7 Ocak 2010

Google'nin En çok Kullanılan 10 Hizmeti

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/963020081210035008966.jpg
Google, çok çalışıyor gibi görünürken diğer yandan, tüm dünyayının idaresini elinde bulundurmayı mı planlıyor?

Bazı günler, ihtiyacımız olan dünyanın tüm bilgilerine daha kolay ulaşmamız için bunları organize eden Google, çok çalışıyor gibi görünürken diğer yandan, tüm dünyayının idaresini elinde bulundurma planları yaptığını iddia eden Howstuffworks.com isimli internet sitesi Google'ın sahip olduğu 10 faydalı uygulamayı açıklıyor.

Google, internetin elektrik santrali. Yahoo, Google ile kendi arama motoru sayfalarında Google reklamlarını koymak için anlaştığında, Google'ın web üzerindeki tesirli varlığı etkili oldu.

İnsanlar, Google'ın, arama motoru reklamı işini tekelleştireceği konusunda endişelenmeye başladı. Hatta, Amerikan Millet Meclisi de bağlılığı sorgulamaya başladı.

Google, derecesini yükseltti, şirket rastgele bilgisayarları bir garajda bağlantısını kurmaktan milyarlarca dolarlık küresel bir şirkete dönüştü.

Google'ın sitesinde küçük bir gezinti yaparsanız verimlilik uygulamalarından anlık mesaj istemcisine kadar her şeyle karşılaşabilirisniz. Google, bu ürünlerden bazılarını kendi geliştirdi ve takdim etti.

Bazı durumlarda ise, Google diğer şirketler tarafından tasarlanan bağımsız projeleri kullandı. Eğer, Google yöneticileri şirketinin hedeflerini geliştirmeye yardımcı olacak ilginç bir proje görürse, bu şirketi ele geçirmek için onlara teklif götürme şansı var.

Google, projelerinin çoğunu Beta sürümünden tamamlanmış ürünlere yükseltmede ağır davranıyor gibi görünüyor. Hatta, Google'ın 2004 yılında piyasaya sunduğu e-posta istemcisi G-mail halen beta sürümünde hizmet veriyor. Google, kullanıcılarına laboratuarlarının web sitesinde deneysel servisleri denemelerine imkan tanıyor.
http://mail.google.com/mail/help/images/chat_callout.gif
Google E-mail: 2004 yılında Google internette en büyük online servisi (e-posta) olmayı istedi. Seçilmiş sayıdaki insanın G-mail isimli e-posta servisini denemesine izin verdi. Gmail, Google'ın iç e-posta servisi gibi başladı.

Şirket dışındaki insanların da kullanımına sunmaya karar verdi, kademeli bir yaklaşım getirdi. Başlangıçta, Gmail hesabı alabilmenin tek yolu, birininin sizi davet etmesiydi.

Gmail'in kuruluşundan yaklaşık 3 yıl sonra, daha geniş bir kitleye ulaşımı açtı. Şu anda herkes Gmail hesabı oluşturabiliyor.
http://www.bigblueball.com/forums/attachments/general-other-im-news/353-google-talk-reviewed-google_talk_03.png
Google Talk: 2005 yılında piyasaya sunulan Google Talk, kullanıcıların birbirine anlık ileti göndermesine izin veren bir uygulama. Gmail'den farklı olarak, Gtalk işlemcisi tam olarak web tabanlı değil. Kullanıcılar, öncelikle kendi bilgisayarlarına tüm niteliklere ulaşabilmek için bir uygulama indirmek zorunda.

Bu özellikler basit mesajlaşmanın ötesine geçiyor. Diğer kullanıcılara limitsiz dosya gönderebilirsiniz. Özellikle yavaş olan bir bağlantıda, birisine büyük bir dosya gönderirken ne kadar zaman beklediğinizi bir düşünün.

Gtalk aynı zamanda sesli ve görüntülü arama da yapıyor. Bilgisayardan bilgisayara Google Talk kulanıcılarıyla konuşabilirsiniz. Sizin ve arkadaşınızın mikrofona ve hoparlöre ihtiyacı olacak, Google Talk geri kalan işi kendisi yapıyor. Gerçek zamanlı ses iletimi çok yüksek bir bant genişliği gerektiriyor.

Google Talk Gadget ile web tabanlı bu istemci sayesinde bir yandan Gmail hesabınızdaki postaları kontrol ediyor, diğer yandan Gtalk'taki arkadaşlarınızla sohbet edebiliyorsunuz. Fakat bu özellik sadece Gmail'in web arayüzünde çalışıyor ve onu başka bir yere taşıyamıyorsunuz. İşte Google Talk Gadget ile artık bu özelliği ister Kişiselleştirilebilir Google Anasayfanıza, ister blog/web sayfanıza ekleyebiliyorsunuz. Web tabanlı olduğu için herhangi bir kurulum gerektirmiyor.
http://outreachnewmedia.files.wordpress.com/2009/09/google_checkout.jpg
Google Checkout: Birçok insan interneti alışveriş yapmak için kullanıyor. Online alışverişin dezavantajlarından biri, kişisel bilgilerinizin internete geçmesidir. Farklı web sitelerinde birşeyler almak istiyorsanız, tüm bilgilerinizi birçok kez girmek zorundasınız. Google, perakendecilerin ve kullanıcılarının evrensel bir hesap sistemi avantajından yararlanmalarına izin veren bir araç geliştirdi.

Öncelikle, Google hesabı oluşturuyorsunuz. Zaten hesabınız varsa, kredi kartı bilgilerinizi giriyorsunuz ve google checkout servisi kullanan tüm sitelerden kolayca alışveriş yapabiliyorsunuz. Yani kimseye kredi kartı bilginizi vermenize gerek kalmıyor. Checkout üzerinden alışverişinizi yapıyorsunuz, kredi kartından tahsilatı google yapıyor.

Müşteriler için ücretsiz olan Google Checkout hizmetine perakendeciler ise satış hareketi başına yüzde 2 pay ödemek zorundalar. Fakat, Google AdWords kullanan perakendecilere indirim yapıyor.
http://www.ajaxlines.com/ajax/images/uploaded/1252321761.png
Google Calendar: 2006 yılının Nisan ayında, Google Calendar ismiyle ücretsiz online takvim uygulaması piyasaya sunuldu. Google hesabınız varsa, Google Takvim oluşturabiliyorsunuz. Yoksa, ücretsiz hesap için kaydolabiliyorsunuz.

Google Takvim'i etkinlikleriniz için zaman çizelgesi oluşturabiliyor ve insanları katılmaları için davet edebiliyorsunuz. Dosyaları paylaşarak, diğer kullanıcılarla zaman çizelgenizi karşılaştırabiliyorsunuz. Eğer herkes takvimini güncelleştirirse, çelişmelerden kolayca kurtulabilirsiniz. Tek bir kullanıcı çoklu takvim açabilir ve tüm programlanmış etkinliklerini tek bir pencerede görebilir. Google, karmaşayı önlemek için her takvimin etkinliğini farklı renklerde gösteriyor.
http://www.shoutmeloud.com/wp-content/uploads/2009/11/google-docs_spreadsheet-773638.jpg
Google Docs: DOC, XLS, ODT, ODS, RTF, CSV, PPT vb. dosyaları bilgisayarınıza herhangi bir ofis yazılımı yüklemeden doküman oluşturup, düzenleyip, saklayabileceğiniz web tabanlı bir uygulama. Dökümanlarınızı dilerseniz arkadaşlarınızla da paylaşabilirsiniz, hazırladığınız sunumları isterseniz web sitenize ekleyerek kullanabilirsiniz. Üstelik tüm bu işlemler ücretsiz.

Google Docs'un diğer özelliği, dokümanlarınızı diğer Google kullanıcılarıyla paylaşabilmeniz ve yeteneklerini düzenleyebilirsiniz. Birçok insan aynı anda aynı dokümanı düzenleyebiliyor. Geleneksel masaüstü uygulamalarıyla proje müdürü aynı dosyanın birçok kopyasını idare etmek zorunda. Google Docs ile herkes Google serverlarında kayıtlı dosyaya kendi değişikliklerini yapabiliyor. Google Docs aynı zamanda dokümanın önceki sürümlerini de saklayabiliyor.

Google Docs'un tek dezavantajı, uygulamalardan hiçbirinin Microsoft Office gibi popüler masaüstü verimlilik yazılımları kadar sağlam olmaması. Basit bir yararlılığa ihtiyacınız varsa, Google Docs kullanışlı olabilir.
http://4.bp.blogspot.com/_ZaGO7GjCqAI/RtsxrSY5IkI/AAAAAAAAEoc/GmCIhY_MqVU/s640/popular-google-maps.png
Google Maps: Google, online harita özelliğini 2005 yılında çıkardı. Google Maps kullanıcılarının spesifik bölgeleri görmesine ve bir yerden diğerine yön bilgilerini elde etmesine imkan sunuyor. Ayrıca, harita kullanıcılarına sokak haritalarını, topoğrafik arazi haritaları ve hatta uydu görüntülerini de sunuyor. Bazı alanlar için Google, trafik sıkışıklığı uyarısı veren trafik haritasına da sahip.

Google Maps özelliği NAVTEQ (haritalama ve yön bulma hizmetleri konusunda lider şirket)'ten sağlanan dijital harita görüntülerine dayanıyor. NAVTEQ, araç navigasyon sistemlerinin de dahil olduğu birçok farklı müşteriye harita verisi sağlıyor. DeCarta diye bilinen firma, haritalama özelliğine güç veren bu uygulamayı sağlıyor.

2008 yılında, Google Maps'e yeni bir özellik eklendi. Şimdi bir yerden diğerine yürüyerek gidebiliyorsunuz. Önceden, Google Maps sadece araba güzergahını harita üzerinde çiziyordu. Şu anda kullanıcılar, 2 nokta arasındaki en kısa yürüyüş rotasını bulabilirler.
http://www.sharewarerating.com/wp-content/uploads/2009/06/google-earth-420198-beta_1.png
Google Earth: Google her zaman bilgilerini organize etmenin ve sunmanın yeni yollarını araştırıyor. Bu yollardan biri coğrafi etiketlenmiş veriler. Coğrafik etiketleme, kısaca çektiğiniz fotoğraflara konum bilgisinin eklenmesi anlamına geliyor. Google, dijital bir dünya seçti ve adına Google Earth dedi. İnternet ortamında kullanılabilen bir haritalandırma programı olan Google Earth, tüm dünyanın yeryüzü şekillerini de kapsayan üç boyutlu görüntülendiği Google Earth'de galaksi sisteminin de görüntülerine ulaşılabiliyor.

Google, 2005 yılında Keyhole isimli şirketi satın aldı. Keyhole, Google Earth için temel inşa etti. Kullanıcılara zoom yapma yeteneği veren dijital bir küre oluşturdu. Google Earth, kullanıcılarına gezegenin uydu görüntülerinden örtücü haritalara, 3 boyutlu arazilere ve hatta kentsel bir alanın genel görünümüne kadar düzinelerce seçenek veriyor.

Google Earth, dünya çapında bir haritalandırma programıdır. Şirketler Google Earth üzerinde işaretlendirildikleri zaman; hem interaktif ortamda tanıtım ve reklam çalışması yapmış olurlar hem de şirketlere müşterileri bazında ulaşım çok rahat olur. Çünkü, Google Earth, yol güzergahından, haritadaki koordinatlarına kadar bir çok bilgiye ulaşılmasını sağlar.
http://4.bp.blogspot.com/_ZaGO7GjCqAI/RgK3PZwKAxI/AAAAAAAABJw/tH5HNGXalq8/s640/konfab-vs-gds.png
Google Desktop: yüklenebilir bir uygulamaya ücretsiz sahip olabiliyorsunuz. Kullanıcı uygulamayı indirip bilgisayarına yüklediği zaman, Google Desktop çalışmaya başlıyor. Dosyaları araştırıyor ve endeksliyor. Uygulama dosyaların sadece isimlerini endekslemiyor, aynı zamanda içerikleri de araştırıyor.

Google Desktop, bilgisayarınızda arama yapmayı Google ile web'de arama yapmak kadar kolay hale getiriyor. Google Desktop, e-postalarınız, dosyalar, müzik, fotoğraflar, sohbetler, Gmail, görüntülediğiniz web sayfaları ve daha fazlası için tam metin araması sağlayan bir masaüstü arama uygulamasıdır. Bilgisayarınızı üzerinde arama yapılabilir hale getiren Desktop, bilgilerinizi kolayca erişebileceğiniz bir yere yerleştirir ve dosyalarınızı, e-postalarınızı ve favorilerinizi el ile düzenlemekten sizi kurtarır.

Google Desktop sadece bilgisayarınızda arama yapmanıza yardımcı olmakla kalmaz; ayrıca web'deki yeni bilgileri almanıza ve gadget'lar ve kenar çubuğu yardımıyla düzeninizi korumanıza yardımcı olur.
http://sezzy.files.wordpress.com/2007/10/igoogle_20070512.jpg
iGoogle: Kişiselleştirilmiş Google sayfası olan uygulama, Mevcut Google Anasayfası'na uygulamaları ile hava durumu, saat, RSS gibi sürekli takip edilen şeyleri izleme imkânı sunar.

iGoogle, Google Personalized Homepage (Google Kişiselleştirilmiş Anasayfa) adıyla Mayıs 2005 tarihinde kullanıma sunulmuştur. 30 Nisan 2007 tarihinde bu ismi almış ve geliştirilmiş ve pek çok yerel dile ve ülkeye göre özel versiyonları bulunan sürüm hizmete sunulmuştur. 2007 sonu itibariyle 42 dilde ve 70 ülkenin internet domaini ile servis veriyor.
http://www.bottlecapdev.com/blog/wp-content/uploads/2009/04/ghealth-756183.gif
Google Health: Doktor değiştirmek, her zaman kolay bir deneyim değildir. Google Health ile kendinize ait sağlık profilini oluşturup daha önceden doktorlar/eczacılar tarafından oluşturulmuş sağlık durumu raporlarını indirebiliyorsunuz.

