıldı. Seçim sonucu UNIVAC'ın tahminine çok yakın çıkınca bilgisayarın ilk kez seçim gecesi kamuoyu ile tanıştırılması, bilgisayar tarihi açısından önemli bir hamleydi. Çünkü o zamana kadar halk, bilgisayarı duymuş ama görmemişti. Eckert ve Mauchly tarafından geliştirilen UNIVAC ile IBM'in ürünleri arasındaki rekabet sürerken, UNIVAC'ın bu başarısına karşı IBM UNIVAC'tan birçok yönden üstün olan 702 model Electronic Data Processing Machine'i üretti. Bir diğer ticari bilgisayar IBM EDSP-701,1954 yılında piyasaya sürüldü. Ancak tüm bu bilgisayarlar vakum lambaları olan, programlanabilen ama çok büyük hacimli ve maliyetleri çok yüksek bilgisayarlardı.

Binlerce Vakum Lambası Yerine Tümleşik Devre

Makinelerin hacimlerini küçültmeye, hafıza kapasitelerini ve hızlarını artırmaya yönelik çalışmalara, 1948 yılında Bell Laboratuvarı'nda çalışan üç mühendis, John Bardeen, Walter H. Brattain ve William Shockley'nin bilgisayar tarihinde bir dönüm noktası sayılabilecek keşfi hız kazandırdı: Transistörler. 1955 yılında ilk kez bilgisayara uygulandığında transistörlü dijital bilgisayar ortaya çıkmış oldu. Bu uygulamalarla, bilgisayarların hacimleri küçültülmüş, hızları artırılmış, maliyetleri büyük oranda düşürülmüştü yani o dönem için ulaşılabilecek en iyi noktaya gelinmişti. Bu arada Fortran (1956), Algol (1958) ve Cobol (1959) gibi programlama dilleri de geliştirildi. Bu dönemin önemli ticari bilgisayarları ise IBM 704 ve hemen ardından IBM 709 ve 7094 idi. Ticari bilgisayarların gelişmesiyle birlikte bir bilgisayar sektörü de oluştu ve çalışacak insan gücü yetiştirilmeye, bilgisayarlarla ilgili rehber niteliğinde kitaplar basılmaya başlandı.

1964 yılında John Kemeny ve Thomas Kurtz tarafından yeni bir programlama dili olan BASIC oluşturuldu. 1968-1969 yıllarında Niklaus Wirth tarafından geliştirilen Pascal da 1970 yılında yayımlandı.

Bu dönemde transistörlerin yerini transistörlerden daha küçük ve hızlı tümleşik devreler aldı. İlk tümleşik devre 1960'ların başında Kilby ve Noyce tarafından geliştirildi ve çok sayıda ayrı ayrı kılıflanmış transistor yerine tek tümleşik devre kullanılabilir hale geldi. IBM 1964 yılında ekonomik olması nedeniyle çok fazla talep görecek olan, 360 transistörle yapılmış System/360'ı piyasaya sürdü. IBM System/360'm gördüğü ilgi bilgisayarların evlere kadar gireceğinin ilk işaretiydi. Ancak Digital Equipment Corporation isimli bilgisayar firmasının sahibi Kenneth Olsen bu konuda o kadar da iyimser olmadığını, 1977 yılında söylediği "İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum" sözleriyle gösteriyordu.

Bilgisayar Evlere Giriyor

1970'lere yaklaşıldığında birçok bilgisayar firması kendi sistemlerini piyasaya sürdü. 1969'da Honeywell şirketi ilk kez ev ve ofislerde kullanılabilecek olan H316 adlı bilgisayarı üretti. 1969'da IBM dünyanın ilk kişisel bilgisayarını (PC) geliştirme çalışmalarını SCAMP adlı bilgisayar ile başlattı. Geliştirildiği 1964 yılından 1969 yılına kadar en hızlı bilgisayar olarak bilinecek CDC-6600 ise ilk süper bilgisayar olarak ün saldı.

1970'lere gelindiğinde tümleşik devre teknolojisindeki gelişmeler sayesinde bir tümleşik devre üzerine yüzlerce bileşen monte edildi. 1970 yılında Intel ve bir Japon firması olan Nippon Calculating Mac- hine Corporation (NCM) arasında, NCM'nin Busi- com hesap makineleri için Intel tarafından bir işlemci ve çevre birimleri seti üretilmesi için bir anlaşma yapıldı. 1971 yılında da bilgisayar teknolojisinde çığır açacak olan, dünyanın ilk tek kırmık üzerine yapılmış 4-bitlik, saniyede yaklaşık 60.000 işlem yapabilme kapasitesine sahip genel amaçlı mikroişlemci- si Intel 4004 geliştirildi.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/foto8.jpg
Aynı yıl IBM mühendislerinden Alan Shugart'ın ürettiği 8 inç floppy disketler bilgilerin bir bilgisayardan diğerine aktarılmasında sağladıkları kolaylık ve yenilik sayesinde bilgisayar tarihindeki devrimlerden biri olarak kabul edildi. 1971 yılı bilgisayar tarihinin verimli yıllarından biriydi, çünkü 256 bit bellek ile ilk mikrobilgisayar Kenbak-1 de aynı yıl geliştirildi.

Tam da bu sıralarda evlerde ve ofislerde kullanılmak üzere bilgisayarlara talep artmıştı. Bazı bilgisayar üreticisi firmalar da bu talebi karşılamak üzere piyasaya PC sürmeye başladı. Bu bilgisayarlardan biri Intel 8008 mikroişlemcili Scelbi (SCi- entifıc, ELectronic and Blological) isimli bilgisayardı ve bir dergide yer alan ilk PC reklamı da Scelbi'nin reklamıydı.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/foto9.jpg

Yıl 1975: Bill Gates, Paul Ailen ve Microsoft

1974 yılında üretilen Intel 8080 mikro-işlemci ilk kez Micral ve Altair 8800 adlı bilgisayarlarda kullanıldı. Altair Popular Electronics dergisinin 1975 yılı Ocak sayısının kapağına konu olduğunda Bili Gates ve Paul Ailen, Altair'in üreticisi MITS (Micro Instrumentation and Telemetry Systems) firmasına başvurarak makine için BASIC dilinde yazılım yapmayı önerdiler. İşte bu gelişme hayatlarını değiştirdi ve birlikte 1975 yılında MicroSoft firmasını kurdular. Aynı yıl içinde IBM firması 5100 adlı PC'yi üretti. Seymour Cray, Cray I adını verdiği, hâlâ vazgeçilmez süper bilgisayarlar olan Cray'lerin ilkini tasarladı. 1976 yılında Steve Jobs ve Steve Wozniak bir garajda ekran ve klavyeye sahip, 1 MHz mikroişlemcili, 4Kb kapasitesinde RAM'i ve 1KB video hafızası olan Apple I'i geliştirdi. Bahçedeki elma ağacını gören iki arkadaş başka herhangi bir isim düşünmeden geliştirdikleri bilgisayara "Apple" adını verdi. 1 yıl sonra da 2 milyon adetten fazla satılacak, 4 KB RAM'e sahip Apple II üretildi. 1978 yılında Da- niel Bricklin ve Bob Fransston tarafından yazılan Visicale, günümüzde kullandığımız Excel gibi gelişmiş yazılımlara öncülük yapacak bir tablolama programı olarak ortaya çıktı. 1979 yılında ise Microp- ro International Firması ilk kelime işlem programı olan Wordstar'ı piyasaya sürdü.

Bu arada programlama dillerinde de gelişmeler oluyordu. 1970'li yılların başlarında önemli iki programlama dili, Pascal (1970) ve C (1972) geliştirildi. Ayrıca 1970 yılında Dennis Ritchie ve Ken Thomson tarafından UNIX işletim sisteminin geliştirilmesine başlandı, yine aynı yıl Intel 1024 bitlik ilk dinamik RAM çipini piyasaya çıkardı. 1975 yılına gelindiğinde UNIX işletim sistemi piyasaya sürülmeye başlandı. 1976 yılında lazer yazıcının ve 1979 yılında da kom- pakt diskin (CD) keşfi, bu dönemde donanım alanında göze çarpan gelişmelere örnek gösteriliyor. 1990 yılında hayatını kaybeden Intel firmasının kurucu ortaklarından Robert Noyse 1976 yılında, insanların bilgisayarla beste yapabilecekleri, film seyredebilecekleri, oturdukları koltuktan dünyadaki çeşitli kütüphanelere bilgisayar aracılığıyla ulaşabilecekleri gibi doğru tahminler yapmıştı.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/resim11.jpg

Teknoloji Savaşı Hız Kazanıyor


1980'lerde artık bilgisayarlar günlük hayatta kullanılan birçok makinenin denetleyici donanımlarındaki yerlerini almaya başladı. En ünlü PC'lerden biri olan Commodore 64, 1982 yılında piyasaya sürüldü ve 1994 yılına kadar 17 milyon adet satılarak tüm zamanların en çok satılan bilgisayarı unvanına sahip oldu. 1981'de 2 milyon olan PC sayısı, 1982'de 5,5 milyona ulaştı. Sadece on yıl sonra 65 milyon PC kullanılıyor olacaktı. 1981 yılında Microsoft firmasıyla anlaşan IBM önceki makinelerinde kullandığı işletim sistemi olan CP/M'nin yerine DOS işletim sistemini yazdırarak, bu yeni işletim sistemini kullanan IBM PC'yi üretti.

Word ilk kez 1983 yılında piyasaya sürüldü. Aynı yıl Mitch Kapor, Lotus 1-2-3 adlı tablolama programını yazarak liderliği Visicale'den aldı. 1978 yılında Amerikan Savunma Bakanlığının çalışmalarına başladığı "modern" ve yüksek seviyeli bir programlama dili geliştirme çalışmaları aynı yıl tamamlandı. Bu yeni dile "ADA" ismi verildi.

Apple I-II-III ve Lisa isimli bilgisayarlarından sonra Apple firması 1984 yılında MacVVrite (bir kelime işlemci) ve MacPaint (basit bir grafik programı) olmak üzere iki programdan oluşan ve ismini de bir elma çeşidinden (Mclntosh) alan bilgisayarı üretti. 1987 yılında ise Macintosh II piyasaya sürüldü.

1985 yılında Microsoft Windows ortaya çıktı; 3. sürümüne kadar pek ilgi çekmese de daha sonra dünya üzerindeki PC'lerin çoğunda kullanılmaya başlandı. 1986 yılında Intel Firması 1980'de ürettiği 8086 işlemciler ve 1994 yılında üreteceği Pentium (80586) işlemciler arasında bir geçiş olarak kabul görecek 80386 mikroişlemciyi üretti. Bu bellek yönetim birimi içe ren ilk 80x86 serisi işlemciydi ve Intel işlemcileri artık PC'lerde kullanılan standart işlemciler olmuştu. Aynı yıl CRAY X-MP adlı 4 paralel mikroişlemcili bilgisayar, saniye de 713 milyon kesirli sayı işlemi yapabiliyordu. İlk süper bilgisayar olan IBM STRETCH ise saniyede 5 bin kesirli sayı işlemi yapıyordu. 1986'da ABD'de bilgisayar kullanımı 30 milyona ulaştı. 1987'de Texas Instruments ilk yapay zekâ mikroçipini üretti.

