7 Ekim 2009

Bloggerler için kaynak rehber

Blogunuzun Sıralamasını YükseltmeYazdır
Bu, teknik veya garantili bir yöntem değildir, yalnızca blog yazanların başarılı bulduğu basit önerileri içerir.
Blogunuzu Ping Gönderecek şekilde ayarlayın.Bu seçenek etkinleştirildiğinde, blogunuz blog ilişkili hizmetlerin yanı sıra web üzerindeki çeşitli "yeni güncellenenler" listelerine de eklenir.
Navbarınızı etkinleştirin. Bu işlemi gerçekleştirin ve etkilerini hemen görün! Blogger Navbar'daki özelliklerden biri de Sonraki Blog düğmesidir, Navbar'ın etkin olduğu bir sonraki blog'u ziyaret etmek için bu düğmeyi tıklayın.
Bu Kaydı E-postayla Gönder'i yükleyin.Blogunuzda Kaydı E-postayla Gönder özelliğini kullanıyorsanız, kişiler kayıtlarınızı arkadaşlarına iletebilir. Bu işlem, site istatistikleriniz üzerinde hemen etkili olmayabilir ancak blogunuzun tanıtımını başkalarının sizin yerinize yapmasını sağlar.
Kayıt Sayfaları'nı açın. Her kaydı kendi web sayfasında Kayıt Sayfaları ile yayınlayarak, girişlerinizin bağlantılarının daha kolay verilmesini ve arama motorlarında ön plana çıkmasını sağlayın.
Site yayınınızı açın. Kişiler haber okuyucularında site yayınınıza abone olduğunda, kayıtlarınızı okuma olasılıkları oldukça yüksektir.
Blogunuzu Blogger listelerine ekleyin. Blogunuzu listelerimize eklediğinizde, blogunuz Sonraki Blog ve Yeni Güncellenenler alanlarıyla diğer alanlarda görüntülenir. Sitenize daha çok ziyaretçi çekmek için kullanabileceğiniz bir yöntemdir.
Kaliteli içerik yazın ve kayıtlarınıza özen gösterin. "Stiliniz" kötü yazmak, dilbilgisi kurallarına uymamak, noktalama işareti kullanmamak ve kötü bir tasarımsa bu, belirli bir kitlenin hoşuna gidebilir. Ancak buradaki amaç görülen ilgiyi artırmaktır bu nedenle stilinizi biraz düzeltmeye çalışın.
Düzenli güncellemeler yayınlayın. Basit: ne kadar blog kaydı gönderirseniz, blogunuz o kadar kişi tarafından ziyaret edilir.
Hedef kitlenizi düşünün. Bir hedef kitle oluşturmanın en iyi yolu, belirli bir kitleye hitap etmektir. Hedef kitlenizi düşünerek hareket ettiğinizde yazınız da belirli bir kitleye odaklanır. Odak noktası, sürekli ziyaretçilerin oluşmasına katkıda bulunur.
Arama motorlarını hesaba katın. Blogunuzun arama motorlarıyla uyumlu olarak çalışması için yapabileceğiniz bir kaç şey vardır. Kayıt başlıklarını ve kayıt sayfası arşivleme özelliğini kulanın. Bu özellik, her kayıt sayfanıza kaydınızın başlığına uygun olan bir akıllı ad verir. Ayrıca, blog kaydınızın açıklayıcı olmasını sağlayın. Belirli bir konuya ilişkin ustaca tasarlanmış bir kayıt, aramalarda en üst sıralarda çıkabilir.
Kayıtlarınızın ve paragraflarınızın kısa olmasına özen gösterin. Yeni ve uygun bilgileri blogosfere ekleyen kısa ve öz kayıtlar gönderin ve devam edin. Ziyaretçilerin blogunuza uğraması, blogunuzu okuması ve tıklaması için kaydınızın kısa ve verimli olmasını sağlayın.


Blogunuzun URL'sini e-posta imzanıza ekleyin.

Gün içinde kaç tane yönlendirilen e-posta gördüğünüzü bir düşünün ve bu durumun sunduğu olanakları hayal edin.


Adresinizi blog arama sitelerine ve dizinlere gönderin.

İnsanlar her gün blog içeriklerine Technorati aracılığıyla bakıyor. Siz onların listesinde misiniz? Olmalısınız. Blogunuzun URL'sini Technorati, Daypop, Blogdex, Popdex sitelerine ve bulduğunuz diğer sitelere gönderin.


Diğer blog'lara bağlantı oluşturun.

Bağlantılar, blogosferin para birimidir ve para kazanmak için para harcamak gerekir, bu nedenle bağlantı oluşturmaya başlayın.
Bir blogroll yükleyin. Bu, en kolay ve en etkili sosyal ağ şemasıdır ve basit bir bağlantıdan daha fazla ziyaretçi çekmenizi sağlar! Henüz blogroll'a sahip değilseniz hemen blogroll için kaydolun ve bağlantı listesini edinin.
Aktif olarak yorum yapın.

Bu, bağlantı oluşturmayla aynı etkiye sahiptir. Yorum sistemlerinin çoğu blogunuzun bağlantısını bırakabileceğiniz bir yol sunar ve bu şekilde en azından blogunuzu ziyaret etmelerini isteyebilirsiniz. Bu nedenle etkilendiğinizi düşündüğünüz blog ziyaretlerinizde bir veya iki yorum bırakın. Bu size avantaj sağlar.
Blogunuzda İzleme özelliğini etkinleştirin.

İzleme arkadaşlarınızın blogunuzdaki en yeni etkinliklerden haberdar olmasını sağlamanın en iyi yoludur. Yeni blog'larda bu özellik varsayılan olarak etkindir, ancak eski blog'lar için Yerleşim | Sayfa Öğeleri sekmesinden etkinleştirmeniz gerekir.

Barkod Nedir? Ne zaman icat edildi?

Barkod ya da çizgi im, verilerin görsel özellikli makinelerin okuyabilmesi için çeşitli kodlama yöntemleriyle sunulmasıdır.

Orijinal olarak barkod, veriyi paralel çizgilerin genişlikleri ve boşlukları arasında saklardı, ama günümüzde noktasal şekiller, iç içe daireler ve görüntü içinde gizli şekiller gibi farklı türlerde de görülebiliyorlar.

Barkod, barkod okuyucu olarak da adlandırılan optik okuyucular ile okunabilir veya özel yazılımlarla görüntü içinden taranabilir. Barkod bilgisayara veri girişinin doğruluğunu ve hızını artıran Otomatik Tanıma Veri Toplama (OT/VT) uygulamalarında geniş bir kullanım alanı bulmaktadır.

Geleneksel olarak barkod kodlaması sadece rakamları sembolize ederken, yeni sembolojiler tüm ASCII karakter setine büyük harf ve daha fazlasını eklemiştir. Basit barkodların ihtiyaç duyduğu alana daha fazla bilgi sığdırma gereksinimi çizgiler yerine kare hücreleri içeren (bir tür İki boyutlu barkod) matrix kodların geliştirilmesine sebebiyet vermiştir. İçiçe kodlar iki boyutlu ve tek boyutlu kodların karışımıdır ve geleneksel tek boyutlu sembolojiyi birden fazla satır içerecek şekilde bir çerçeve içinde yeniden boyutlandırma işlemidir.

Tarihçe

1940'ların sonunda bir lisansüstü öğrencisi olan ABDli Bernard Silver, öğrenim gördüğü Drexel Teknoloji Enstitüsü'ne gelen bir market zinciri sahibinin kasada tüm ürün bilgilerini otomatik kaydedecek bir sistem geliştirilmesini istediğini, ama enstitünün konuyla ilgilenmediğini gördü. Bu fikir Silver'in ilgisini çekti ve doktora öğrencisi olan arkadaşı ABDli Norman Woodland'a bundan söz etti. Konu üzerinde birlikte çalışmaya başladılar.

Akıllarına ilkin, kızılötesi ışığın altında parlayacak floresan mürekkeple oluşturulacak desenleri kullanmak geldi ama bunun çok kullanışsız ve yüksek maliyetli olduğu ortaya çıktı. Ardından Norman Woodland, Morse kodu ilkesiyle çalışan ve tarayıcıya okutulabilecek bir etiket düşündü. Mors kodundan tek farkı, noktalar yerine inceli kalınlı çizgiler kullanılması olacaktı.

Barkodun henüz oluşum aşamasında ortaya atılan bu görüş modern barkod fikrine çok yakındı ama Woodland ve Silver bu durumda çizgileri tarayıcıya okutmanın çok güç olacağı düşüncesiyle fikri daha da geliştirdiler; 1949'da hedef tahtasındakine benzer iç içe geçmiş halkalar şeklinde bir veri kodu için patent başvurusu yaptılar. Böylece tarayıcının barkoda paralel tutulması zorunluluğu ortadan kalkacaktı. Günümüzün lazerli okuyucuları bu sorunu, etiketi aynı anda birkaç yönden birden tarayarak aşar.

Bunun ardından, tarayıcılarının prototipini yaptılar; prototip, okumakta olduğu kodları yakıp kül etmeden önce fikrin işe yaradığını gösterecekti. Woodland o dönemde IBM firmasında çalışıyordu ve firma iki kez patent haklarını satın alma önerisi yaptı. Sonunda patent hakkını 1962'de Philco firması aldı ve sonra RCA firmasına sattı. 1970'lerde hâla IBM firmasında çalışmakta olan Woodland, ABDli George Laurer ile birlikte Evrensel Ürün Kodu olarak bilinen ve 1973'te onaylanan 12 basamaklı karmaşık kodu geliştirdi. Ertesi yıl, 26 Haziran 1974 günü sabah 08.01'de, ABD'nin Ohio eyaletinde bulunan Troy şehrindeki Marsh Süpermarket'in kasasında işlenen bir paket sakız, dünyada barkodla satılan ilk ürün oldu.

Teknolojisi

Tek boyutlu barkod ikili bir koddur (1ler ve 0lar). Çizgi ve boşluklar değişen kalınlıklarda olurlar ve farklı kombinasyonlarda basılırlar. Okunabilme için, iyi bir baskı ve çizgi ve boşluklar arasında yeterli kontrast olmalıdır. Tarayıcılar kodları okumak için farklı teknolojiler kullanır. En genel iki teknoloji laser ve kameradır. Tarayıcılar, birçok süpermarket kasasında olduğu gibi sabit veya envanter takibinde kullanıldığı şekilde el-tipi cihazlar olabilir.

Uğursuz başlangıcına rağmen, barkod birçok ve farklı uygulamada farkedilir bir başarı kazanmıştır. İlk başarılı barkodlardan olan ve Dr. David Allais tarafından geliştirilen Code 39, lojistik ve savunma sanayi uygulamalarında geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Code 39 daha yeni barkodlara göre daha az karmaşık olması sayesinde bugün hala kullanımdadır. Code 128 ve Interleaved 2 bazı geniş pazarlarda başarı kazanmış diğer kodlardır.

Evrensel ürün kodu

Barkodların en iyi bilinen ve en yaygın kullanımı tüketici ürünlerindedir. Evrensel Ürün Kodu, veya U.P.C., bir tanedir çünkü kullanıcıları tarafından geliştirilmiştir. Birçok teknolojik yenilik önce bulunur sonradan bu yeniliğe uygun bir ihtiyaç belirlenir. U.P.C. 1970'lerin başında Amerikan meyve-sebze sektörünün belirlediği bir ihtiyaca cevap vermiştir.