Kişisel sağlığınızla ilgili haberlere kolay bir şekilde erişebileceğiniz Google Health servisinden doktor arayabilir, daha önceden aldığınız test sonuçlarını profilinize ekleyebilirsiniz. Eğer isterseniz buradaki bilgileri ailenizin diğer bireyleriyle ya da başkalarıyla paylaşabilirsiniz.

Google tarafından reklam içermeyeceği ve bilgilerin yetkilendirmediğiniz kişilerle paylaşılmayacağı vurgulanan serviste ayrıca test sonuçlarınızı kontrol edebilir ve ilaçlarınızı almak ya da tansiyonunuzu ölçtürmek için düzenli uyarılar oluşturabilirsiniz.

Google Health'ın amacı hastalar ve doktorlar arasındaki veri alışverişini daha güvenilir ve sağlıklı bir şekilde yapmak. Böylece hastalar sağlık bilgilerini toplayıp biriktirebilecekler, rapolayabilecekler ve doktorların görüşlerini alabilecekler.

Google, Google Takvim sisteminde kendi arama özelliğini de içeriyor. Spesifik takvimler için arama yapabilirsiniz. Takvim sahipleri özel bir takvimi kendileri için saklayabilir ya da onu herkesle açık olarak paylaşabilirler. Tek bir hesapla birden fazla takvim oluşturmanız mümkün.

Üniversite rektöründen Valinin açıklamalarına cevap

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Serdar Bedii Omay, Mardin Valisi Hasan Duruer’in üniversiteye yönelik açıklamalarına cevap verdi.
http://img.haberler.com/haber/993/mardin-artuklu-universitesi-rektoru-prof-omay-1829993_o.jpg
Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Serdar Bedii Omay, Mardin Valisi Hasan Duruer’in üniversiteye yönelik açıklamalarına cevap verdi.

Muhabirimize açıklamalarda bulunan Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Serdar Bedii Omay, Vali Hasan Duruer’in bir yıllık değerlendirme toplantısında kendileri ile ilgili sorunları basının önünde konuşmasının bir mülki idare amirine yakışmadığını söyledi. Mardin Valiliği ile üniversite olarak olan sorunları inkar etmeyen Rektör Omay, var olan sorunların diyalogla çözülmesi gerektiğini dikkat çekti.

Mardin Artuklu Üniversitesini başka üniversitelerle karşılaştırmanın da yanlış olacağını ifade eden Rektör Omay, “Her üniversitenin kendine göre avantajları da dezavantajları da var. Bizim konumuzla başka bir üniversitenin konumu bir olmaz ki. Bizi onlarla karşılaştırması çok yanlış. Üniversitenin yerleşke planından kaynaklanan sorunları Sayın valimiz bizden çok daha iyi biliyor.”dedi.

Üniversitenin Mardin’in ve Mardinlilerin üniversitesi olduğuna dikkat çeken rektör Omay, bazı kurumların kendilerine destek olmaktan çok köstek olduklarını vurguladı.

Üniversiteyi ve valilik makamını yıpratmamak adına konu hakkında daha fazla açıklama yapmaktan kaçınan Rektör Omay, önlerindeki bütün engellemelere rağmen Mardin Artuklu Üniversitesi olarak kendilerine koydukları hedef doğrultusunda çalışmalarına ara vermeden devam edeceğini sözlerine ekledi.
http://www.artuklu.edu.tr
http://www.bitlisbulteni13.com/resim/1306634_p.jpg

Türk, Kürt, Arap, Süryani, Yezidi harmanı..

Şayet farklı ırk, dil ve inançtan insanların bir arada, barış içinde yaşamaları diye bir gelecek ümidinden söz edilebilirse, bunun hayal olmadığının kanıtı Mardin. 6000 yıllık tarihten süzülmüş kent, insanda zamanda yolculuk yaptığı duygusunu uyandıracak ne varsa hepsine sahip. Üzerine umursamazlık perdesi atılmış Mardin şimdi yeniden keşfediliyor...
http://haksozhaber.net/images/news/11639.jpg
Avni Özgürel
aozgurel@radikal.com.tr

Ne zaman kuruldu Mardin, kaç çağ yaşadı sorusuna kestirme cevaplar vermek imkansız. Söylenebilecek olan şu ki, Mardin derken insanoğlunun yeryüzü macerasıyla birlikte konduğu topraklarda kurulmuş bir kentten söz ediyoruz. Nusaybin yakınlarındaki Gırnavaz kazılarının ortaya çıkardığı yerleşim tarihi M.Ö. 4000’de başlıyor. Uruk, Sümer, Akad, Hitit derken; Pers, Roma/Bizans, Abbasi, Emevi, Artuklu, Safevi hakimiyetleri sonrası Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına katılış. 6000 yılın önemli durak noktaları bunlar.
Siyasi süreç böyle. Ancak önemli olan, açılan her yeni sayfanın gerek mimaride ve kültürde gerekse toplum katında bıraktığı izin asırlar içinden süzülüp bugüne tanışmış olması. Mardin’in kent ve insan dokusunda Türk, Kürt, Arap, Süryani, Yezidi birlikte harman olmuş halde. Kuşkusuz bu nedenle Güneydoğu Anadolu’da otuz senedir devam eden terörün etnik farklılıklara rağmen Mardin’i vurmamış olmasının, bölgenin hemen bütün il ve içlerinde olaylı geçen son yerel seçimin Mardin’de demokratik yarışa dönüşmesinin sırrı burada.
Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği M.S. 30’larda ortaya çıkan Hristiyan inancının ilk tebliğcileri Süryaniler. Yeni dini Antakya’dan dünyaya Hz. İsa’nın dili Aramice konuşan bu halk yaydı. 2. yüzyılda İznik Konsülü toplantısı sonrası Latin Hiristiyanlığı’ndan ayrılıp Ortadoks Hıristiyan yorumunu benimseyen Süryaniler o günden 1963’e kadar Mardin’de patriklik merkezine bağlı, barışçı ama müstakil kimliklerini koruyarak yaşadılar. Dünya savaşının zor günleri dahil çatışmadan uzak duran Süryanilerin 1915 tehcirine dahil edilmesiyle başlayan gurbet yılları 1963’te patrikanenin Şam’a taşınmasıyla doruğa çıktı...
O yıllarda Patrik İlyas Şakir Efendi’nin cemaatin haksızlığa uğradığını anlatmak için çırpındığı biliniyor. İstanbul’da Sultan Vahideddin’le görüşüp tehcire tabi tutulan Süryanilerin geri dönmeleri için yardımını istedi; daha sonra Ankara’ya geldi BMM hükümetine dert anlatmaya çalıştı.. Mustafa Kemal’i Ankara’ya gelişinde karşılayanlar arasında ön saftaydı Şakir Efendi.
Muhteşem mimarisiyle Mor Gabriyel, Antakya depreminden sonra patriklik makamının taşındığı Deyrul Zaferan ve onlarca kilise bugün süs gibi ayakta.. Ama sıkıntılar da diz boyu. Yasaklamalar dolayısıyla Süryani geleneğini yaşatacak okul açma imkânının olmadığı için teoloji eğitimlerini yurtdışında yapmış din adamlarına dayanmak zorunda bu kadim kültür.. Mardin-Diyarbakır Metrapoliti Saliba Özmen bunun örneği. Üniversiteyi İngiltere’de bitirdikten sonra Mardin’e gelmiş.
Mardin’in Türkmenleri Avşar Boyu’nun uzantıları. Akkoyunlu, Artukoğulları, Herikliler’den kalma topluluklar pek çok köye dağılmış halde. Mardin merkezinde nisbi Arap-Kürt-Türk dengesine karşılık ilçelerde Kürtler çoğunlukta... Yakın zaman kadar Mardin nüfusunda önemli bir yer işgal eden Keldaniler artık yok. Katolik Süryanilik demek olan Keldanilin kaybolmasının sebebi göç... Onlardan geriye kalan tek şey özenle inşa edilmiş kiliseler.
Şüphesiz bölgenin en ilginç topluluğu Yezidiler. 7. yüzyılda yaşamış Müslüman bir din adamı olan Şeyh Hadi’ye dayanan bu inancın doğuşu onun ‘Hacca gidiyorum, orada öleceğim... Şayet döndüğümü görürseniz gelen ben değilim Şeytan’dır’ demesiyle... İnançları gereği ‘Ş’ harfiyle başlayan ya da ‘Ş’ harfine vurgulu sözcükleri kullanmayan Yezidiler Hıristiyan inancının aksine insanın doğuştan masum ve temiz olduğuna ve hiçbir şartta kirlenmeyeceği düşüncesinden hareketle, bir kişinin doğru söylediğinden şüphe edildiğinde etrafına elle hayali bir çember işaret edilip, yalanını sürdürerek çember dışına çıktığı takdirde başına felaketler geleceğine inanan insanlar... Kuzey Irak’ta Laleş’teki merkeze bağlı Yezidiliğin Urfa ve Mardin bölgesindeki yerel önderleri dışında Mir adı verilen din adamları belli dönemlerde Yezidi köylerini ziyaret ederek topluğun dini ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışıyor.
Bugün için Mardin’in şansı ilk valilik görevini yapmak üzere şehre yeni atanan Hasan Duruer ve AKP’nin yeni seçilen genç belediye başkanı Mehmet Beşir Ayanoğlu.. Güneydoğunun başka illerinde vilayetle belediye arasında yaşanan gerginliğin aksine Mardin kelimenin tam anlamıyla işbirliğinin örneğini sergiliyor. Duruer ve Ayanoğlu’nun göreve başlamalarının üzerinden üç ay geçmeden eski Mardin’i ihya etmekte kat ettikleri yol, üç-beş sene sonra kentin çehresinin nasıl değişeceğinin işareti. Tek tek evleri değil eski şehrin sokaklarını bütün olarak ele alıp binalarından yollara kadar aynı anda restorasyona tabi tutma kararının ortaya çıkardığı tablonun gören herkese zaman tünelinde gezinti hissi verdiği açık.
http://www.radikal.com.tr/D/i/1/V2/radikal_logo.jpg

TÜİK Bölge Müdüründen DİKA'ya Ziyaret

Türkiye İstatistik Kurumu Siirt Bölge Müdürü Dr. Yavuz Uyar, Dicle Kalkınma Ajansı genel sekreteri Abdullah Erin'i ziyaret etti.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifedikaz.jpg
Türkiye İstatistik Kurumu Siirt Bölge Müdürü Dr. Yavuz Uyar, Dicle Kalkınma Ajansı genel sekreteri Abdullah Erin'i ziyaret etti.

Dr. Uyar, Ajans’ımız bölgedeki önemi ve TUİK olarak bölgemizde her türlü işbirliğine hazır olduklarını söyledi. İstatistiki verilerin sağlanmasında verecekleri desteklerin altını çizen Dr. Uyar, ajanstan bölge için büyük katkı beklediklerini dile getirdi.
Her türlü bilgi alışverişi için üzerlerine düşen görevi yapacaklarını söyleyen Dr.Uyar, Dicle Kalkınma Ajansı’nın faaliyet bölgesindeki (Mardin, Batman, Siirt, Şırnak) illerden sadece Siirt’te bulunan TUİK Bölge Müdürlüğünün DİKA’nın yapacağı çalışmalara da ışık tutacağını szlerine ekledi.

Bakan Davutoğlu, Artuklu Üniversitesinde konferans verecek

II. Büyükelçiler Konferansı değerlendirme toplantısı kapsamında hafta sonunu Mardin’de geçirecek olan Dışişleri Bakanı Prof.Dr.Ahmet Davutoğlu Mardin Artuklu Üniversitesinde düzenlenecek konferansa katılacak.
http://yenisafak.com.tr/resim/site/davutoglu98a9c5bce8a9c5bcfby.jpg
Aralarında 15 dolayında Türk Büyük elçisinin bulunduğu 48 kişilik heyetin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Başkanlığında 9 Ocak 2010 cumartesi günü Mardin’e gelecek.

Cumartesi günü saat 14:30 da Dışişleri Bakanı Prof.Dr.Ahmet Davutoğlu tarafından Atatürk Kültür Merkezi Vali Mehmet Kılıçlar Salonunda vereceği konferansın ardından Dış Politikada Türkiye’nin “ince” gücü, Ortadoğu’da Bilimsel ve Kültürel Sınırların kaldırılması konularının ele alınacağı.panele katılacak.

Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Serdar Bedii Omay’ın başkanlığında düzenlenecek panelde , İstanbul Şehir Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Gökhan Çetinsaya, Türkiye Şam Büyükelçisi Ömer Önhon, Başbakanlık Dış Politika Baş Danışmanı İbrahim Kalın, MAÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Yrd.Doç.Dr.İbrahim Özcoşar ve Milletvekili Cüneyt Yüksel de birer sunum yapacaklar.

Bakan Davutoğlu panel sonrasında Valilik Dara toplantı salonunda II. Büyükelçiler Konferansının değerlendirme toplantısının katılacak. Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun sabah saatlerinde ise sırası ile Mardin Valisi Hasan Duruer, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Selim Mert, Belediye Başkanı Beşir Ayanoğlu ve Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Serdar Bedii Omay’ı ziyaret edeceği belirtildi.