1990 yılında zamanının en ileri işletim sistemi olan Windows 3.0 piyasaya çıktı. 1991 yılında Linux işletim sistemi Finlandiyalı üniversite öğrencisi Linus Torvalds tarafından geliştirildi. O zamana kadar para ile satılmakta olan UNIX işletim sisteminin tamamen özgür yazılım olarak yeniden yazılması çabasıydı bu. 1993 yılında Intel şirketi 60 ve 66 Mhz'lik sürümleriyle ilk Intel Pentium işlemciyi üretti. Aynı yıl Microsoft, Windows NT'yi piyasaya sürdü. NT çok kullanıcılı bir işletim sistemi olarak kişisel bilgisayar ile iş bilgisayarları arasında bir geçiş sağlamayı ve yazılımların iki türden platformda da uyumlu olmasını sağlamayı amaçlıyordu. UNIX işletim sistemine Microsoft'un verdiği cevap olarak da düşünülebilirdi. 1995 yılında Sun Microsystems firması Java yazılım platformunu SunWorld konferansında dünyaya duyurdu. Java aslında programların en küçükten en büyüğe tüm bilgisayarlarda değiştirilmeden çalıştırılabil- mesini sağlayan bir geliştirme platformuydu. 2006 yılında Sun'ın aldığı bir kararla Java özgür yazılım kimliğini kazandı.

Bugün kullandığımız Windows'a en çok benzeyen işletim sistemi, 1995 yılında üretilen Windows 95 oldu. Ardından 1998 yılında Windows 98 kullanıcıların beğenisine sunuldu. 2000 yılında ise bilgisayar alanında bir dizi gelişme ard arda yaşandı. Bir yandan Microsoft firması en hızlı ve kararlı sürümü olarak ilan ettiği Windows 2000'i piyasaya sürerken, Sony firması PlayStation 2'yi çıkardı. Diğer yandan da işlemci dünyasında AMD firması 1 Ghz'lik Athlon 1 işlemciyi, Intel firması ise Pentium 4 işlemciyi üretti. 2002 yılına gelindiğinde Microsoft, 2000 ve NT sürümlerinin çekirdeğine dayanan Windows XP'yi geliştirdi. 2006 yılında ise Intel firması ilk çift çekirdekli işlemci olan Intel Core 2'yi tanıttı. 2007 yılına gelindiğinde Microsoft yeni işletim sistemi Windows Vista'yı piyasaya sürdü. Sony, Toshiba ve IBM kurdukları bir ortaklık ile bir ana işlemcinin çevresinde, ona çok hızlı bir veri yoluyla bağlanmış olan "Celi Broadband Engine" (Celi BE veya Celi) işlemcisini geliştirdi ve bu Playstation 3'ün işlemcisi olarak piyasaya girdi. Çok güçlü özelliklere sahip olan bu işlemciler IBM'in yüksek performanslı bilgisayar sistemlerinde kullanılırken, bir modeli de 2008'in Haziran ayında, Amerikan ordusuna ait, IBM tarafından nükleer silahların simülasyonunu yapmak ve fınans, otomotiv ve uzay endüstrisinde kullanılmak üzere geliştirilen dünyanın en hızlı süper bilgisayarı Roadrunner faaliyete geçti (1,7 pe- taFLOP, floating point operations per second: saniyede 1,7*1015 kayar nokta aritmetik işlemi).

Türkiye'nin Bilgisayarla Tanışması

Türkiye bilgisayar ile ilk bilgisayar olan ENlAC'tan yaklaşık 15 yıl sonra,

yapımında gerekli hesaplamalarda Kanılmak üzere Karayolları Genel Müdürlüğü'nde 1960 yılında hizmete giren ve 12 yıl boyunca kullanılan IBM-650 Veri işleme Makinesi IData Processing Machine) adlı bilgisayar sayesinde tanışmış oldu. Dakikada, 000 toplama-çıkarma, 5000 çarpma ve 138.000 mantıksal karar verebilmesi, delikli kart ile bilgi girişi yapılması, Assembler ve Fortran gibi programlama dillerinin kullanılması ilk bilgisayarın özelliklerinden birkaçı. Daha sonra sırasıyla İstanbul Üniversitesi ve Orta Doğu Üniversitesi bilgisayara sahip Türkiye'deki dördüncü bilgisayar ise Devlet Planlama Teşkilatı'na geldi.

Moore Yasası

Intel Şirketi'nin kurucularından Gordon Moore ''Mikroişlemciler içindeki transistör sayısı her yıl 2 katına çıkacaktır'' ifadesinin sahibi. 1965 yılındaki bu öngörüsünü, 1975 yılında transsistör sayısının iki yılda bir 2 katına çıkacağını belirterek güncellemiş. Böylece bilgisayarların kapasitelerinde büyük artış gerçekleşirken maliyetlerinin de düşebileceği öngörüsü geçerli olmuş.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/foto10.jpg
Kaynak: Bilim ve Teknik Dergisi

Akıllı harita teknolojileri ve navigasyon

http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/ym_navigasyon_k.jpg
Bilgisayar ve internet aktyapısının gelişmesi ve mobil cihazların artması, hızlı bir şekilde tüm dünyaya ait bilgiye ulaşımı da kolaylaştırdı. Sözel bilgilerin yanı sıra fotoğraf, video ve harita gibi görsel bilgilerin kullanını da çok hızlı bir şekilde arttı. Peki bu haritalar nasıl hazırlanıyor, bu teknolojinin arkasında nasıl bir çalışma yatıyor?

Navigasyon haritaları amaca yönelik olarak, işinde uzman ekiplerce oluşturulur, en önemlisi de sahada kontrol edilerek hazırlanır. Oluşturulan haritalar farklı amaçlarla kullanılır. Örneğin firma ve kurumların araçlarının, personelinin nerede olduğunu görmesini sağlayan Araç Takip Sistemleri Haritaları (ATS), insanların araçları ile gitmek istediği adresi trafik kurallarına uygun şekilde "sağa dön", "2. sola dön", "300 metre düz git" gibi sesli ve görsel olarak tarif eden Navigasyon Haritaları, kurumlara ait haritaların toplanmasını, güncellenmesini, analiz edilmesini ve raporlanmasını sağlayan Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS) Projeleri için harita üretimi, internetten harita gösterimi.

Harita üretiminin birçok aşaması var. Sahaya çıkılmadan önce ofiste uydu görüntülerinden ve diğer haritalardan elde edilen yolların çizilmesi ve elde olan tüm bilgilerin daha sonra sahada güncellenmek üzere birleştirilmesi ilk aşama. Sahadan toplanan bilgiler daha sonra yine ofiste yazım kontrolünden geçirilir, değişen sokak yapıları işlenir, yeni açılan dönel ada, köprü gibi yapılar trafik kurallarına uygun bir şekilde çizilir ve kontrol edilir. Daha sonra bu haritalar amacına uygun formatlara çevrilerek servis edilir.

Bugün tüm Türkiye'nin 81 ilinin merkezi ve turistik bölgelerin tamamı gezilmiş ve navigasyon haritalarına eklenmiş durumdadır. Önümüzdeki yıllarda hedef, köylere kadar navigasyon haritalarıyla ulaşılabilmesini sağlamaktır.
http://medya.zaman.com.tr/2010/03/07/navigasyon.jpg
Yolbil Navigasyon Yazılımı

Birçok yabancı (ilkede adres bulmakta zorlanmazsınız, çünkü bir şehirde aynı adda iki sokak bulunmaz, bulunursa da posta kodu sayesinde adresi hızla bulabilirsiniz. Türkiye'de ise adres bulmak maalesef çok zordur. İstanbul'da birçok taksici kendi semti dışındaki bir sem te gidecekse oradaki bir taksi durağına adresi sorup tarifle gider. Birkaç yıl öncesine kadar Ankara'da Balgar'ta bir kilometre içinde üç tane "1. Sokak" vardı (Balgat, Oğuzlar ve Nasuh Akar Mahallesi). Bunun yol açtığı karışıklıklar nedeniyle sokaklardan ikisinin adları "31. Sokak" ve "61. Sokak" olarak değiştirildi. Bunun sebebi eski yönetmeliklere göre sokak isminin mahalle bazında tekrar edebilmesiydi. Yeni yönetmeliğe göre bu yapılamıyor. Ayrıca insanlar genelde adres tarif ederken mahalle ismi vermek yerine resmi olarak bir sınırı olmayan semt bilgilerini kullanıyor, bu da adres bulmayı işin içinden çıkılmaz hale getiriyor.

Yabancı kaynaklı navigasyon yazılımları genelde adres aramasını il bazında yaptığından, İstanbul gibi 1000 civarında mahallesi olan ve ''1. Sokak'' adının yaklaşık 200 defa geçtiği bir yerde doğru adres bulmak epey zor. Ayrıca İstanbul'da yaşayanların yüzde 90'ı Taksim meydanını çevreleyen caddenin isminin ''Tak-ı Zafer Caddesi'' olduğunu bilmez ve hemen hemen herkes adres tarifini '' Taksim Meydanı'' diye yapar.

Bu sorunları çözmek için, 2004 yılında ODTÜ Teknokent'te, Yolbil markası altında Windows Mobile ortamında çalışan, %100 Türk Türkiye adres sistemine uyumlu, "connected" yani "bağlantılı" 02 leri ile sunucuya bağlanarak koordinat gönderebilen ve sunucudan koordinat alarak otomatik navigasyon başlatabilen bir navigasyon yazılımı geliştirdi.

Bu yazılımı diğer yazılımlardan ayıran en büyük özellik, sokakların mahalle bazında listelemesi ve seçilen sokağa gitmenizi sağlaması. Ayrıca İstanbul Taksim Meydanı, Ankara Kızılay Meydanı, At gibi bilinen yerler sokak ismiyle olmasa bile bulunabiliyor. "Maltepe" diye aradığınızda hem Maltepe mahallesi/ilçesi hem de Maltepe Eczanesi, Maltepe Vergi Dairesi, Maltepe Cami, Maltepe Pazarı, bankaların Maltepe şubeleri gibi bilgiler de listelendiğinden aradığınız yeri daha kolay bulabilirsiniz. Yazılım ayrıca Türkçe karakter desteği olmayan cihazlarda Türkçe arama ve gösterim yapma özelliğine de sahip.