Sebze-meyve reyonlarındaki işlemleri otomatik hale getirmenin işçilik maliyetlerini azaltacağı, stok kontrolünü geliştireceği, işleri hızlandıracağı ve müşteri hizmetlerini geliştireceğine inanan, hem üreticileri hem de süpermarketleri temsil eden altı tane endüstri birliği endüstri liderlerinden oluşan bir komite kurdu. İki yıl süren çalışmalar Nisan 1, 1973 tarihinde Evrensel Ürün Kodunun ve U.P.C. barkod sembolojisinin anons edilmesi ile sonuçlandı. U.P.C. ticari olarak kendini ilk defa Haziran 1974'te Troy, Ohio'daki Marsh'ın Süpermarketinde bir Wrigley's sakız paketi üzerinde gösterdi.

Sebze - meyve endüstrisi komitesinin yürüttüğü ekonomik çalışmalar 1970'lerin ortalarında okuma yöntemiyle sektörde 40 milyon dolardan fazla bir tasarruf yapılacağını öngörmüştü. Bu rakamlara o zaman diliminde ulaşılamadı, barkod okuma yönteminin öldüğünü söyleyenler bile oldu. Üreticilerin barkodlu etiketleri hemen kullanmaya başlamalarına rağmen barkodun faydası pahalı tarayıcıların çok sayıda perakendeci tarafından kullanılmasını gerektiriyordu. Hiçbiri ilk olmayı istemiyordu ve Business Week'in yayınladığı "Başarısız Süpermarket Tarayıcısı" makalesinde olduğu gibi sonuçlar ilk birkaç yıl umut verici görünmüyordu.

Sembolojiler

Mesajlar ve barkodlar arasındaki ilişki semboloji olarak adlandırılır. Bir sembolojinin özelliği mesajdaki rakam/karakterlerin ve başlangıç bitiş işaretlerinin çizgi ve boşluklar halinde tek tek kodlanması, barkoddan önceki ve sonraki gerekli boş alanın boyutu ve bir kontrol karakterinin hesaplanmasını içerir.

Tek boyutlu sembolojiler genel olarak iki özelliğe göre sınıflandırılır:

• Sürekli veya ayrık: Sürekli sembolojilerde karakterler arka arkaya yer alır, bir tanesi boşlukla biterse diğeri çizgi ile başlar veya tersi. Ayrık sembolojilerde ise karakterler çizgi ile başlar ve biter; Kod bitimi gibi algılanmadığı sürece aradaki boşluk ihmal edilir.
• İki-genişlikli veya çoklu-genişlikli:
İki-genişlikli sembolojilerde çizgi ve boşluklar geniş ve dardır; geniş bir çizginin ne kadar geniş olduğu o sembolojinin geniş çizgiler ile ilgili tanımına uyduğu sürece önemli değildir (genelde dar çizginin iki veya üç katı kadar daha geniş). Bir çok çoklu-genişlikli sembolojilerdeki çizgi ve boşluklar modül denen temel bir genişliğin katlarıdır; böyle kodlar genellikle 1, 2, 3, ve 4 modül genişliği kullanırlar.
İçiçe kodlar tek boyutlu bir sembolojinin yatayda birkaç defa tekrarlanması ile oluşur.

İki boyutlu sembolojiler çok çeşitlidir. En genel olanı kare veya nokta şekilli modülleri bir tablo şeklinde gösteren matriks kodlardır. İki boyutlu sembolojiler başka görsel şekillerde de olabilirler. Dairesel şekillerin yanında, farklı boyut veya şekillerdeki modül dizilerini kullanıcının belirlediği bir görüntünün içine gizleyerek (örneğin DataGlyph) steganografiyi kullanan birçok iki boyutlu semboloji de vardır.

Tarayıcı/semboloji etkileşimi

Tek boyutlu sembolojiler, barkod boyunca doğrusal bir ışın demetini hareket ettirerek barkodun açık-koyu alanlarını algılayan bir laser okuyucu tarafından okunacak şekilde optimize edilmiştir.

İçiçe sembolojiler de barkod boyunca birden fazla geçiş yapabilen laser tarayıcılar için optimize edilmişlerdir.

İki boyutlu sembolojiler tüm sembolojisi kapsayan bir tarama şekli olmadığı için laser tarafından okunamazlar. Bu tür sembolojiler resim yakalayan kameralı cihazlar tarafından taranmalıdır.

Tarayıcılar (barkod okuyucular)

En eski ve hala en ucuz barkod tarayıcıları sabit bir ışık kaynağı ve barkod boyunca hareket ettirilen bir adet fotosensör ile yapılır.

Daha sonra yapılan bir tasarım, "laser tarayıcı", barkod boyunca laseri tarayan poligonal ayna veya galvanometreye monte edilen ayna kullanır -- aslında sadece bir adet düz çizgi içerir, ama barkodları her açıdan okuyabilmek için karmaşık şekillerde görülür.

1990'ların sonlarında bazı barkod okuyucu üreticileri hem tek boyutlu hem de iki boyutlu barkodları okumak için sayısal kameralarla çalışmaya başladı. Bu teknoloji günümüzde mükemmel hale geldi ve şimdilerde çoğu uygulamada laser tarayıcıları performans ve güvenilirlik açısından geride bırakıyor.

Yakın zamanda, mağaza raflarından alabileceğiniz sayısal kameralar hem tek hem de iki boyutlu barkodları okuyacak yeterli çözünürlüğe ulaştı. Artan şekilde firmalar barkod tarama yazılımlarını kameralı telefonlara adapte etmenin yollarını arıyor. Ancak, kameralı telefonların optikleri endüstriyel tarayıcılar için optimize edilmiş standart kodlara yeterince uygun değil. Sonuç olarak mobil kullanım için renk kodu ve mCode gibi yeni kodlar tasarlanmakta.

Kod doğrulayıcı (barkod kontrolü)

Bar kod doğrulayıcı birincil olarak barkod basılan ama tedarik zincirindeki tüm firmaların bar kod kalitesini test edeceği iş sahalarında kullanılmaktadır. Barkodun tedarik zincirindeki herhangi bir tarayıcı tarafından okunabilmesini garantilemek çok önemlidir. Perakendeciler uyumlu olmayan barkodlar için yüksek meblağlı cezalar vermektedir.

Bar kod doğrulayıcılar bir tarayıcı gibi çalışmaktadır ama sadece bar kodu çözümlemek yerine, bir doğrulayıcı 8 çeşit test uygulamaktadır. Her test sonucuna 0.0-4.0 (F-A) arasında bir değer verilmektedir ve bu testlerin en düşüğü tarama değeri olarak alınmaktadır. Bir çok uygulama için 2.5 (C) değeri kabul edilebilir en alt değerdir.

Bar kod doğrulayıcı standartları

• Orjinal Amerikan barkod kalite özellikleri ANSI X3.182'dir
• Şu anki uluslararası barkod kalite özellikleri (tek boyutlu kodlar için) ISO15426-1 ve (iki boyutlu kodlar için) ISO15426-2 'dir.
• Barkod doğrulayıcıları (tek boyutlu bar kod doğrulayıcı uyumluluk standardı) ISO 15426-1 veya (iki boyutlu bar kod doğrulayıcı uyumluluk standardı) ISO 15426-2 ile uyumlu olmalıdır.

Barkod kullanmanın faydaları

Satış noktası (POS) yönetiminde, barkod kullanımı önemli konular ile ilgili çok detaylı güncel bilgi sağlayarak kararların daha hızlı ve güvenilir şekilde alınmasına imkân vermektedir. Örneğin:

• Hızlı satılan ürünler çabucak belirlenir ve müşteri talebini karşılamak üzere yeniden spariş edilir,
• Yavaş satılan ürünler belirlenir ve istenmeyen stok oluşumu engellenir,
• Bir ürünün mağaza içinde yer değişimi takip edilebilir ve hızlı satılan ve daha karlı ürünler en iyi yerlere yerleştirilir,
• Geçmiş bilgiler dönemsel değişimleri kesin bir doğrulukla tahmin etmek için kullanılabilir.

Bar kod tarayıcıları ayrıca düşük maliyetlidir ve çok doğru okuma yapar - sadece 1/100000 giriş yanlış olur.

Kuynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/Barkod

6 Ekim 2009

Vali Duruer: Eğitimde Başarısızlığa Asla Tahammül Edilemez

http://www.mardin.gov.tr/haber/resim/ysop.gif
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2008 - 2009 eğitim - öğretim yılında hayata geçirdiği “Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı” ile, okula kazandırılan10 -14 yaş arasındaki çocukların, özel sınıflarda hızlandırılmış eğitimle yaşıtlarına yetişmeleri sağlanıyor.

Proje kapsamında, zorunlu eğitim çağında olup, okula devam etmesi gerekirken herhangi bir nedenle okula gidemeyen 10-14 yaş grubundaki çocukların eğitimlerine akranları ile birlikte devam edebilecekleri yeterliliği kazandırarak, ilköğretime devamlarının sağlanması amaçlanıyor.

Konuyla ilgili olarak Atatürk Kültür Merkezi Konferans Salonunda düzenlenen toplantıda, “Yetiştirici Sınıf Öğretim Programı (YSÖP)” ile ilgili olarak ilimizde yapılan çalışmalar anlatıldı, görüş alışverişinde bulunuldu.

Toplantıya Mardin Valisi Hasan DURUER, Vali Yardımcısı Yavuz Selim SÜZER, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan DAL, Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Murat ALTUĞ, İlköğretim Genel Müdürlüğü Şube Müdürü Niyazi Kaya, Bakanlık Program Koordinatörleri Unıcef Yetkilileri, Sivil Toplum Kuruluşları, Eğitimciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Milli Eğitim Müdürü Hasan DAL, YSÖP kapsamında 2009 yılı Eylül ayında 10.499 çocuğun okulda kayıtlarının bulunmadığının tespit edildiğini ve yapılan çalışmalar sonucunda bu sayının 5629’ a indiğini belirterek ; “ ilimizde çeşitli noktalarda 53 adet yetiştirici sınıf açılmıştır. Bu sınıflarda 352 çocuğa eğitim verilerek bu gün yaşıtlarıyla birlikte öğrenimlerine devam etme şansı verilmiştir dedi.

Vali Hasan DURUER in eğitime olan büyük katkıları ile başarılı çalışmalar yürütüldüğünü kaydeden Milli Eğitim Müdürü Hasan DAL, 2009-2010 yılı hedeflerinin 5629 olan kapsam öğrenci sayısından en az 3000 öğrencinin eğitime kazandırılması olduğunu kaydetti.

Toplantıda, ilimizin 2400 derslik ihtiyacını karşılamak için bir takım çalışmalar yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini ifade eden Vali Hasan Duruer, öğrencilerin her alanda iyi yetişmesi için okullardaki fiziki şartların düzeltilmesi gerektiğini belirtti. Eğitimde başarısızlığın asla kabul edilemeyeceğini belirten Vali DURUER, Eğitimdeki Başarısızlıktan kademe kademe herkesin sorumlu olduğunu ve her kesin bu sorumluluk çerçevesinde çalışması gerektiğini belirtti.

Toplantı, Milli Eğitim Bakanlığı Yetkilileri ile Unicef Yetkililerinin YSÖP kapsamında yapılan çalışmalar ve öğrenimlerine devam edemeyen 10-14 yaş grubu çocukların okula kazandırılabilmeleri için alınması gereken tedbirler ile ilgili bilgi alışverişinin ardından sona erdi.

Okulun zil sesi mahalle sakinlerini adeta çıldırttı...

Mardin merkez birinci cadde de yer alan Atatürk ilköğretim okulunda teneffüsler için çalan zil`in yüksek sesi adeta mahalleyi ayağa kaldırıyor.

Mardin’deki çevre kirliliğine bir de ses kirliliği eklenince mahalle sakinleri adeta çılgına döndü. Okulların yeni eğitim ve öğretim yılına girmesi ile birlikte okullarda farklı zil sesleri yükselmeye başladı.

Ses desibeli’nin ölçülmediği tarihi kentte, bazı okulların teneffüs için çaldırdığı zil sesleri, okul civarındaki semt sakinlerini yüksek ses sebebi ile çileden çıkardı.