Sivil Toplum Kuruluşlarından Üniversiteye Ziyaret

Sivil Toplum Kuruluşlarının başkanlarından oluşan bir heyet Artuklu Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay'ı makamında ziyaret etti.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifestkr.jpg
Bakkallar Derneği Başkanı Beşir Abakay, Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Derneği Başkanı Şakir Öngüç, Köy Muhtarları Birliği Başkanı Kenco Çakar, Terziler Derneği Başkanı Bilal Akbulut ve Muhtarlar Birliği Başkanı Ahmet Uytun’ dan oluşan Sivil Toplum Kuruluşları Heyeti üniversitemizi ziyaret etti.

Sivil Toplum Kuruluşlarının başkanlarından oluşan heyeti rektör Prof. Dr. Serdar Bedii Omay makamında kabul etti. Ziyaret sırasında üniversitenin yaşadığı sıkıntı ve problemlerle ilgili görüş alış verişinde bulunuldu. STK Başkanları üniversitenin çalışmaları, bölümleri, öğrenci durumu, gelecek eğitim – öğretim yılında alınacak öğrenci sayıları hakkında rektörden bilgi aldı. Akademik kadronun niceliği ve niteliği hakkında bilgi paylaşımında bulunuldu.

Sivil Toplum Kuruluşlarının başkanlarından oluşan heyet, üniversitenin her alanda yaşadığı sıkıntıları aşmada ellerinden gelen tüm imkânları seferber etmeye hazır olduklarını ifade etti. Üniversitenin daha da gelişmesi ve ileriye gitmesi için herkesin üzerine düşeni eksiksiz yapması gerektiği ortak düşüncesi üzerinde duruldu.

Ziyaretten karşılıklı olarak duyulan memnuniyetten sonra üniversitenin daha da büyüyüp, ülkemizin ve bölgemizin önemli bir bilim yuvası haline gelmesi dileğinde bulunarak ziyarete son verildi.

Mardin’de Turkcell müşterilerine özel kampanya

Numarasını faturalı olarak Turkcell’e taşıyanlar ayda sadece 29 TL’ye her yöne tam 600 dakika yani 10 saat konuşuyor; numarasını Hazır Kartlı olarak Turkcell’e taşıyanlar ise her ay 100 kontör yüklediklerinde her yöne görüşebilecekleri 500 kontör kazanıyor.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifemturkcell.jpg
Numarasını Turkcell’e taşıyan Mardinliler çok avantajlı konuşuyor

Numarasını faturalı olarak Turkcell’e taşıyanlar ayda sadece 29 TL’ye her yöne tam 600 dakika yani 10 saat konuşuyor; numarasını Hazır Kartlı olarak Turkcell’e taşıyanlar ise her ay 100 kontör yüklediklerinde her yöne görüşebilecekleri 500 kontör kazanıyor.

Türkiye’nin lider iletişim ve teknoloji şirketi Turkcell, numarasını Turkcell’e taşıyan Mardinlilere özel, çok avantajlı bir kampanya sunuyor.

Numarasını faturalı olarak Turkcell’e taşıyanlar bu kampanyayla vergiler dahil ayda sadece 29 TL’ye her yöne 600 dakika konuşuyor. Hattını Hazır Kartlı olarak Turkcell’e taşıyanlar ise her 100 kontör yüklediklerinde her yöne kullanabilecekleri 500 kontör kazanıyor. 31 Ocak tarihine kadar devam edecek kampanya dahilinde numarasını Turkcell’e taşıyanlar bu avantajlardan tam 12 ay boyunca yararlanıyor.

Turkcell kalitesine geçmek ve ekonomik fiyata herkesle görüşmek için Turkcell İletişim Merkezleri’ne başvurarak ücretsiz olarak numara taşıma işlemi gerçekleştirilebiliyor.

Vali Hasan Duruer, İl Genel Meclis Üyelerine Yemek Verdi.

http://www.mardin.gov.tr/haber/resim/mecyem.gif
Vali Hasan Duruer, İl Genel Meclis Üyeleri ve Başkanı’na Kaburgacı Selim Usta’da yemek verdi.

Yeni yılın ilk meclis toplantısından sonra verilen yemeğe Vali Hasan Duruer, Vali Yardımcısı Şenol Koca, İl Genel Meclis Başkanı Nazım Kök, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Halil Homan ve İl Genel Meclis Üyeleri katıldı.

Yemekte bir araya gelen İl Genel Meclis Başkan ve üyeleri, 2009 yılında yapılan çalışmaların, alınan verimli kararların ve programa alınan bazı yatırımların yeni yılda aynı hızla ve daha güzel kararlarla devam etme sözünde bulundular.

Kaynaşmanın sağlandığı yemekte, Yeni yılda yapılacak ve alınacak kararların Mardin’in Sosyal Yaşamına, Kültürüne, Tarihine yakışır şekilde bir planlama ile yatırım ve çalışmaların yapılması gerekliliğinin mesajı verildi.

Vali Hasan Duruer, Kültürel Medeniyetin beşiği olan Mardin’in, Ekonomiden Eğitime, Tarımdan Turizme kadar her yönüyle kalkınması için herkesin büyük gayret ve azimle çalışması gerektiğini belirtti.

Yemekten sonra Vali Hasan Duruer tarafından, İl Genel Meclis Başkan ve Üyelerine çeşitli hediyeler verilerek, 2010 yılında da başarılı çalışmalara karar verilmesi temennisinde bulundu.

Vali Duruer’den Suriye’ye Bir Kamyon Fidan.

http://www.mardin.gov.tr/haber/resim/fidan.gif
Suriye Arap Cumhuriyeti ile ilişkilerimizi geliştirmek komşu şehir Haseki Valiliği ile komşuluk ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmek amacıyla, daha önceki Suriye ziyaretlerinde Haseki ilinde fidan diken ve ağaçlandırmayı teşvik etmek amacıyla 1 kamyon fidan hediye edeceklerini bildiren Vali Hasan Duruer tarafından 2009 Aralık ayında 1 kamyon fidanı hediye olarak Suriye Haseki iline gönderdi.

Boylu ve estetik ağaçlardan oluşan 1128 adet fidanı İl Çevre ve Orman Müdürlüğü Fidanlık Mühendisi Ahmet Yıldız eşliğinde Haseki İline gönderen Vali Duruer; Yeşilsiz bir çevre, bir dünya akciğersiz bir insana benzer. Ağaçlandırma seferberliğine Mardin’de başladık, komşu ülkede devam ediyoruz. Bu sayede komşularımızı da ağaçlandırmaya teşvik etmiş oluyoruz” dedi.
Haseki protokolü ile beraber bir kamyon fidanı teslim alan Haseki Valisi General Muazza Necip Sellum, Mardin Valisinin bu jestinden dolayı çok mutlu olduğunu fidanları şehrin en güzel yerlerine dikeceğini ve onları koruyacaklarını ifade ederek; “Komşu ve dost Ülke Türkiye’nin Mardin Şehri ile her zaman iyi diyaloglar içindeyiz. Vali Duruer ile bu kardeşlik ve dostluğumuz daha da pekişti. Kendisine bu jestinden dolayı teşekkür ediyoruz” dedi.

5 Ocak 2010

Soba zehirlenmesine karşı 10 altın kural

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/176620100101040236922.jpg
Ülkemizde her yıl yüzlerce kişi soba zehirlenmesinden hayatını kaybediyor. Oysaki çok basit önlemlerle bunun önüne geçilebilir. İşte küçük ama etkili olacak hayat kurtaran öneriler:

Soba zehirlenmesine karşı 10 altın kural

Ülkemizde her yıl özellikle kış aylarında yüzlerce kişi sobadan sızan karbon monoksitgazı nedeniyle zehirlenerek hayatını kaybediyor. Yalnızca geçtiğimiz hafta Gaziantep'te 1 kişi ve Eskişehir'de aynı aileden 3 kişi zehirlenme sonucu hayatını kaybetti.

Tüm uyarılara rağmen her yıl hidrokarbon (HC) içeren fosil yakıtların (kömür, petrol, doğal gaz vs) bilinçsizce yakılmasından kaynaklanan zehirlenmelere bağlı ölüm sayısı artmakta. Yetkililer havaların soğuması ve özellikle lodosun etkili olduğu günlerde vatandaşların soba zehirlenmelerine karşı dikkatli ve tedbirli olmalarını istiyor. Vatandaşlara soba seçiminden yakma biçimlerine, LPG'li ısınma araçlarının kuruluşundan baca temizliğine kadar alması gereken önlemlere uymaları konusunda uyarılar yapılıyor.

Doğalgazın kullanılmadığı Anadolu'nun birçok kentinde sobayla ısınma çok yaygın olarak kullanılan bir yöntem. Soba yakımı doğu yapılmadığında zehirlenme ve yaralanma gibi istenmeyen sonuçlar doğuruyor. Havaların soğumasıyla birlikte, yanlış soba seçimi, soba yakımı ve boruların eksik izolasyonu nedeniyle üzücü olayların yaşanmaması için vatandaşların dikkat etmesi gerekiyor.

Soba zehirlenmeleri nedeniyle birçok vatandaş hayatını kaybettiğini belirten yetkililer söz konusu üzücü olayların yaşanmaması için vatandaşları soba kullanımı konusunda uyardı. Zehirlenme durumlarında hasta bulunduğu yerden temiz havalı bir yere taşınmalı ve hemen suni solunum yaptırılmalı. Hasta vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna götürülmeli.

Kışın soba faciası yaşamamak için şu uyarıları dikkate alın:

1- Tekniğine uygun imalatı, temizliği ve bakımı yapılmayan bacalar zehirlenmelere ve yangınlara neden olur. Bacalar, kömür gibi fazla miktarda is bırakan yakıt kullanıldığı takdirde 2 ayda bir, diğer yakıtlar (sıvı ve gaz gibi) kullandığı takdirde ise 3 ayda bir temizlettirilmeli.
2-Kullanılan yakıtın standartlara uygunluğu kontrol edilmeli. İzin belgesi olmayan satıcılardan kömür alınmamalı.
3- Yatmadan önce sobaya kesinlikle yakıt konulmamalı.
4-Binaların yangından korunması yönetmeliklerine mutlaka uyulmalı.
5-Baca gazlarının soğumasını azaltmak, baca tepmesini önlemek ve hava şartlarının etkisini azaltmak için bacalar yalıtılmalı veya baca duvarı et kalınlığı en az 10 cm. olmalı.
6-Bacalara, yağmur suları, kuşlar, ağaç yaprakları vb maddelerin girmesini engellemek için mutlaka başlık kullanılmalı.
7-Soba tutuşturulurken yakıtın üstten yanması sağlanmalı, böylece soba içinde ortaya çıkan zehirli gazlar yanarak sobayı terk ederler.
8-Şofben zehirlenmeleri genellikle gaz kaçaklarından değil, yeterli havalandırma yapılmayan yerlerde, oksijen oranının düşmesi sonucunda karbonmonoksit oranının yükselmesiyle gerçekleştiği için şofbenin kullanıldığı yere sürekli temiz hava girmesi sağlanmalı.
9-Bacalar yatak odalarından, merdiven sahanlığından, bina girişlerinden, havalandırma boşluklarından, çatı arasından, banyo ve tuvaletten geçirilmemeli.
10-Gece yatarken soba kesinlikle açık bırakılmamalı.

Neden lodosta soba zehirlenmesi daha çok oluyor

Türkiye'de Güneybatıdan esen lodos, güneyden estiği için genellikle sıcak hava taşıyan bir rüzgârdır. Dumanın yükselme hızı, dumanın sıcaklığı ile etrafını saran havanın sıcaklığı arasındaki farka bağlıdır. Diğer bir deyişle, bacadan çıkan duman ve gazlar kendilerini soğuk bir ortamda bulduklarında hızla yükselebilirler. Sıcak bir rüzgâr olan lodos, dış ortam sıcaklığını arttırdığı için sadece sobayı boğmaz aynı zamanda bacanın çekiş gücünü de büyük ölçüde azaltır.
Zaman

Mardinli Mesut Köyan, Mardin'in yıldızı olmaya aday

Mardinli genç Mesut Köyan, Kanalurfa televizyonunda düzenlenen “Anadolu’da bir yıldız doğuyor” isimli bir programda finale kaldı.
http://www.kizilcaboluk.bel.tr/images/stories/efekursta3.jpg
Mardinli genç Mesut Köyan, Kanalurfa televizyonunda düzenlenen “Anadolu’da bir yıldız doğuyor” isimli bir programda finale kaldı.

Şanlıurfa’nın ilk ve tek uydu kanalı olan kanalurfa televizyonu bir ilke daha imza atıyor. Anadolu’da bir yıldız doğuyor isimli ses yarışması kanalurfa televizyonu ekranlarında başlıyor. Şanlıurfa denilince akla biber, çiğ köfte ve tabi ki yanık ses geliyor. “Yanık seslilerin” diyarı olan şehrimizde en güzel sesi bulmak için kanalurfa “Anadolu’da bir yıldız doğuyor” isimli bir program hazırladı.

18–30 yaş arası bay-bayan herkesin katılabileceği yarışma için başvurular başladı. 18 Kasım 2009 tarihinde başlayacak olan ses yarışmasının jürisini, ünlü bestekar ve folklor uzmanı Abdullah Balak, Devlet Korosu Şefi ve Türk Sanat müziğinin kadife sesli sanatçısı Halil Altıngöz, Devlet Korosu Sanatçısı Bakır Karadağlı, bestekar ve Halk Müziği sanatçısı Mustafa taşçı oluşturuyor.