Yolbil Kurumsal ile Navigasyon ve Parsonel takip bir arada

Yolbil Kurumsal: Standart navigasyon yazılımlarının sunduğu tüm özelliklere ek olarak Merkezi İzleme Server Yazılımı sayesinde GPRS üzerinden sistemi kullanan tüm kurum kullanıcılarının haberleşebildiği, merkezden izlenebildiği, koordinatlı-koordinatsız yeni iş emri gönderebildiği ve gerektiğinde sistem üzerinde kayıtlı olan herhangi bir hareketli ya da hareketsiz kullanıcıyı seçerek navigasyon başlatabilen bir yazılım. Ayrıca kurumlara ait haritalar da sisteme yüklenebiliyor. Mesela elektrik trafoları, doğalgaz vanaları, telefon santralleri, fabrikalar ve depolar. Sistem bu özelliği sayesinde birçok özel kurum ve devlet kurumu tarafından tercih ediliyor.

Sahada sürekli eleman çalıştıran firmalarda, arıza bakım, ambulans gibi acil işlere bakması gereken kurumlarda Yolbil Kurumsal sayesinde, tüketici arızayı bildirdiği anda , sahadaki en yakın personele bu bilgi merkezden ulaştırılabilir ve arıza en kısa sürede onarılabilir.

Personel GPS üzerinden şifreli veya şifresiz mesajlaşabilir, telsiz sistemindeki gürültü, cihaz başında olamama durumu gibi problemler ortadan kalkar. Özellikle emniyet güçleri altyapı firmaları ve sahada eleman çalıştıran firmaların işlerini kolaylaştırır.

Başarsoft Hakkında: 1997 yılında kurulan Başarsoft Ankara'da 2, İstanbul'da 1 olmak üzere toplam 3 ofisi ve 110'un üzerinde personeli ile kamuda ve özel sektörde, Coğrafi Bilgi Sistemi tabanlı çözümler için Mapinfo destekli yazılım, harita eğitim danışmanlık ve proje servislerini sunan bir IT şirketidir.

Ülkemizde Sokaklar ve Bilgiler Yılda %30 Oranında Değişiyor

Birçok kişi haritaların Google uydu görüntülerinin üzerinden ofiste oluşturulduğunu zanneder. Oysa ki havadan/uzaydan çekilen fotoğraflarda dikey olarak yerleştirilmiş, 20 cm genişliğindeki sokak tabelalarının görülmesi imkânsızdır. Sokak bilgileri çeşitli kurumlarda ve belediyelerde, kâğıt üzerinde ve bilgisayar ortamında bulunur. Fakat her kurumdaki haritanın yapılış tarihi, yapılış amacı ve şekli farklıdır. Ayrıca hâlihazırda belediyelerin yaptırdığı haritalarda sokak ismi ve önemli bazı kurumlar dışında trafik yön bilgileri, şerit sayısı, ticari açıdan önemli noktalar (eczane, banka, para çekme makinesi (ATM), market, araç kiralama) gibi navigasyon bilgileri arasında yer alması gereken bilgiler yoktur. Ülkemizde sokak bilgileri ve yapısı her yıl ortalama %30'a yakın bir oranda değişmektedir. Bu oran gelişmiş ülkelerde çok daha azdır, hatta yok denebilecek seviyededir. Değişen sokaklar, açılan, kapanan ve yer değiştiren ticari yerlerin takibi için tüm sokakların tamamının tekrar gezilmesi gerekmektedir.

Kahraman Saha Ekipleri

Navigasyon haritası üretiminin tamamına yakın bir bölümü sahadan veri toplayarak yapılır, bu sayede güncel sokak bilgileri kullanıcılara olabildiğince hızlı bir şekilde ulaştırılabilir. Saha ekipleri, gezdikleri alana ilişkin cadde ve sokak adı, yol tipi, şerit sayısı, dönüş yasakları, yön bilgisi, tabela bilgisi gibi bilgileri ve otel, eczane, hastane, gibi sosyal ve ticari ihtiyaç noktalarını koordinatlı olarak toplar. Daha sonra toplanan bu veriler merkeze gönderilerek haritalara işlenmesi sağlanır. Günde 8 saati bir otomobil içinde geçirerek, trafiği aksatmadan yolun sağındaki ve solundaki gerekli tüm bilgileri toplamak için ciddi bir gayret sarf eden kahraman saha ekiplerinin aktardığı bilgileri navigasyon ve devlet internet sayesinde milyonlarca insan kullanmaktadır.

Akıllı Haritaların Kullanım Alanları

Araç Takip Sistemleri Haritaları (ATS): Araç takip sistemi haritaları günümüzde hayli yaygın olarak kullanılıyor. Araç takip sistemleri ile takip edilen aracınbulunduğu konum (cadde-sokak bazında), hızı, belirlenen alandan çıkıp çıkmadığı, nerde kontak kapattığı gibi tüm bilgiler merkezi izleme yazılımlarıyla takip edilip raporlanabilir.

Navigasyon Yazılımları Haritaları: Navigasyon haritaları birçok navigasyon yazılımı ve cihazında kullanılmaktadır, bunların başında Garmin, IGO, Ndrive, Yolbil ve Medion gibi firmaların ürünleri gelmektedir, CBS Projeleri için altlık harita üretimi: Navigasyon ve araç takip haritaları üretimi dışında birçok kurumu ve özel sektör kuruluşu Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) konusunda çalışmalar yapmış ve yapmaktadır. Bu çalışmalar sırasında daha önceden hazırlanan akıllı haritalar ve CBS uygulama geliştirme yazılımları kullanılmaktadır. CBS üzerinde akıllı haritalar ile çalışma yapan kuruluşların başında Türk Telekom, PTT, Tedaş, MOBESE, Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Emlak Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü gelmektedir.

Amaca Yönelik Harita üretimi: Standart harita üretiminin yanı sıra kurum ve kuruluşların talepleri ve istekleri doğrultusunda harita üretimi yapılabilir. Bunların başında pazarlama analizleri için kapsama analizi haritaları, sayısal yükseklik modelleri, arazi ve 3-boyutlu şehir modellemeleri, rüzgâr enerjisi atlası ve ilçeler arası mesafe matrisi gelmektedir.

Yeni Teknolojilerin Sahada kullanımı: Geo-Video

Yeni teknolojiler nereye gidiyor sorusunun cevaplarından birinin, Geo-Video da denilen Google'un Street View isimli ürününde kullanılan 360 derece koordinatlı video çekimleri olduğu görülüyor. Geo-Video sisteminin sahadan veri toplama çalışmalarında kullanılmaya başlandığını öğreniyoruz. Bu sistem 6 kamerası ile 15 kare/saniye hızda kayıt yaparak bir aracın geçtiği ortamdaki tüm görüntüleri 3-boyutlu ve koordinatlı şekilde kaydediyor ve aynı zamanda vektör harita üzerinde de veri toplama işlemine devam edebiliyor. Sistemin ileride güvenlik güçleri, reklamcılar, belediye ve altyapı kurumları tarafından da kullanılması bekleniyor.
oogle Haritalarının Arkasındaki Teknoloji

Google tüm dünyaya ait görüntüleri kendi sunucularında farklı ölçeklerde (Dünya, ülke, şehir, mahalle, sokak) oluşturup kullanıcılara hızlı bir şekilde sunmak için birçok işlem yapmaktadır. Ayrıca çok fazla sayıda kullanıcıya aynı anda hizmet verebilmek için binlerce bilgisayardan oluşan bir sunucu çiftliği barındırmaktadır. Google çeşitli ülke, bölge ve şehirler için Google Map harita ve uydu fotoğraflarım tedarikçi firmalarla yaptığı anlaşmalarla sağlamaktadır. Googlea yılın belirli dönemlerinde harita tedarikçileri tarafından güncellemeler gönderilir ve bu güncellemeler yine takip eden dönemlerde sisteme eklenerek sistemin sürekli güncel kalması sağlanır.

Google Maps ve Google Earth ile sadece adres araması değil, önemli ticari yer araması da yapabilir, hatta yeni hayata geçen uygulama ile hem cep telefonlarınızdan hem de kişisel bilgisayarlarınızdan ücretsiz olarak adresten adrese rota tarifi alabilirsiz.

Google Earth yazılımı üzerinde kendi önemli noktalarınızı işaretleyebilir ve KML/KMZ formatın- da kayıt ederek destekleyen navigasyon yazılımlarına (IGO, Ndrive gibi) kendi rota ve önemli noktalarınızı kolayca yükleyebilirsiniz

Google Local Business Center ile Google harita partnerleri, Googleda noktası bulunmayan tüm işletmeleri ve resmi kurumları yıllık bir nokta ekleme ücreti alarak Googlea ekleyebilir ve o kurum/kuruluşa ait adres, telefon, faks, e-mail, web adresi, logo, fotoğraf gibi bilgilerin de görüntülenmesini sağlayabilir. Böylece Google teknolojileri sayesinde artık klasik Google sorgusunun yanı sıra bir işletme arandığında işletme adı ve bulunduğu konum yazılarak harita üzerindeki konumu ve işletme bilgileri de görüntülenebilir.

Google API: Google, Google Maps haritaları üzerinde kendi uygulamalarınızı geliştirebilir, ticari olmayan uygulamalarınızı web sayfanızdan yayımlayabilirsiniz. Günümüzde birçok yazılımcı ve web sitesi bu uygulama ile kendi web siteleri üzerinde kendi geliştirdikleri haritaya dayalı servisleri yayımlıyor. Daha detaylı bilgiye code.google.com adresinden erişebilirsiniz

Navigasyon Nedir?

Navigasyon eskiden "seyrüsefer" denilen, iki konum arasında seyahat anlamına gelen bir terim. Günümüzde ise Dünya etrafındaki koordinat belirleyen uyduların yardımı ile bulunduğunuz yeri tespit edip, gideceğiniz yere kadar sesli ve görsel tarif yapan yazılım, harita, cihaz ve GPS sistemine navigasyon denilmektedir. Üzerinde GPS bulunan cihazlarda, GPS alıcısı uydulardan aldığı veriler ile bulunduğunuz koordinatı hesaplar, navigasyon yazılımı bu koordinatı kullanarak bulunduğunuz yerin haritasını ekrana taşır. Sonra belirlenen hedefe ulaşmanız için seçilen kısa veya hızlı yolu hesaplayıp sesli olarak ve ekranda işaretli yönlendirmelerle hedefe doğru gitmenizi sağlar.

Navigasyon sistemi yolların detaylı bilgisini sunar: Fiziki olarak kısıtlı yollar, paralı yollar, feribot iskeleleri, otoban çıkışları, kavşaklar, caddeler, tek yön sokaklar, çift yön sokaklar, en yakın eczaneler, benzin istasyonları, okullar ve daha fazlası.

Navigasyon programları ayrıca herhangi bir sokağın kazı veya benzeri çalışmalar nedeni ile kapalı olması, bir sokağın yerel yetkililerce tek yön yapılması ya da trafiğe kapatılması ve trafik yoğunluğu durumunda veya yanlışlıkla dönmeniz gereken sokağa dönememeniz durumunda size yeni bir rota hesaplar.