Mardin merkez birinci cadde üzeri Çabuk mahallesinde yer alan Atatürk ilköğretim okulu da, ses rezaletine göz yuman okullar kervanına katıldı. Çabuk mahallesi sakinlerinden Ömer Erken, “Hastamız var. Okul idaresini uyardık. Ama dinleyen kim? Zil sesi çok ama çok yüksek ve insanları adeta çileden çıkarıyor. Bizim dışımızda da çok sayıda mahalle sakini okul idaresine şifahi olarak şikayette bulundu. Okulun zil sesini kısacaklarını söylediler ama bizi yanıltmaktan öteye gitmediler. Konuya Valimizin ve il Milli Eğitim Müdürlüğünün gerekli hassasiyeti göstererek, okul idaresinin yüksek ses zil sesinin makul bir dereceye indirmesini umut ediyoruz. Aksi halde gürültü kirliliği kapsamında okul idaresini ilgili adli makamlara şikayet edeceğiz. En nihayetinde okulda eğitim görenler bizim çocuklarımızdır. Onların bile çok rahatsız olduğu bu zil sesi, hiçbir okulda bu kadar yüksek şekilde çalmıyor? Acaba okul idaresinde sağır olan idareciler mi var, diye de düşünmemek elde değil” şeklinde tepkisini dile getirdi.

Mardin Atatürk ilköğretim okulunda, yüksek sesle çalan zilin sesinin kısılıp kısılmayacağı veya olayın adli boyuta taşınıp taşınmayacağı ise şimdiden merak konusu oldu.

Hasan Dal görevinden alındı


Alınan ilk bilgilere göre Milli Eğitim Müdürü Hasan Dal görevinden alındı.

Resmi Gazetenin bugünkü sayısında ve yetkililerden alınan bilgilere göre Milli Eğitim Müdürü Hasan Dal başka bir göreve atanmak üzere bu görevinden alındı. Dal, 2005 yılında Ardahan Milli Eğitim Müdürlüğü görevini yürütürken, 2008 yılında Elazığ Milli Eğiti Müdürlüğüne buradan da Mardin İl Milli Eğitim Müdürlüğüne ataması yapılmıştı.

Mardin Fotoğrafları İstanbul'da Sergileniyor

"Gidemediğimiz Yer Bizim Değildir" sözünden yola çıkan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Haber Ajansı (MİHA) muhabirleri ‘Hoşgörüye Yolculuk’ adıyla açtıkları sergiyle Mardin ve çevresini fotoğraflarıyla sahipleniyor...

"Gidemediğimiz Yer Bizim Değildir" sözünden yola çıkan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Haber Ajansı (MİHA) muhabirleri ‘Hoşgörüye Yolculuk’ adıyla açtıkları sergiyle Mardin ve çevresini fotoğraflarıyla sahipleniyor...

Ekim ayı süresince açık kalacak olan sergi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Nişantaşı yerleşkesinde meraklılarını bekliyor.

‘Bu Diyar Baştanbaşa’ projesi çerçevesinde Türkiye’yi dolaşan MiHA’lılar, amaçlarını memleketi tanımak, tanıtmak ve önyargıları kırmak olarak belirtiyorlar.

Özellikle yaz aylarında uzun yolculuklara çıkan genç muhabirler, Mardin ve çevresinin insanı etkileyen, şaşırtan yönlerine tanıklık ettiklerini, kendilerini şaşırtan şeylerin başında da yöre insanının hoşgörüsünün geldiğini söylüyorlar.

Kayıhan Güven, Emre Önemci, Gökçe Karaman, İrem Ahmetoğlu, Tuğçe Bozkurt, Melike Balıkçı, Işıl Şimşek ve Nihan Yığın tarafından çekilen fotoğraflar, Future Reklam Basın Yayın ve Turizm Hiz. Ltd. Şti.’nin katkılarıyla sergileor.

Serginin üst başlığı olan “Gidemediğimiz Yer Bizim Değildir” sloganı, genç fotoğrafçıların hayata bakışlarını da özetliyor.

Mardin... "Gidemediğimiz Yer Bizim Değildir" Fotoğraf: Tuğçe Bozkurt / "Gidemediğimiz Yer Bizim Değildir" sözünden yola çıkan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Haber Ajansı (MİHA) muhabirleri ‘Hoşgörüye Yolculuk’ adıyla açtıkları sergiyle Mardin ve çevresini fotoğraflarıyla sahipleniyor...

Sıra dışı başkanın sıra dışı gol sevinci

Pazar günü oynanan Mardinspor-Adanaspor maçında ev sahibi takımı başkanı Tekin Alkan’ın yaşadığı gol sevinci herkesi şaşkına çevirdi.

Pazar günü oynanan Mardinspor-Adanaspor maçında ev sahibi takımı başkanı Tekin Alkan’ın yaşadığı gol sevinci herkesi şaşkına çevirdi.

Mardinspor-Adanaspor maçını Bilge Köyünden gelen köylülerle tribünden izleyen Mardinspor Başkanı Tekin Alkan, maçın 20.dakikasında Mardinspor’lu Kerem’in attığı golün sevincini yanındaki polislerin saç ve başını yolarak yaşaması dikkat çekti. Golün atılması ile kendinden geçen Tekin Alkan golün sevincini yanındaki polislerin saçını ve başını yolduktan sonra Bilge Köyü’nün muhtarı Abdurrahman Çelebi’ye sarılarak kutladı. Başkan Alkan, gol sevincinin getirdiği şaşkınlığı üzerinden attıktan sonra bu defa da yanındaki polisleri öperek gol sevincini paylaştı.

Tribünde maçı izleyen Tekin Alkan’ın sıra dışı gol sevincinin yanında sıra dışı açıklamaları ile de gündeme gelmişti. Tribünde küfür eden taraftarı kendi eli stattan kovacağını açıklayan Alkan kendisini alkışlayan ve tezahürat edenlerin de elini kıracağını söylemişti.

Bu arada Tekin Alkan Adanaspor’la 1-1 biten maçtan sonra hakemin yanlı maç yönettiği iddiası ile maçtan sonra ya kendinsin istifa edeceğini ya da takımını ligden çekeceğini öne sürmüştü.

Nezir Güneş

Kazdıkça altın çıkıyor

Kızıltepe İlçesi Sürekli Köyü'ndeki kanalizasyon çalışması sırasında kepçenin ortaya çıkardığı altınların ardından bölgede sürdürülen kazılarda içi ziynet eşyası dolu bir küp daha bulundu.

Mardin Müze Müdürü Nihat Erdoğan, köylülerin bazı altınları almış olabileceği olasılığı üzerinde durduklarını belirterek, “Köylüler buldukları altınları bize teslim etmeleri durumunda kendilerine altın değerinin 4 katı miktarında bir bedel ödenecektir” dedi.

Kızıltepe'nin daha önce Süryaniler'in yaşadığı tarihi ‘İpekyolu' üzerinde bulunan Sürekli Köyü'ndeki kanalizasyon çalışmaları sırasında geçen cumartesi akşamı kepçeye takılan bir küp altın bulundu. Bölge jandarma tarafından korumaya alınırken, Mardin Müze Müdürü Nihat Erdoğan başkanlığında 4 arkeolog ve 12 işçi ile çevrede kazı çalışmaları sürdürüldü. Dün gece yapılan kazı çalışması sırasında çıkarılan 25 santimetre uzunluğundaki ve 10 santimetre genişliğindeki küp içinden Aslan başlıklı 2 altın bilezik, 1 altın yüzük, 10 bronz muska ve çok sayıda gümüş ile bronz takı ile gümüş sikkelerin çıkarıldı.

Mardin Müze Müdürü Erdoğan, Sürekli Köyü'nde daha önce de yapılan kazılar kapsamında 73 altın sikke, 1 çift altın küpe, 2 altın bilezik, 29 kolyeye ait altın parçası, 4 bronz yüzük, 2 bronz kolye ucu, 2 bronz boncuk, 2 bronz muskalık, 42 bronz sikke, 1 bronz kolye parçası üzerinde 4 adet sikke, 20 adet bronz kolye boncuğu, 3 pişmiş topraktan kap parçası bulunduğunu belirtti. Kazı ve arama çalışmalarının bugün de devam edeceğini belirten Erdoğan, şöyle dedi: “Bulunan altınların 10 ila 13'üüncü Yüzyıl ve Eyyubiler ile İlhanlılar'a ait olduğunu tespit ettik. İlk kazı zamanında tespit edilen toprak kase içerisinde bulunan altınların üzerinde İlhanlı Hükümdarı Ebu Sait Bahadırhan'ın adı yazılı. Dün gece çıkardığımız küp içindeki malzemeleri tespit çalışmalarımız ise devam ediyor.” Kazı bölgesinde jandarma geniş güvenlik önlemi alırken meraklı köylüler ise kazı bölgesinden bir an olsun ayrılmıyor. Erdoğan bölgedeki kazı çalışmaları bittikten sonra köyü Diyarbakır Anıtlar Kurulu kararı ile sit alanı ilan edeceklerini bildirdi.

Müze Müdürü Erdoğan, köylülerin kanalizasyon kazısı esnasında altınları toprak yüzüne çıkarması ile birlikte altınların bir bölümü almış olabileceği olasılığın üzerinde durduklarını söyledi. Erdoğan, bu konu üzerinde jandarmanın gerekli araştırmayı sürdürdüğünü bildirirken, “Köylüler buldukları altınları Müze Müdürlüğü'ne teslim etikleri durumda kendilerine altın değerinin 4 katı bedeli miktarında bedel ödenecektir. Altınları evlerinde bulundurmaları ve teslim etmemeleri kanunları aykırıdır” dedi. Erdoğan, bulunan altın ve ziynet eşyalarının Mardin Müzesi'nde teşhir edileceğini kaydetti.
http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CMardin%27de%20alt%C4%B1n%20dolu%20k%C3%BCp%5CD06135341.jpg
http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CMardin%27de%20alt%C4%B1n%20dolu%20k%C3%BCp%5CD06135023.jpg
http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CMardin%27de%20alt%C4%B1n%20dolu%20k%C3%BCp%5CD06135024.jpg
http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CMardin%27de%20alt%C4%B1n%20dolu%20k%C3%BCp%5CD06135048.jpg
http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CMardin%27de%20alt%C4%B1n%20dolu%20k%C3%BCp%5CD06135148.jpg
http://imggaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CMardin%27de%20alt%C4%B1n%20dolu%20k%C3%BCp%5CD06135050.jpg

Teknolojinin gelişmesiyle bel ve kas hastalıkları arttı

http://medya.zaman.com.tr/2009/10/06/agri.jpg
Artan teknoloji ve son 20 yılda artan bilgisayar kullanımına bağlı olarak kas ve iskelet hastalıklarının ortaya çıktığı bildirildi.

Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) tarafından düzenlenen 'İş Yaşamında Bel ve Boyun Ağrılarından Korunma ve Ergonomi' konulu eğitim seminerine katılan İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Kas ve İskelet Hastalıkları ve Ergonomi Uzmanı Prof. Dr. Emel Özcan, bel ağrılarından korunma yollarını uygulamalı olarak anlattı.

Özcan, ALTSO'da düzenlenen ve ilginin az olduğu konferansta, iş yaşamında bilgisayar kullanımının kas ve iskelet hastalıklarında artışa neden olduğunu ifade etti. Bu tür hastalıkların Kuzey Avrupa ülkelerinde sosyal devlet yapısını çökertebileceğinin söylendiğini aktaran Özcan, özellikle teknolojinin gelişmesi ile birlikte iş yaşamının vazgeçilmezi haline gelen bilgisayarların kullanımının arttığını söyledi.

Özcan, "Şu anda neredeyse bütün işyerlerinde bilgisayar kullanılıyor. Bilgisayar başında olan kişiler günün büyük bölümünü beli öne hafif eğik şekilde çalışıyor. Gün boyu hareket yapmayan ve masaya hapsolan bu kişilerde bel ve boyun ağrıları baş gösteriyor." dedi.