Canlı ilk eleme bu Çarşamba saat 21:00'dan sonra başlayacak. Elemeler jüri ve SMS oylarıyla belirlenecek. Yarışmada ilk 10'a giren tek Mardinli ve özellikle ilk haftada bir Mardin Türküsü okuyacak. Har hafta sürpriz bir jürinin de hazır bulunacağı yarışma için duygularını ifade eden Mesut Köyan, Şanlıurfa gibi ses sanatçılarının merkezi konumunda olan bir yerde ilk 10’a girmenin kendisi için sevindirici olduğunu söyledi. Yarışmada birinci olacağı inancının tam olduğunu söyleyen Köyan, elemelerde kendisine destek veren Mardinli hemşerilerinin final boyunca da destek vermeye çağırdı.

Yarışmanın en heyecanlı bölümü ise finale kalan 10 kişi arasında yaşanacak. Finale kalan yarışmacılar büyük ödül 5000 TL’yi alabilmek için var güçlerini ortaya koyacaklar.

Kendi filmini satın aldı

"Ay Lav Yu" filminin yapımcısı el değiştirdi. Sinan Çetin'in yapımcılığında çekilmeye başlanan filmi, senarist, yönetmen ve başrol oyuncusu Sermiyan Midyat satın aldı.

"Ay Lav Yu" adlı politik komedinin çekimleri, Mardin'in Midyat ilçesinde yapıldı. "Aşk her yerde yazıldığı gibi okunur" sloganından yola çıkan Sermiyan Midyat'ın yazıp yönettiği ve başrolünde oynadığı filmin yapımcılığını, Sinan Çetin'in sahibi olduğu Plato Film üstlendi. Filmin vizyon tarihi ise 22 Ocak olarak açıklandı.

Değişikliğin nedeni açıklanmıyor

Ancak "Ay Lav Yu"nun gösterime girmesine kısa bir süre kala, yapımcı el değiştirdi. Sinan Çetin ile yola çıkan filmin tüm haklarını, Sermiyan
Midyat'ın sahibi olduğu Oyunbozan Productions satın aldı. Filmin basına gönderilen bültenlerinde, künyedeki yapımcı Ebru Yalçın ve Sermiyan Midyat
olarak değiştirildi. Midyat'ın parasal konularda Sinan Çetin'le uzlaşamadığı için bu yolu seçtiği iddia edildi.

Plato afişten çıkarıldı

"Ay Lav Yu"nun yalnızca yapımcısı değil, gösterim tarihi de değişti. Yeni tarih 12 Mart olarak belirlenirken, hazırlanan tüm afişlerden de "Plato Film" ibaresi çıkarıldı.
mardinlife.com

Vali Duruer'in, bir yıllık değerlendirme toplantısında en çok üniversite konuşuldu

5 Ocak 2009 tarihinde göreve başlayan Mardin Valisi Hasan Duruer'in bir yıllık değerlendirme toplantısında en çok üniversite konuşuldu.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifevalitop.jpg
Mardin’de göreve başladığı 5 Ocak 2009 tarihinde bir yıllık değerlendirme toplantısı düzenleyen Mardin Valisi Hasan Duruer Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay ile ilgili olarak ilginç bir iddiada bulunarak kendisini cumhurbaşkanına kadar şikâyet ettiğini söyledi.

Erdoba Butik otelde Mardin’de görev yapan ulusal ve yerel gazetelerin temsilcileri ile bir araya gelen Vali Hasan Duruer, turizmden kültüre, sağlıktan eğitime, spordan yatırımlara kadar bir yıllık çalışmalarını değerlendirdi.

Basın açıklamasında Vali Yardımcısı Ferhat Özen, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Muazzez Kurtay ile Özel Kalem Müdürü Hüseyin Kurtay'ın yanında gazetemiz köşe yazarı ve muhabirlerinden, Nezir Güneş, Ekrem Arslan, Şeyhmus Edis, Kadir Üründü, Arif Altunkaynak, Selahattin Erol ve Mardin Life Dergisi Yayın Kurulu üyesi ve yazarlarından Yusuf Metin Yardımcı da hazır bulundu.
Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Serdar Bedii Omay hakkında ilginç iddialarda bulunan Vali Hasan Duruer, “Mardin’de kamuoyunu en fazla meşgul eden üniversite konusudur. Atatürk Kültür Merkezini ve 36 derslik bir binayı rektörlüğe tahsis ettik. Bütün odalar derslik olarak kullanılabilir. Her iki binada tam 127 oda var ve 20 tanede personelin muvafakatını verdik. Hangi personeli istediyseler ben vermişim. Eski valilik binasını her şeyi hazır olmasına rağmen valilik olarak kullanabilirdik ama biz mimarlık fakültesi olarak kullanmaları için onlara verdik. Biz gelecekte üniversitenin önünü kapanmaması için etraftaki arazileri aldık. Buna rağmen üniversite benim hakkımda devlet bakanına, kültür bakanına, başbakana ve cumhurbaşkanına şikayetlerde bulundular. Benim kimseyle itilafım yok çünkü ben valiyim ben duygularımla hareket etmem mantığımla hareket ederim. Devlet idaresi akıl ve mantıkla yürütülür duygularla yürütülmez. Herkes diyor ki vilayet üniversiteye engel oluyor. Üniversitenin işi 39 tane lojman almak değildir. Saltanat makamı gibi genel sekreter odasını dayayıp döşemek değildir. Üniversitenin işi talebe yetiştirmektir. Talebelerin buraya gelmesini sağlamaktır. Bu kadar imkanlara rağmen hala öğrenciler Diyarbakır’da okumaktadır.”dedi.

“ÜNİVERSİTEYE EN BÜYÜK DESTEĞİ BEN VERDİM”

Göreve geldiği günden beri “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” felsefesiyle hareket ettiğini dikkat çeken vali Duruer, “Bilindiği gibi bu kente kent konseyi diye bir merci var ve burada gazeteciler ve yöneticiler de var burada kentin sorunları tartışılmakta ve isteyen herkes katılabilmekte burada sayın rektörümüze çağrıda bulunduk gelip burada üniversite ile ilgili sorunları konuşalım diye. Becerisizliklerinin suçunu bana atıyorlar. Onlara gelin üniversitenin sorunlarını konuşalım kent konseyinde tartışalım hiçbiri gelmedi. Başta da söyledim her konuya açığız, tartışırız. Ayrıca belediye başkanıyla bir komisyon kuralım dedik rektörlük ve STK’larda olsun dedik. Rektör gelmeyeceklerini söyledi ben daha sonra gazetelerden öğreniyorum Midyat ve Nusaybin’de yüksekokul kurulacak ama 200 bin nüfuslu Kızıltepe planda yok bunun ne anlamı var Kızıltepe’de de kurulsun. Biz her konuda 3 ilçede de valilik olarak yardımcı oluruz. Eğer üniversitenin istediği bir şey varsa bunun yolu diyalogdan geçer dedikodudan ve şikayetten geçmez. Yanımdan uzaklaştırdığım bazı yalakalar ve dalkavuklar var. Onların büyük etkisi var. Bu konuda ben yaptığım bütün işlerin hesabını verebilirim yanımda çalışmayan personel bulundurmam. Karşılaştırma olarak diğer illerin üniversite için yaptıklarını söyleyeyim. Bakın dört tane il Batman, Şırnak, Muş, Siirt dördünü bir araya getirseniz. Bizim valilik olarak yaptıklarımızı o illerin valiliği yapmamıştır. Siirt ve diğer illerde eğitime destek varken bizde sadece 39 daire alabiliyor. Batman’da üniversitenin yerleşke planı çıkmış bizde daha çıkmamış, Batman’da yardımdan 900 bin lira toplanmış bizde 1 milyon toplanmış bende valiliğin hiçbir katkısı yokmuş. Yerleşkenin tahsisi dışında bina faslı yok.biz dört tane valinin yaptığından daha fazlasını yapmışız.”diye konuşu.

“TÜRKİYE’DE BİR İLKİ MARDİN’DE GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”

Açıklamasında kültürel dönüşüm projesi kapsamında yapılan çalışmalara da değinen Vali Duruer açıklamasın şu şekilde sürdürdü:

“İstanbul Metropolitan firmasıyla ortaklaşa düzenleyeceğimiz Türkiye’de tek, dünyada sayılı bir projeye imza atıyoruz. Şehrin tamamını lazerle taratıyoruz bu şekilde üçboyutlu bir şekilde şehri gezebileceksiniz. Alt yapı konusunda şuanda belediye başkanımızın iller bankasıyla çalışması var. Kanalizasyon ve su sorununu çözecek ve elektrik ve telefon kabloların hepsi yeraltına alınacak. Gözünüzün görebileceği bütün kirliğini kaldırıyoruz ve bu kenti en güzel yerleşim haline getireceğiz. Bu konularla ilgili devlet bakanı Cevdet yılmaz ve kültür bakanın ciddi destekleri oldu. Yaptığımız çalışmalar hakkında bir slayt gösterisi hazırlayacağız ve bunu İstanbul’da bir basın toplantısıyla bütün kamuoyu ve başbakanla, cumhurbaşkanı ile paylaşacağız. Başbakandan bu projeye büyük bir destek alacağımızı umut ediyorum. Bunlar bittikten sonra daha fazla turist bekliyoruz. Başka otel zincirlerinin gelmesini bekliyoruz bunun ilgili görüşmelerimiz var.”

Eğitim konusunda yapılan çalışmalara önem verdiklerini dikkat çeken Vali Duruer, “Biliyorsunuz çöreklenmiş bir sürü problemler var. Hiçbir iş yapmayan sadece maaş alan insanlar vardı. Burada öğrencilerimizin sorumluluğu bize aittir. Bu yüzden milli eğitim müdürünü değiştirdik. Okulların temizliği ve çalışmaları yapılmalıdır. Bizim hedefimiz sadece çocukları sosyal hayata da adapte etmemiz lazım. Özel idare ve halkın katkılarıyla bir çok okul yaptırdık.”şeklinde konuştu.
İletişim Haber Merkezi
http://www.mardinlife.com/haberler/yazimaraclari/my_documents/my_pictures/Z3F_asa.JPG

Mardinli Hemşerimiz Türkiye'nin yeni Washington Büyükelçisi

Büyükelçi Nabi Şensoy'dan boşalan Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği görevine, hemşerimiz olan Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olan Büyükelçi Namık Tan getirildi.
http://i.sabah.com.tr/2009/12/24/Haber/728896950000.jpg
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun, Tan'a, yeni göreve ilişkin tebligatı yaptığı, bundan sonraki süreçte ABD yönetiminden agreman isteneceği, daha sonra da atamanın Resmi Gazete'de yayınlanmasının ardından resmileşeceği bildirildi.

Kaynaklar, bu önemli göreve Tan'ın seçilmesinde, deneyiminin yanısıra ABD'yi iyi tanıyan diplomatlardan biri olmasının etkili olduğunu belirterek, Tan'ın, Türkiye'nin bu en önemli temsilciliklerinden biri olan Washington Büyükelçiliği'ni yapabilecek yetkinlikte olduğuna dikkati çekiyorlar.

Aynı kaynaklar, bu atamanın, bakanlıkta son dönemde gözlemlenen gençleştirme politikasının da bir parçası olduğuna işaret ederek, bu geleneğin bundan sonra da süreceğini belirtiyorlar.

NAMIK TAN KİMDİR?

Büyükelçi Namık Tan 1956 yılında Mardin'de doğdu. Babası Rami Bey, Kaymakamlık, Valilik ve Danıştay Genel Sekreterliği görevlerinde de bulundu. Rami Tan, Namık Kemal'e hayranlığı nedeniyle oğlunun ismini "Namık' koydu. Tan, ilkokula Antakya'da başladı ve Ankara'da mezun oldu. Galatasaray Lisesini kazandı ama Ankara'dan ve ailesinden ayrılmamak için gitmedi.

HEP DİPLOMAT OLMAYI İSTEDİ

TED Ankara Marif Kolejinden mezun olmasının ardından, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne girdi. 1978 yılında da Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Babası, diplomat olmasını çok istiyordu, Namık Tan'ın da fikri babasıyla aynıydı. Onun da gönlünde diplomat olmak vardı ancak Tan'ın Hukuk Fakültesinden mezun olduğu yıl Dışişleri Bakanlığı sınav açmadı. Tan'da, Dışişleri sınavına giremeyince askere gitme kararı aldı ve uzun dönem askerlik görevini asteğmen olarak tamamladı. Tan, vatan hizmetini tamamlamasına yakın Dışişleri Bakanlığını yeni sınav açtı. Sınavı kazanan Tan, 1982 yılının Temmuz ayında, çok istediği Dışişleri Bakanlığına girdi. Tan, aslen Kayseri'li olan Figen hanımla evlendi.

NEW YORK'TA SEFİL OLURUM BENİ MOSKOVA'YA GÖNDERİN

Tan, Brüksel'e, NATO Daimi Temsilciliği'ne geçici olarak görevlendirildi. Türkiye'ye dönmesinin ardından, New York'a, BM Daimi Temsilciğine görevlendirildi. Ancak bu verilen görevin tebliğ sırasında, beklenmedik bir şekilde itiraz etti ve amirine "Benim bir çocuğum var, orada nasıl geçinirim, New York'ta sefil olmayı düşünmüyorum. Duydum, Moskova açılıyormuş. Beni Moskova'ya tavsiye edin efendim' dedi' ve üçüncü kâtip olarak Moskova'ya atandı. Glasnost'un temellerinin atıldığı yıllara şahit oldu. Daha sonra Abu Dabi'ye tayin oldu.