Yabancı ülkelerde navigasyon cihazı kullanımı artmasından sonra insanların yol tariflerinden dolayı kavga etme oranının düştüğü istatistiksel olarak gösterilmiştir.

Navigasyon Sektörü

Sektörde navigasyonla ilgili cihazlar şu şekilde isimlendirilmektedir: PDA: Kişisel Cep Bilgisayarı, PND: Taşınabilir Navigasyon Cihazı, PNA: Otomobil içi entegre navigasyon sistemi.

Bugün sektörde artık çok çeşitli ürünler var. 3G'li ve entegre GPS modüllü telefonların da hayatımıza girmesiyle birlikte Symbian, Windows Mobile gibi işletim sistemli telefonlar için geliştirilen yazılımlar kullanıcılara telefonun yanı sıra navigasyon özelliğini de sunuyor. Ayrıca Windows CE tabanlı PND (navigasyon cihazı) sektörü de hayli gelişti; yerli ve yabancı birçok firmanın farklı donanım ve yazılıma sahip ürünleri piyasada yerini aldı. Bugün Türkiye'de faaliyet gösteren firmaların 2009 yılı toplam satış hedefleri 100.000 adet iken, 2008 yılında komşumuz Yunanistan'da satılan cihaz sayısı 200.000 adetti (Canalys estimates 2009). Bu da Türkiye'deki pazarın henüz istenilen seviyede olmadığını gösteriyor. Ancak firmaların hedeflerinin her yıl yükselmesine bakılarak, yakın zamanda hedeflenen satış rakamlarına ulaşılacağı görülüyor. Türkiye'de birçok firma değişik harita, yazılım ve donanım kombinasyonları ile değişik fiyatlara ürünler sunuyor.

Dünyada Navigasyon Sektöründe Son Durum

Günümüzde 2 boyut ve 2,5 boyut denilen perspektif 3D'lerle birlikte, arazilerin ve binaların da 3 boyutlu olarak sunulduğu yazılım ve donanımlar ile Foto-Nav denilen, kullanıcıların adres girmek yerine GPS koordinatı işlenmiş fotoğrafları kullanarak navigasyon yapabileceği iki yeni gelişme ön plana çıkıyor. Yani Paris'te Eyfel kulesine gitmek için adres yazmak yerine fotoğrafını seçip "bu fotoğrafın çekildiği koordinata git" diyebiliyorsunuz.

Ayrıca kullanıcılar yakın zamanda connected (internete bağlı) uygulamalarla, etraflarında bulunan önemli ticari noktalara internet üzerinden erişip bir yerin otoparkı olup olmadığını, ücretlerini öğrenme ve hatta restoran, benzin istasyonu gibi yerlerin ücretlerini karşılaştırma imkânına sahip olacak. Birçok ülkede standartlaşan bir uygulama olan trafik yoğunluğuna göre rota belirleme özelliğini ise Türkiye'de de GSM tabanlı olarak görmek mümkün olacak.

Kısaca özetlemek gerekirse, sektör internetin yaygınlaşması ve ucuzlamasıyla beraber servis tabanlı uygulamalara doğru gidiyor. Bu tip uygulamaları yakın zamanda ülkemizde de görmeye başlayacağız.
www.zaman.com.tr

6 Mart 2010

Her karın ağrısında ağrı kesici almak doğru mu?

http://medya.zaman.com.tr/2010/03/06/hap.jpg
Karın ağrısının sebepleri nelerdir?
Karın ağrısı yapan durum ve hastalıklar oldukça fazladır. Basit bir üşütmeden, gıda zehirlenmesinden, ameliyat gerektiren ciddi hastalıklara kadar 40-50 civarında karın ağrısı sebebi vardır.

Karın ağrısı olunca endişelenmeli miyiz?
Tabii ki her karın ağrısının altından ciddi bir hastalık çıkmaz. Ağrı sebeplerini araştırırken pek çok değişkeni değerlendirmek gerekir. Kişinin yaşı, cinsiyeti, ağrının yeri, süresi, beraberindeki şikâyetler, var olan başka hastalıklar, tetkik sonuçları önemlidir. Tek başına ağrı teşhis için yeterli değildir. Hafif ama sürekli bir ağrının altından mide kanseri gibi ciddi bir hastalık çıkabileceği gibi şiddetli, kıvrandırıcı bir ağrı küçük bir böbrek taşı sebebiyle olabilir.

Bunca ağrı arasından asıl etken nasıl ayırt ediliyor?
Bu süreçte ilk düşündüğümüz kural, hastanın durumuna göre en sık görülebilecek hastalıktan başlayarak daha az görülen hastalıkları bir bir gözden geçirmektir. Bazen sadece muayene bulguları bile ağrının sebebini ortaya koyacak derecede bariz olabiliyor. Mesela boğulmuş bir fıtık için tetkike ihtiyaç olmadan sadece muayene teşhis için yeterlidir.

Her ağrı için hastaneye gitmek gerekir mi?
Hafif, kısa süreli, yandaş başka şikâyetin eşlik etmediği durumlarda belki hekime gitmek şart olmayabilir. Ama ağrı şiddetli ve geçmiyorsa, eşlik eden bulantı, kusma, ishal, kabızlık, kanama gibi yandaş şikâyetler varsa kesinlikle hekime başvurmak gerekir. Bazen saatler kaybetmek tedavide ciddi sorunlara yol açar. Mesela delinmiş ülser durumunda acilen hasta ameliyat edilmelidir.

Ağrı olunca ağrı kesici almak doğru mudur?
Ağrının sebebi bilinmeden kullanılan ağrı kesici ilaçlar bazen teşhiste kullanılan ipuçlarını ortadan kaldırdığı için teşhis zorlaşıyor. Kural olarak karın ağrısının sebebini tam olarak belirlemeden ağrı kesici kullanmayı önermiyoruz. Bu konuda en sık karşılaştığımız olumsuz örnek apandisit olan kişilerdir. Apandisit ilk başladığında ağrı belirsiz olduğundan ya hekim tarafından ya da hasta kendisi ağrı kesici alır. Hastanın ağrısı kesilir ama apandisit iltihabı da alttan ilerlemeye devam eder. Sonunda bu hastalar gecikmiş olarak, bazen patlamış apandisit olarak hekimin karşısına gelirler.

Birbirine benzeyen çok hastalık var. Bunların teşhisleri karışmaz mı?
Tabiî ki karışabilir. Ancak hekimlerin görevi de zaten bu hastalıklar arasından gerçeği bulup çıkarmak. Bunun için hastanın şikâyetinin ayrıntılı dinlenmesi, dikkatle muayene edilmesi, gerekli tetkiklerin yapılması ve sonucunda bir kanaate varılması gerekir. Şikâyetleri birbirine çok benzediği için karıştırılan pek çok hastalık vardır. Örneğin apandisit ile idrar yolu taşları, yumurtalık hastalıkları, ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) sıklıkla karışır. Ülser ağrısı ile kalp krizi karışabilir.

Karın ağrısında hasta ne yapabilir?
En çok dikkat çekmek istediğimiz nokta, hemen ağrı kesici ilaç almamaktır. Belki basit bir gıda hazımsızlığı veya soğuk algınlığıdır. Ama şiddetli, birkaç saat geçmesine rağmen dinmeyen bir ağrı varsa, ağrı ile birlikte kişiyi günlük hayatından alıkoyan şikâyetleri varsa hekime başvurulmalıdır.

Bebek ve çocuklarda ağrı olunca ne yapmalıyız?
Bebeklerde huzursuzluk, emmede ve vücut hareketlerinde değişiklik bir sorun olduğunu düşündürmelidir. Çocuklarda gelişen bazı hastalıklar hızla ilerleyip vücudun dengesini ve direncini çok hızlı bozabiliyor. Mesela boğulmuş kasık fıtıkları geç fark edilebiliyor; gecikme bebeğin hayatına mal olabilir.

Gebelerde karın ağrısı olursa ne yapmalıyız?
Gebe bayanlarda da karın ağrısı yapan pek çok hastalık görülebilir. Ama öncelikle ağrının, gebelik sebebiyle mi ya da ağrı sebebinin gebeliğe zararı olup olmadığını belirlemek lazım.

Karın ağrısı olan kişiler hangi hekime başvurmalı?
Öncelikle aile hekimine muayene olmak uygundur. Eğer karın ağrısı sebebiyle bir uzmana muayene olmak gerekirse çocuklar için çocuk hastalıkları uzmanına, yetişkinler için de genel cerrahi uzmanına muayene olmak gerekir. Uzun zamandır hafif şiddetli ağrı varsa iç hastalıkları uzmanına başvurmak doğrudur.

Karın ağrılarının psikolojik sebepleri de var mıdır?
Çok evhamlı kişiler, hastalık hastalığı olan kişiler, bazı ilaç alışkanlığı olan kişiler, hastalık taklidi yapanlar ve en sık da psikosomatik rahatsızlığı olanlar karın ağrısından yakınırlar. Mesela ailesinde bağırsak kanseri görülmüş kişiler en ufak karın şikayetinde ağrı var diye doktora başvurur.
ZAMAN
Op. Dr. ALAATTİN ÖZTÜRK
Sema Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı

Migren ağrısı kâbusunuz olmaktan çıkacak

http://medya.zaman.com.tr/2010/03/06/migren.jpg
Başın arka tarafına manyetik akım gönderen yeni cihazın migren hastalarının tedavisinde alternatif ilaç olabileceği bildirildi.

BBC'de yer alan habere göre, hastaların yüzde 40'ında cihazı kullandıktan sonra 2 saat ağrılarının geçtiği bulundu. Araştırma, yöntemin ciddi yan etkileri olmadığını gösterdi. Hastalar cihazın evde kolayca kullanılabileceğini kaydetti.

Doktorlar, dozun zamanlaması üzerinde çalışmak için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini söyledi. New York'taki Albert Einstein Tıp Koleji'nden uzmanlar, cihazın güvenliğini ve etkililiğini değerlendirmek için deney uyguladılar. Önceki deneyler, sadece kliniklerde kullanılan pahalı ve büyük cihazları kapsıyordu.

Taşınabilir cihaz, auralı migrenin başlangıç belirtilerine neden olan beyindeki elektrik olaylarını engelleyen tek akımlı transkraniyal manyetik stimulasyon (sTMS) yayıyor. Auralar, migren ağrısı başlamadan önce oluşan duyusal veya görsel rahatsızlıktır. Bunlar zig-zag çizgiler ya da ışık noktaları gibi görsel belirtileri kapsıyor. Diğer belirtiler arasında ise konuşma güçlüğü, karıncalanma ve hissizlik bulunuyor.

İki yüz hastadan, 3 ay boyunca auralı migreni tedavi etmek için cihazı kullanmaları istendi. Hastaların yarısına ise plasebo tedavisi uygulandı.