Bel ve kas hastalıklarından korunmak için çalışanların işyerlerinde işe başlamadan önce ve molalarda ısınma egzersizleri yapması gerektiğini belirten Özcan, düzenli yürümek, koşmak, yüzmek gibi fiziksel aktivite ve spor yapmanın kas hastalıklarını önleyeceğinin kaydetti. Bel ve boynun bir kez ciddi hasar gördükten sonra eski halini almasının çok zor olduğunu vurgulayan Özcan, bu nedenle çalışanların davranışlarını ve alışkanlıklarını değiştirmesi gerektiğini aktardı. Masa başı çalışanların sırasıyla en çok bel, el bileği, kol ve bacaklarından rahatsızlık yaşadığını ifade eden Özcan, bel fıtığı olan bir kişinin zamanla yaşam kalitesinin düştüğünü ve hatta çalışıyorsa işini bile kaybedebildiğinin altını çizdi. Bel fıtığı olan bir kişiyi yarım insan olarak değerlendiren Özcan, "Fıtık olan bir insan zamanla kendisini verimsiz hissediyor. Eğer çalışıyorsa, işyeri sahibi bu kişiyi erken emekli bile yapabiliyor." diye konuştu.

Bel ve kas hastalıklarının tüm dünyanın sorunu olduğuna dikkat çeken Özcan, ABD'nin 1999 yılında kas ve iskelet rahatsızlıklarına büyük miktarlarda sağlık harcaması yaptığını vurguladı. Türkiye'de hastalıkla ilgili bir rapor tutulmadığını ifade eden Özcan, bunun ülke ekonomisi için büyük bir eksiklik olduğunu sözlerine ekledi.
www.zaman.com.tr

Binlerce Hotmail adresi hacklendi

http://medya.zaman.com.tr/2009/10/06/hotmail.jpg
İnternet devi Microsoft, bilgisayar korsanlarının elektronik mesajlaşma sistemi Hotmail'de binlerce hesabın şifresini ele geçirmelerinden dolayı bu hesaplara erişimi kapattığını açıkladı.

Microsoft yetkilileri, "hack"lenen Windows Live Hotmail müşterilerinin şifrelerinin, "phishing" (Password" (Şifre) ve "Fishing" (Balık avlamak) sözcüklerinin birleşimi) yöntemiyle ele geçirildiğini belirtti.

Önlem olarak şifreleri açığa çıkan tüm hesaplara erişimi engellediklerini ve bu kullanıcılara hesaplarına yeniden sahip olabilmeleri için tüm olanakları sağladıklarını ifade eden Microsoft yöneticileri, sorunun hafta sonunda çoğu Avrupa'da binlerce Hotmail kullanıcısının hesaplarının bir internet sitesinde yer aldığı yolundaki haberler üzerine anlaşıldığını kaydettiler.

Microsoft, bilgisayar korsanlarının bu operasyonla Microsoft'un iç bilgilerine ulaşamadıklarını belirtirken, "phishing" yönteminin internet sektörünün bütününü kapsayan bir sorun olduğuna dikkati çekti.

Firma, bundan kaçınmak için internet kullanıcılarına bilinmeyen, istenmeyen ve güvenilmeyen uzantılardan gelen elektronik postaların açılmasında çok dikkatli olunması ve düzenli olarak güncellenen bir anti-virüs programı kurulmasının yanı sıra şifrelerin de 90 günde bir değiştirilmesi önerisinde bulundu. (A.A)

ZAMAN

İnternette 'com' yerine şehir uzantısı uygulaması başlıyor

http://medya.zaman.com.tr/2009/10/06/internet.jpg
İnternet adreslerinde artık şehir uzantısı uygulamasına geçiliyor. New York Belediyesi tarafından başlatılacak yeni uygulamaya göre, kentteki internet sitelerinde "com" uzantısı yerine New York şehrinin kısaltılması olan "nyc" uzantısı da kullanılacak.

Şehir uzantısı uygulamasına geçeceklerini dün açıklayan New York belediyesi yetkilileri bu konuda dünyaya öncülük ettikleri belirterek, yeni uzantıya geçiş maliyetinin internet sitesi başına yaklaşık 10 dolar olacağını kaydettiler. New York Belediyesi ile ICANN firması tarafından ortaklaşa başlatılacak yeni uzantı kampanyası 2010 yılında başlayacak.

New York'ta başlatılacak şehir uzantısı uygulamasının büyük ilgi göreceğini tahmin eden yetkililer, bu şekilde New York belediyesine çok ciddi maddi bir katkı sağlanacağı görüşünde birleşiyor. Yetkililer New York şehir uzantısı kullanımı için yaptıkları yatırımın bir milyon doları geçtiğini belirttiler.

Paris ve Barcelona kentlerinin de aynı uygulamaya geçmek için çalışma içerisinde oldukları, eski ABD Başkan yardımcısı çevreci Al Gore'unda, internette yeşil siteler uygulamasına geçmek için çalışmalar yaptığı ve çevreci sitelerin de bir süre sonra "com" uzantısı yerine "eco" uzantısı kullanmaya başlayacağı bildirildi.
zaman.com.t

5 Ekim 2009

Emzirmek annelere hastalığa karşı kalkan

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/46224.jpg
Emziren annelerde meme ve yumurtalık kanserine daha nadir rastlanırken, kemik erimesi daha az görülüyor ve bir sonraki gebeliği de geciktiriyor.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Pediatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Meda Kondolot, emziren annelerde meme ve yumurtalık kanserine daha nadir rastlandığını, kemik erimesinin daha az görüldüğünü ve bir sonraki gebeliğin geciktiğini bildirdi.

Yrd. Doç. Dr. Kondolot, yaptığı yazılı açıklamada, bir çocuğun sağlıklı bedensel ve ruhsal gelişim gösterebilmesi için ihtiyacı olan en temel besinin anne sütü olduğunu belirtti.

Anne sütünün başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere pek çok akut ve kronik hastalığa karşı koruyucu olduğunu ifade eden Kondolot, şunları kaydetti:

''Anne sütüyle beslenen bebeklerde zatürre, ishal, orta kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu, menenjit, alerjik hastalıklar daha az görülmekte veya daha hafif seyretmektedir. Bu nedenle anne sütü bebek ve çocuk ölümlerinin azalmasında çok büyük katkıya sahiptir. Ayrıca anne sütüyle beslenen çocuklarda ileri yaşlarda kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı bağırsak hastalıkları, şişmanlık ve bazı kanser türlerine daha az rastlanmaktadır. Bununla birlikte bu bebeklerin psikososyal gelişimleri daha iyi olmakta ve çeşitli ruhsal hastalıklar daha az görülmektedir. Anne sütüyle beslenen bebeklerin zeka düzeyinin daha iyi olduğu ve okulda daha başarılı olduğu gözlenmiştir.''

Kondolot, amaçlarının tüm bebeklere doğumdan sonra ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesini sağlamak olduğunu, bu dönemde anne sütü dışında verilecek her türlü besininin anne sütünün etkinliğini azalttığını, emzirmenin 2 yaşına kadar sürdürülmesi gerektiğini bildirdi.

-EMZİRMEK ZAYIFLATIYOR-

Yrd. Doç. Dr. Kondolot, emzirmenin annenin bedensel ve ruhsal sağlığı için de sayısız yararları olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

''Emziren annelerde meme kanseri, yumurtalık kanseri daha nadirdir, kemik erimesi daha az görülür ve bir sonraki gebelik gecikir. Emziren anneler daha sağlıklı şekilde kilo verir. Bunun yanında emziren annelerin annelik duyguları daha güçlüdür. Bebek ile anne arasında daha güvenli bir bağ oluşur ve anneler ruhsal açıdan daha sağlıklıdır.''

Türkiye'de ve dünyada anne sütüyle besleme oranının istenilen düzeyde olmadığını belirten Kondolot, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

''Ülkemizde geçen yıl nüfus ve sağlık araştırması sonuçlarına göre 6 aydan küçük bebeklerin yüzde 40'ı sadece anne sütüyle beslenmektedir. Bundan dolayı anne sütüyle beslenmenin yaygınlaştırılması için dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de çeşitli etkinlikler yürütülmekte ve eğitimler düzenlenmektedir. Ekim ayının ilk haftası da bu nedenle Emzirme Haftası olarak belirlenmiştir. Başta sağlık çalışanları olmak üzere tüm toplum bu konuda duyarlı olmalı ve anne sütüyle beslenme desteklenmelidir.

Anneye bebek bakımında yardımcı olacak kişilerin de anne sütü ve emzirmenin yararları konusunda bilgilendirilmesi ve anneye destek olması sağlanmalıdır. Doğumdan hemen sonra bebek, anne sütüyle tanışmalı ve emzirme tekniği anneye tekrar gösterilmelidir. Emzirmeyle ilgili sorunla karşılayan anneler hiç vakit kaybetmeden doktorlarına başvurmalıdır. Bebek dostu hastane olan üniversite hastanemizde anne sütü ile beslenmeye büyük önem verilmekte, bu konuda eğitimli ekiple hizmet yürütülmektedir.''
www.haber7.com

Doğum kontrol hapı kısırlaştırmıyor

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/84672.jpg
30 yılı aşkın süredir kullanılan doğum kontrol hapları, östrojen ve progesteron adlı iki hormon içeriyor. Yan etkileri eskiye göre önemli ölçüde azalan doğum kontrol haplarının kısırlığa neden mi? İşte cevabı...

Özgür Gökmen Çelenk'in haberi

Doğum kontrol hapıyla ilgili en çok merak edilen konu, hapların kısırlık yapıp yapmadığı. Araştırmalara göre endişeler gereksiz çünkü hapları kestikten bir ay sonra gebe kalma yeteneği geri geliyor. Hap bırakıldıktan sonra oluşan gebeliklerde düşük riskinde de artış olmuyor. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Erenus anlattı.

Doğum kontrol hapları ne içerir?

30 yılı aşkın bir süredir piyasada olan, bugün dünyada 60 milyon kişi tarafından kullanılan güvenilir bir yöntem. Doğum kontrol hapları östrojen ve progesteron denilen iki hormon içerir. Bu hormonlar normalde kadınların yumurtalıklarında üretilir. Ancak doğum kontrol hapı içinde östrojen ve progesteronun laboratuvar ortamında üretilen türevleri var.

Doğum kontrol haplarının hormon içermesi kadınları endişelendiriyor. Bu hormonlar zararlı mı?
Modern doğum kontrol hapları, düşük düzeylerde hormon içerir. Bileşimlerinde insan bünyesine yabancı hiçbir madde yok. Bugünkü haplarda 20 yıl öncesine göre üç-beş kez daha az östrojen ve beş -10 kez daha az progesteron var. Yan etkiler yeni haplarda önemli derecede azaltıldı. Bu nedenle korkulacak bir durum yok.

Haplar gebelikten nasıl korur?

Hamilelik kadın yumurtalıklarının ürettiği yumurtanın erkek sperm hücresiyle birleşip, döllenmesi sonucu meydana gelir. Doğum kontrol hapları vücutta bulunan hormonlar gibi çalışır. Vücut nasıl hamile kaldıktan sonra, hamilelik hormonları aracılığıyla yumurtalıkların yumurta üretmesine engel oluyorsa, doğum kontrol hapı da benzer bir etki göstererek yumurtlamayı önler. Yumurtlama olmazsa, erkeğin spermi ile yumurtanın birleşmesi gerçekleşmez ve böylece gebelik önlenir.

Başarı oranı yüksek mi?

Doğum kontrol haplarının etkinliği çok yüksek. Başarısızlık oranı binde bir olmakla beraber kullanım hatalarına bağlı olarak birinci yıl sonunda başarısızlık oranı yüzde 3’ü buluyor. Başarı oranında düzenli kullanım önemli rol oynuyor.