TAN, ÖZAL'DAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİ

Büyükelçi Namık Tan, 1989 yılında Cumhurbaşkanlığı Özel kalem müdür yardımcısı oldu. İki yıl kadar Turgut Özal ile çalıştı. Körfez Savaşında Turgut Özal'la birlikteydi. Özal'dan çok şey öğrendi. Daha sonra Büyükelçi olarak atanacağı, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde de önce Başkatip sonra Müsteşar görevlerinde bulundu. 1995'te Türkiye'ye, Dışişleri Bakanlığı ABD Dairesi'ne şube müdürü olarak geri döndü. ABD'de Bakü-Ceyhan Boru Hattı projelerinde beraber çalıştığı Emre Gönansay'ın Dışişleri Bakanlığı döneminde ise bakanın özel kalem müdürlüğü yapan Tan bu görevine, Tansu Çiller ve İsmail Cem'in Dışişleri Bakanlığı dönemlerinde de devam etti.

İSRAİL BÜYÜKELÇİLİĞİ

Namık Tan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Dışişleri Bakanlığı döneminde, Dışişleri Bakanlığı sözcülüğüne getirildi. Sözcülük görevi sırasında Tan, en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün basın mensuplarına eşit ve açık davrandı, 24 saat telefonunu gazetecilere hep açık tuttu ve gazetecilerin Namık Ağabey'i oldu. Türkiye'nin İsrail'de Büyükelçiliğine atanan Tan, daha sonra Dışişleri Bakanlığı Müsteşar yardımcısı olarak Türkiye'ye geri döndü.

Vali Duruer'den başarılı personele takdirname

Mardin Valisi Hasan Duruer, 2009 yılında başarılı çalışmalara imza atan 40 personele takdir belgesi verdi.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifetakdirvali.jpg
Vali Hasan Duruer, 2009 yılında vali yardımcıları ve il müdürlerinin de aralarında bulunduğu 40 personelini başarılı çalışmaları sebebi ile tebrik ederek gösterdikleri üstün gayret ve başarılı çalışmalarından dolayı takdir belgesi ile ödüllendirdi.
Valilik Nişli Salonu'nda düzenlenen törende konuşan Duruer, "2009 yılı içinde başarı sağlayan bu değerli vali yardımcılarımız, il müdürlerimiz ve diğer personelimiz üstün ve başarılı bir çalışma sergilediler. Kendi sahalarında çok ciddi çalışmalar yaptılar. Gece-gündüz demeden başarılı çalışmalarından dolayı ve bunun yanı sıra kendilerine verilen vazifelerin dışında da kendi yaptıkları üstün hizmetlerden dolayı onlara bu takdirnameyi uygun gördük."dedi.
Vali Duruer, başarılı olan her personelin arkasında ve yanında olduklarını sözlerine ekledi.

4 Ocak 2010

SAĞLIKLI BİR HAYAT İÇİN PÜF NOKTALARI

http://www.sonsuzsifa.com/blog/wp-content/plugins/wp-o-matic/cache/5a97e_saglikli-yasam.jpg
  • Hastalıklara karşı alınacak önlemlerin başında hijyen gelir. Sanılanın aksine nezle en fazla solunum yoluyla değil ellerde kalan mikropların diğer kişilere bulaşmasıyla yayılır. Mutlaka suya ve sabuna dokunarak el temizliği yapmaktan vazgeçmeyin.
  • Diş temizliği ve sağlığı bütün vücudu etkileyecek öneme sahiptir. Mutlaka diş sağlığınıza gereken önemi verin. Diş fırçalamak veya misvak kullanmak vazgeçmeyeceğiniz alışkanlıklarınızdan olsun.
  • Beslenmenizde sağlığınıza yararlı olan yiyecekleri en az bir gömlek veya kravat alırken gösterdiğiniz ihtimamla seçin.
  • Kullanacağınız her gıdanın ve ilacın son kullanma tarihine mutlaka dikkat edin. Son kullanma tarihi geçmiş hiçbir gıda ve ilacı kullanmayınız.
  • Uykunuza gereken zamanı ayırın. Düzensiz uykunun size pek faydası olmayabilir. Uyku düzenini sağlayın.
  • Sebze ve meyveleri taze iken tüketmeye önem verin. Dondurulmuş veya uzun süre buzdolabında kalmış meyve ve sebzeler besin değerini büyük ölçüde kaybeder.
  • Yemeklerinizde çorbaya yer verin. Çorbaya katacağınız baharatlarla hem ihtiyacınız olan vitaminleri alacaksınız hem de vücudunuz için gerekli suyun önemli bir kısmını karşılamış olacaksınız.
  • Ayakkabınızın topuklarına dikkat edin. Fazla yüksek topuklar sizi daha uzun gösterebilir ama bu sizin sağlığınızı bozar. Topuksuz ayakkabılardan da sakının.
  • Her gün mutlaka bir kâse yoğurt veya bir bardak süt için. Kalsiyum ve magnezyum vücut için çok gereklidir.
  • Düzenli spor veya egzersiz yapmayı ihmal etmeyin. Hadi şu an bile başlayabilirsiniz. Bu sizin hayatınız, ne kadar sağlıklı olursanız o kadar mutlu olursunuz.
  • Aşırı miktarda kırmızı ete, sigaraya, alkollü içeceklere, kolalı içeceklere boş verin.
  • Evinizde ecza dolabı bulundurun.
  • Sağlığınızla ilgili her hususu mümkünse bir hekime veya ona ulaşamıyorsanız bilgisine güvendiğiniz birine danışın.
  • Hekim tarafından önerilmeyen ilaçları ve onların önerdiği doz dışında kullanmayın.
  • Kendinize ve ailenize zaman ayırın. Mutlu olduğunuzu hissettirin. Asla ertelemeyin.
  • Açık havada dolaşmak, tabiatı seyretmek ve dinlemek sizi rahatlatır. Deneyin.
  • Dostlarınızla sık sık bir araya gelmek için bahane bulun.
  • Her yemekten önce ve sonra şükretmeyi unutmayın.
  • Tanıdığınız insanlara hediye almayı ihmal etmeyin. Hediyeleşmek dostluğu pekiştirir.
  • Sofranızda beyaz ekmek yerine buğday veya çavdar ekmeğini tercih edin.
  • Lokmaları iyi çiğneyin.
  • Zayıflama için rejim yapıyorsanız vücudunuzu yağdan tümüyle mahrum bırakmayın çünkü vitaminlerin bir kısmı vücuda yağlarla birlikte alınır.
  • Lifli sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmeyin. Posalı olan bu besinler bağırsak yüzeyini korurlar.
  • Daha önce de önerdiğimiz gibi, sindirim sisteminin dinlenmesi ve vücuttaki zehirlerin atılması için haftada bir gün yalnızca meyve yiyin ve su için.
  • Beyaz şekeri boş verin tercihiniz esmer şeker veya bal olsun.
  • Evinizi eşya ile değil, görmekten mutluluk duyacağınız şeylerle doldurun.
  • İlk yardım bilgisi edinmeyi ihmal etmeyin.
  • Kendine yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkalarına da yapmayın.
  • Çocukları önce dinleyin ve anlamaya çalışın. Bunu asla ihmal etmeyin. Onlar sizi değil siz onları anlamak zorundasınız.
  • İnsanları sevdiğinizi kendilerine söyleyin.
  • Her hata sebebiyle kendinizi veya başkalarını kınamayın. Hayatta her şey mükemmel olamaz değil mi?
  • Güzel bir söz veya gülümsemeyle bile olsa mutlaka iyilik yapın ve hiçbir iyiliği asla küçümsemeyin.
  • Başka insanların yanında çocuklarınızın kusurlarını değil iyiliklerini söyleyin. Bu onları daha çok mutlu eder ve size saygı duyarlar.
  • İnsanların gizlemeye çalıştıkları kusurlarını araştırmayın.
  • Zamanınızı iyi ve doğru değerlendirin. Boş zaman diye bir zaman parçası yoktur unutmayın ve bu sözü kullanmayın.
  • Herhangi bir şeyin kabulü için karşı taraf dediğiniz kişi veya kişilerle tartışmayın. Bu, hem kabulü imkânsız kılar hem de sinirlerinizi yıpratır.
  • Dostlarınızı dikkatli seçin.

3 Ocak 2010

Derik'te 119 Öğrenci Sodes Projesi ile Dershaneye Gidiyor

Derik ilçesinde Derik ve Köyleri Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nin yürütmekte olduğu Sosyal Destek Programı(SODES) "Üniversiteye Ümit Işığı" projesi ile maddi imkânı yetersiz 119 öğrenci dershaneye gidiyor.
http://img.haberler.com/haber/709/derik-te-119-ogrenci-sodes-projesi-ile-dersha-1865709_o.jpg
Devlet Planlama Teşkilatı(DTP)'nın finanse ettiği Sosyal Destek Programı(SODES) "Üniversiteye Ümit Işığı" Projesi Mardin Valiliği koordinatörlüğünde, Derik ve Köyleri Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından yürütülüyor. Projeyle, liseyi bitirmiş öğrencilerin tarlada çalışmak yerine eğitimine devam etmeleri için ücretsiz dershaneye gönderilerek üniversiteyi kazanmaları hedefleniyor. Hafta içi beş servis aracı yaklaşık 100 km yol katederek öğrencileri Derik'te dershaneye taşıyor. Öğrencilerden herhangi bir ücret talep edilmezken tüm masraflar Devlet Planlama Teşkilatı tarafından karşılanıyor. Proje ile bölgeninin eğitim seviyesinin ve üniversiteli gençlik sayının artması hedefleniyor. SODES projeleri sadece GAP bölgesinde uygulanıyor.

Proje koordinatörü Harun Aksu yaptığı açıklamada "Bu proje ile gençlerimizin tarlada çalışmak yerine üniversiteye gönderilmesi hedefleniyor. Derik'in en uzak köyüne servis konularak, ilçeye gelmesi çok zor olan öğrencilerimize de ulaştık. Liseyi zor şartlarda çevre illerde okuyan bu öğrencilerin köylerine servis konularak ailesinin yanında üniversiteyi kazanmalarını amaçlanmaktadır. Maddi durumu yetersiz olan bu öğrencilerimize dernek olarak her türlü desteği vermekteyiz. Ayrıca bu proje ile bize imkân sunan Devlet Planlama Teşkilatı'na ve Mardin Valiliği'ne teşekkür ediyoruz." dedi.

Mardinspor Yönetiminden Toplu İstifa

Mardinspor yönetimi önceki yönetimlerin kendi dönemindeki borçları ödemedikleri gerekçesi ile toplu halde istifa etme kararı aldı.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifesporistifa.jpg
TFF 2. Lig B Kategorisinde mücadele eden Mardinspor yönetimi önceki yönetimlerin kendi dönemindeki borçları ödemedikleri gerekçesi ile toplu halde istifa etme kararı aldı.

Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Alkan başkanlığında bir araya gelen Mardinspor yönetimi taraftarların huzurunda istifa ettiklerini açıkladı. Ara transfer dönemi olmasına rağmen bir önceki yönetimin bıraktığı borçları ödeyemez hale geldiklerini belirten Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Alkan, transfer yapamamanın yanında her yerden gelen eleştiriler karşısında istifa etmek zorunda kaldığını söyledi.

Tabutun altında “Mardinspor ölüyor yok mu yardım eden?” yazılı slayt eşliğinde konuşma yapan Başkan Alkan, “Bizden önceki dönemlerden kalma takımımızın futbol federasyonuna olan 2,5 milyonluk borcunu yaptığımız birebir araştırmalar sonunda 679 bin liraya düşürdük. TFF’nin bazı futbolcuların alacağına mahsusen bizden iki sefer para aldığını tespit ettik. Hem bizden elden para aldılar hem de çeklerini icraya vererek bizden para almışlar. Bizler gittik onlara söyledik futbolcuların alacağını garanti altına alırken kulüpleri niye mağdur ediyorsunuz diye şikayette bulunduk. Bu şekilde borçlarımızı sildik. Bu bizim yönetimin başarısıdır.”dedi.

Süleyman Bölünmez dahil hiç kimseden dilenmediklerini vurgu yapan Alkan, geçmişe dönük borçlarını ödemek için önceki yönetimleri borçlarını ödemeye çağırdı. Alkan, “Bu takımın onursal başkanına ve diğer başkanlarına plaket verdim. Onurları onurlandırdım. Hepsinden ellerini taşın altına koymalarını istedim. Onlara Mardinspor sizin için araç değil amaç olmalı dedim. Gelin başkan olun ben sizin çaycınız olayım dedim. Ama kimseden ses çıkmadı. Bu adamlar benim başkanlığımı eşek gibi kabul edecek. Ben bugüne kadar getirdim. Benden ve yönetiminden buraya kadar. Kulübe olan borcumdan da vazgeçmiyorum.”diye konuştu.

Açıklamasında sık sık önceki yönetimlere ve taraftarlara eleştirilerde bulunan Alkan, takımın resmi web sitesinde kendinse yönelik yapılan eleştirilere bir bir cevap verdi. Daha önce çalışmalarını yaptığı stadyum projesini Mardin’de ayrılıyor olmasına rağmen takip edeceğini sözlerine ekledi.

Tabutun resminin “Mardinspor ölüyor yok mu yardım eden?” yazılı slayt eşliğinde konuşma yapan başkanı Tekin Alkan’ın Süryani olmasından dolayı tabutun üzerinde de haç işaretlerinin bulunması dikkat çekti.