The Lancet Neurology dergisinde yayınlanan bulgular, cihazdan yayılan gerçek manyetik akımın plasebo tedavisinden daha etkili olduğunu gösterdi. Hastalar, cihazı kullandıktan 24 ve 48 saat sonra 2 saat boyunca ağrının kesildiğini söyledi.
Zaman Online

Domates'te kırmızı alarm

http://medya.zaman.com.tr/2010/03/06/ym_domates_k.jpg
Akdeniz ülkelerinin çoğunda görülen ve domates tarlalarında büyük zararlara neden olan ''Tuta Absoluta'' zararlısına İzmir, Muğla ve Çanakkale'de rastlanıldığı, yıl içerisinde ülke geneline de yayılarak ürünlerde zarara neden olabileceği bildirildi.

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rıfat Ulusoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bilimsel literatürde ''Tuta Absoluta'' olarak adlandırılan zararlının, domates yapraklarına verdiği zarardan dolayı ''domates yaprak galeri güvesi'' olarak da bilindiğini söyledi.

Bu zararlının kelebek cinsinden olduğunu ifade eden Ulusoy, şöyle devam etti:

''Zararlı, domatesin yaprağına yumurtalarını bırakıyor. Bunlar galeriler açarak yaprağın kurumasına neden oluyor. Sadece yaprakla sınırlı kalmayan bu zararlı meyve yüzeyine, daha sonra da içerisine girebiliyor. Bunun yanı sıra domatesin gövdeyle birleştiği yerden girerek de tüm gövdeyi çürütebiliyor.''

Ulusoy, zararlının çok küçük bir böcek olduğunu ve hızla ürediğini belirterek, bu nedenle kısa sürede büyük alanlara yayılabileceğini kaydetti.

-BİRÇOK ÜLKEDE GÖRÜLDÜ-

Ulusoy, ''Tuta Absoluta'' zararlısının Yunanistan, İspanya, İtalya, Güney Kıbrıs'ta yaygın görüldüğünü belirterek, bu ülkelerdeki domates tarlalarında büyük zararlara neden olduğunu ifade etti.

Zararlıya İzmir, Muğla ve Çanakkale'de rastlanıldığını vurgulayan Ulusoy, şöyle devam etti:

''Türkiye'de ilk kez görülen ve 'kırmızı alarm' grubuna giren bu zararlı, domates üreticisine büyük maddi kayıplar yaşatabilir. Bu zararlı ülkemizde çok yeni bir tür olduğu için nasıl mücadele edileceği konusu üzerinde duruyoruz. Bazı Avrupa ülkelerinde yüzde yüze varan kayıplara neden olan zararlıyla ilgili o ülkeler kendi ekolojik sistemlerinde zirai mücadele yöntemleri geliştirmeye çalışıyor. Biz de kendi şartlarımıza göre mücadele yöntemleri üzerinde çalışıyoruz.''

-YURT DIŞINDAN GELEN BİTKİLERE DİKKAT-

Ulusoy, birçok zararlının Türkiye'ye ithal edilen bitkilerle geldiğine dikkati çekerek, denetimlerin daha da sıklaştırılması gerektiğini kaydetti.

Kırmızı palmiye böceği nedeniyle birçok ilde büyük sorunlar yaşandığını anımsatan Ulusoy, ''Aynı sorunun farklı bitkilerde de yaşanmaması için bitki girişinde veya ülkemiz üzerinden transferinde çok hassas davranılmalı. Bitkilerde gelebilecek en küçük zararlı bile ekonomimizde büyük yaralar açabilir'' diye konuştu.
www.zaman.com.tr

Şahkulubey Parlamenterlerle Buluştu

http://www.habermardin.com/News_Picture%5C1659555771587933.jpg
AK Parti Mardin Milletvekili Sayın Gönül Bekin Şahkulubey, öğlen yemeğinde Çek Parlamenterle bir araya geldi.

Çek Cumhuriyeti Millet Meclisi Güvenlik Komitesi Başkanı ve Eski İçişleri Bakanı Sayın Frantisek Bublan’a Mardin paketi takdim edip, yakasına telkari işi ay yıldız rozet takan Şahkulubey konuşmasında “Çek Parlamenteri Mardin’e bekliyorum. Diller ve dinler şehri olarak ünlenen Mardin, hoşgörüde dünyaya model olabilecek özellikte bir şehirdir. Kültürel, tarihi, sosyal ve etnik dokusu itibariyle mozaik bir kenttir. Yedi bin yıldır, Türk, Arap, Süryani, Kürt, Yezidi gibi çeşitli etnik köken ve dinden gelen insanların kardeşçe birlik ve beraberlik içerisinde yaşadığı hoşgörü diyarıdır. Buradaki güzellikleri tüm dünyanın görmesini arzu ediyoruz ve Çek Parlamenterleri, dünya kültür mirasının en güzel yadigarlarından olan ilimize en kısa zamanda ziyarete bekliyoruz.” dedi.

Türkiye Çek Cumhuriyeti Parlamentolar arası Dostluk Grubu Başkanı Sayın Hüseyin Tuğcu tarafından verilen öğlen yemeğine Çek Cumhuriyeti heyetinden, Güvenlik Komite Başkanı Frantisek Bublan, Başkan Yardımcıları Zdenek Bohac ve Zdenek Marsicek, Komisyon Üyesi Vaclav Klucka, Komisyon Asistanları Juraj Raninec ve Jan Cech ile Dışişleri Departmanından Sarka Vaskova katıldılar.

Yeşilli Sakarya İlköğretim Okulu törenle eğitim öğretime açıldı…

http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifeyegitim.jpg
Cehalete karşı savaş başlatan Yeşilli kaymakamı Murat Girgin ilçeye üç ayda üç okul kazandırdı.

“Haydi, Kızlar okula” kampanyası kapsamında 150 kız öğrenciyi tekrar okula kazandıran kaymakam Girgin, son olarak kamu kaynaklarından azami tasarruf sağlayarak ilçeye 22 derslik ilköğretim okulu yaptırdı.

Yeşilli ilçesinde yapılan Sakarya ilköğretim okulu açılışına Mardin vali yardımcısı Yavuz Selim Süzer, Yeşilli ilçe Kaymakamı Murat Girgin, Mardin Milli Eğitim Müdürü Muhammed Öztürk, Yeşilli belediye başkanı Enver Sağlam ve Yeşilli halkı katıldı.

Törende bir konuşma yapan Yeşilli ilçe Kaymakamı Murat Girgin, kamu kaynaklarından azami tasarruf sağlanarak 1 milyon 500 bin Türk Lirasına mal olacak 22 derslikli okulun 755 bin Türk Lirasına mal ettiklerini söyledi. Cehalete karşı ilçede eğitim hamlesi başlattıklarını ifade eden Girgin, “Bu kapsamda Yeşilli ilçesine üç ayda üç okul kazandırdık. Okullarını maddi imkânsızlık veya ailesi tarafından okuldan alınan 150 kız öğrenciyi tekrar okula kazandırdık. Bunu yaparken de her şeyi göze alarak yaptık . Okulun yapımında Sayın valimizin büyük katkısı vardır.Çocuklarımız ne denli iyi eğitilirlerse gelecekte milletimiz ve ülkemizin geleceği o ölçüde teminat altında olacaktır. Türkiye, tarihiyle kültürüyle inşa ettiği medeniyetiyle büyük bir ülke. Biz sadece kahramanlığıyla zaferleriyle övünen değil, aynı zamanda bilime, sanata kazandırdığımız, dünya çapında büyük isimlerle dünya bilimine ve medeniyete kattığımız muhteşem eserlerle övünen, övünmesi gereken bir milletiz. Var olduğumuz, varlık gösterdiğimiz her coğrafyada, bilimi, sanatı yücelttik, bilim ve sanatın her dalma çok büyük katkılar sağladık.

Bizim medeniyetimiz, kökü ilme, irfana, hikmete, bilgiye, öğrenmeye ve öğretmeye dayalı bir medeniyet. Biz, 'bana bir harf öğretenin kölesi olurum' diyen bir medeniyetin mensuplarıyız, hocasının atının ayağından sıçrayan çamurun olduğu kaftanıyla gömülmeyi vasiyet eden sultanların çocuklarıyız. “dedi

Eğitim yarışında geri kalmamız akla da mantığa da sahip olduğumuz mirasa da aykırı olduğunu belirten Kaymakam Girgin, 2009-2010 eğitim-öğretim yılı 2. dönemi başlamadan önce bu binanın yerinde bulunan 5 derslikli eski bina, ilçemiz öğrencilerine hizmet verdiğini söyledi. Girgin, “Eski bina öğrencilerimizin çağdaş anlamda eğitim alabilmeleri için gerekli olan fiziksel özelliklere sahip değildi. Önceki durumda 16 derslikte 946 öğrencimiz eğitim görmekteydi. Şu anda ise 29 derslik 2 adet BT sınıfı, laboratuar, çok amaçlı salon, kütüphane gibi sosyal ve kültürel alanlarla öğrencilerimize hizmet verecektir. Yeni okul binamızın hizmete girmesi ile hem öğrencilerimiz hem öğretmenlerimiz daha iyi fiziki standartlara sahip sınıflara ve diğer sosyal alanlara kavuşmuşlardır.”şeklinde konuştu

Daha sonra yaklaşık 750 bin TL’ye mal olan 22 derslik Sakarya ilköğretim okulu törenle hizmete girdi. Sakarya ilköğretim okulunda kurulan bileşim sınıfları ve kimya laboratuarı ile de öğrencilerin daha sağlıklı koşullarda eğitim görmelerine olanak sağlıyor.

Sakarya ilköğretim 8’nci sınıfta okulunda okuyan Cüneyt İliş, yeni okullarında kimya laboratuarı gibi ünitelerin olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Öğrenci Mustafa Bat ise yeni okullarından çok memnun ve sevinçli olduklarını ifade etti.

Yeşilli ilçesinde ki genç kızlarda yeni okullarına kavuşmanın büyük sevinç ve heyecanının yaşadıklarını dile getirdiler.

Karşıyakalı Taraftarlar, Mardinli Öğrencilere Kırtasiye Yardımı Gönderdi

Adından hep tribün olaylarıyla bahsettiren Karşıyaka Spor Kulübü (KSK)'nün taraftarları, bu defa örnek bir davranışa imza attı ve Mardinli çocuklar için yardım topladı.
http://img.haberler.com/haber/480/karsiyakali-taraftarlar-mardinli-ogrencilere-1937480_o.jpg
Karşıyaka Taraftarlar Derneği üyeleri, Kızıltepe ilçesindeki Karakuyu İlköğretim Okulu öğrencilerine kırtasiye malzemeleri ve giyecek gönderdi.