Doğum kontrol hapları nasıl kullanılır?

Her kutuda 21 adet hap var. Bu haplara adetin birinci günü başlanır ve 21 gün süreyle hiç ara vermeden her gün bir adet kullanılır. Birinci kutu bitince yedi gün ara verilir (bu süre içinde adet görülür), bir hafta sonra ikinci kutuya başlanır. Örneğin birinci kutu çarşamba bittiyse ikinnci kutuya öteki hafta perşembe başlanır.

Eğer hap alınması unutulursa ne olur?

Düzensiz adet kanaması görebilir ve gebe kalabilirsiniz. Hapı saatinde almayı unutmak herhangi bir problem yaratmaz. Ancak bu durum alınması gereken saatten sonraki 12 saat içinde fark edilirse unutulan hap, bu süreyi geçirmeden alınmalı. Ve bir sonraki hap her zamanki saatinde kullanılmalı. İki hapın alınması arasındaki zaman 36 saatten fazla olursa güvenirlilik artık tam olmaz. Böyle bir durumda bir sonraki adet kanamasına kadar prezervatif gibi ek tedbirler kullanmalı. Unutulan haplar atlanarak, geri kalan haplara adet düzensizliğine yol açmamak için devam edilmeli.

Hap kalp krizi riskini artırır mı?

Araştırmalar, yeni düşük doz östrojen ve progesteron içeren hapların kullanımıyla kalp krizi arasında olumsuz bir ilişki göstermiyor. Hatta bu hapların lipid ve kolesterol üzerinde olumlu etkilerinin olduğu belirtiliyor. Eski yüksek doz haplarda yüzde 5 oranında yüksek tansiyon riski ortaya çıkıyordu. Yeni düşük doz haplarda zaman zaman tansiyon yükselmeleri görülmekle beraber, klinik olarak anlamlı bir hipertansiyon rapor edilmemiştir. Hatta hipertansiyonu olan hastalarda bile kontrollü olmak şartıyla kullanılabiliyor. Ancak sigara kullanımı yüksek bir risk faktörü oluşturur. 35 yaşın üzerindeki kadınlar doğum kontrol ilacı kullandığında sigara içmemeli.

Peki şeker hastalığı yapar mı?

Eski yüksek doz östrojen içeren haplarda gizli şeker, şeker seviyelerinde artış görülebiliyordu. Yeni haplarda bu risk yok. Ancak insüline bağımlı şeker hastalarına, hap dışında başka bir yöntem öneriyoruz. Çünkü haplar bu hastalarda kanın pıhtılaşma riskini artırabiliyor.

Safra kesesi hastalıklarında artışa yol açıyor mu?

Safra taşları ilk iki yıl kullanımda artar, dördüncü yılda ise normale döner. Aslında bu artış sadece safra taşlarına eğilimli olan kişilerde görülür. Normalde hapların böyle bir etkisi yok. Ancak doğum kontrol hapları akut karaciğer hastalığı olanlarda ve safra yolları tıkalı olan kişilerde kullanılmamalı. Çünkü siroz ya da geçirilmiş bir sarılık doğum kontrol hapları ile yeniden alevlenebilir.

Bu haplarda hangi yan etkiler görülür?

İlk aylarda bazı kadınlarda bulantı, memelerde hassasiyet, baş ağrısı gibi şikâyetler görülebilir. Sağlık açısından ciddi bir sorun yaratmayan bu şikâyetler bir süre sonra kendiliğinden kaybolur. Ayrıca bazı hastalarda ilk üç ayda ara kanama olabilir. Gerekirse bu kanama uzman hekim tarafından uygun şekilde tedavi edilebilir.

Doğum kontrol hapları kısırlık yapabilir mi?

Hayır. Doğum kontrol hapı bırakıldıktan sonra gebe kalmada hafif bir gecikme olmakla birlikte, birinci yılın sonunda yüzde 75.2, ikinci yılın sonunda yüzde 90 kadın gebe kalabiliyor. Daha önce hiç hamile kalmamış olsanız bile hapı güvenle kullanabilirsiniz.

Hap bırakıldıktan ne kadar süre sonra hamile kalınabilir?

Kullanmayı bıraktıktan bir ay sonra hamile kalmanızda hiçbir sakınca yok. Hap bırakıldıktan sonra oluşan gebeliğin seyri normal gebelikle aynı. Sakat bebek doğurma ve düşük riskinde artış olmuyor.

Haplar cinsel isteği azaltır mı?

Hayır, hapların cinsel istek üzerinde olumsuz bir etkisi yok. Aksine geri çekme, takvim yöntemi gibi geleneksel yöntemler kullanılmayacağı için cinsel yaşam daha güvenli olur. Kadınlar korunduklarından emin oldukları için, kendilerini daha rahat hissederler. Bu da cinsel yaşamlarını olumlu yönde etkiler.

Depresyon ve sinirlilik yapar mı?

Depresyon çok nadir görülen bir etki. Ama depresyonda olanlara doğum kontrol hapı önermiyoruz.

Hap kullananların düzenli doktor kontrolünden geçmesi gerekir mi?

Düşük dozlu hapların güvenirliliği nedeniyle hap kullanan hastaların yılda bir kez kontrolden geçmesi yeterli. Başlangıçta iyi bir muayene, tansiyon ölçümü, idrar tahlili, meme muayenesi, karaciğer fonksiyon testleri, pelvik muayene ve smear testi yapılması gerekli. Risk faktörü olan kadınlar ise altı ayda bir doktora gitmeli. Yan etkiler ya da şikâyetler olduğunda doktora danışılmalı, gerektiğinde ilacın ya da yöntemin değiştirilmesine karar verilmeli.

Radikal

3G mağduru olmamak için bunlara dikkat edin

http://medya.zaman.com.tr/2009/10/05/3g.jpg
Cep telefonu operatörlerinin 3G hizmeti vermeye başlamasından sonra binlerce kişi internetle tanıştı. Ancak firmaların 3G kapsam alanı hakkında vatandaşa yeterli bilgi vermemesi aboneleri mağdur ediyor.

Konuyla ilgili çok sayıda şikâyet aldıklarını belirten Tüketicileri Koruma Derneği (TÜKDER) Genel Başkanı Fikri Karagöz, "3G alan vatandaşlarımız dikkatli olmalı. Kapsam alanlarını öğrenip öyle almalı, öğrenemiyorsa sözleşmeleri tek taraflı feshedebilir." dedi.

3G konusunda bilgilendirme eksikliğinin özellikle kapsam alanında yaşandığını dile getiren vatandaşlar, haklarını sanal alemdeki şikayet siteleri ve tüketici derneklerinden arıyor.

Hızlı internet kullanmak isteyen vatandaşlar GSM firmalarının düzenledikleri abonelik kampanyalarına büyük ilgi gösteriyor. Çoğunluğu 2 yıl abonelik şartı koyulan kampanyalardan 3G abonesi olan vatandaşlar, kapsam alanı sorunuyla karşılaşıyor. Bir süre sonra aboneliği iptal ettirmek isteyen kişi, GSM firmasının '2 yıllık sözleşme imzaladınız' cevabıyla sarsılıyor. Bilgi işlem uzmanları, vatandaşların 3G hizmeti alırken dikkatli olmalarını istiyor. İsminin açıklanmasını istemeyen bir bilgi işlem uzmanı, "GSM firması, aboneye 3G kapsam alanı hakkında yeterince bilgi vermiyor. Oysa kapsam alanını gösteren harita vatandaşa gösterilmeli. Vatandaş da yeterince bilgi sahibi olduktan sonra 3G hizmeti alabilir, ama maalesef yeterince bilgi verilmiyor. Kapsam alanı sorunu yaşayan vatandaş 3G hizmeti alamıyor." şeklinde konuştu.

İnternet ortamında da vatandaşlar konuyla ilgili şikâyetlerini dile getiriyor. Bir sitede yer alan şikâyette, "Bir firmadan babamın adına 3G internet paketi aldım. Hızını sordum, bana normal ADSL'den 7 kat hızlı olduğunu söylediler. Ama modemi bilgisayara taktım bir de baktım en kolay siteleri bile abartısız 1 dakikada falan açıyor. 45 saniyelik videoyu 10 dakikada seyredebiliyorsun ayrıca baz istasyonu da eve yakın, modem tam çekiyor ve iyi çalışıyor." ifadeleri yer alıyor.

Başka bir şikâyet ise şöyle: "Ben de reklamlara kanarak 3G aldım. 18 ay taahhütlü olarak aldım. Ama sadece adı 3G, daha kendini kullanmak nasip olmadı. Sürekli 'Edge Gprs' ile bağlanıyor. 10 dakikaya bir neredeyse beni atıyor. Müşteri hizmetleri ise alt yapı çalışmalarının devam ettiğini, 1 ay sürebileceğini söylüyor. 3 aylık bedava internet sağlıyorlar ya insanlara cazip geliyor. Bence 18 ay bedavada verseler almayın. Ve hakkımı tüketici mahkemesinde aramaya kararlıyım."

Konuyla ilgili çok sayıda şikâyet aldıklarını kaydeden Tüketicileri Koruma Derneği Genel Başkanı Fikri Karagöz de vatandaşların mağdur olmaması için dikkatli davranmaları gerektiğini söyledi.

3G mağdurlarının haklarını hakem heyetlerinden arayabileceğini dile getiren Karagöz, "Biz bu tür hizmetlere 'ayıplı hizmet' diyoruz. Bilgi eksikliği vatandaşı mağdur ediyor. Satıcılara sorduğumuzda 3G'nin o bölgede çektiğini söylüyorlar, bizler de büyük paralar verip telefon alıyoruz. Ancak belirtilen hizmetten yeterince yararlanamıyoruz. Ne olursa olsun Tüketici Yasası kapsamında, bu tür sözleşmeler tek taraflı feshedilebilir. Her türlü abonelikler, tek taraflı olarak feshedilebilir. Çünkü sözleşmelerde yer alan ifadeler aboneyle müzakere edilmediği için geçerlilik taşımaz." diye konuştu.

www.zaman.com.tr

Evlerdeki radyasyondan nasıl korunursunuz?

http://medya.zaman.com.tr/2009/10/05/radyasyon.jpg
Alınacak bazı küçük önlemlerle, evlerdeki elektronik cihazların yaydığı radyasyondan korunmanın mümkün olduğu bildirildi.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi (GNRK) Sorumlusu Arzu Fırlarer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insanların evlerinde de elektromanyetik alanlara maruz kaldığını belirtti.

Elektromanyetik alanların oluşturduğu radyasyondan uzun süreli etkilenilmesinin psikolojik rahatsızlıklara, üreme ve görme fonksiyonlarında olumsuzluklara, bağışıklık sisteminde zayıflamalara neden olabileceği uyarısında bulunan Fırlarer, bazı önlemlerle evlerdeki elektromanyetik alanların azaltılabileceğini söyledi.

Fırlarer, ''Birçok hastalık bağışıklık sisteminin çökmesiyle insan vücudunda etkili oluyor. Bu nedenle bağışıklık sistemimizi güçlü tutmamız gerekir. Sağlıklı bir yaşam için yaşam alanlarımızın kalitesini yükseltmeliyiz'' dedi.

Arzu Fırlarer, evlerde oluşan elektromanyetik alanların azaltılması için alınacak önlemleri ise şöyle sıraladı:

''İlk olarak kablosuz internet kullanıyorsak bundan vazgeçmemiz lazım. Komşumuzun kullandığı kablosuz internet de evimizi etkileyebilir. Komşularımızı da bu konuda uyarmalıyız. Mikrodalga fırını mümkün olduğunca az kullanmalıyız. Eğer kullanıyorsak çalıştırdığımız süre içinde mutfakta bulunmamamız, çocuklarımızı bu alandan uzak tutmamız gerekir. Evimizde tüplü televizyon varsa arka tarafının yaşam alanımıza dönük olmamasına özen göstermeliyiz. LCD televizyonlar tüplü ve plazma televizyonlara oranla daha az elektromanyetik alan oluşturur. Bilgisayar monitörlerinde ve televizyonlarda LCD ekranların tercih edilmesi gerekir.