Toplantıda daha sonra söz alan Mardinspor yönetim kurulu başkan yardımcısı Mehmet Nur Çelik ise zor günlerde sırtladıkları takımı bugün ligde puan sıralamasında üst sıralara taşıdıklarında yaşadıkları zorluklar hakkında bilgiler verdi.

Toplantıya katılan taraftarlar derneği başkanı Celal Yel ise Mardinspor’un görevdeki yönetimini başarılı bulduğunu söyledi. Yel yönetimin eleştiriler karşısında çıkıp istifa etmesine anlam veremediğini dikkat çekti.
http://www.mardinlife.com/haberler/yazimaraclari/my_documents/my_pictures/AC7_aa.JPG

İşe giriş mülakatında çıkabilecek 30 soru

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/672120090302090421231.jpg
İşe giriş mülakatında yönetici adayları için hazırlanmış ve dünyanın her yerinde geçerli şu 30 olası (hatta kaçınılmaz) soruya hazırlıksız yakalanmamakta fayda var:

ÖSS geçirmiş gençler, ’eski sınavlarda çıkmış, yeniden çıkabilecek sorulara hazırlanmak’ konusunda zaten tecrübeli. İşe giriş mülakatında karşınıza çıkabilecek soruların tamamını tahmin hatta hayal etmek tabii ki mümkün değil. Ama en azından, Le Journal du Net’in hazırladığı, yönetici adayları için hazırlanmış ve dünyanın her yerinde geçerli şu 30 olası (hatta kaçınılmaz) soruya hazırlıksız yakalanmamakta fayda var:

1- Niçin bizimle çalışmak istiyorsunuz?

2- Kendi hakkınızda bize ne anlatabilirsiniz?

3- Şirketimiz hakkında ne biliyorsunuz?

4- Şirketimize pozitif katkınızın ortaya çıkması için sizce ne kadar bir süreye ihtiyacınız var?

5- Çalışma / yönetim şeklinizi bize biraz anlatabilir misiniz?

6- Şu anki (en son) işinizde, sizi en çok mutlu / mutsuz eden neydi?

7- Siz bize başkalarının veremeyeceği ne verebilirsiniz?

8- Yönetici pozisyonunun en zor yanı nedir sizce?

9- CV’nize bakınca bu görev için fazla nitelikli (kalifiye) görünüyorsunuz. Ne dersiniz?

10- Size, yapmakta olduğunuz görevin bütün avantajlarını terk ederek yeni bir görev önerilse, ne yapardınız?

11- İşe alımlarda yanıldığınız oldu mu?

12- Riski sever misiniz?

13- Stresli bir insan olduğunuzu söyleyebilir misiniz? Acil bir durum, ciddi bir sorun karşısında tutumunuz ne olur genelde?

14- Başvurduğunuz pozisyonu bize tarif eder misiniz.

15- Gereğinde otoriter olmayı bilir misiniz?

16- Uzun dönemli hedefleriniz neler?

17- Şirketimizde ne kadar süreyle çalışmayı hedefliyorsunuz?

18- İyi bir yönetici misiniz? Bir kaç örnek verebilir misiniz?

19- Önceki işinizi niye terk ettiğinizi (terk etmeyi düşündüğünüzü) söyler misiniz.

20- Tepe yönetici olacak potansiyele sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?

21- Bu görevin sizce ’artısı’ nedir? Ve ’eksisi’ nedir?

22- Sizi niye işe alalım sizce? (Siz olsanız sizi işe alır mıydınız? Niye?)

23- Birini işe alırken, neye bakarsınız, ne ararsınız?

24- Bir işte, bir görevde ne ararsınız? Beklentileriniz neler?

25- Sektörümüzde ileriye dönük hangi büyük eğilimleri gözlemliyorsunuz?

26- Başvurduğunuz iş / görev için doğru maaş ne kadardır sizce?

27- Şu anki (veya işe kabulünüz halinde çalışacağınız) üst yöneticiniz hakkında ne düşünüyorsunuz?

28- Bu yaşta gelirinizin daha yüksek olması gerekmez miydi?

29- Geçmişte personel çıkarmanız gerekti mi? Gerektiyse niçin ve bu süreci nasıl yönettiniz?

30- Küçükken, nasıl bir gelecek, nasıl bir çalışma hayatı hayal ederdiniz?

Tüketiciyi aldatanlara ceza artışı

Ulusal yazılı ve görsel basında tüketiciye yönelik aldatıcı ve yanıltıcı reklam yapan firmalara uygulanacak cezanın 2010 yılı için 68 bin 678 liraya çıkarıldığı bildirildi.
http://www.habervaktim.com/resim/resim101108_2.jpg
Bursa Sanayi ve Ticaret İl Müdürü Mahmut İnan, yaptığı açıklamada, tüketicileri aldatanlara yönelik verilen cezaların 2010 yılı için yeniden belirlendiğini söyledi.

Ticari reklam ve ilanların yasalara uygun dürüst ve doğru olmaması, tüketiciyi aldatıcı ve yanıltıcı olması durumunda uygulanacak cezanın 6 bin 867 lira olduğunu ifade eden İnan, şöyle konuştu: ''Ulusal ve görsel basında tüketiciye yönelik aldatıcı ve yanıltıcı reklam yapan firmaların cezası ise 68 bin 678 liraya çıkarıldı. Tüketicinin eğitilmesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca belirlenen usül ve esaslara aykırı hareket edilmesi durumunda firmanın alacağı ceza ise bin 144 lira olarak belirlendi. Aykırılık, ülke bazında yayın ile gerçekleşirse 10 katı ceza uygulanacak.''

-DİĞER CEZALAR-

İnan, garanti belgesiyle ilgili cezanın ise 228 liraya yükseltildiğini dile getirerek, ''Tüketiciye garanti belgesi verilmemesi, garanti süresi içinde arızalanan malın ücretsiz tamir edilmemesi hallerinde firma bu cezaya çarptırılacak'' dedi.

Ülkede üretilen ya da ithal edilen ürünlerin Türkçe kılavuzu olmadan satılması durumunda firmaya verilecek cezanın 228 liraya çıkarıldığını bildiren İnan, kampanyalı satışlarda, tüketicinin vazgeçmesinin ardından o ana kadar ödenen bedeli geri vermeyen firmaların ise 572 lira cezayla karşılaşacağını bildirdi.

İnan, kampanyalarda satış ve teslim tarihi ile ilgili bilgilerin tüketiciye sunulmaması halinde verilecek cezanın ise 228 milyon liraya yükseltildiğini belirterek, satışa sunulan ayıplı malların ya da ambalajlarının üzerine ''özürlüdür'' ibaresi yazmayan firmaların da 228 lira ceza ödeyeceğini kaydetti.

Kapıdan satışlarda kurallara aykırı edenlerin 228 ile 572 lira arasında ceza ödeyeceğini vurgulayan İnan, firmaların tüketicilerin haklarına aykırı etmemeleri uyarısında bulundu.

Sözleşme yoksa mutluluk da yok!

http://medya.zaman.com.tr/2010/01/03/evlilik.jpg
İki gönül bir oldu mu samanlık seyran olmuyor artık. Boşanma durumunda malların kime kalacağı bile evlenmeden önce yapılan sözleşmelerle kararlaştırılıyor.

Resmî sözleşmeler yaygın değil ama, karşılıklı sözlerin verildiği gayri resmî anlaşmalarda üstümüze diyecek yok.

Eskiden "İki gönül bir olunca samanlık seyran olur" derlermiş... Bir göz oda, birkaç kap kaşık yetermiş mutlu bir yuva kurmak için. Şimdi öyle mi? Önce her şey tastamam olsun istiyoruz. Dayalı döşeli bir ev, sonra altınlar, takılar... Tam 'her şey bitti, şimdi mutlu bir yuva kurmanın zamanı' derken güven sorunu ortaya çıkıyor. Nikah defterine imza atmadan önce bir sözleşme yapmak gerekir! Ne sözleşmesi? Tabii ki evlilik sözleşmesi. Birkaç maddeli bu sözleşmede boşanma durumlarında her şey yazmalı. Tuhaf değil mi, daha evlenmeden boşanmayı düşünüyoruz. Bu güvensizlik hali ne olacak peki?

Noter onaylı evlilik anlaşmaları, geçtiğimiz günlerde boşanan Cem ve Alara Uzan çiftinin yaptığı evlilik sözleşmesinin ortaya çıkmasıyla yeniden gündeme geldi. Peki, nasıl yapılıyor bu anlaşma? Eşler evlenmeden önce kendi aralarında veya bir avukat eşliğinde sözleşmede yer almasını istedikleri maddeleri belirliyor. Çoğunlukla bu talepler boşanma ya da aldatılma durumlarında malların nasıl paylaşılacağı, tarafların birbiri üzerindeki haklarının ne olacağıyla ilgili oluyor. Maddeler belirlendikten sonra noterde onaylatılıyor ve gerektiğinde delil olarak kullanılıyor.

Batı'da yaygın olarak yapılan evlilik sözleşmeleri, Türkiye'de de yaygınlaşmaya başladı. Aile danışmanı Efkan Yeşildağ, bunun sebebini insanların kendi hak ve sorumluluklarını çok fazla bilmemesine bağlıyor. Zaten herhangi bir anlaşma yapılmasa da 1 Ocak 2002'de düzenlenen Medeni Kanun'a göre, boşanma durumunda her eş, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi oluyor.

Avukat Cengiz Hortoğlu, edinilmiş malın da yanlış anlaşılmaması gerektiğini belirtiyor. 'Edinilmiş mal, evlilik süresince kazanılarak alınan mallardır.' diyor.

Evlilik sözleşmelerinin yaygınlaşmasında tek etken bu değil. Sık sık gündeme gelmesinden dolayı medyatikleşmiş olması. Tabii en önemli neden toplumda güvensizliğin artması. Güvensizlik arttıkça bu tarz yazılı metinlere karşı ilgi de artıyor.

Zengin aileler mal ayrılığı sözleşmesi yapmak istiyor

"Mutlu Olmak İçin Evliliğin Şifreleri" kitabının yazarı Avukat Cengiz Hortoğlu bazen zengin olan eşin ileride mallarını paylaşmak istemediğinden mal ayrılığı sözleşmesi yapmak istediğini belirtiyor. Bu talep daha çok ailesinin isteğiyle erkek tarafından geliyormuş. Hortoğlu, "Böyle durumlarda diğer eş de 'Bana güvenmiyor musun? Bu nasıl sevgi?' diyerek buna karşı çıkıyor." diyor. Hortoğlu, böyle bir isteği doğru bulmasa da, karşı taraf bundan rahatsızlık duyuyorsa göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyor.

Cengiz Hortoğlu, bazen de evlenecek olan kadınların veya erkeklerin olmayacak sözleşme talepleriyle geldiğini söylüyor.

Birkaç ilginç resmi sözleşme talebi:

Boşanırsak, çocuğun velayetinin bana verilmesini sözleşmeye koyabilir miyim?

Sözleşmeyle, eşim anneme babama saygı göstermezse, tazminat ödemesini garanti altına alabilir miyim?

Çocuk olduğunda eşimin işi bırakıp çocuğumuza bakmasını istiyorum. Bunu yazabilir miyiz?

Evlilik anlaşması yerine kendi değerlerimizi örnek alsak yeter

Aile Danışmanı Efkan Yeşildağ: Evlilik sözleşmeleri karşılıklı olarak eşlerden herhangi birine bir mağduriyet yaşatılmayacağına dair birtakım hak ve isteklerinin kayıt altına alınması için yapılıyor. Ama bu zaten yasalarda kayıt altına alınmış. Toplum olarak sosyal bir yapıya sahip olduğumuz için bu konularda çok duyarlıyız. Peki, bu evlilik sözleşmeleri nereden çıktı? Aslında daha çok Batı'da, Avrupa'da yapılan bir şey. Hatta insanlar ne zaman boşanacaklarını bile bu sözleşmeyle belirliyor. Bu, bireyselliğin ön planda olduğu Batı toplumlarında daha doğal karşılanabilir. Ama bizim gibi aile kurumunun daha güçlü olduğu toplumlarda çok normal değil. Evlilikten beklentileri, sadece dış dünyaya görüntü vermekten ibaret olan insanların hayatında bu anlaşmalar daha sık görülüyor. Yoksa Anadolu'da bu tip şeyler çok fazla yok. İstanbul'da giderek yaygınlaşıyor. Evlilik anlaşması yapmak yerine bizim kendi değerlerimizi örnek alsak yeter.

Eşlerin kendi aralarında yaptığı sözleşmeler de var

Yaşanılacak yer seçimi

İki tarafın ailesi farklı memleketlerde yaşıyorsa ya da aynı şehirde farklı semtlerde oturuluyorsa bu madde gündeme geliyor.

Haftada bir gün annemde kalırım

Ailesiyle aynı şehirde yaşayan, okul, iş vs. sebeplerle bile evden ayrılmamış kadınların evlilik öncesi koyduğu kurallardan biri. Çünkü kadınlar, evden ayrılmanın vereceği üzüntüyü bu önlemle biraz olsun hafifletmek istiyor.

İlk çocuğa verilecek isim

Evlilik öncesi erkeğin gündeme getirdiği en bilindik evlilik sözleşmelerinden biridir. Özellikle de Anadolu'da çok yaygın. Erkekler, ilk çocuğuna annesinin ya da babasının ismini vermek istiyor.