Dernek üyeleri, Karşıyakalı öğretmen Deniz Özgün aracılığıyla topladıkları yardımları, kargoyla yolladı. Karakuyu İlköğretim Okulu'na yolladı. Dernek Başkanı Okan Kırmacı, önümüzdeki iki ayda da etkinlik yapacaklarını söyledi. Nisan veya mayısta Karakuyu İlköğretim Okulu'ndan 10 öğrenciyi Karşıyaka'da ağırlayacaklarını belirten Kırmacı, "Kendilerini sahamızda oynayacağımız bir maça götüreceğiz. Ardından Karşıyaka'yı tanıtacağız. Bu ziyaret sırasında öğrencileri, belediyenin misafirhanesinde konaklayacak." dedi.

Artuklu Üniversitesi aralarında Kürtçe ve Süryanice’nin de olduğu 5 dilde dergi çıkardı

http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifedergiar.jpg
Türkiye’de ilk defa resmi bir eğitim kurumunda Kürtçe Dilinde bir eser yayınlandı.

Artuklu Üniversitesi'nde YÖK onayıyla kurulan Kürtçe derslerin verileceği 'Yabancı Diller Enstisüsü', önümüzdeki yıl öğrenci almaya hazırlanırken, üniversite 5 dilde yayınladığı Artuklu Haber Dergisi'nde ilk kez Kürtçe'ye de yer verildi.

Üniversitedeki etkinlik ve faaliyetlerin yer aldığı 'Artuklu Haber' bülteninde Türkçe verilen haberlerin Kürtçe, İngilizce, Süryanice ve Arapça özetleri de bulunuyor.

Üniversitenin tanıtımı amacıyla hazırlanan ve 64 sayfadan oluşan 'Artuklu Haber Dergisi'nin ilk sayısı yayınlandı. Yılda dört kez yayınlanacak derginin yayın editörlüğünü yapan Hadra Kübra Erkınay, “Üniversite olarak kendimizi tanıtmak için hazırladığımız dergimizde Türkçe’nin yanında bölgemizde ve Ortadoğu ülkelerinde kullanılan Arapça, Süryanice, Kürtçe ve İngilizce dillerine yer verdik. Üniversitemiz bünyesinde zaten önümüzdeki yıl Kürdoloji Bölümüne öğrenci alınacak. Bizler de hem bu çalışmanın altyapısına destek vermek hem de bir Ortadoğu üniversitesi olma yolunda üniversitemizi daha çok tanıtmak için dergimizde bu dillere yer verdik.”dedi.

Erkınay, önümüzdeki sayılar da Farsça Dilini de kullanmayı düşündüklerini sözlerine ekledi.

“Artuklu Haber” dergisi olarak ilk sayıyı yayımlamanın heyecanını ve gururunu yaşadıklarını belirten Rektör Prof.Dr.Serdar Bedii Omay, dergiyi genç, dinamik ve idealist üniversiteleri ile ilgili haberleri ihtiva ettiğini ve faaliyetlere ışık tutacağını söyledi.

Mardin’i tekrar bir ilim merkezi yapmak, burada yeni bir ilmî ihya hareketi başlatmak için ellerlini taşın altına koyduğunu dikkat çeken Omay, “Mardin gibi tarihin, kültürün, ilmin merkezi olan bir şehirde üniversitenin kurulması ve akademik çalışmaların yürütülmesi oldukça mühimdir. Mardin’de mazide atılmış olan tohumları yeniden yeşertmek, geçmişten güç alıp, bölgenin sosyal ve kültürel ortamına katkıda bulunmak için çalışıyoruz. Üniversiteler, akademik bilginin üretildiği, özgür ruhlu kuruluşlardır. Biz de yeni kurulan bir üniversite olarak; misyonumuzu, “Sosyal olayların araştırılmasında özgür bilimsel bilgi üretmek ve buna dayalı, sosyal politikalar önermek, uygulanmasında ve takibinde rol almak, zihinsel, ruhi ve maddi bireysel ve toplumsal ihtiyaçları karşılayacak, bilgi çağının gerekleri ve moral değerlerle donanımlı fertler yetiştirmek.” vizyonumuzu da, “Çağdaş, saygın ve özgün bir ‘Sosyal Bilimler Üniversitesi’ olarak, Ortadoğu'nun tarihi ve sosyo-kültürel mirasını yerelden evrensele taşımak.”şeklinde belirlemiş bulunmaktayız. Bu bilinç ve yaklaşımla hareket eden üniversitemiz sürekli büyüme, gelişme ve yenilenme çabası içindedir. Misyonumuz ve vizyonumuz çerçevesinde düşünen, üreten, sorgulayan; ülkemizi asırlar öncesinde olduğu gibi dünyanın ilim, kültür ve özgürlük merkezi haline getirecek nesillere ihtiyacımız olduğu için özgürlük ortamının hâkim olması öncelikli hedeflerimizdendir. Kadim kültürü, modern zamanlarda yeni bir nefesle diriltmeyi ve bu dirilişle yeni ve gelecek asırların irfan dünyasını oluşturmayı hayal ediyoruz. Bu anlamda bölgemizde ve Ortadoğu’da kullanılan dillerde de bültenimizdeki haberlerinin özetlerine yer verdik.”

Omay, açıklamasında ayrıca Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde önümüzdeki eğitim sezonunda Yaşayan Diller Enstitüsü bünyesinde Kürdoloji ve Süryanice Bölümlerine 30 kişilik öğrenci alacaklarını hatırlattı.
Nezir Güneş
http://www.mardinlife.com/haberler/yazimaraclari/my_documents/my_pictures/62E_aaa.jpg

Eğitim Destek Evi Öğrencilerine Esnaf'tan Özel İndirimler

Kızıltepe Belediyesi Eğitim Destekevinin öğrencilerine esnaflardan destek geldi.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifentunc1.jpg
Toplu taşıma, Kuaför (bay-bayan), kırtasiye, giyim, kozmetik ve fırın alanlarında esnaf olan Kızıltepeli eğitime gönül verenler çeşitli oranlarda eğitim destekevi öğrencilerine indirim uyguladıkları öğrenildi.

Yapılan indirimden yüzlerce öğrencinin yararlandığı belirtilirken, konuyla ilgili Eğitim Destekevi Müdürü Nurullah Tunç’un görüşlerini sorduk.

Katkı sunan bütün esnaflara teşekkür eden Tunç, katkı sunmak isteyenlere açık olduklarını belirterek “Esnaflarımızın, öğrencilerimizle yaptıkları satışlarda kurumun kimlik karını göstermek yeterli olur. Bu uygulamadan yaklaşık 2 bin öğrencimiz yararlanmaktadır. Dolayısıyla aileleri de yararlanmış olur. Bu anlamda da esnaf-halk ve öğrenci arasında bir dayanışma da sağlanmış oluyor. Aynı duyarlılığı başta kaymakamlık olmak üzere tüm resmi kurumlardan da bekliyoruz. Yine benzer bir duyarlılığı işadamlarımızın da göstermelerini bekliyoruz” diye konuştu. Öğrenciler ise yapılan indirimden dolayı esnafa teşekkür ettiklerini belirtti.
Faraç Çobanoğlu
http://www.mardinlife.com/haberler/yazimaraclari/my_documents/my_pictures/125_ntunc.jpg

Okumanın Yaşı Yok

Ömerli ilçesine bağlı Kocasırt köyünde yaşayan 57 yaşındaki Reşit Metehan, 1972 yılında kayıt yaptırdığı, ancak 3 sınıfta bıraktığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden bu yıl mezun olmak için gündüz tarlada çalışırken akşamları ise evde ders çalışıyor.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinliferesitt.jpg
Mardin'in Ömerli ilçesine bağlı Kocasırt köyünde yaşayan 57 yaşındaki Reşit Metehan, 1972 yılında kayıt yaptırdığı, ancak 3 sınıfta bıraktığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden bu yıl mezun olmak için gündüz tarlada çalışırken akşamları ise evde ders çalışıyor.

Reşit Metehan, 1972 yılında İstanbul Hukuk Fakültesine kayıt yaptırdığını ancak maddi imkânsızlık nedeniyle 1982 yılında okulu bırakmak zorunda kaldı. Aradan geçen zaman içinde evlenen, 6 çocuk sahibi olan Metehan, geçimini bağından elde ettiği ürünlerin yanı sıra küçük atölyesinde ürettiği heykel eserlerini satarak sağlıyor. 2008 yılında çıkan afla hayalini gerçekleştirmek için üniversiteye yeniden kaydını yaptıran Metehan, avukat olacağı günleri saymaya başladı. Geçen yıl fakültenin 3. sınıfında kayıt yenileyen ve şuan 4 sınıfta olan ve yıl sonunda mezun olmak için çalışan Metehan, ilk dönem için girdiği bütün derslerde başarılı olmuş.

HASİP KAPLAN’IN SINIF ARKADAŞI

Sanatçı kişiliğini de sahip olan Metehan, fakülteyi bitirememenin üzüntüsünü hep içinde yaşadığını ifade ederek, "Sınıf arkadaşlarım hakim, savcı veya mülki amir olarak görev yapıyor. Sınıf arkadaşlarımdan biri Hasip Kaplan önce avukat oldu şimdi de milletvekili. Okulu bitirememenin üzüntüsünü yaşadım."dedi.

Geçen yıl çıkarılan af ile fakülteye yeniden devam etme imkânı bulduğunu bildiren Metehan, "Af çıkınca bana da gün doğdu ve tekrar kaydımı yeniledim. Bu yıl son sınıfı okuyorum, sürekli ders çalışıyorum. En büyük özlemim kısa süre de olsa avukatlık yapmak. Bu yaşımda özlem duyduğum diplomaya kavuşacağım için çok mutluyum. Hayalim avukatlık yapmak. Yaşım avukat olmama mani değil. Ömerli ilçesinde avukatlık yapan kimse yok. Onun için inşallah bitirdikten sonra ilçede avukatlık yapmayı düşünüyorum."diye konuştu.

6 çocuğu olduğunu belirten Metehan, "Bana zamanında kimse destek çıkmadı. Maddi durumu iyi olanların yoksul öğrencilere destek vermesini istiyorum. Yoksulluk nedeniyle gençler eğitimini yarıda bırakmasın." dedi.

KENDİSİNİ KIZ ÇOCUKLARINI OKUMASINA ADAYACAK

Okuma macerasını anlatırken duygulu anlar yaşayan Metehan, okulu bitirdikten sonra bütün mücadelesini kız çocuklarının okumasına vereceğini söyledi.

Kocasırt ilkokulunu bitirdikten sonra Mardin'de ortaokul ve liseyi tamamlayan, ardından 1972 yılında kazandığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydını yaptıran Metehan, “Maddi imkanlarımız yeterli olmadığı için üniversiteyi yarıda kesmek zorunda kaldım. O dönem bize sahip çıkan olmadı. İstanbul gibi bir şehirde yaşam tecrübem de yoktu. Bu nedenle köyüme geri döndüm. Fakülteyi bitirememenin üzüntüsü içindeydim ve her geçen zaman bu üzüntü daha da artıyordu. 2008 yılında çıkan aftan yararlandım. Yeniden kaydımı yaptırdım.'dedi.