Evlerde tasarruflu ampul ve floresanların yerine sarı ışık yayan ampulleri kullanmalıyız. Sarı ışığın oluşturduğu elektromanyetik alan floresan ve tasarruflu ampullere oranla daha azdır. Ayrıca komşularımızın evlerindeki buzdolabı, çamaşır makinesi, televizyon gibi cihazların arkalarının da bizim yaşadığımız odalara dönük olmaması sağlanmalıdır. İnfrared ısıtıcılar da en az iki metre uzaktan ve bir yere asılı olarak kullanılmalıdır.''

-''BEBEK TELSİZİ KULLANILMAMALI''-

Bebek telsizlerinin de elektromanyetik alan yarattığına dikkati çeken GÜ Non-İyonizan Radyasyondan Korunma Merkezi (GNRK) Sorumlusu Fırlarer, ''Bebek telsizleri mikrodalga fırın kadar elektromanyetik alan oluşturuyor. Bu nedenle bebek telsizlerinin kullanılmaması gerekir'' diye konuştu.

Fırlarer, açık cep telefonlarının bebeklerin yakınına bırakılmasının da ''yanlış'' olduğunu söyledi. Gece uyurken odaların elektromanyetik alanlara karşı ''güvenli'' duruma getirilmesi gerektiğini anlatan Fırlarer, şöyle konuştu:

''Vücut geceleri melatonin hormonu salgılıyor. Bu hormon vücudun biyolojik ritmini düzenliyor. Eğer gece boyunca elektromanyetik alan etkisi yoğun olursa söz konusu hormonun salgılanması azalıyor. Bu durum da asabiyete, bağışıklık sisteminin etkilenmesine neden oluyor. Bu nedenle gece uyumadan önce mutlaka yatak odalarımızdaki televizyonları düğmesinden kapatıp fişini çekmemiz, kablosuz interneti fişinden çekmemiz, cep telefonunu kapatmamız gerekiyor. Bazı çocuklar telefonlarını yastıklarının altına koyuyor. Bu çok sakıncalı bir davranıştır.''

-CEP TELEFONU İLE KONUŞMA SÜRESİ-

Bir günde cep telefonu ile görüşme süresinin ''bir saatle sınırlı olması'' gerektiğini savunan Fırlarer, ''16 yaşından küçük çocukların beyin gelişimi devam etmektedir. Beyin sıvı yoğunluğu yetişkinlere oranla daha fazla olduğundan elektromanyetik alan iletkenlikleri daha çoktur. Bu nedenle 16 yaşın altındaki çocukların cep telefonu kullanmaları kısıtlanmalıdır'' dedi.

Arzu Fırlarer, tıbbi görüntüleme merkezlerinde de hastaların yoğun radyasyona maruz kaldığını dile getirerek, çok zorunlu olmadıkça vatandaşların MR çektirmekten kaçınmaları gerektiğini sözlerine ekledi.
www.zaman.com.tr

Kızıltepe Belediyesi araç filosuna yenilerini ekledi


Kızıltepe Belediyesi, Belediye hizmetlerin de büyük kolaylık sağlayacak 1 adet Mercedes tır aracını belediye bünyesine katarak araç filosunu güçlendirmeye devam ediyor.

Belediye Başkanı Ferhan TÜRK, ‘’Bünyemize yeni araçlar dâhil ederek araç parkımızda olan araç sayımızı artırmış olduk. Önceden fen işleri ve diğer birimler de kullanılmak üzere araç kiralıyorduk. Bu sene araç kiralama yerine dâhil etmiş olduğumuz yeni araçları hizmete sunduk.’’ Dedi.

Başkan Türk; "Kızıltepe’mizi güzel yaşanılabilir ve modern bir ilçe yapmak için kaynaklarımızı en iyi bir şekilde değerlendirerek halkımıza hizmet olarak geri dönüyoruz. Vatandaşlarımızından aldığımız bu destek ve güçle hizmet kalitemizde çıtamızı yükseltiyoruz. Bu yeni araçlar tüm Kızıltepeli halkımıza hayırlı uğurlu olsun."
www.kiziltepe-bld.gov.tr



Kızıltepeli Vatandaştan örnek davranış


Atatürk Mahallesi 833 sokak ve Bahçelievler Mahallesi 242 sokakta yürütülen ve imar planlarına göre yol, ana cadde ve bulvar üzerinde kalan gecekondu ve gecekondu eklentilerinin yıkımını kapsayan çalışmalar da vatandaşta destek veriyor. Plan dışında kalan, Garaj yâda bahçe duvarı gibi eklentileri yıkan vatandaşların en büyük isteği bölgedeki yıkımların bitirilip bir an önce yolların açılması.

Yıkım ekiplerin çalışmaları sürdürdüğü, Atatürk Mahallesi 833 sokak sakinleri,’’Belediye buraya yol açmak için yıkım yapılacağını bildirince kendi evime ilk kazmayı ben vurdum.

Çünkü buraların yıkılmasını ve temizlenmesini istiyoruz.’’dedi.

Belediye yıkım ekipleri eş zamanlı olarak değişik mahallelerde sürdükleri yıkım çalışmaları Bahçelievler Mahallesi 242 sokakta devam ediliyor. Mahalledeki pek çok sokakta vatandaş kaçak yapılarını kendi elleriyle yıkıyor.35 yıldır mahallede oturan Bedir omay; kendi mahallesinin de gecekondulardan arındırılarak ilçedeki diğer mahalleler gibi gelişmesini ve güzelleşmesini istediğini söyleyerek yapılan işten memnun olduklarını buranın gelişmesini tek yollu yoların açılması nedeniylen belediyeye tam destek veriyoruz.

Belediye Başkanı Ferhan TÜRK,’’ Vatandaşlarımızı mağdur etmediğimiz, özel durumları dikkate aldığımız ve gereken noktalarda çözüm ürettiğimiz için vatandaşın güvenini kazandık.

Kızıltepe değişim hareketini gören vatandaşlar bu değişimin bir parçası olmak istiyorlar ve bu nedenle belediyemizle iş birliği yapıyorlar.’’dedi.
Kaynak: www.kiziltepe-bld.gov.tr


Hayırseverlerden Eğitime Destek

http://www.habermardin.com/News_Picture%5C4088729665719156.JPG
Mardin’de Hayırsever Ayşe Lerzan,Hüsnü Abdullah Köroğlu,İstanbul’daki Mardinliler Eğitim ve Dayanışma Vakfı Genel Merkezi ve Ankara Şubesi ve Tahincioğlu Holding A.Ş. Tarafından Yaptırılacak 17 derklikli İlköğretim Okulu için Mardin valiliğinde protokol düzenlendi

Törene Mardin Valisi Hasan Duruer, Vali Yardımcısı Yavuz Selim Süzer, Milli eğitim Müdürü Hasan Dal, MAREV Genel Başkanı Fehmi Tahincioğlu, Marev Yöentim kurulu başkanı Haluk Eldem, Ayşe Lerzan Köroğlu, hüsnü Abdullah Köroğlu katıldı.

Mardin’in Ofis Mahallesinde yapılacak olan 17 derslikli ilköğretim okulunun yapımına bir ay içinde başlanacağı ve Okulu 2010 -2011 öğretim yılında öğretime başlayacağı belirtildi.

Mardin valiliği tarafından okul inşası için tahsis edilmiş bulunan, Mardin merkez, ofis mahallesi, 9520 m2 büyüklüğündeki arsa üzerinde Ayşe Lerzan-Hüsnü Abdullah Köroğlu 300 bin TL, Abdullah Hüsnü Köroğlu 100 bin TL, MAREV İstanbul’daki Mardinliler eğitim ve dayanışma Vakfı Genel Merkezi 65 bin TL, MAREV Ankara şubesi 35 bin TL. , Zeynep Şenda Tüfekçioğlu 100 bin TL ve Tahincioğlu holding A.Ş 50 bin TL olmak üzere toplam 650 bin TL nakdi bağışta bulundular

Gülseren-Enver Tüfekçioğlu adını taşıyacak ilköğretim okulunun 2010-2011 öğretim yılında öğretime başlayacak biçimde bitirilmesini sağlanacağı bağışlanan miktarın okulu bitirmeye yeterli olmaması halinde okul giderleri idare tarafından üstleneceği belirtildi

Bağışta bulunanlara teşekkür eden Mardin Valisi Hasan Duruer, eğitim gibi kutsal hizmetlerin hayırsever vatandaşlar tarafından yapılmasının çok manidar olduğunu ve eğitimin çıtasını yöre insanının yükseltmesinin mutluluk verici olduğunu belirterek,”Hayırlı bir işe imza attığınızdan ötürü bölge halkını mutlu ediyorsunuz. Böyle hizmetlere devam eden hayırsever işadamlarını canı gönülden kutluyor ve teşekkür ediyoruz.” dedi.

Vali Duruer Bölgede yaşayan iş adamlarımızdan da aynı hassasiyeti beklediğini belirtti

Çimento Fabrikası Çevreye Zehir Saçıyor

http://www.habermardin.com/News_Picture%5C9435686374200258.JPG
Mardin’in Yeşilli İlçesi yakınlarında bulunan çimento fabrikasının ilçeye ve çevreye zarar verdiği gerekçesiyle il genel meclis gündemine taşındı. İl Genel MeclisÜyesi Fasih Tanış Çimento Fabrikasının bilhassa gece yarısından sonra filtrelerini açtığını ve çevreyi toz bulutuna boğduğunu söyledi.

Ç imento fabrikasının ilçeye ve çevreye bacalarından saldığı toz yüzünden insanların maske takacak hale geldiğini ileri süren İl Genel Meclis Üyesi Fasih Tanış, fabrika yetkililerine yaptıkları müracaatlardan sonuç alamayınca konuyu il genel meclise taşıdıklarını söyledi. İl Genel Meclis aracılığıyla Tarım, Çevre ve Sağlık Müdürlüklerine yazı yazıldığını söyleyen Tanış” ” Fabrikanın çıkardığı toz hayatımızı alt üst etti. Özelikle ara sıra bu tozla birlikte çıkan gaz kokusu bizlere rahatsızlık veriyor. Sabah kalktığımızda kanalizasyon kokusuna benzer bir koku ilçeyi sarıyor. Çimento fabrikası yetkililerinden sonuç alamayınca konuyu meclise taşıdık. İlgili müdürlüklere yazı yazıp çevreye nasıl zarar verildiğinin tespitini istedik. İdari yoldan sonuç alamazsak konuyu mahkemeye taşıyacağız.” Dedi

İLÇEDE HASTALIKLAR ARTTI SEBZE MEYVE YETİŞMİYOR

Birkaç yıl öncesine kadar Mardin’in sebze ve meyve ihtiyacının Yeşilli ilçesi ve bağlı köylerinden karşılandığını ifade eden Tanış, bugün ilçede ve çevresinde meyve ve sebzenin yetişmez hale geldiğini söyledi. Tanış” İlçemizde çimento tozundan kaynaklanan astım hastalıklarına daha sık rastlanmaktadır. Çimento tozu ilçede ve çevresinde sebze ve meyve yetişmesini engeller hale geldi. Yörede gelenek olarak yaz aylarında damda yatıyoruz. Damda yatanlar sabahları yataklarının çimento tozu kalıntıları içinde kaldığını görüyor.Hakkımızı sonuna kadar arayacağız” dedi

Çimento Fabrikası Genel Müdürlüğünden görüştüğümüz adlarının açıklanmasını istemeyen yetkililer “Fabrikamızdaki fırın bacalarındaki filtrelerden çıkan toz Enerji dalgalanmalarından kaynaklanarak birkaç dakikalık toz bırakıyor. Bu dalgalanmalardan biz fabrika olarak da zarar görüyoruz. Çünkü bacalarından çıkan toz çimentodur.Bu elektrik dalgalanmaları yaz aylarında fazlalaşıyor. Biz İl Çevre Müdürlüğünün denetimi altındayız. Elektrik dalgalanmalarından kaynaklanan sorunları rapor edip çevre müdürlüğüne bildiriyoruz. Çevreye en duyarlı fabrikalar arasında ilk sıralardayız” şeklinde konuştu.