Bayramda kime gidileceği

Şaşırtıcı ama gerçek! Böyle bir maddeyi sözleşmeye yazanlar bile var.

Evlendikten sonra çalışırım

Aslında bu sözleşmeye eskisi kadar ihtiyaç duyulmuyor. Çünkü kadınların çalışması konusunda erkekler artık biraz daha esnek davranıyor. Ama yine de çalışmak isteyen kadınlar, işini garantiye alıp evlilik öncesinde konuyu gündeme getiriyor.
www.zaman.com.tr

İnanan insanın gerçekten psikoloğa ihtiyacı olmaz mı?

http://medya.zaman.com.tr/2010/01/03/psikolog.jpg
"İnançlı bir insanın psikoloğa ihtiyacı yoktur" gibi bir kanaat var. Psikoloğa gitmek de "deli doktoru"na gitmek gibi algılanıyor hâlâ. Gerçekte inanan insanın psikolojik dengesi de bozulabilir ve bunalımlar yaşayabilir. Bu durumu inanca bağlamak doğru olmaz. İnanan insan için kabz ve bast hallerinden bahsedilir.

Halk arasından "İnançlı bir insanın psikoloğa ihtiyacı yoktur." diye çok yaygın bir düşünce bulunmakta ve bu nedenle psikoloğa gidiyor olmak, psikolojik danışma hizmeti almak istemek "deli doktoruna" gitmek olarak alaycı ve aşağılayıcılıkla karşılanmaktadır. Peki gerçekten durum böyle mi? İnanan bir insanın psikolojik dengesi bozulmaz mı? Maalesef, İslam topluluklarında genel yaygın bir kanaat ile psikoloji bilimi aşağılanmış, hafife alınmış, psikolojik sorunlar yaşıyor olmayı inançsızlıkla eşit tutulmak gibi büyük bir gaflet içine düşülmüştür. Halbuki inanan insan da insandır ve inanan insanın da bazen ruhunun kaldıramayacağı derecede bunalımlar yaşadığı olur. Ve hatta daha da ötesi, inanan insanın problemleri inançsız bir insanın problemlerinden daha çok olabilir.

İnanan insan belli kurallar içinde yaşamaya and içmiştir. Ve bir ömür boyu o kurallarla yaşamak, çizgi dışına çıkmamak için ciddi gayret sarf eder. Hiç beklemediği bir anda çok güvendiği bir arkadaşından ihanete uğrar ama kin tutmamak için kendini, nefsini, egosunu yenmek için çabalar... Etrafındakiler yalan ile iş görmeyi bir yetenek haline getirmiştir ama o yalana bulaşmamaya yeminlidir. Oturup kalktıkları kişiler gece alemde, gündüz stres atmak için denizdedir, inanan insan yanılıp da bir kahkaha atsa, ardından "estağfirullah" diyerek hep hüzün halini korumaya çalışır... Ve inanan insan koca bir ömrünü dünyadan gam almak için değil bir bilinmeyeni ve bir "gayb"ı beklemekle geçirir...

İşte bu nedenledir ki, inançlı insanın tarifinde "kabz" ve "bast" halinden bahsedilir. Yani bazen öyle neşeli ve öyle coşkuludur ki, sanki cennetin kapıları açılmış ve cennet kokularını solukluyor gibi coşkuludur... Ve bazen de sanki ruhunda cehennem zebanileri canını daha dünyada iken alıyor gibi bunalımlıdır...

Bütün bunların yanı sıra birtakım psikolojik rahatsızlıklar vardır ki (şizofreni gibi) genetik olarak nesilden nesle aktarılır. Yaşanmış bir travmanın insan beyninde oluşturduğu kimyasal tahribatın da inanç ya da inançsızlıkla uzaktan yakından ilgisi yoktur.

Daha da ötesinde, yaşanmış birtakım acı olaylar, sadece yaşandığı ile kalmaz, beyinde birtakım tahribatlara yol açabilir. Örneğin bir anne yolda yürürken, elinden tuttuğu çocuğuna birden bir araba çarptığını görse ve kanlar içinde ölümünün şahitliğini yaşamış olsa, böylesi bir annenin sırf inanıyor olmasından dolayı ertesi gün her şeyin yolunda gitmesini beklemek insan tabiatına aykırıdır.

ESKİDEN manevi önderler vardı

İşte bu gerçeğin çok ciddiye alınması ile İslam toplumları kendi dönemlerinde psikolojiyi hiç de hafife almamış, bir inanan insanın ruhunda yaşadığı bunca gel-gitlere tarikat önderleri, şeyhler, dedeler gibi toplum önderleri sahip çıkmış ve bugünkü psikolojinin temel uğraş sahası ile bizzat kendileri meşgul olmuşlardır. Böylece hem insanların dertlerine derman olmak için ciddi fedakarlıklarda bulunmuşlar ve hem de derman arayan insanlara iman telkin etmişlerdi.

Bu açıdan değerlendirildiğinde, gerek Osmanlı'da ve gerek diğer Müslüman ülkelerde ciddi psikolojik sorunların yaşanmamasının nedeni insanların o dönemde daha inançlı olmasından değil, aksine bizzat o dönemde insan ruhu ile ilgilenen, insanı ciddiye alan doğal psikologların, manevi önderlerin görev yapıyor olmasından kaynaklanıyor.

Günümüzde "psikolog misikolog nedir, eskiden böyle bir şey mi vardı?" diye psikoloji bilimi ve onunla birlikte insan ruhunun hafife alınması ciddi bir bilgisizlik ve talihsizliktir. Maalesef, yirmi birinci yüzyılda Müslüman ülkeler psikoloji biliminde ilerleme kaydedememiş, teoriler geliştirememiş, insan ruhunun yaşayacağı sorunları görmezden gelerek ve hatta psikolojik sorun yaşamayı ciddi bir imani zafiyet olarak görerek hata yapmıştır.
ZAMAN - ADEM GÜNEŞ UZMAN PEDAGOG

Tedavisi en pahalı 10 hastalık

http://medya.zaman.com.tr/2010/01/03/hasta.jpg
Amerika'nın ünlü ekonomi dergisi Forbes, tedavisi en pahalı 10 hastalığın listesini yayımladı.

Michigan'daki Altarum Enstitü-sü'nde görevli sağlık ekonomisti Charles Roehrig'in hazırladığı listede tedavisi en pahalı hastalık ruhsal bozukluklar. Bu hastalıkların tedavisi de ilaçları da pahalı. Bunu kalp rahatsızlıkları ve kanser takip ediyor.

Ruh sağlığı bozuklukları

Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 142,2 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı ise yüzde 6. Alzheimer ve Parkinson hastalığı, depresyon, bunalım ve şizofreni gibi hastalıklar ruh sağlığı bozuklukları arasında yer alıyor. Psikiyatrik bozukluklar için maliyet artışı, faydası sınırlı olmasına rağmen yeni çıkan pahalı ilaçlar ile yükseliyor.

Kalp hastalıkları

Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 123,1 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 5. Kalp krizleri halen ülkelerin bir numaralı ölüm nedeni. Ancak, bu hastalığın masrafları düşen bir ortalamada ilerliyor. Çünkü, daha az insan sigara içiyor. Sigara kalp krizi için büyük bir risk faktörü. Kolesterol düşürücü ilaçlar da kalp krizlerini önleyebilir.

Travma (Zihin sarsıntısı)

Bu hastalığın tedavisine yaklaşık 100,2 milyar dolar harcanıyor. Arabalar artık daha güvenli olmasına rağmen, travma maliyetleri artmaya devam ediyor. Çünkü, her vakayı tedavi etmek için daha fazla para gerekiyor. Bilgisayarlı tomografi taramaları ve diğer teşhis amaçlı testler çok fazla paraya mal oluyor.

Kanser

Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 99,4 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 7. 1996 yılından 2005 yılına kadar tüm tıp maliyetlerinin artmasıyla tüm kanser tedavilerinin maliyeti de artış gösterdi. Ancak, kolon, göğüs ve prostat kanserlerinin tedavi maliyetleri iki haneli oranlarda arttı.

Göğüs hastalıkları

Bu hastalığın tedavisine harcanan miktar 64,6 milyar dolar iken, yıllık artan harcama oranı yüzde 6. Akciğer hastalıklarının bu kategorisinde astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunuyor. KOAH'ın maliyetleri, sigara içme oranlarında azalma ve birkaç iyi tedavinin varlığından dolayı yavaş yavaş artıyor.

Hipertansiyon

Hükümet bu hastalığın tedavisine yaklaşık 50,2 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 9. Yüksek kan basıncı üzerindeki maliyetler sürekli yukarı doğru tırmanıyor. Çünkü, doktorlar hastaları çoklu ilaçlarla daha saldırganca tedavi ediyor. Bu zaman periyodu boyunca, Norvacs gibi popüler birçok pahalı markalı kan basıncı ilacı bulunuyor. Eğer doktorlar, daha ucuz muadil ilaçlara geçerse, bu maliyetler gelecekte düşebilir.

Osteoartrit

Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 48 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 8. Kambur bel çizgisi artritlerin niçin maliyetinin arttığının bir sebebi olabilir. Obezite de artritler için büyük bir risk faktörü. Vioxx ve Celebrex gibi pahalı ilaçların ise 2000 yıllarında tedaviye eklenmesiyle masraflar daha da arttı. Vioxx isimli ilaç, 2004 yılında kalp krizi riskini artırdığına dair bağlantı ortaya çıkınca piyasadan toplatıldı. Pfizer tarafından satılan Celebrex ise toplatılan ilaç kadar popüler değil.

Sırt problemleri

Hükümet sırt problemlerinin tedavisine yaklaşık 40,1 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 9. Maliyetin büyük çoğunluğunu omurilik ameliyatları oluşturuyor. Bir nedeni ise sırt ameliyatlarının giderek daha karmaşık ve pahalı olması. Sırt ağrısını tedavi etmek için narkotik ilaçlar daha fazla popüler oluyor. American Medical Association dergisinde yayınlanan bir çalışma, tüm harcamaların insanların daha iyi hissetmesine yardımcı olmadığını göstermiş.

Böbrek hastalığı

Hükümetin böbrek hastalığının tedavisi için ödediği miktar ise yaklaşık 35,9 milyar dolar. Yıllık artan harcama oranı yüzde 13. Diyalizin icadı böbrek yetmezliği tedavisinin biçimini değiştirdi. Böbrek hastalığı için diğer pahalı tedavi ise eritropoietin hormonu (EPO), böbrek hastalarındaki kansızlığın tedavisi için Amgen firması tarafından geliştirilmiş bir ilaçtır.

Şeker hastalığı

Hükümet, şeker hastalığının tedavisine yılda yaklaşık 35,8 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 8 civarında. Yaklaşık 24 milyon Amerikalı şeker hastası varken, Türkiye'de ise bu rakam tahminen 3 milyon 200 bin. Ancak, bu sayı obezitenin yayılmasıyla her geçen yıl daha da artıyor. Maliyetlerin daha yüksek olmamasının nedeni ise şeker hastalığı ölümlerinin birçoğunun kalp hastalığından kaynaklanıyor olması. Bunun maliyeti de ayrı olarak değerlendiriliyor.
zaman.com.tr

En iyi 10 diyet yiyeceği

http://medya.zaman.com.tr/2010/01/03/ym_diyet_k.jpg
Ne yediğinize dikkat ediyorsanız, en az kaloriyle en fazla besin öğesini karşılayan yiyeceklere odaklanın. Çünkü, daha az yemeniz diyetiniz için ihtiyacınız olan tüm besinleri ve memnuniyeti alamayacağınız anlamına gelmiyor. Ehow.com'da yer alan habere göre, en iyi sonucu almak için beslenmenize ekleyebileceğiniz 10 yiyecek:

Yağlar: Yemeklerinizde margarin ya da tereyağının yerine kullandığınız aspir, zeytinyağı ya da kanola yağı, diyetinize faydalı tekli doymamış yağ asitleri eklemeye yardımcı oluyor. Bu yağ, kötü kolesterol seviyesini düşürerek kalp hastalığı ve felç riskinizi düşürmeye yardım ediyor.

Elma ve armut: Elma pektin içeriyor. 2007 yılında Georgia Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, pektinin prostat kanseriyle savaştığı bulundu. Pektinin diğer yararları: kolon kanseri hücreleri üzerinde etkilidir, kolesterolü ve glukoz seviyesini düşürür. Hem elma hem de armut mükemmel lif kaynağıdır, bunlar da sizin uzun süre tok hissetmenize yardımcı olur.

Çilekler: Antioksidan ve lif bakımından zengin olan çileklerin porsiyon kontrolü kolaydır, tatlı atıştırmalıklar yerine sağlıklı ve ideal çerez gibidir.

Avokado: Tekli doymamış yağ içermesinin yanında, avokado iyi bir potasyum, lütein, B vitaminleriyle E vitamini kaynağıdır. Kremalı tadı ve şekli sandviçlerinizdeki mayonezin yerine geçer. Avokadoyu domates ve havuç gibi antioksidan bakımından zengin yiyeceklerle eşleştirirseniz, vücudunuzun antioksidanları absorbe etme yeteneğine katkıda bulunursunuz.

Yumurta: Sadece 75 kalori olan yumurta, yüksek kalitede protein ve birçok çeşitli besin öğesi sağlıyor. Bunlardan biri olan kolin, beyin fonksiyonları için çok önemlidir. Yumurtanın çok yönlülüğü onu her yemek için bir seçenek yapıyor. Yumurtayı, kahvaltıda omlet, atıştırmalık için çok haşlanmış olarak tüketebilir, salatalara doğrayabilir ya da akşam yemeği için İtalyan omleti (frittata) şeklinde yiyebilirsiniz.