Kaydını yaptırdığında köylülerin kendisine “Bu yaştan sonra bitirsen ne olur'' şeklinde zaman zaman eleştirdiklerini belirten Metehan, ''Fakülte eğitimi sadece bir meslek için alınmamalı, önemli olan bilgilenmektir. Ben bu arada evlendim ve şimdi 6 çocuğum var. 5’ni okutuyorum. Bunlardan ikisi kız. Benim için kızların okuması daha önemli. Üniversiteden mezun olduktan sonra köy köy dolaşıp okula gitmeyen kızları okullaştırmak için çalışacağım. Bölgemizdeki eğitimsizliğin cahilliğin tek nedeni kızlarımızın okumaması. Okumanın yaşı da olmaz cinsi de olmaz. Herkesin okuması gerekir. Zaten dinimizde de doğuştan mezara kadar ilim öğrenin emrediliyor.”

KÖYÜN GURURU OLDU

Metehan'ın eşi Gazal(50) da, eşinin tekrar fakülteye dönmesine çok sevindiğini eşini her konuda desteklediğini söyledi.

Köy muhtarı Nadır Bingöl de bir dönem maddi sıkıntı nedeniyle okulunu tamamlamayan Resşit’in köylerinin gururu olduğunu söyleyerek, “Köyümüzde herkes Reşit Metehan'ın Başarsınız ve azmini konuşuyor. Ben ortaokul mezunuyum. Reşit ağabeye bakınca acaba bende okuyabilir miyim diyorum. O, azmiyle hepimize örnek oluyor O ders çalışırken köylülerimizde ona özenip çocuklarının okula devam etmesi için daha çok sahiplenmeye başladılar.''şeklinde konuştu.
Nezir Güneş

40 mîlyar dolarên wî hene lê nizane çi bi wan bike

http://www.avestakurd.net/images/news/10738.jpg
Xwediyê kompanya Apple û iPhone yek ji dewlemendtirîn kese li cîhanê

40 mîlyar dolarên wî hene, lê belê nizane çi bi wan bike.

Patronê Apple Steve Jobs, civînek ligel hevkarên xwe çêkir û ji wan re got ku „40 mîlyar dolarên Apple hene, lê ez nizanim çi bi wan bikim. Divê ez biryarê bidim…“

Steve Jobs, got, "Apple gelek mezin bû ye, lê belê divê em zû biryarê bidin, eger em biryarê nedin, tu fêdeya me di wan peran de tune ye…“

Jobs diyar kir ku divê ew kûr bifikirin û biyareke rasteqîn bidin.
Avesta

Belçika Levven Lisesi Öğrencileri Vali Hasan Durueri Ziyaret Etti..

http://www.mardin.gov.tr/haber/resim/belcika09.gif
Belçika Levven Lisesi Öğrencileri Vali Hasan Durueri Ziyaret Etti

Belçika Levven Lisesi’nden gelen öğretmen ve öğrenciler Vali Hasan Duruer’i ziyaret ettiler.

Vali Hasan Duruer, Belçika Levven Lisesi’nden gelen 3öğretmen ve 11 öğrenci ile beraberindeki Yalım İlköğretim Okulu Müdürü Reşat Güzel’i makamda kabul etti.

Yalım İlköğretim Okulunun davetlisi ve İstanbul Fatih Koleji’nin yönlendirmesiyle Mardin’in ve Türk Kültürünün zenginliğini göstermek, farklı dinler ve dillerin beraber yaşadığını yerinde görmek için Mardin’e gelen Belçika Levven Lisesi Öğretmen ve öğrencileri ile beraberindeki Yalım İlköğretim Okulu Müdür Reşat Güzel’i Makamında kabul eden Vali Hasan Duruer, öğrencileri Mardin’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. Vali Duruer “ Mardin, çok farklı, gizemli bir kenttir. Burası çok sayıda medeniyetlere ev sahipliği yapmış, ABD’nin keşfinden önce burada 25 medeniyet yaşamıştır. Çok zengin bir kültüre sahip olan Mardin’; Müslüman’ı, Yezidisi, Hiristiyanı, Türkü, Kürdü ve Arabı kardeşçe, barış ve hoşgörü ortamında yaşamaktadırlar. Mardin, dünyada bu ortamı muhafaza eden ender kentlerdendir. Mardin, sahip olduğu zengin tarihiyle, gezenleri adeta büyülüyor. Tarihi yerleri gezince bunun farkına varacaksınız ”dedi.

Yalım İlköğretim Okulunun davetlisi olarak, Mardin’e gelen Belçika Levven Lisesi Öğrencileri Mardin’de kalacakları 7 gün içinde Mardin’in kültürünü iyi tanımak ve yaşamak için Yalım İlköğretim Okulu öğrencileri tarafından evlerinde misafir edileceğini ve bu sayede farklı kültürlerin kaynaşması amaçlandığı belirtildi.

İl Sağlık Müdürüne Hüzünlü Veda..

http://www.mardin.gov.tr/haber/resim/sagved.gif
Mardin’den Hatay’a atanan İl Sağlık Müdürü Mehmet Derviş’ in onuruna Vali Hasan Duruer tarafından veda yemeği verildi.

Yemekte Vali Hasan Duruer’in yanı sıra, Vali Yardımcısı A. Ferhat Özen, Belediye Başkanı M.Beşir Ayanoğlu ile Kurum Müdürleri ve Sağlık Müdürlüğü çalışanları, doktorlar ve Hastane Baştabipleri hazır bulundu. Vali Duruer, görevini başarıyla yürüten İl Sağlık Müdürü Mehmet Derviş’e teşekkür ederek, Mardin’de bulunduğu süre zarfında başarılı çalışmalarda bulundu, son derece dürüst ve çalışkan bir arkadaşımız. Kendisinden çok memnun kaldım. Gönlüm girmesinden yana değildi ancak, aile bütünlüğü söz konusu olunca söylenecek bir şey kalmıyor. Mardin’de göstermiş olduğu başarıyı Hatay’da da göstereceğine inanıyorum. Bundan sonraki hayatında kendisine ve ailesine mutluluklar diliyorum. Yolu açık olsun diyorum” dedi ve günün anısına İl Sağlık Müdürü Mehmet Derviş’e plaket ve şilt verdi.

Başarılı çalışmaları ve hizmetleri nedeniyle kısa bir süre önce Vali Duruer tarafından Takdir ile ödüllendirilen İl Sağlık Müdürü Mehmet Derviş Mardin’de görev yaptığı süre içerisinde; Evren Sağlık Ocağı, Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (Ketem), Aşı Muhafaza Soğuk Hava Deposunun faaliyete girmesi ve Gezici Sağlık Hizmet Araçları’nın alımı gibi hizmetlerde bulunmasının yanı sıra, Mardin, Şırnak ve Hakkâri illerimizi de kapsayan toplamda 280 doktora Aile Hekimliği eğitimi, 80 sağlık personeline Yenidoğan Canlandırma Eğitimi, İlköğretim düzeyindeki 1.000 öğrenciye yeterli ve dengeli beslenme konusunda ve ÇATOM’larda eğitim gören kadınların aile bireylerine yönelik olarak “Kadına Yönelik Şiddet” konusunda toplam 960 kişiye eğitim verilmesini sağlamıştır.

3 Mart 2010

Müzisyen Meryem Xan Kimdir?

http://4.bp.blogspot.com/_Hjkac1ftqjA/S47GJUWmJJI/AAAAAAAAbIE/ubOpTac0bxs/s400/meyremxan01bq8.jpg
1904’te dünyaya gelen sanatçı Meryem Xan, kürtçe şarkıları ilk kez kaydeden kadın sanatçı olarak da biliniyor ve 200’ün üzerinde şarkı söyledi. Bağdat Radyosu’nda uzun yıllar kadrolu sanatçı olarak çalışan Meryem Xan, halkın gönlünde taht kurmayı başardı.

De loy loy Mihemedo Ronî
Mi çi goto tu xeyîdî
De gîyayê mêrga li min û Mihemedê mi seridî
De heçî kesê navbera min û Mihemedê min de fesadîkê bike
De heke jin bê rebî newelidê
De heke mêr bê rebî nezewicî
De heke keç bê rebî canîka xweşya nebî
De loy loy loy loy…

Bu şarkı 67 yıl önce 1937’de yazıldı. Şarkının sözleri yazanın ayrılık öyküsünü anlatıyor. Bu şarkıyı yazan kişi Kürt sanatçı kervanının kadın öncüsü Meryem Xan. Eşinden ayrılırken yaşadığı kederle dillendirilen bu sözlere bakın:

“Mihemedo Ronî
Ben ne dedim ki sen küstün?
Çayırların otu benimle Mihemedimin arasında kurudu
Benimle Mihemedimin arasında fesatlık yapan
Eğer kadınsa Allah’ım çocuk doğurmasın
Eğer erkekse Allah’ım hiç evlenmesin
Eğer kızsa Allah’ım hiç mutluluk görmesin”

Bu öyküyü anlatmayı geciktirelim ve sanatçının yaşamını başından alıp sona gidelim…

Dêrgol, sanata başlangıç

Meryem Xan, 1904’te Şırnak’ın Dêrgol köyünde doğdu. Mihemed Ehmedê Botî’nin kızı olan Meryem Xan, sanat eğitimini yayla, şahî, köy, kent ve dengbej toplumu içinde aldı. Yaşamının başlangıcında dünyamız bütün yönleriyle bir alt üst oluşu yaşıyordu. 10 yaşındayken Birinci Dünya Savaşı başladı. O yıllarda Osmanlı İmparatorluğu da bir “hasta” gibi dağılıyordu.

“Sanatsız yaşarsam ölürüm”

Meryem Xan, burada Celadet ve Kamran Bedîrxan ile tanışır. Aileleri dost olur ve birbirlerine gelip giderler. Bu sırada Bedîrxan ailesinden bir gençle tanışıp evlenir. Ama bu genç Meryem Xan’ın şarkı söylemesine taraftar değildir. “Biz büyük bir aileyiz. Bizim ailemizden bir kadın şarkı söyleyemez” der. İlk gazeteye, önemli dergi ve kitaplara imza atan Bedîrxan ailesinde feodalliği köklü olanlar da açığa çıkmış olur.

Meryem Xan, iki yolun üzerine düşer. Bir tarafta sanat, bir tarafta çok sevdiği eşi vardır. İkisinden de ayrılmak istemez. Ancak karar vermek zorundadır. O binlerce yıldır şarkı söylenen Botan’da büyük dengbejlerin tınılarıyla büyümüştü. Yaşlı kadınların lorileriyle zılgıt atmıştı. Orada kadın veya erkeğin şarkı söylemesi fark etmiyordu. Meryem Xan, eşine çok defalar ricalarda bulunur. “Şarkı söylemeden yaşayamam. Kanımda sanat ve şarkılar var.” Ancak eşi izin vermez. O da “Ben sanatsız yaşayamam. Sanatsız yaşarsam ölürüm” deyip eşinden ayrılır. Aslında bu zor bir karardır. Çünkü; henüz çok gençtir. Yaşadığı toplumda ayrılık ayıplanan bir durumdur ve yaşı tahminen 20 civarındadır.