Çevre bağlarımız toz yüzünden yetişen sebze ve meyveleri bile yemekten korkuyoruz. Mutlaka bu tozlara çare bulmak gerekir.” diyerek konuştu.
www.habermardin.com

Mardinsporun Başkanı Tekin Alkan İstifa Etti

http://img34.imageshack.us/img34/1460/25506531.jpg
Mardinspor'un Başkanı Tekin Alkan'ın, ''hakem Çetin Topuz'un Mardinspor-Adana Demirspor maçında yanlı tutum sergilediği'' gerekçesiyle yönetim kuruluna istifasını sunduğu bildirildi.
Kulüp ikinci başkanı Mehmet Nurçelik, yönetim kurulu üyeleriyle düzenlediği basın toplantısında, Mardinspor üzerinde oynanan oyunların, artık son bulması gerektiğini söyledi. Centilmence futbol oynamak istediklerini ifade eden Nurçelik, şunları kaydetti:

''Bölgedeki terör olaylarının önüne geçerek, gençleri futbol sahalarına çekmek istiyoruz. Ancak bunu hazmedemeyenler var. Bunun en güzel örneğini de son olarak bugün oynanan Mardinspor-Adana Demirspor maçında, 6 aydır MHK tarafından maç yönetilmesi izin verilmeyen hakemin görevlendirilmesiyle gördük. Bu hakemin, daha önce de kötü yönettiği maçlar biliniyor. Bizim maçımızı da katletti.

Maç öncesinde başkanımız katliamın yaşandığı Bilge Köyü çocuklarını ve kadınları stadyuma getirdi. Çocuklarla Hakan Şükür'ün aralarında bulunduğu ünlülerle maç yaptırdı. Bizim amacımız, çocuklara moral vermekti. Bilge köyündeki olayları unutturmaktı. Ancak hakem bugün bu çabalarımızı yönetimiyle gölge düşürdü.

Oysa kulüp başkanımız maçtan 5 saat önce federasyon yöneticileriyle gözlemcilere Çetin Topuz'un kasıtlı olarak gönderildiği duyumunu aldığını söylemişti. Nitekim öyle çıktı. İki net penaltı pozisyonumuzu vermedi. Rakip takımın alması gereken 2 kırmızı kartı vermedi. Yanlı tutum sergiledi. Futbolcularımızın yanlış kararlarıyla oyunlarını engelledi.''

Nurçelik, bu nedenlerden yönetim kuruluna istifasını sunan kulüp başkanının dilekçesinin, yarın değerlendirileceğini de sözlerine ekledi
Ufuk GÜNGÖRMÜŞ
www.kanal47.com

Şahkulubey, Demokratik Açılımın Damga Vurduğu Kongreyi Değerlendirdi

ASKİ Spor Salonunda düzenlenen AK Parti 3. Olağan Kongresinde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la birlikte aynı zamanda divan üyesi olan AK Partili Gönül Bekin Şahkulubey, demokratik açılımın damga vurduğu 3. Olağan Kongre’yi değerlendirdi.

AK Parti Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, demokratik açılımın damga vurduğu 3. Olağan Kongre’yi değerlendirdi.

ASKİ Spor Salonunda düzenlenen AK Parti 3. Olağan Kongresinde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la birlikte aynı zamanda divan üyesi olan AK Partili Gönül Bekin Şahkulubey, "Demokratik açılımla Türkiye’nin var olan en köklü meselesini çözüme kavuşturmayı çalışıyoruz."dedi.

3. Olağan Kongre’yi değerlendiren AK Partili Şahkulubey, Türkiye’nin gündemindeki öncelikli konunun demokratik açılım olduğuna vurgu yaptı.

Başbakanın açıklamaları ile sorunların çözümüne olan ilgisinin göstergesi olduğunu söyleyen Şahkulubey, “Kongremizle birlikte AK Parti yönetimini parti tabanıyla en geniş şekilde bir araya geldiği bir platforma tanıklık ettik hep birlikte. Türkiye’nin gündeminde olan önemli problemleri paylaşabilme imkânını yakaladık. Kendi tabanımızın, teşkilatımızın da aklen ve kalben birlik olması, sorularına cevap bulması Sayın Başbakan’ın, genel başkanın düşüncelerinin ne olduğunu bu salonda birinci ağızdan dinlemesi önemli bir ihtiyaçtı. Kongrede bu ihtiyaca büyük ölçüde cevap verildi. Başbakan tüm Türkiye’nin sorunlarını kapsayan mesajlar verdi. Bu kongrenin sadece AK Parti’ye değil, tüm Türkiye’ye katkısı olacaktır."dedi.

Son derece coşkulu ve katılımın dorukta olduğu bir kongreye şahit olduklarını anlatan Şahkulubey, “Bizim partimizin bütün kongreleri bu şekilde heyecanlı ve bütün ülkeden katılımın dorukta olduğu kongreler. Çok partili sisteme geçildiğinden bu yana siyasi parti kongrelerinin en muhteşemini yaşadık.Bu muhteşem kongrede de ilimizi hakkı ile temsil ettik.Mardin’den gelen partililerimizin performansı görülmeye değerdi. ”diye konuştu.
www.mardinlife.com

Altınlar İlhanlılar Dönemine ait

Mardin'in Kızıltepe ilçesine bağlı Sürekli köyünde kanalizasyon çalışmaları sırasında Önceki gün ortaya çıkan altınların İlhanlılar dönemine ait 700 yıllık olduğu açıklandı.

Kızıltepe ilçesine 25 kilometre uzaklıktaki 120 haneli Sürekli köyünde gerçekleştirilen kanalizasyon çalışması sırasında ortaya çıkan altınlar İlhanlılar döneminde Ebu Said Bedirhan adına basılan ve bir kadın ait ziynet eşyaları olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine Müze ekiplerinin jandarma ekiplerine haber vermesi üzerine bölgede geniş güvenlik önlemi alındı. Kazı yapılan bölge güvenlik nedeniyle tel örgülerle çevrildi. Dünden beri jandarma ekipleri sikkeleri alan köylülerin peşine düştü. Şu ana kadar küpten çıkan 57 adet tarihi altın sikke toplandı.

Sürekli köyünde ortaya çıkan tarihi sikkeler ilgili bir açıklama yapan Mardin Müzesi Müdürü, Nihat Erdoğan, Mardin’in Kızıltepe ilçesi Sürekli köyünde önceki gün yapılan kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkan tarihi sikkeler İlhanlılar dönemine ait 700 yıllık tarihi geçmişi olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Müze olarak yaptığımız incelemelerde Ebu Sait Bahadırhan yazan 57 sikke olduğunu tespit ettik. Ayrıca 4 adet bronz yüzük, 1 çift altın küpe, 2 adet altın bilezik, 29 adet kölyeye ait altın parçalar, 1 çift altın küpe, 2 adet bronz kolye ucu, 2 adet bronz boncuk, 2 adet bronz muskalık, 2 adet bronz boncuğu ve 3 adet pişmiş topraktan kap parçası yapılan kazıda ortaya çıktı. Şu anda küpten çıkan altın ve takıları müzede muhafaza altına aldık.”dedi.

Köyde kazıların devam ettiğini ve yer yer altınların bulunduğunu belirten Erdoğan, altınların küp yerine bir kase içerinde saklandığını söyledi. Köyden daha fazla ziynet eşyasının çıkarılma ihtimalinin de olduğunun altını çizen Erdoğan, bölgenin tarihi höyükler üzerinde kurulduğunu kaydetti.

Jandarma olay yerine intikal etmeden önce ortaya çıkan altınları alan köylülere bir çağrıda bulanan müze müdürü Erdoğan, sikkelerin satışının yasak olduğunu ve kendilerine getirmeleri halinde ücretini ödeyeceklerini sözlerine ekledi.

Nezir Güneş

Sitemizdeki yazılarına 9 ay önce ara veren Şükrü ADANIR'dan mesaj var...

İşlerinin yoğunluğu nedeniyle sitemizdeki yazılarına 9 ay önce ara veren Şükrü ADANIR'ın, sitemiz ziyaretçi defterine yazdığı mesajı yayınlıyoruz. Ayrıca dilek ve temennileri için de kendisine teşekkür eder, başarılarının devamını diliyoruz. Mehmet AYAZ

http://lh5.ggpht.com/_Hjkac1ftqjA/RvYWuzOLkmI/AAAAAAAANSw/ki4-qpPd2XE/s640/%C5%9E%C3%BCkr%C3%BC%20ADANIR%20www.sukruadanir.net%20%2813%29.JPG

Sevgili Dostlar; Uzunca bir zamandan sonra tekrar MERHABA..

Sizlerin bu sitenin ışığında üşüşen kelebekler gibi hala kanat çırpınışınızı görmek oldukça güzel. Sevgili kardeşim Mehmet Ayaz'ı, yalnız bırakmayarak yarattığı eser hakkındaki yorumlarınız bile işin devamı açısından oldukça motive edici. İtiraf etmek gerekirse sizin kadar katılımcı olamadığımdan dolayı, başta Mehmet kardeşimden ve daha sonra sizlerden özür diliyorum. Katılımcı olarak içinde bulunmayı taahhüt ettiğim bir takım projelerdeki çalışmalarımın yoğunluğundan dolayı sitemize katkı sağlayamamanın üzüntüsü içerisindeyim. Yoğunluğum bir nebze olsa da bitti sayılır.
Sürgücünün tarihi, Sürgücü’de yaşanmış gerçek ve film senaryolarına taş çıkaracak düzeydeki hayat hikâyeleri, Pir İsa (Hz.) hakkındaki tarihsel geçmiş ve Sürgücü tarihine damgasını vurmuş önemli şahsiyetler hakkında edindiğim bilgileri kısa bir zaman sonra sizlerle paylaşmanın sabırsızlığını yaşıyorum.
Başta bütün Sürgücü halkı, civar köylüler, Mehmet Ayaz kardeşim ve Sürgücüye Beldesine hizmet etmiş veya etmeye devam eden tüm idarecileri saygıyla selamlar, sevgilerimi sunarım.

Tarih: 05/10/2009, 4:09:35 am, GMT +3
Isim: Şükrü ADANIR
E-mail: smsukruadanir@gmail.com
Şehrim: Diyarbakır
.