Kırmızı biber: Keskin tadının yanında, biberdeki içerikler (kapsaisin) metabolizmaya ılımlı bir destek sağlıyor.

Somon balığı: Çok iyi bir omega-3 kaynağı olan somon balığı, vücudunuzun üretmediği gerekli yağ asitlerini sağlıyor. Yağ asitleri sağlıklı beyin fonksiyonlarını sağlarken kalp hastalığı ve felç riskini azaltıyor. Omega-3 yağ asitleri, aynı zamanda kanser ve eklem iltihabı risk faktörlerini önlemeye yardımcı.

Kabuklu yemişler ve çekirdekler: Yer fıstığı toplam kolesterolü düşürüyor. Badem ise kolesterolü düşürmeye yardım ediyor, kalp hastalığını önlüyor ve kanserle savaşan özelliklere sahip B17 vitamini içeriyor. Ceviz damar fonksiyonunu düzenliyor. Kabak çekirdeği prostat sağlığında faydalı ve erkeklerde kemik yoğunluğunu geliştiriyor.

Bitter çikolata: Antioksidan bakımından zengin olan ve doğal bir antidepresan olan serotonin içeren bitter çikolata, ayrıca iyi bir endorfin (mutluluk hormonu) kaynağıdır. Kan damarlarını gevşetir ve kan basıncının düşmesine yardım eder. Ancak porsiyonlarınızı küçük tutmayı unutmayın.
zaman.com.tr
Tam tahıllar: Karmaşık karbonhidratlar, kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardım ediyor. Büyük bir lif kaynağı olan tam tahıllar, mide ve kolon kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir.

Midyat’ta 2009'a Damgasını Vuran Olaylar

http://www.hosresim.com/data/media/1041/midyat.jpg
2009 yılını acı ve tatlı olayları ile arkada bırakıp yeni bir yıla başlamanın sevinç ve hüznünü bir arada yaşadık.

2009 Midyat açısından birçok tarihi olaylar yaşandığı bir yıl oldu. 2009 yılında önemli gördüğümüz ve bildiğimiz bazı olayları hatırlatmak bakımından sizler için derledim.

Dünyada ve özellikle ülkemizin de içinde bulunduğu bölgede çok önemli olayların yaşandığı bir yılı daha geride bırakırken, 2010 yılının ülkemiz için Midyat için, tüm dünya insanları için huzurlu, güvenli ve başarılı bir yıl olmasını dilerim. Değerli Mardinli ve Midyatlı hemşehrilerimin yeni yılını içtenlikle kutluyor, sağlık, mutluluk, esenlik ve başarı dolu nice yıllar diliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Mardin Artuklu Üniversitesi senatosunun Midyat'ta fakülte ve meslek yüksekokulu açılmasını kararlaştırması ilçede sevinçle karşılandı. 25.12.2009

Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Galatasaray Yönetici ve İşadamları Derneği'nin (GSİYAD) Mardin'in Midyat ilçesinde yaptırdığı Galatasaray Futbol Okulu'nun açılışını yaptı. 04.12.2009

Midyat karayolunda bir minübüsün şarampole yuvarlanması sonucu meydana gelen kazada 8 kişi hayatını kaybetti, 20 kişi de yaralandı. 26.11.2009

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Üyesi Ali Suat Ertosun, bir dizi inceleme için Midyat'a geldi. 21.11.2009

Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Mardin'in Midyat İlçesine geldi. Esnafı ziyaret eden Yılmaz, bir düğüne katıldı, ikram edilen şerbeti içti. 26.10.2009

Mardin'in Midyat ilçesinde ilk özel ilköğretim okulunun temeli atıldı. 14.09.2009

Din alimi Ömer Uludağ İnnebuni (88), Mardin'in Midyat ilçesine bağlı Gelinkaya beldesinde toprağa verildi. 07.09.2009

Süryaniler mor gabriel manastırının kuruluşunun 1613. Yılını kutladılar 01.09.2009

Midyat Kaymakamı Fatih Akkaya, görevine başladı. 24.08.2009

Midyat ilçesinde Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından yaptırılan 150 yataklı devlet hastanesinin inşaatına yeniden başlandı. 27.06.2009

Mardin Artuklu Üniversitesi Midyat Meslek Yüksek Okulu ilk mezunlarını vermenin gururunu yaşıyor. 17.06.2009

Midyat ilçesinde kadınlar, genç kızlar ve yoksullar için inşa edilecek Çok Amaçlı Toplum Merkezi (ÇATOM) merkezinin temeli atıldı. 01.05.2009

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ilk bürosunu Mardin'in Midyat ilçesinde düzenlenen bir törenle açtı. 23.04.2009

Türkiye Sahat Acenteleri Birliği (TURSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, Midyat ilçesinde dört yıldızlı Grant Etsel otelin açılışını yaptı. Açılışa katılan Rojin hayranları ile buluştu. 19.04.2009

Midyat ilçesinde yer alan 3 köy ile Mor Gabriel (Deyrul Umur) Manastırı arasında devam eden dava nedeni ile yer belirleme ve sınır tespiti için bugün keşif yapıldı. 07.04.2009

Eski Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Süleyman Soylu, seçim çalışmaları kapsamında Mardin'in Midyat ilçesine geldi. 11.03.2009

Midyat ilçesi Şırnak karayolu üzerinde meydana gelen trafik kazasında bir kamyon ile taksinin çarpışması sonucu 5 kişi hayatını kaybetti, 1 çocuk ağır yaralandı. 14.02.2009

Midyat ilçesinde Filistin halkı yararına kermes düzenlendi. 22.01.2009

Midyat ilçesinde, düzenlenen 'Filistin'e destek' konferansına konuşmacı olarak Gazeteci- Yazar Abdurrahman Dilipak katıldı. 22.01.2009

Midyat ilçesinde, sivil toplum kuruluşları tarafından İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarını protesto amacıyla miting düzenlendi. 09.01.2009
Selahattin EROL
salahattinerol@mynet.com

Dargeçitte 50 Kız Okuma Hayaline Kavuştu

http://www.habermardin.com/News_Picture%5C9561160234773049.jpg
Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı köylerde okuyamayan kız öğrenciler okullu oldu.

Dargeçit ilçe Kaymakamı Oğuzhan Bingöl, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Cengiz, Dargeçit Lisesi Müdürü Cengiz Kılıç ve bir grup bayan öğretmen tarafından sosyal yardımlaşma vakfının katkılarıyla 17 köy gezilerek 50 genç kız okula kazandırıldı.

Maddi durumları kötü olduğu için taşımalı olarak eğitim göremeyen kızlar yatılı ilköğretim bölge okuluna yerleştirildiler

Kız öğrencilerden sorumlu Dargeçit lisesi öğretmeni Refika Avşar konuyla ilgili yaptığı açıklamada “yatılı ilköğretim bölge okulunun bir katı öğrencilere tahsis edildi.Yeme, içme, giyinme, ısınma gibi her türlü maddi ihtiyaçları sosyal yardımlaşma vakfı tarafından karşılanmaktadır.her akşam saat 18.00 ile 20.00 saatleri arasında başlarındaki nöbetçi öğretmenler eşliğinde etüt çalışmaları yapılıyor.kızların 13 tanesi ilçedeki kız meslek lisesine , kalan kısmı da Dargeçit lisesinde öğrenimlerine devam ediyor.ayrıca sınavların yoğun olduğu dönemler de öğrenciler hafta sonu da kalıp etütlerden faydalanabiliyor. 10 kişilik gruplardan oluşan öğrencilerin yeme, içme, ders notları, okulda ki durumları gibi her şeyleriyle rehber öğretmenleri ilgileniyor.” Diye konuştu.

Köyden okumak için gelen Nurhan Aygün ise : “8.sınıf bittikten sonra bir daha okula gidemeyeceğim için çok üzülüyordum. Hayallerimi orda bırakmam ve sonlandırmam gerekiyordu. Benim de öbürleriyle eşit haklara sahip olmam gerekiyordu ve üzülüyordum Tam da ümitlerimin tükendiği noktada yardım eli uzattılar ve şimdi hayallerimi gerçekleştirmek için okuyorum. Okumanın kıymeti bilinmeli, bunu öğrendim. Herkese teşekkür ediyorum. ”dedi.
habermardin.com

Mardin'deki tapınakların 4 bin yıl öncesine dayandığı bilimsel olarak kanıtlandı

Bilim adamları, Mardin'de bulunan Deyrulzafaran, Zindan ve Mor Yakup Kilisesi'nin tarih sahnesindekini yerini, buralardan alınan kemik, taş ve toprak parçalarını kullanarak laboratuar ortamında yapılan analizlerde, 1500'li yıllara ait olduğu tahmin edilen tapınakların günümüzden 3830 yıl öncesinde yapıldığı ortaya çıktı.
http://www.mardinlife.com/haberler/resimler/mardinlifeeskimardin.jpg
Bilim adamları, Mardin'de bulunan Deyrulzafaran, Zindan ve Mor Yakup Kilisesi'nin tarih sahnesindekini yerini, ''Lüminesans'' tarihlendirme yöntemini kullanarak tespit etti.

Tapınaklardan alınan kemik, taş ve toprak parçalarını kullanarak laboratuar ortamında yapılan analizlerde, 1500'li yıllara ait olduğu tahmin edilen tapınakların günümüzden 3830 yıl öncesinde yapıldığı ortaya çıktı. Yeni tarihlendirme bilgisi, bilim dünyasında yeni heyecanlar yaratırken, araştırma sonuçları uluslararası literatürdeki yerini aldı. Konu hakkında bilgi veren AÜ Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Niyazi Meriç, Lüminesans Araştırma Laboratuarlarındaki çalışmalara Denizli ve Pamukkale'deki fay hatlarının yaşını hesaplayarak başladıklarını anlattı.

Daha sonra Türk Tarih Kurumunun talebi üzerine Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Kuru köyündeki ''Ermeni toplu mezarları olduğu'' iddia edilen mezar örneklerini incelediklerini belirten Meriç, bu mezarların M.Ö 257-597 yıllarında zengin ailelerin özel olarak yaptırdıkları ''aile mezarları'' olduğunu ortaya koyduklarını anımsattı.

Meriç, son çalışmalarında ise Mardin yakınlarındaki Deyrulzafaran Manastırı'nın altında bulunan Hurrilerden kalma güneş tapınağının temelinden alınan kemik ve toprak numunelerin AÜ Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği bölümünde bulunan Tarihlendirme Araştırma Laboratuvarı'nda, başkanlığını yürüttüğü ve aralarında doktora öğrencisi Mehmet Koşal'ın bulunduğu bir ekip tarafından Lüminesans Tarihlendirme yöntemiyle incelendiğini belirtti.

Meriç, bölgenin tarih araştırmasının ilk kez yapıldığını belirterek, araştırmalarının sonunda tapınağın temelinin günümüzden itibaren 3830 yıl önce atıldığının tespit edildiğini bildirdi.

Deyrulzafaran Manastırı'nın, 1293-1932 yılları arasında Süryani Kadim Patrikliğinin merkezi olduğu kabul edildiğini, yazılı kaynaklara göre, yapının M.S. 5. yüzyıldan bu yana Süryani manastırı olarak kullanıldığını aktaran Meriç, manastırın temelinden alınan toprak numunesinin yaş değerlerinin günümüzden 3830 yıl öncesine karşılık geldiğini belirtti.

Mardin-Nusaybin yolu üzerindeki Dara antik yerleşim merkezinin çok yakınında, inşa tarihi bilinmeyen, büyük kesme taşlardan oluşan ve halk arasında Zindan olarak adlandırılan yaşı bilinmeyen yapıyı da incelemeye aldıklarını kaydeden Meriç, yaptıkları analizlerde de bu yapının inşa tarihinin M.S. 448 olarak belirlendiğini söyledi.

Meriç, ayrıca Nusaybin ilçesinin sınırında yer alan Mor Yakup Kilisesi'nin M.S. 7. yüzyılda inşa edildiğini veya tadilat gördüğü sonucuna vardıklarını da bildirerek, bu tarihlendirmenin, manastırın ikinci parlak döneminde tadilat geçirdiğini gösterdiğini dile getirdi.

''KEMİK SİNYALLERİ İLK KEZ LİTERATÜRDE''

Tarihlendirme çalışmasını doktora tezi olarak yayımlayan Dr. Mehmet Koşal ise bölgedeki toplu mezarlardan toplanan kemiklerle taş, toprak, çanak ve çömlek parçalarını OSL yöntemiyle analiz ettiklerini ifade etti.

Türkiye'nin daha önce bilimsel tarihlendirme çalışmaları için yurt dışına bağımlı olduğunu, ancak laboratuvarlarındaki bilimsel birikimle artık bu çalışmaların Türkiye'de de yapılmasının önemine işaret eden Koşal, ''Çalışmamızın geldiği nokta, Türkiye'nin de bilim yarışından dünya ile yarışacak noktaya geldiğini ortaya koydu'' diye konuştu. Koşal, araştırma sonuçlarını uluslararası dergilerde yayımladıklarını ve sonuçların uluslararası literatüre girdiğini kaydetti.

Mehmet Koşal, daha önce Carbon 14 yöntemiyle yurt dışında tarihlendirilebilen kemik analizlerinden de ilk kez tarihlendirmede kullanılan sinyaller aldıklarını, bu konuyla ilgili bilimsel makalelerin de uluslararası dergilerde yayımlandığını bildirdi.
mardinlife.com