Bağdat düşü ve Zaxo’da 12 yıl

Güzelliği ve sesiyle, alnı açık yürüyüşü ve zarafetiyle göz dolduran bu kadın sevdiceğinden de ayrıldıktan sonra hayata ve geleceğe dair planlarını unutmuştur. O artık hayatı doyasıya yaşayan, düğünleri şen yapan, dengbejlerin cemaatinde önünde saygıyla kalkılan kadın olmak istemez. Çünkü; yanında sevdiği yoktur ve hayata küsmüştür.

O dönem İngiliz müzik şirketleri Bağdat’a gelmiş şarkılar toplamaktadır. İngilizler, Ortadoğuluların Kürtçe, Arapça, Farsça, Ermenice ve Süryanice söylediği şarkıları kaydedip pazarlamaktadırlar. Böylece hem var olan sanatçılar halka plaklarla ulaşmaktadır, hem de yeni sanatçılar çıkmaktadır. Bu nedenle bir çok yöreden sanatçılar Bağdat’a akmaktadır. Meryem Xan da bunu duymuştur. “Bağdat’a gidip sesimi kaydedeceğim. Sesimi kaydedeyim o an öleyim” der.

Meryem Xan, 1924’te Zaxo’ya gider. Orada Yusif Şemdîn Axa’nın evinde kalır. Ayrılık burada da ayıplandığı için kendisini kimseye tanıştırmaz. Amacı gidip sesini kaydetmektir. Ancak Bağdat’a gitme isteği bizim de öğrenemediğimiz nedenlerden ötürü gecikir. Zaxo’da tam 12 yıl kalır. Bu yıllar içinde ev ve tarla işlerini yapar. Ancak halk içindeki saygınlığı bir dirhem olsun azalmaz. Sürekli göz yaşı döker, büyüdüğü Dêrgol üzerine şarkılar söyler tek başına. Eşini kendisinden ayıran yanlış fikir ve artık şarkıların sadece hüzün akması, onun içinde sürekli onu acıtan bir sızı olur.

Bağdat ve Elmas Xan’ın okulu

Meryem Xan, 1936 yılında Zaxo’dan Musul’a gider. Orada kısa süre kalıp Bağdat’a gider. Orada amcasının kızı Elmas Xan (1874-1974)’ın evine yerleşir. Elmas Xan’ın evi o dönem sanatçı, siyasetçi, aydınların uğrak yeri olan bir yer özelliğindedir. Evi bir okul olmuştur Elmas Xan’ın. Müziğin otoriteleri, bu evde sanatçıları dinler ve görüşlerini aktarır. Elmas Xan’ın eşi zengin bir İngiliz’dir.

Meryem Xan, Elmas Xan’ın evinde Mihemed Arîf Cizrawî, Hasan Cizrawî, Nesrîn Şerwan (Şirnaqî), Alî Merdan, Tahîr Tofik, Saîd Axayî Cizîrî, Fewzîyê Mihemed ve birçok kişiyi daha tanır. Bu büyük ustaların arasında bir gün şarkı söylemeye başlar. Herkes şaşırır ve bu büyük ses karşısında hem duygulanır, hem de hürmet gösterir. Her birinin adı söylendiğinde önünde saygıyla eğilen sanatçılar Meryem Xan’a yer ayırır ve doyulmaz şarkılar söylenen akşamlarda o baş köşeye oturtulur.

Meryem Xan, günün birinde amcasının kızından izin ister, kendisini konuk ettiği için teşekkür eder ve Bab Elşerqî mahallesinde bir ev kiralar. Artık bu evde yaşamaya başlar.

Plak, gerçekleşen düş ve Bağdat Radyosu

Meryem Xan, onu yaşama bağlayan müzik şirketlerini de kısa süre içinde bulur. O dönem Beyzafon, Ebolkelp ve Ûdyon isminde İngiliz şirketleri Bağdat’tadır ve şarkı kaydetmeye devam etmektedirler.

Meryem Xan da ilk plağını çıkarır ve ardından diğerleri gelir. Her plakta bir şarkı vardır. Meryem Xan’ın önemli bir özelliği şudur: Kirmanc sanatçılardan plak çıkaran ilk kadındır. Soran lehçesinde de Dayîkî Cemal ilk plağı çıkarmıştır. Ancak aralarında bir fark var. Meryem Xan, hafızalarda yer edinirken, Dayîkî Cemal sadece tarih sayfalarında adıyla kaldı.

1939’da da Bağdat Radyosu açılır. Radyo o dönem kadrolu sanatçı bulmak için ses yarışması düzenler. Ünlü sanatçıların tümü bu yarışmaya katılır. Meryem Xan birinci olur. Hakimiyet, güzel ses, stil, melodi, acıların sesine ve bütün bedenine yansıması onu birinci yapar. Kadrolu sanatçı olur.

Meryem Xan, radyoya girdikten sonra çok şarkı da toplar. Halk arasında söylenen şarkıları Bağdat radyosunda yayınlatır. 200’ün üzerinde şarkıyı bizzat kendisi okur.

Meryem Xan’ın kişiliği ve sesi

Meryem Xan, eşi ve ailesinden ayrılınca sürekli kendisini yalnız hisseder. Arkadaşlarıyla her oturduğunda yalnızlığından, kardeşlerinden, ailesinden, köyünden söz eder. O kendisini sürekli kara bahtlı sayar. Çok ağlar. Büyüdüğü Dêrgol’den çok söz eder ve kendisini kafesteki bülbül gibi hisseder.

Nerede olursa olsun şahî, düğün ve aile davetlerine sürekli ulusal elbiseler içinde giden Meryem Xan’ın çok güzel bir kadın olduğu ve her zaman üzerinde ağır bir hüzünle yaşadığı anlatılıyor. Bin sesin içinde tanınan bir sese sahip olan sanatçı, şarkılarının derbederidir.

Onu yakından görenlerden Mihemed Arif Cizrawî, Bağdat radyosuna verdiği bir röportajda şöyle diyor: “Meryem Xan’ın elbiseleri moderndi. Ama ruhu, yaşamı, sanatı Kürtçe’ydi. Kürt adetlerine bağlıydı. Şarkı söylerken içten ve gönülden söylerdi. O an tüm bedeni şarkıyla dolardı.”

Meryem Xan, usta bir sestir. Onun şarkılarında otantizm, asalet, orijinal Kürt gırtlağı ve ezilen Kürt kadınının sesi vardır. Sesi alto tabakasındadır. Gırtlağı temizdir. Heceleme ve cümlede dili berrak ve güzeldir. Her şeyden önemlisi sesinde hüzün ve hasret duyulur. Ritmik bir şarkıda da bu hissedilir.

Şarkıları

Meryem Xan, iki çeşit şarkı söyler: Lavik ve Beste.

Lawik şarkılar:

1- Li xelkê tehlê lê limin şirînê –Helîm-
2- Bavê Koroxlî
3- Mihemed Selîm zavakî taze
4- Wele Doman
5- Gewra min tunîne (o yazdı)
6- Siwarê me siwar bîne
7- Mihemedo Ronî (o yazdı)
8- Sêvê û Hecî Elî
9- Lê lê yadê rebenê (o yazdı)
10- Hesenê Osman
11- Êlî Delal

Besteler

1- Qumrîk sêva Tucara (bi Elmas Xanê re stiriye) (o yazdı)
2- Grê sîra bi sîre (Mihemed Arifê Cizîrî ile)
3- Hay berde berde (Hesen Cizîrî ile)
4- Lê Lê Weso, lê lê Wesîlayê (M. Arifê Cizîrî ile)
5- Heyla li min xerîbê
6- Gulşênî
7- Lê Dînê, Lê Dînê
8- Gulê wey nar
9- Êmo (Seîd Axayê Cizîrî ve Elmas Xan ile)
10- Mêremê
11- Ya li bin Biyê

Halkın gönlünde taht kurdu

Bu büyük sanatçı 1949’da Bağdat’ta öldü. Ölümü hakkında amcasının kızı Elmas Xan şöyle diyor: “1949’da Meryem Xan böbrek hastalığına yakalandı. Bağdat’ta Mir İlyas hastanesine yattı. Ameliyat oldu. Doktorlar çare bulamadı. Hastanede öldü.” Elmas Xan önemli bir söz daha ekliyor: “O yıllarda Meryem Xan çok üzgündü. Yalnızdı. Kimsenin yanına gelmesini istemiyordu. Doktoru ona ‘Üzüntünü at. Mutlu ol’ dedi. Ancak o sürekli yalnız kalmak istiyordu. Hastanede bile öyle istedi. Bir gün Yahudi olan doktorla ile tartışıyor. Meryem Xan’a bir tokat atıyor. Meryem Xan’ın dikişleri açılıyor, kan akıyor ve ölüyor.”

Meryem Xan, büyük bir merasimle Şex Maaruf Mezarlığı’nda Bağdat’ta toprağa verildi. Törene sanatçılardan M. Arif Cizîrî, Nesrîn Şêrwan, Elmas Xan, Hesen Cizîrî, Alî Merdan, Mamosta Bakozî, Fewzîye Mihemed, Bağdat Radyosu çalışanları, Kürt yazarları ve halktan çok sayıda kişi katıldı.

Meryem Xan, aslında hüzün ve gönül darlığından öldü. Az yaşamasına rağmen ömrü kıymetli ve pahalıydı. Şarkıları onu ölümsüzler arasına koydu. Bu nedenle Kürt sanat evreninde sönmez bir yıldız oldu. O, 200’ün üzerinde şarkı söyledi. Ancak Bağdat Radyosu’nda plakları çürüdü! Bugüne ulaşan şarkıların çoğu halkın evlerinden toplandı. Plakları çürüse de o halkın gönlünde taht kurdu. Meryem Xan Mezopotamya kültürlerinin ortak bir değeridir.
KAKŞAR OREMAR

MERYEM XAN MÜZİKLERİNİ (Yasal olarak TTnetMüzik te) DİNLEMEK İçin Tıklayın

1-Beme Bişerika - Meyremxan
2-Dotmam - Meyremxan
3-Heli Delal - Meyremxan
4-Seve - Meyremxan
5-Le Le Weso - Meyremxan
6-Helim Cane - Meyremxan
7-Hoy Nar - Meyremxan
8-Hay Berde - Meyremxan
9-Meyreme - Meyremxan
10-Mihemedo Roni - Meyremxan
11-Qumrike - Meyremxan
12-Ay Delal - Meyremxan
13-Bave Koroxli - Meyremxan
14-Qesra Baxemse - Meyremxan
15-Wax Dine - Meyremxan
16-Mala Faro - Meyremxan
17-Meyro - Meyremxan