4 Ekim 2009

Teknoloji haftası başlıyor

http://www.taraf.com.tr/fotoraflar/04trfs9cebitlogo.jpg
Teknoloji tutkunlarının vazgeçilmezi CeBIT Fuarı kapılarını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün katılımıyla açıyor. Fuarda, telekom şirketleri yer almayacak

Bu yıl kapılarını 10'uncu kez ziyaretçilerine açacak olan CeBIT Euraisa (Bilişim) Fuarı 7 ekimde başlıyor. İstanbul Beylikdüzü Fuar Merkezi'nde pazar gününe kadar devam edecek olan fuar, Türkiye'nin en büyük telekom şirketlerinin katılımı olmadan gerçekleşecek. Dünyanın en büyük cep telefonu üreticilerinin de yer almayacağı fuar katılımcıları ile bu yıl tam anlamıyla bir iş fuarı olarak gerçekleşecek. CeBIT tarihinde ilk defa fuarın açılışını Cumhurbaşkanı yapacak.
Geçen yıl 5000’i genel müdür ve firma sahibi olmak üzere, 70 bin profesyonel, toplamda 160 bine yakın ziyaretçiyi ağırlayan CeBIT Bilişim Eurasia’da, krizde açılan yaraların bilişim teknolojileri ile nasıl sarılacağı gözler önüne serilecek. “İş Dünyası”, “Tüketici Elektroniği” ve “Dijital Yaşam” olmak üzere üç ana bölümden oluşan CeBIT Bilişim Eurasia 2009, önceki yıllardan farklı olarak bu yıl iş dünyası bölümündeki yeniliklerle ve uluslararası katılımda görülen artışla ön plana çıkacak.
Toplam 60 bin metrekare alanda 12 tematik bölümde hazırlanan CeBIT Bilişim Eurasia’da Türkiye’de, Türk mühendislerce yapılan Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra, iletişimde yeni bir dönemi başlatan 3G dünyasına ait en yeni ürünler yer alacak.
Belediye, kamu kurum ve kuruluşları, bakanlık ve valiliklerin yer alacağı beşinci salondaki ‘Kamu Sektörü’ tematik bölümünde, Başbakanlık, Adalet ve Kalkınma Partisi ile Ulaştırma Bakanlığı, bilişim altyapısı ile geliştirdikleri özel uygulama ve hizmet çözümlerini CeBIT Bilişim Eurasia ziyaretçilerine tanıtacak.
Farklı sektörlere yönelik kurumsal çözümlerin tanıtılacağı İş Dünyası salonlarında ticari yazılımlardan, mobil iş çözümlerine, bankacılık ve finans uygulamalarından telekom altyapısı ve Ar-Ge teknolojilerine kadar birçok konu ele alınacak. Tematik bölümlerin yanı sıra forum alanlarıyla geleceğin iş dünyasının masaya yatırılacağı CeBIT Bilişim Eurasia ile aynı mekanda, Avrasya’nın en büyük uydu iletişimi, yayıncılık ve TV sektörü fuarı olan Broadcast, Cable & Satellite Eurasia 2009 da fuarın sekiz, dokuz ve 10’ncu salonlarında gerçekleşecek.

2 milyar dolarlık iş bağlantısı
Bu yıl “Tüm sektörler bilişimle buluşuyor” sloganıyla onuncu kez kapılarını açacak olan CeBIT Bilişim Eurasia’ya çeşitli sektörlerde hizmet veren, satın alma yetkisi olan 220 üst düzey yönetici ve 440 dolayında da uzman seviyesinde şirket yetkilisini İstanbul’da ağırlanacak. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 2 milyar dolarlık iş bağlantısının yapıldığı CeBIT Bilişim Eurasia’da, şirketler global ekonomik krizin yaralarını bilişimle saracak.

Dijital dünyanın en yenileri 6 ve 7’de
Hem iş hem de tüketici elektroniği ve dijital yaşama ilişkin teknolojilerin görücüye çıkarılacağı altı numaralı Tüketici Elektroniği salonunda, günlük hayatta ve iş ortamında kullanılan navigasyon, dijital görüntüleme, dijital eğlence, donanım ve çevre bilimleri, ev sinema sistemleri, akıllı ev sistemleri ve otomasyonlar tanıtılacak. TÜBİTAK’ın da Türkiye’deki Türk mühendislerce yapılan Ar-Ge çalışmalarıyla yer alacağı altıncı salonda, iş ve kariyer, eSağlık/Telesağlık ve kamu sektörü bölümlerinin yanı sıra, önceki yıllardan farklı olarak Webciety tematik bölümü, fuara farklı bir hava katacak. Online sosyal ağ, e-ticaret firmaları, online pazarlama firmaları ve yazılım tedarikçilerinin yer alacağı Webciety tematik bölümünde pazarlama profesyonellerinin yanı sıra halkla ilişkiler, sosyal ağ kullanıcıları, medya ve blog yazarları bir araya gelecek.
Fuarda son kullanıcılara hitap eden ve yedinci salonda konuşlandırılan “Dijital Yaşam” bölümünde ise, dijital sistemler, mobil ürünler, servisler, yazılımlar ve uygulamalar sergilenecek. Geçtiğimiz yıllardan farklı olarak Bilişim Market’in de bu bölümde konumlandırıldığı fuarın 7’nci salonunda telekomünikasyon hizmetleri ön plana çıkacak. 11 Ekim 2009 Pazar günü sona gerecek olan CeBIT Bilişim Eurasia’nin, giriş ücreti 20 Lira olarak belirlendi.
E-devlet zirvesi - CeBIT Fuarı ile birilkte yine Beylikdüzü Fuar merkezinde Bilişim Zirvesi de gerçekleştirilecek. E-devlet ve yeni medya gibi konuların işleneceği zirvede e-sağlık gibi hizmetler de masaya yatırılacak.
8 Ekim 2009 perşembe günü, Tüyap Kongre ve Fuar Merkezi Karadeniz Salonu’nda saat 10:30’da başlayacak E-Devlet Konferansı’nda, E-Devlet projelerinin ülkemizde ulaştığı nokta ve projelerin daha hızlı ilerlerlemesi için hayata geçirilebilecek çözüm önerileri tartışılacak.
9 Ekim cuma günü ise 10:30’da başlayacak Yeni Medya Konferası’nda ise The Wall Street Journal gazetesi tarafından dünyanın önde gelen medya fütüristlerinden biri olarak nitelendirilen Gerd Leonhard saat 12:00’de “Yeni Dünya’nın Medyası” konulu bir konuşma yapacak.

Birleşmiş Milletler'den özel Gandhi pulu

http://www.gunlukgazetesi.com/resimler/mahatma_gandhi.jpg
Hindistan'ın bağımsızlık lideri Mahatma Gandhi'nin doğum günü olan 2 Ekim'i 'Dünya Şiddete Hayır Günü' ilan eden BM, Gandhi'nin 140. doğum günü dolayısıyla özel bir pul bastırdı. Hindustan Times'ın haberine göre, BM Posta İdaresi, Miami'de yaşayan dünyaca ünlü sanatçı Ferdie Pacheco tarafından tasarlanan, Gandhi'nin fotoğrafının bulunduğu pulları satışa sundu. Posta İdaresi, pulların yanı sıra BM'nin mührü bulunan Gandhi pullu zarfların satışını da başlattı. ABD Başkanı Barack Obama da önceki gün, Hindistan'ın bağımsızlık lideri Gandhi'yi, doğumunun 140. yıldönümü dolayısıyla övgüyle anmıştı.
NEW YORK
.

CeBIT Bilişim Eurasia 7 – 11 Ekim 2009 de açılıyor

http://lh5.ggpht.com/_Hjkac1ftqjA/SsjtVn3mcMI/AAAAAAAAaFc/t5oJG9upYGY/s640/Cebit%20Eurasia%20Bili%C5%9Fim%20Fuar%C4%B1%202008%20%20www.surgucum.jpg
Avrasya'nın en büyük iş ve teknoloji platformu CeBIT Bilişim Eurasia, 7-11 Ekim tarihleri arasında kapılarını pek çok yenilikle birlikte iş dünyası ve teknoloji meraklılarına açıyor. Geçtiğimiz yıl 21 ülkeden 971 katılımcısı ile 70 ülkeden 159 bin 302 ziyaretçisini bir ticaret sinerjisi içinde buluşturan CeBIT Bilişim Eurasia 2009 yılında farklılaştırılan yapısı ile daha verimli iş görüşmelerine zemin hazırlayacak, yerli ve yabancı iş heyetlerini en yeni bilişim teknolojileri ile tanıştıracak.

Özellikle işini bilişim teknolojileri ile geliştirmek isteyen iş adamları için kapsamlı bir bilgilenme platformu oluşturmak amacıyla iş ve sivil toplum kuruluşlarının etkinlikleri ve özel projelerle zenginleştirilen CeBIT Bilişim Eurasia'da ürünlerin yanı sıra bilişim teknolojilerinin kullanım alanlarına ilişkin farklı örnekler, farklı bakış açıları da sunulacak.

Avrasya'da teknoloji ve iş dünyasına yön veren 'CeBIT Bilişim Eurasia', 10 yaşında

Bundan 10 yıl önce İstanbul'u bilişimin başkentleri arasına sokma misyonuyla yola çıkan CeBIT Bilişim Eurasia, kapılarını bu yıl onuncu kez farklı ülke ve bölgelerden gelen on binlerce profesyonel, yönetici, bilim adamı, kamu yetkilisi ve teknoloji meraklısına açıyor. Önceki yıllardan farklı olarak bu yıl İş dünyası bölümünün önemi daha da artarken iş dünyasını teknolojiyle buluşturmaya yönelik çeşitli faaliyetler de düzenlenecek. Anadolu'nun çeşitli kentlerinde düzenlenecek Anadolu Buluşmaları ve yine Anadolu'nun sanayi kentlerinden iş dünyası temsilcilerinin fuara getirilmesine yönelik projeler CeBIT Bilişim Eurasia kapsamında hayata geçirilecek. Ayrıca bu yıl fuarın satış alanı da genişliyor. Böylece fuarı ziyaret edenler son teknoloji ürünleri, avantajlı koşullarda satın alma imkanı da bulacaklar.

İş Dünyası Bölümü Gelişiyor

Her geçen yıl gelişmeye devam eden İş Dünyası bölümü, sadece kartvizit ile giriş yapılabilen, fuar içerisinde ayrı bir bölüm. Bu bölümde iş dünyasına yönelik çözümler ve ürünler ziyaretçilere tanıtılıyor. Fuarın diğer bölümlerindan farklı olarak iş görüşmeleri için ihtiyaç duyulan bir ortamının sağlandığı bölüm kurumların karar vericileriyle teknoloji firmalarını buluşturuyor.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Bu yıl CeBIT Bilişim Eurasia'da ilk kez 'Kurumsal Sosyal Sorumluluk' temalı bir bölüm yer alacak. Katılımcı firmalar, vatandaşlık bilinci içinde gerçekleştirdikleri kurumsal sosyal sorumluluk projelerini bu özel bölümde ziyaretçilere tanıtabilecekler.

Anadolu'ya Özel İlgi

HİFAŞ, Anadolu'daki karar vericileri ve profesyonelleri CeBIT Bilişim Eurasia'ya getirebilmek kapsamlı bir çalışma yapıyor. İlk olarak "Anadolu VIP Heyeti" çerçevesinde Anadolu'daki sanayi ve hizmet sektörlerinin önde gelen şehirlerindeki firmaların üst düzey yöneticileri HİFAŞ'ın davetlisi olarak CeBIT Bilişim Eurasia'ya getiriliyor. İkinci proje kapsamında ise firma çalışanları ve orta düzey yöneticileri, illerin Sanayi ve Ticaret Odaları ile koordineli olarak fuara getiriliyor.

CeBIT Bilişim Eurasia 2009 Genel Tanıtım Broşürü
http://awins.ayyildizgazetesi.com/img/48200919239.jpg
Rakamlarla CeBIT Bilişim Eurasia 2008

Ziyaretçi girişi: 159 bin 302
Fuarda görev yapan kişi sayısı: 7 bin 789
Fuardaki gelişmeleri izleyen yerli ve yabancı basın mensubu sayısı: 1888
Fuarın katılımcı şirket sayısı: 971
Fuara katılan ülke sayısı: 21
Bu ülkeler: ABD, Almanya, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Çin, Fransa, Hong Kong, İspanya, İsveç, İtalya, Kanada, Kore, Macaristan, Polonya, Rusya, Singapur, Tayvan, Türkiye.
Net fuar alanı: 26 bin 256 metrekare
Brüt fuar alanı: 60 bin metrekare